BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4633
Toplam
:
15018643
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR GAZETE HABERİ ve SADRAZAM ÂLİ PAŞA (5 MART1815 - 7 EYLÜL1871 )
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Antalya'nın Kemer İlçesi'nde, tartıştığı eşi 38 yaşındaki Nursen Şengül'ü benzin döküp ateşe verirken, kendisi de yanarak hastanede hayatını kaybeden gemi mühendisi 48 yaşındaki Zekai Şengül, Düzce'de toprağa verildi. Cenazede hocanın 'nasıl bilirdiniz' sorusu ise yanıtsız kaldı.Konuralp Merkez Camiindeki cenaze namazına Şengül’ün az sayıda akrabası katıldı. Camide öğle namazını kılan cemaatin büyük bölümü cenaze namazını kılmadan ayrıldı. Cenaze namazını kıldıran imamın, “Nasıl bilirdiniz?” sorusuna katılanlar cevap vermedi. Cemaat helallik verdi.

Gazetede okuduğum bu haber bana Sultan Abdülaziz’in Sadrazamı Mehmed Emin Âli paşanın cenaze törenini hatırlattı.

Âli Paşa vefat ettiğinde cenaze namazı Eminönü’ndeki Yeni cami de kılınır. Ölen zat devlet büyüğü olduğundan cami cemaati hayli kalabalıktır. Cemaatin kalabalık oluşundan mıdır nedir, müezzinler birbirlerinin sesini tam anlamayıp irtibat kuramazlar. Cenaze namazına başlanılmasında sıkıntı yaşanır. Nihayet, Yenikapı Mevlevi hanesi Şeyhi Osman Efendi, tezkiyeye kıyam ile (cenaze namazında ayakta durarak mevtayı temize çıkarma) üç defa “Büyük bir zat olan ve devlete çok güzel hizmetleri olan bu zatı nasıl bilirsiniz“ diye sorar. Kimseden lehinde veya aleyhinde bir cevap gelmez.

Hâlbuki cemaatin birinci ve ikinci sırası bizzat Âli Paşanın akraba ve dostlarıdır. Onlardan da bir ses çıkmaz. Sanki herkesin ağzı kilitlenmiştir. Bu umumi sükût hazır bulunanlara acayip bir dehşet verir. Bir cenaze tezkiyesinde yaşanan bu sükûnetin evlat ve akrabasına ne derece tesir edeceğini tarif etmek mümkün olamaz. Orada bulunan ve bu hali yaşayan devlet adamları bu olayın o kadar tesiri altında kalırlar ki, benim cenaze namazımda da böyle bir olay yaşanır mı korkusu ile o günden sonra ucu halka dokunacak bir karar vermekten sakınır olmuşlar.

Sultan Abdülaziz, Şüray-ı Devlet (Danıştay) ve Divan-ı Ahkâm’ı (Yargıtay) kuran büyük devlet adamı Sadrazamı Âli Paşayı hiç sevmezmiş. Âli paşa ile ilgili bir meseleden dolayı canının sıkıldığı bir gün kendi kendine “ Allah şu âdemi başımdan kaldırsın” diye söylenir. Başmabeyincisi Hasan Bey “ Efendimiz niçün üzülüyorsunuz, azledersiniz başınızdan kalkar” deyince, hiddetlenen padişah “çık dışarı ben onu azletmeği senin kadar bilmiyor muyum? Azledip de Avrupa da bu kadar tanınmış bir adamın yerine kimi getireceğim” diye tekdir ederse de Âli Paşanın vefatını duyduğunda da ziyadesiyle memnun olur. Zira devlet idaresinde muktedir olan Âli ve Fuad paşaların nüfuzu altında kalmaktan hep şikâyet edermiş. Önce Fuad Paşanın hemen arkasından da Âli paşanın ölüm haberi geldiğinde “işte şimdi serbest oldum” dediği rivayet olunur.

Âli paşanın naaşı Süleymaniye Camii haziresine defnedilir. Ölümünden sonra yazı takımlarını Prens Bismarck’ın (Alman devlet adamı) satın aldırdığı bilinmektedir.

19.12.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00