BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
4633
Toplam
:
14967744
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
24 KASIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Öğretmenler günü olarak coşku ile kutlanır… dı.
Şimdi de kutlanıyor ama biraz daha buruk. Atatürk’e sorarlar - Paşam Milletvekili maaşlarını ne kadar yapalım? “Öğretmen maaşlarını geçmesin!” diye cevap verir. Şimdi öylemi ya?

Ortaokuldan itibaren her yıl birinci dönem karnesinde en az dört zayıf getiren ve orta öğretimi ıstırap içinde geçen ben, öğretmenlerimi hep içim sızlayarak yâd ederim. Okullarımızı bitirip elimiz ekmek tuttuktan sonra daha yakından tanıma fırsatını bulduğumuz bu değerli insanların hayatlarını neden talebeleri iken öğrenmedik diye hayıflanırım. Okullarda öğrencilerin çıkardığı duvar gazetelerinde her şeyden önce öğretmenlerinin özgeçmişlerini yayınlamaları onları daha iyi tanımalarında çok yararlı olacaktır. Bu köşemde okul yıllarımız ve hocalarımızla ilgili çok yazılarım oldu ama ben bu gün eski Yozgat’ın unutulamayan hocası cennetmekan Fazlı Bilecen’i rahmetle anarak iki anısını anlatacağım.

Trabzon’a tayini çıkar. Yozgat’tan at arabasına yüklediği birkaç parça ev eşyası ile Samsuna oradan da vapur ile Trabzon’a varırlar. Bir ev bulup başlarını sokarlar. Fazlı Bey, tayin olduğu okulda öğretmenliğe başlar. Üç ay geçer Fazlı Beyin maaşı bir türlü gelmez. Eldeki para ile idare edilirse de hazıra dağ dayanmaz derler, oda biter. Fazlı Beyin eşi son çare “al şu küpeleri götür sat, bir süre de onunla idare edelim” deyince Fazlı Bey küplere biner alır küpeleri valinin makamına dayanır. Büyük bir hırs ile valinin karşısına dikilir, avucunda tuttuğu küpeleri valiye uzatarak “vali bey ben üç aydır maaş alamıyorum. Karım bana al bu küpeleri sat dedi, bir erkek için bundan daha ağır bir zillet olabilir mi” der. Fazlı beyin feveranından ve içine düştüğü durumdan etkilenen Vali Bey hemen defterdarı arar Fazlı Beyin üç aylık maaşı olan 6 liranın ödenmesi emrini verir. Fazlı bey teşekkür edip makamdan çıkmak için kapıya doğru yöneldiğinde vali bey “bir dakika Fazlı Bey” diyerek durdurur. Sonra şöyle söyler “Fazlı bey, buradan çıktıktan sonra gittiğiniz yerlerde lütfen şunu söyleyiniz, bu ülkenin maarifi kasasında 9 lira varken 6 lirasını öğretmene verecek kadar milli eğitime önem vermiştir.”

Yozgat Lisesinde öğretmenlik yaparken bir ders sırasında müstahdemlerden birisi gelerek kendisini müdür beyin çağırdığını söyler. O günlerde milli eğitim müfettişleri de okulda teftişteler. Müfettişlerden birisi müdür odasında öğretmen listesini incelerken öğretmenlerin arasında Fazlı Bey’in ismini görünce okul müdüründen kendisini çağırmasını ister. Fazlı bey “ buyurun müdür bey” diyerek müdürün odasına girer. Okul müdürü “ben istemedim müfettiş bey istedi” der. Müfettiş oturduğu sandalyeden “ hocam ben sizin filan okulda filan numaralı talebenizim adınızı görünce istettim. Beni hatırladınız mı? “ Diye sorar. Fazlı Bey hatırlar ama gördüğü muamele çok gücüne gittiğinden “hatırlayamadım” diye cevap verir. Müfettiş hatırlaması için birkaç şey söylerse de yine “hatırlayamadım” cevabını verir, müsaade isteyip dersine döner. Sınıfa döndüğünde talebelerine “Looo! Bana bakınhele, sizin gibi okuttuğum sümüklünün biri bakanlık müfettişi olmuş beni ayağına çağırttı sizde bakanlık müfettişi olursanız böyle halt yemeyin emi” der. Fazlı Bey’in talebelerinden Yozgat valisi Rahmetli Turgut Başkaya, her bayram namazından sonra camiden çıkınca önce Fazlı Bey’in elini öpmeye gidermiş. Yine talebelerinden başka bir Yozgat valisi, bayramlaşmak için otomobilini gönderince Fazlı bey “bakhele bayramlaşmak için beni ayağına çağırtıyor” diyerek şoförü kovar.

Birde mizah. Yozgat’ın köylerinden birisinde Mahmut öğretmen tahtaya astığı resim üzerinde ilkokul talebelerine Güneş ve gezegenler hakkında bilgi vermektedir. Anlatımını sürdürürken şöyle bir cümle sarf eder; “ Evlatlar, bilim adamları dünyamızın güneşin etrafında döndüğünü söylerler.” Sonra dudaklarını büküp başını biraz yana eğip alçak bir ses tonu ile cümlesini tamamlar; “dönüyor mu essahtan?” O günlerde okulda teftişte bulunan müfettiş de kapı arkasından gizlice dinlermiş. Hemen sınıfın kapısını açıp girerek müdahalede bulunur. “Hocam bu nasıl söz, böyle ders anlatılır mı? Çocukların kafasını bulandırıyorsunuz.” Mahmut Öğretmen, “valla müfettiş bey, ben buna inanmıyorum, talebelerime ikisini de söyledim onlarda hangisine inanırlarsa” diye cevap verir.

Önemli bir rica: Fazlı Hocamızın yakınlarından onun bir resmini rica ediyorum.

Rahmetli Fazlı Bilecen Hocamızın güzel bir fotoğrafı gazetemiz yazarı değerli Hocam Muhsin Köktürk Bey’in arşivinden geldi. En kalbi teşekkürlerimle sizlerle paylaşıyorum.


23.11.2016


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00