BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
213
Dün
:
4633
Toplam
:
14933803
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT MEBUSU SÜLEYMAN SIRRI BEY VE BEKÂRLIK VERGİSİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
17.03.2012 tarihinde yine bu köşede yayınladığım “Süleyman Sırrı olayı ve Kocahanoğlu’un düşündürdükleri” başlıklı makalemde Çapanoğullarına en çok zarar veren kişilerden birisi olan Yozgat mebusu Süleyman Sırrı Bey’in meclise sunduğu “Bekârlık” vergisinden de kısaca bahsetmiştik. Meclis tutanakları ile ve toplumda nasıl karşılandığını nasıl tepki gördüğünü mizahi yönleriyle bir kere daha paylaşıyorum.

Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı İçöz Bekârlık Vergisi’ne ilişkin teklifini 18 Mart 1929 tarihinde meclise taşır. Söz konusu teklif basında geniş yankı bulmuş olmakla birlikte meclisten geçirilemez. Bu teklifi sunma gerekçesini de şöyle açıklardu; “Meşrutiyetin ilanından ve hele harbi umumiden beri açılan boşluğu doldurmak için çareler aramak yalnız Hükümeti Cumhuriyetin değil herkesin millî, vatani borcudur. Son yapılan tahriri nüfus dahi bin erkeğe bin yetmiş kadın nispeti gösterdiği memlekette kadın nüfusu erkeklerden çok fazladır(70 fazla). Binaenaleyh hariçten memleketimize ırkdaşlarımızın getirilmeleri ne kadar lazımsa dâhilde de bekâr erkek ve kadınların evlilik hayatını tercih ederek nüfusumuzun artmasına hizmetleri o rütbe elzemdir. Hal böyle iken şu son senelerde birtakım genç erkek ve kadınlar, bekârlık hayatını tercih etmekte ve bu itiyadın her iki zümre arasında günden güne artmakta olduğu da maalesef görülmektedir.” Belirttiği bu nedenlerden dolayı belirli bir yaşta olan erkek ve kadınların bazı matrahlar üzerinden devlete vermekte oldukları mükellefiyetin “bir mislini” Bekârlık Vergisi adı altında devlete ödemelerini teklif eder.

Söz konusu bu teklife göre 25-45 yaşları arasında bulunan tüm bekâr erkekler ile 20-35 yaşları arasında olup da resmi bir daireden maaş alan tüm bekâr kadınlar kazanç, arazi, müsakkafat (emlak vergisine ek olarak üzeri damla örtülü yerlerden alınan vergi) ve yol vergilerinin bir mislini Bekârlık Vergisi olarak vereceklerdir. Bu mükellefiyete yukarıda belirtilen yaş grubunda bulundukları halde aile ve kocalarının vefatı dolayısıyla dul kalmış olan çoluk çocuk ve anası olmayan erkek ve kadınların da dâhil edildiği önemle belirtilmiştir. Ancak malûller ile tahsillerine devam eden kadın ve erkeklerin tahsilleri bitene kadar bu vergiden muaf tutulacağı hususuna yer verilmiştir. Yine bu teklife göre elde edilecek gelirin ຈ’si, beşten fazla çocuk sahibi olan ailelere ikramiye olarak dağıtılacaktır. Süleyman Sırrı Bey’in teklifi Maliye encümenince evlenmenin vergi ile teşvikinin faydalı bulunmaması nedeniyle reddedilmiştir.

Ancak basının bu konuya gösterdiği ilgi ve alaka oldukça dikkat çekicidir. Cumhuriyet gazetesi “Bekârlık Vergisi Hakkında Bekârlar Ne Diyorlar” başlığı altında bekârların söz konusu vergiye ilişkin görüşlerine yer vermiştir.

Yunus Asım Cumhuriyet gazetesindeki yazısında söz konusu vergiye ilişkin görüşünü “Bekâr kalır ve bekârlık vergisini verir, hür yaşarım” diyerek anlatmıştır. Yunus Nadi ise Cumhuriyet gazetesinin açtığı anketin sonucunu “Evlenmeyenlerden pek çoğunun keyf için değil parasızlıktan evlenmedikleri, evlenemedikleri pek kat’i bir vuzuh ve sarahatle anlaşılmış bulunuyor” dedikten sonra Süleyman Sırrı Bey’in meşhur olan teklifinin evlenmenin çoğalmasına değilse bile bu hakikatlerin bir kez daha gündeme getirilmesi açısından dikkate değer olduğunu söyleyerek konunun önemine işaret etmiştir.

