BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
189
Dün
:
4633
Toplam
:
14961469
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Bir Yastıkta
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu yazımı eşi Alzheimer hastası olan değerli dost,bilge insan Sayın Yavuz Ergüven Beyefendiye ithaf ediyorum. (Bkz.BİR MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI DURSUN KAPTAN, YA DA KILIÇ REİS) yazım.



Bir yastıkta kocayın ya da bir yastıkta kocasınlar derdi büyüklerimiz. Şimdi söyleyince “eski zaman temennisi” diyorlar. Neden eski? Ne değişmişte eski olmuş? Kelimeler mi eskimiş, temsil ettiği güzellik mi eskimiş. Yoksa biz mi eskidik farkında olmadan.

Biz çocukluğumuzda uzun yastıklarda uyurduk. Tabi büyüklerimizde. İki yanı dantelli, ama yastık başları illaki koyu kırmızı ya da bordo parlak jarse kumaşından. Bordo renk bir sıcaklık bir huzur verirdi.
Evlenme çağına gelmiş genç kız, çeyizi içinyastık kılıfı hazırlıyorsa iki kenarınarenkli kanaviçede işlerdi.
Biz çocuklar neyse de karı koca, başlarını bu uzun tek yastığakoyarlardısevgi ve huzur içinde.Şimdi kalmadı o eski uzun yastıklar. Güya Avrupalı olduk, medeni olduk. Filmlerdeki yatak odalarıyla, reklamlarda ki çift yastıklı yatak takımlarıylabeynimizdeki yatak odamıza girdiler. Önce yastıklarımızı ayırdılar.

Ayrı yastıklarda yatarak hürriyetimizi kazandık. “Önce göz göze, sonra el ele, sonra dizdize, sonra biz bize, sonra dötdöte, sonra git öte” alayları ile sevgimize ambargo koydular. Yeni evlilere“Bir yastıkta kocayın”diyorlar ya,lafın gelişi, ama iki yastıkta yatırıyorlar.

Sonra yatakları ayırma modası başladı. Yeni yetişme, sonradan görme hanımlar birbirlerini kışkırtılar, “Hayatım yatakları ayırdık, çok rahat ettik.”

Bundan sonra hiç olmazsa “bir yatakta kocayın” mı diyecekler. Demeye başlamışlar bile çünkü kocaman evlerde yaşayanlar artık yatak odalarını da ayırıyorlar.

Biz bu hallerdeyken İngilizler hâl⠓Husband on pillow” diyorlar, yani bir yastıkta kocayın.
Bu günün gençleri, yıllar sonra öğrenecekler ki hayat yaşayarak öğreniliyor, okuyarak, ya da ondan bundan dinleyerek değil. Birbirine sımsıkı sarılmadan geçen beyhude yıllarına acırken yaşlandıkça daha bir sıkı sarılacaklar birbirlerine…

Ne güzel anlatıyordu Rahmetli Barış Manço “bir yastıkta kırk yıl şarkısı ile.

Babaannem dedemi ilk gördüğü gün
Tam yüreğinden vurulmuş
Dedem şöyle bir çapkınca bakıp
Hafifçe bıyığını burmuş

O zamanın erkeği pek bir ağırmış
Kızları ise pek bir hoşmuş
Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl

Ufacık bir yuva nohut oda bakla sofa
Ama sapasağlam ayakta
Çeyiz dedikler yorgan yastık
İki sandık iki de bohça
Gözleri hala dolu dolu oluyor
Dedemin adını andıkça

Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl

Bizimde 41 yıl oldu çok şükür bir yastıkta.
Ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlı, uğurlu, sağlıklı, mutlu, huzurlu güzel bir yıl diliyorum.

09.01.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00