BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
211
Dün
:
4633
Toplam
:
14650457
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR YOZGAT’LININ ÜZÜNTÜSÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu;

Sözlerime kendimi tanıtarak başlamak istiyorum. İsmim Ömer Serdar Erbek . 51 yaşındayım, doktorum(Mikrobiyoloji uzmanı), doğma büyüme Ankara; 1993 ten bu yana da Bursa’ da yaşamaktayım. Ama hala kütüğümü hiçbir yere aldırmadım; Yozgat merkez Yenicami diye gider. Baba tarafı dedem Av. Kâmil Erbek, babaannem Nezihe Erbek. Esma hanım teyze ve Rabia Hanım teyze babaannemin(nenemin) amca çocukları. Dedemin çocukları Baki (rahmetli-ilk eşinden olan oğlu) Ayten (rahmetli-rahmetli Avni Ataman ile evli idi), Gülten (rahmetli-rahmetli eski Yozgat lisesi müdürü Halil Yavuz ile evli idi) ve babam Tuncay (kendisi hala hayattadır ve 2006 yılından bu yana Bursa’ da yaşamaktadır.)

Yozgat’ da yerleşik olarak hiç yaşamadım. Ama yaz tatillerinde dedemin evine kısa süreliğine giderdik. Çocukken Esma Hanım teyzenin bahçesine gitmek ayrı bir zevk olurdu.(Kendisi ile ilgili yazdıklarınız çok güzeldi)Dedem 1978,nenem 1984 yılında vefat etti. Bu yıllardan sonra geliş gidişlerimiz azaldı.1994 te askerlik evraklarım için, 1999 yılında kendi isteğimle tayinim çıktığı için gitmiştim (Orada çalışmadım istifa ettim)

Uzun bir süredir Yozgat’a gitmeyi çok istiyordum. Aslında bu isteğin nedenini de hala çözmüş değilim. Zira Yozgat ve Yozgatlılar ile birebir yaşadığım iyi bir anım da olmamıştı. Gençken siyasi olaylar çok oluyordu hatırlarsınız, gittiğimizde kafamızı yerden kaldıramıyorduk. Dedem vefat ettiğinde miras olayları sırasında evde istimlak var yıkılacak dediler, bu son gidişimde ev hala sapasağlam ayakta idi ve kafe yapılmıştı.(Spor salonunun tam karşısında saat kulesinden aşağı inerken solda köşede). Evi ucuza sattırdılar.1994 te askerlik için uğraşırken eşim hastane bahçesinde beni bekliyordu, işimi bitirip dışarıya çıktığımda bir baktım ağlıyor, ne oldu dedim adamın biri durup dururken orospu demiş(sarı saçlı ve kot pantolonlu olduğu için diye düşündük).Ayrıca eşim mecburi hizmetini 1987-89 yılları arasında Sorgunda yaptığı için o da yabancı değildi bu muamelelere. Bursa da bundan 7-8 sene önce rahmetli Dr. Ragıp Çapan (babamın lise sıra arkadaşı yıllar sonra Bursa da buluşmuşlardı. Ragıp abi Bursa da yaşıyordu). Yozgatlılar derneğinin arabacı gecesi var gidelim dedi. Babamı da zorla alıp gittik zamanlar Devlet hastanesinde başhekim yardımcısıyım. Adamlara kart dağıttım dedim ki hastaneye işiniz düşerse, üniversite okuyan çocuklara yardım gerekirse bana ulaşın dedim. Bir kere bile arayan çıkmadı.

Gitmeyi çok istediğim şehre 28 Ekim günü eşim ve kızımı da alarak Ankara’dan günü birlik gittik. Nenemin nohutlunun eteğindeki kabrini görevli bulamadığımdan ziyaret edemedim. Dedemin kabri ise şeyh Ahmet Efendi’nin evinin bahçesinde idi. Ev boş ve bahçede kapalı idi. İçeri giremedim. Külliyenin yanındaki eczaneye girdim, hem şeker ilacımı aldım hem de sordum kabri nasıl ziyaret edebilirim diye. Kalfa anahtar caminin hocasındadır dedikten sonra eczacım ne yapabilir diye sordu. İçerden ‘dışardan okusun ‘ diye bir cevap geldi. Hiç sesimi çıkarmadım. Tam Yozgat’a yakışır bir cevap idi. Dışarı çıktım eşime ve kızıma haydi dönüyoruz haklıymışsınız bir şey değişmemiş dedim.

Şimdi yazıyı okuyup bir kişinin davranışını bütün bir şehre mal etmenin doğru olmadığını düşünebilirsiniz ama benim fikrim değişmeyecek.

Yazılarınızı severek okuyorum. Diğer yazarlarda sürekli göçten ve eski insanların kalmadığından yakınıyorlar. Böyle bir şehirde kim kalır, ben de şahsen bundan sonra dışarıdan okuyacağım.Saygılarımla. Ö.Serdar ERBEK

02.11.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00