BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4633
Toplam
:
14105493
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
NERESİNE YAPIŞTIRILACAK
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, son günlerde bir yandan dolardaki yükseliş bir yandan da vergilerdeki artışlar fiyatlara zam olarak yansıyor. Böyle durumlarda cennetmekân babam bir iç çekişten sonra “yırtılan tüfekçi Bekir’in yakası” derdi. Kimdir bu zavallı Bekir bilemem. Ben biraz bu işe mizahi tarafından bakarak T.B.M.M Zabıt Ceridesi yüz üçüncü İçtima. 19.05.1926 Çarşamba günkü Malatya mebusu Mahmut Nedim Bey’in, istihlake mahsus defterlere pul ilsakı (yapıştırılması) meselesinde, bayi ve müşterinin müştereken mesul tutulması hakkında takriri üzerinde yapılan komik görüşmelerden yaptığım alıntıları sonuna kadar okumanız dileği ile arz ediyorum. Umarım beğenirsiniz.

RAHMİ BEY (TRABZON) - Mesela İstanbul’da Orozdibak gibi vesaire ticarethaneler mal satıldığı zaman pusula tanzim eder. Gişeye gidersiniz parayı verirsiniz malı alırsınız. Bunlara mahsustur. Hâlbuki ki tatbikatta böyle yapılmamıştır. Bütün perakendecilere teşmil edilmiştir. Malümaliniz satış pusulasıda fevkalade külfettir. Binaenaleyh bu kanunun tasrih ettiği tarzda yapmak lazımdır. Öteden beri satış pusulası tanzimi itiyadında bulunmayan perakendecilerin yapacağı muamele, deftere yazmak ve müşteriye pulunu vermekten ibarettir. Ayrıca bir satış pusulasıyla onları mükellef tutmak bir külfettir. Okuyucu meraktan kurtarayım; Orozdibak, 1840 lı yıllarda İstanbul, Bahçekapı’da kurulduğu rivayet edilen İstanbul’un Avrupai giysiler satan en büyük mağazalarından biridir. 1896 yılında bisiklet satışını da başlatarak çığır açan bir müessese imiş

EMİN BEY (ESKİŞEHİR) – Hükümet-i Cumhuriye şimdiye kadar sabık hükümetlerin ağzına alamadığı ve ismini söyleyemediği reji gibi, aşar gibi hakikatten bir memlekette mani terakki olan iki büyük düşmanı yok etmiştir. Çiftçi için hakikaten büyük bir inkişaf yolu açmıştır. Ancak bu kadar mühim olan ve devletin varidatında esas teşkil eden bu vergiler kalktıktan sonra bunu yerine konulacak herhangi bir vergi böyle bir sarsıntı yapabilirdi.

REŞİT BEY (MALATYA) - Efendim bendeniz görüyorum ki bunda suiistimal oluyor. Bu suiistimalin önüne geçmek çaresini bulmak lazımdır. Bir mebus hıyar almaya gidiyor. Mebus olduğu için satıcı (korkudan) ona pul yapıştırıyor. Bir köylü gidiyor satıcı pul parasını alıyor, pulu yapıştırmıyor. Sonra neresine pul yapıştırsın, ıspanağın neresine yapıştırsın. Arz ettiğim gibi pırasanın ıspanağın pancarın yapışacak mahalli yoktur.

MAZHAR MÜFİT BEY (DENİZLİ) – Tabibin(doktorun), malumâlileri vizite parası cebine konur. Tabibin dur bakalım beyefendi; kaç para verdinse sana (o kadar) pul vereyim demesi olur mu? Sonra efendiler tatbikatta bazı hatalar vardır. Mesela buz alıyorsunuz. Pul yapıştırılıyor düşüyor. Mühür basamaz. Yazı yazamaz şimdi ne olacaktır. Halkın vermekte olduğu paranın tamamen hazine-i millete girip girmemesi meselesidir. Kontrol meselesi güçtür. İşte kendimizi misal gösterelim. Gidip bir şey alıyoruz, pul parası veriyoruz. Pul yok, ben buraya yazarım, diyor·.

Şimdi ne lazım geliyor? Ya pulları yapıştır (Satıcıya), ya yazdığınızı görelim demeğe mecbur oluyoruz. Bu doğru değildir. Acele bir şey olursa ya pul ver ya yaz görelim bu olur mu? Yani demek istiyorum ki buna imkân yoktur. Binaenaleyh verilen para tamamen Hazine-i millete girmiyor.