Vakit gazetesi de 1 Nisan ile 29 Nisan tarihleri arasında gazetede her gün çeşitli mesleklere mensup tanınan kişilerin görüşlerine yer vermiştir. Gazetede görüşlerine yer verilen kişiler arasında bulunan Dr. Kadri Reşit Paşa’nın vergi hakkındaki görüşü şöyledir: “Bekârlık vergisinin evlenmeye tesir edeceğini zannetmiyorum. Bir adam bekâr kalmaya niyet ederse vergi tesiri ile evlenmez. Fazla miktarda vergi konsa bile tesiri yoktur. Maksat memlekette nüfusu ziyadeleştirmek ise daha evvel doğan çocukları ölümden vikaye (koruma) etmek lazım gelir. Memlekette kâfi miktarda çocuk doğuyor, hâlbuki gerek köylerde gerekse şehirlerde bunların çoğu ölüyor.”

Hikmet isimli bir memur “Niçin mi evlenmiyorum? Kırk beş lira maaşlı bir memurum da ondan. Artık bana evlenmek tavsiye edebilir misiniz?” diyerek görüşünü dile getirirken Ali Naci isimli bir diğer okuyucu da “Her şeyden evvel hayatı ucuzlaştıralım, yaşamayı kolaylaştıralım, işsizliği giderelim, ondan sonra bekârlara evleniniz diyelim. Zaten züğürt olan bir bekârın beş on lira ile gözü korkar mı? “Evvela refah, sonra nikâh” diyerek benzer görüşünü ortaya koymuştur.

Beyoğlu Evlenme memuru Ubeydullah Efendi “Verginin bekârları evlenmeye sevk edecek şümullü bir tesir olacağını zannetmiyorum. Evlenmeye mani, içtimai zaruretler ise bunlar yine engel olmakta devam edecektir. Vergiden mutahassıl (Husule gelen, hasıl olan) varidatın bir kısmı çok çocuklu olanlara verilirse kanun bu noktadan olsun faydalı olur.” diyerek görüşünü ortaya koymuştur.

Celal Muhtar Bey de teklifin, evliliğin artmasına yönelik olumlu bir katkısının olmayacağını söylemiş, Dr. Besim Ömer Paşa ise teklife olumlu yaklaşmıştır.

İzmir Milletvekili Osmanzade Hamdi Bey “Memleketimizde bekârların vaziyet ve ahvalini endişe edenlerin heyecanlı hareketleri ara sıra zuhur etmektedir. Bu endişenin esbap ve avamili (sebepleri) sade ve basittir: Memleketin nüfusunu artırmak. Çok güzel! Buna bir şey denmez, ama mesele bu kadar sade ve basit değildir” diyerek başladığı sözlerine eğer kişi ailesinin mutlak refahını temin edebilecek kudrete haiz ise evlenmesinin uygun olacağı aksi halde evlenmemesinin daha doğru bir karar olacağını vurgulamıştır.

Kadın Birliği Reisesi Latife Bekir Hanım bu husustaki görüşünü şöyle açıklamıştır: “Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey’in teklifi gayet muvafıktır. Belki vergiye katlanır da evlenenler artmaz. Fakat bu vergi bilhassa memlekete çocuk yetiştirmek hususunda faideli olacaktır.”

İstanbul Heyeti İdare Reisi Emin Ali Bey, “Bekârlık Vergisi izdivaçların artmasında doğrudan doğruya amil olmasa da tembellik ve ihmal dolayısıyla bu vazifeyi geciktirenleri evlenmeyi teşvik edecektir” demiştir.

Darülfünun müderrislerinden biri olan Şekip Bey ise “Bugünkü cemiyetlerde evlenmemek bence içtimai bir gayri tabilik neticesidir. Her cemiyetin evlenmeyenlere bir mükellefiyet yükletmesi, kaçmış oldukları aile mükellefiyetine karşı bir karadır. Gayri tabilikten çıkmaya
İstidadı olanlar evlenir, diğerleri de bittabi aile mükellefiyeti yerine vergi mükellefiyetini tercih ederler.” Diyerek konuya farklı bir yorum getirmiştir.

