BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
195
Dün
:
4633
Toplam
:
13789655
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI DURSUN KAPTAN, YA DA KILIÇ REİS
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli dost Sayın Yavuz Ergüven Beyefendi ile milli mücadele üzerine sohbet ediyoruz. Dedi ki “Benim eşim Bahar Ergüven, kurtuluş savaşında gösterdiği üstün başarı ve hizmetlerinden dolayı 2483 numara sayısı ile bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün imzaladığı berat'la, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17.03.1926 tarihli oturumunda, istiklal madalyası ile onurlandırılan, milli mücadele kahramanlarından Dursun Kaptan namı diğer Kılıç Reis’in birinci torunudur. Gururluyuz, rahmetle anıyoruz” Heyecanla kaydettiğim sohbetimizin bundan sonrasını sizlerle paylaşıyorum.

“Sizde bilirsiniz, ne sivil okullarımızda, nede askeri okullarımızda Kurtuluş Savaşı anlatılırken silah ve cephane ile akaryakıtın Sovyetlerden tedarik edildiği bizlere öğretilmedi. Zira Marshall Yardım Planı ve Truman Doktrini gereğince Türkiye Cumhuriyeti de Ruslara düşman olmalıydı. Onlar komünist idi. Nasıl olurdu komünistlerin yardımıyla Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş olabilirdi? Hâlbuki gerçek tam da buydu. “Sovyet devrimi ile Türk Kurtuluş savaşı”, tarihin o safhasında emperyalizmin boğmak istediği iki kader arkadaşı idi. Atatürk ve Lenin ya birlikte yok olacak ya da birlikte savaşacaklardı. Birlikte savaştılar.

TBMM, 24 Ağustos 1920 günü Bekir Sami Bey Başkanlığında bir heyeti Moskova’ya gönderir. Giden bu ilk heyet ile Sovyetler arasında askeri yardım anlaşması imzalanır. İmzalanan yardım antlaşması gereğince askeri yardımın deniz yolu ile yapılmasına karar verilir. Bölgede bulunan, 5 ton üzeri büyüklükte 28 geminin toplam taşıma kapasitelerinin takriben 7800 ton olmasına karşılık, Sovyetler Birliğinin Batum, Tuapse ve Novorosysky limanları üzerinden, Ağustos 1922’ye kadar 200 irili ufaklı deniz vasıtası ile İnebolu, Trabzon ve Samsun limanlarına 46 ayda toplam 300,000 ton harp malzemesi taşınır ve Kurtuluş Savaşı destanı yazılır. Alemdar ve Gazal römorkörleri ile Şahin Vapuru, Rusumat-4 Gümrük Motoru ve diğer tekneler Anadolu’nun Karadeniz’deki can damarını oluşturdular. Özellikle I. İnönü savaşında elde edilen askeri başarıdan sonra artarak devam eden Rus lojistik desteği, Kurtuluş Savaşının kaderini belirleyen ana eksen olmuştur.

Sovyet resmi verilerine göre Kurtuluş Savaşı döneminde Rusya’nın Türkiye’ye yaptığı askeri ve nakdi yardımlar şöyle:

39.000 tüfek,
327 makineli tüfek,
54 top,
63 milyon fişek,
147.000 top mermisi vs.,
2 avcı botu,
Doğu sınırlarından eski Rus ordusunun bıraktığı askeri malzemeler,
Ankara’da iki barut fabrikasının kurulmasına yardım,
Fişek fabrikası için gerekli teçhizat ve hammadde sağlama,
200 kilo külçe altın
100.000 altın Ruble (kimsesiz gazi çocukları için yetimhane kurulması amacıyla)
20.000 Lira (basımevi ve sinema teçhizatı alımı için)
10 milyon altın Ruble

İşte, dedemiz Dursun Kaptan’ın Kurtuluş Savaşına katkısı da burada başlıyor: Rusların hibe yoluyla vermiş oldukları savaş malzemesi ile diğer malzemeleri, balıkçı teknesiyle Batum limanından teslim alıyor, Ordu - Zonguldak şeridinin muhtelif yerlerinden karaya çıkarıp, cephelere sevkini sağlıyorlar.