HASAN BEY (MALİYE VEKİLİ) - Reşit Bey arkadaşımız tatbikatta gördüğü şeyleri bilmem talimatname icabı mı, kanun icabı mı telakki ettiler, yoksa latife olsun diye mi söylediler: Pırasaya, lahanaya, buza pul yapışmazmış. Pırasaya lahanaya pul yapıştırılması meselesini nereden çıkardılar anlamıyorum. Vakıa ben de görüyorum. Alış-veriş ettiğim zaman kese kâğıdına pul yapıştırıyorlar Mükellefin cebinden çıkan para ile Hazineye giren paranın farkına gelince; mükellef para verir, bunun hazineye girmesini temin için pulu istemezse 'benim kabahatim nedir?” Bu kadarcık bir zahmeti olsun ihtiyar etmezse ve parayı cebinden verdikten sonra «yahu; pulumu ver» demezse ben ne yapayım.

Halkımızın Hazine lehine olarak bu zahmeti ihtiyar etmesi gayri kabil-i iktiham bir vaziyet midir arkadaşlar? (Pul yoktur sesleri). Yevmiye bir buçuk milyon pul tabettiriyorum. 39- 40 milyon tevzi ettim. 4 milyon da posta ve diğer pullardan vardı. Onları da tevzi ettim ve her gün tevzi etmekteyim. Keşke, tevzi ettiğim pullar paraya inkılap etse.

Kimi satış pusulasını tercih ediyor, bunu sarahaten tercih edenler vardır. Kimi akşamdan akşama bir defa pul yapıştırmak üzere alelumum muamelatı müfredat defterine kaydetmek suretiyle defter tutmayı tercih ediyor, her ikisini de kabul ettik. İsteyen öyle yapsın, isteyen böyle yapsın. Elverir ki pulunu yapıştırsın o pulun yapıştırıldığını biz görelim. Her muamele için ayrıca pul yapıştırmak ve pusula kesmek mecburiyetini akşamdan akşama yekûn muamelatı itibariyle yapıştırabilmek suretiyle tadil ediyoruz.

İmkânı var mıdır ki, her dükkâna bir memur ikame edelim de bütün muamelatı kontrol ettirelim. Bunun meyanında kontrol yaparken bir dükkâna da uğrayıp, Oğlum satış defterini ver bakalım, istihlak yekûn muamelesi ne olmuştur? Kaç günlük muameledir, ne yol takip ediyor, buna bakacaktır. İhtimal ki arada suiistimal yapan bulunabilir. Bunu yapan adamlar maalesef her memlekette vardır. Yaptığı muamelelerden bir kısmını deftere yazmayabilir. Bizim elimizde yalnız bir kontrol kalıyor. Yalnız akşamdan akşama pul yapıştıran esnafın; 10-15 gün sıra ile muntazaman defterini görmek lazımdır. Bir dükkânın 15 günlük, bir aylık her günkü, yaptığı muamelatı, o dükkânı yaşatmak için zaruri olan muamelatı var mıdır, yok mudur? Onu meydana çıkarmaya kâfidir.

Bir dükkân vasati bir aylık muamele yapmıştır, defterine bakmışım 1.200 kuruşluk vasati hasılatı var. Dükkâna bakıyorsun, 200 lira kirası var, içinde üç tane memur var ki beş yüz lira da maaş alıyorlar. İnsan demez mi ki sen bu dükkânı fisebilillah tasadduk (sadaka) için mi açtın. Burası sebilhane mi, tasadduk için mi açtın? Çünkü defterinde gösterdiğin muamelatın yekûnu o kadar dundur ki,(altta, aşağıdadır ki) ; gösterdiğin muamelenin üzerinden yüzde yüz kazanç versen masrafını çıkaramazsın, burayı niçin açtın?

Mecliste görüşmeler zaman zaman karşılıklı latifeler ile süredursun rahmetli öğretmen Kamil Öztürk diyor ki; bağımsızlardan Hamdi Ağa, pastırma ve helvanın üstüne de etiket yapıştırılamayacağını söyledikten sonra “o yere gittiğinizde” (genelev) neresine yapıştıracaksınız diye de sormuş ama ben kayıtlarda bulamadım.

Bizde, 1 Ocak 1984 tarihinde yürürlüğü giren vergi iade yasası gereği olarak, ücretlilerin, memurların, emeklilerin, bunların eş ve çocuklarının ve bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının kira giderleri hariç, ev eşyaları, yiyecek, giyecek için yaptıkları harcamalar ile eğitim ve sağlık harcamaları için yaptıkları harcamaları belgeleyen fişler toplamıştık. Hayatımızı olumsuz etkileyen bir kâbus gibiydi.

Günlerce süren bu uzun ama enteresan görüşmeleri T.B.M.M Zabıt Ceridesi Yüz Üçüncü İçtima 19.5.1926 Çarşamba tutanaklarından okuyabilirsiniz.

05.12.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00