Muallim Nakiye Hanım “Ben bekârlık vergisini doğru bulmam. Eğer maksat tekessürü nüfusu istilzam ediyorsa daha evvel bu hususta yapılacak çok şey vardır. Bizde çocuk olmuyor değil, yaşamıyor. Eğer maksat aile teşkili ise bu seferde bir cebir manası vardır ki bu da doğru değildir. Aile saadeti ihlal edilmiş olur” demiştir.

Dr. Ali Şükrü Bey, “Bekârlık vergisi evlenmek için müsmir olamaz, bir adam evlenmemeye karar verince hiçbir tesir altında evlenmez. Bekârlardan alınacak vergi çocuk sahiplerine değil çocuk müesseselerine verilmelidir.” diyerek konuya bakış açısını ortaya koymuştur.

Vergiyi destekleyenlerden Gümrük başmüdürü Hakkı Bey, “Bekârlardan vergi almak çok doğru bir fikirdir. Bu fikri mutlaka tatbik etmelidir. Yalnız alınacak paralar memlekette aç ve kimsesiz çocukların yaşatılmalarına tahsis edilmelidir. Bu vergi bu suretle hem evliliği teşvik edecek hem de bakılamayan çocukları ölümden kurtaracaktır” demiştir.

Liman Şirketi Müdürü Hamdi Bey de bu vergiye taraftar olan isimlerden biridir. Bekârlığı gayri tabilik olarak değerlendiren Hamdi Bey evlenmenin içtimai millî bir borç olduğunu söylemiştir. Bekâr kalanların bir kısmının ekonomik sebeplerden bir kısmının ise keyfi sebeplerden bekâr kaldığını söyleyen Hamdi Bey, bunlardan ilk grup için verginin bir zulüm olacağını ikinci grup için ise daha ağır bir vergi gerektiğini dile getirmiştir.

Şevket Rado Akşam gazetesindeki yazısında, “Her genç evlenmek istiyor. Fakat büyük bir ekseriyet için tek engel parasızlıktır, mali vaziyetin müsaitsizliğidir, işsizliktir. Küçük bir kısmı henüz aradıkları hayat arkadaşını bulamamışlardır. Pek azı da hasta olmak, yaşlı olmak gibi sebeplerden evlenemiyorlar. Böyle bir durumda Bekârlık Vergisi’nin nüfus siyasetini tamamlama vasıtası olarak neye yarayacağı, kaç genci evlenmeye, aile kurmaya zorlayacağı sorulabilir. Bilâkis Bekârlık Vergisi evlenme arzuları ile dolu olan gençlerin mali durumlarını biraz daha sarsacak, biraz daha gecikmesine sebep olacak gibi görünüyor.”

Reşat Nuri Bey ise görüşünü şöyle aktarır: “Bekârlardan vergi istemekten maksat hazineye bir miktar varidat temin etmekse âlâ. Böyle değilse bekârları evlenmeye mecbur etmek çocukça bir hayal olur. Sırf vergiden kurtulmak için evlenmek meselâ iyi su parası vermemek için Alemdağ’ında ev yaptırmaya, kunduram eskimesin diye otomobil almaya kalkmak cinsinden bir hesapsızlıktır.”

Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Bey ilki 1929 yılında olmak üzere 1932, 1940 ve 1944 yıllarında Meclise bekârlık vergisi için kanun teklifleri sunar. Süleyman Sırrı Bey’in teklifi birkaç defa reddedilmesine rağmen 1949 yılında dolaylı şekilde de olsa “gelir vergisi” kanununun 90. Maddesi ile bekârlık vergisi, “bekârlık zammı” adı ile yasallaşır.

Lafı fazla uzattık yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar ile bitirelim. Kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle söyleyecektir; “Ben bu yaşıma kadar evlenmedim evlenmeyi de düşünmedim. Şu şıralar hükümetin bizler üzerinden tekrar bir vergi almayı düşündüğü haberi dolaşıyor. Bu vergi ne ise ödemeye hazırım. Şimdiye kadar evlenmedim bundan sonrada evlenmem”

24.10.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00