Lenin, daha doğrusu Sovyetler Birliği Merkez Komitesi, Ocak 1922’de “askerlik işlerinden” anlayan Litvanya büyükelçisi Semiyon İvanoviç Aralov’ u Ankara’ya Sovyetler Birliği Büyükelçisi olarak görevlendirir. Lenin, Aralov’a yeni görev yerini anlatırken Anadolu’nun ve Mustafa Kemal Paşa’nın portresini çizer. Bu arada Mustafa Kemal’in ve Anadolu kurtuluş hareketinin siyasal yönelimleri hakkında tespitlerde bulunur; Aralov’a gittiği ülke (Türkiye) ile ilişkilerinde nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatır. Ancak Lenin, sözlerinde devrim ihracına yönelik en ufak bir beklentiye yer vermez; onunki, emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesi veren bir halka karşı 17 Ekim devrimiyle birlikte evrenselleşen insani duygulardır. Aralov, Atatürk’le diplomatik sınırları aşan, dostluk düzeyinde bir ilişki geliştirir. Anılarında, Lenin’in Atatürk ve Kurtuluş Savaşı hakkında kendisine söylediklerini şöyle anlatır:

“Türkler, millî kurtuluşları için savaşıyorlar. Emperyalistler Türkiye'yi soyup soğana çevirdiler, hâlâ da soyuyorlar. Köylüler ve işçiler buna katlanamadılar ve başkaldırdılar. Sabır bardağı taştı, gerek Doğu halkları gerek biz, emperyalist kuvvetlere karşı savaşıyoruz. Sovyetler Birliği emperyalistlerle olan işini bilirdi. Onları bozguna uğrattı ve memleketten kovdu. Onların dişlerini söktük, keskin tırnaklarını vücudumuza geçirmelerine izin vermedik”.

İstanbul Taksim Meydanında 1928 yılında açılan Cumhuriyet Anıtını görmeyen veya en azından bilmeyen yoktur. Üzerindeki heykel ve figürlerde başta Atatürk, İsmet İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak olmak üzere asker, kız - erkek gençliğin temsilcileri vardır. Halkımızın çoğunlukla bilmediği önemli bir husus ise Mareşal Fevzi Çakmak'ın arkasında Sovyet Orduları Başkomutanı, Mareşal Kliment Vefremoviç Voroşilov, İsmet İnönü'nün arkasında, General Mihail Vasilyeviç Frunze 'nin figür heykellerinin bulunmasıdır. Sevgili kardeşim, peki bu iki Rus Generali bizim saygı duyduğumuz bu anıtta ne arıyor, neden baş tacı edilmişler acaba? Atatürk Savaşta, barışta, siyasette, ekonomide, devrimlerinde büyüklüğünü kanıtlamış bir insan olarak, vefa duygusunda da büyüklüğünü bu anıt’ tada ispat etmiştir. İstiklal Savaşımızda, elde para yok pul yok, olmayınca silah yok cephane yok, üst yok baş yok, kışta kıyamette ayakta çarık yok. İşte Atatürk ve atalarımız yokluklarla boğuşarak memleketi kurtarmaya çalışırlarken durumu izleyen Rus’lar, ülkemize yardım kararı alarak “Batum” üzerinden yukarıda saydığım hususlarda karşılıksız olarak sınırsız yardımda bulunmaya başlıyorlar. Şu andan itibaren duygusallaşıyorum kusuruma bakmayınız. Ruslardan alınan ve fedakâr kaptanlarımızın azgın Karadeniz sularında bata çıka ve devriye gezen İngiliz, Fransız filolarına yakalanıp denizin dibini boylamadan sevk edilen bu silah ve yardımlarla İstiklal Savaşı kazanılıyor. İşte bu nedenle Büyük Atatürk, büyüklüğünü yine göstererek, yapılanlarının unutulmaması için Taksimde ki Anıtın Figürleri içine, bir vefa borcu, bir şükran borcu olarak bu iki Rus Generalini de dâhil ediyor.

İşte silah yada cephane taşıyan bu kahramanlardan Dursun Kaptan adında bir Kuva-i Milliyeci de diğer kaptanlarla birlikte, büyük balıkçı teknesiyle Batum’dan yüklediği silah ve mühimmatı, düşman gemilerine yakalanmadan Trabzon, Ordu, Giresun, Samsun, Zonguldak üzerinden Anadolu'ya yetiştiriyor. Başarı geliyor, ülke düşmanlardan temizleniyor”.

Bu güzel sohbete bende şu eklemeyi yaptım. Bir Karadeniz seyahatimizde İnebolu’ya da uğramış ve Batum’dan gizlice getirilen silah ve cephanelerin indirildiği küçük limanı görme ve o günleri hayal etme şansımız olmuştu. Laz takalarının yukarda bahsedilen kıyılara silah ve cephane getirdiğini haber alan halk da seferber oluyor ellerindeki arabalar, hayvanlar o da yoksa bizzat ve süratle teknelerdeki cephaneyi evlerine taşıyorlar. Zira kıyıya yakın devriye gezen İngiliz ve Yunan harp gemilerine yakalanmak ve bombalanmak tehlikesi var. Nazım Hikmet üstadın dediği gibi Ve çok uzak, çok uzaklardaki İstanbul limanında, gecenin bu geç vakitlerinde, kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen Laz takaları: hürriyet ve ümit, su ve rüzgârdılar. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

07.11.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00