BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
14471603
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KİTAP İKİ ANI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat’ın Burunkışla köyünden hemşerimiz Sayın Nazar Özsahakyan’ın İstanbul Mısır Çarşısındaki kuyumcu dükkânında Beyrut’tan getirttiği kalın Ermenice kitap ile ilgili sohbet ediyoruz. Kitabın kapağında Ermenice “Yozgat ve çevre(Kamirk) Ermenilerinin köyleri tarih kitabı Beyrut 1988” yazıyor. Kitabın yazarı Avedis Kestekyan 1967 yılında Fransa da yazmış. 20.5x 27.5cm ebadında, 1029 sayfa. Editörleri, Armen Darian, Antranig Yerganian

Nazar Bey müşterileri ile ilgilenme işini yardımcılarına devredip bu kalın kitapta Çapanoğulları ile ilgili paragrafları bana tercüme ediyor zira kitabın tamamını tercüme etmek günler alır. Ben de sizler için özetliyorum.

Yozgat şehrini Ömer ağa kuruyor. Yozgat’ın ismi iki kelimenin birleşmesinden gelir Yoz ve gat. Yoz koyun sürüsü, gat katmak çoğaltmak anlamında. Yozuna yoz katılsın, sürülerin çoğalsın anlamında. Ömer ağadan sonra gelenler şehri genişletiyorlar, büyütüyorlar. Ömer ağadan sonra Yozgat’ı şehir yapan Çapanoğlu Ahmet Paşadır.Ahmet Paşa (1730-1765) kendisine de bir saray yaptırdı. Çapanoğulları sarayının yapılmasında yalnızca Yozgat’tan değil, Yozgat’ın dışında Kayseri’den, Sivas’tan, Amasya’dan Rum ve Ermeni mimarlar getirildiler.1779 da Çapanoğlu Mustafa Paşanın yaptırdığı camide de ki bu cami İstanbul’daki Süleymaniye camisinin ikizidir. Bu muhteşem caminin iç mekân süslemeleri Ermeni büyük usta Nağaş Simon usta tarafından yapılmıştır. Yozgat’taki hemen bütün ahşap ve taş işçiliklerini Nağaş Simon ve ailesi yapmışlar.

Mustafa Paşa Nağaş Simon’un çalışmalarından çok memnun kalmış ve her zaman mükâfatlandırmıştı. Kendisine de küçük bir konak yapması için müsaade etmiştir ve yapılması da Mustafa Paşa tarafından sağlanmıştır. Bu konak ancak 1915 lere kadar ayakta kalabilmiştir. Konağın diğer Türk evleri gibi haremlik ve selamlık olarak iki girişi vardı. Çünkü Ermeni cemaati de Türkler gibi yaşıyordu.Nağaş Simon Yozgat’ın içinde kendi konağını yaptıktan sonra Ermeni kız çocukların eğitimi içinde küçük bir meslek okulu ile küçük bir kilisede yapıyor. Kitaptaki okulun resmine bakıyorum sanki bizim Cumhuriyet mektebi.(Yazar’ın notu: Bu konuda bilgisine başvurduğum Yozgat’ın canlı tarihi Yılmaz Göksoy ağabeyim şu bilgileri verdi. “Bu okulun yeri şimdiki Anadolu Lisesinin olduğu yerdi ve kilisenin bahçesindeydi. Şimdi Bozok Üniversitesi Rektörlüğü olan Cumhuriyet Mektebine çok benzerdi. Sonraki ismi sanırım İsmet Paşa mektebiydi ve çok büyük bir müsamere salonu vardı. Kilisenin de çok güzel altın varaklı alçı süslemeleri vardı. Kilise yıkılınca bu süslemeler şimdi Hükümet Binasının olduğu yerdeki çayevinin olduğu yerde bulunan sinema binasında kullanılmıştı. Bu sinema 1920 li yıllarda belediye tarafından yaptırılmıştı.”

1852 tarihinde torunu Ohan (Ohannes) çorbacı (Aslanyan) sadece kız öğrenciler için yapılan bu okulu yenilemiş ve büyüterek üstüne bir kat daha ilave etmiş. O zamanlar diğer şehirlerde kızlar için böyle ayrı okul yoktu. Bütün bunlar Mustafa Paşanın izni ile olmuştu. Ohan çorbacı daha sonra meydanda kendi küçük bir kilise (şapel) yaptırıyor. İsmi de Surp Asvadazin (Meryem ana). Çapanoğlu camii içindeki büyük saatin bire bir aynısı kilise de var,

Ahmet Paşanın oğlu Süleyman Bey (Mustafa Paşanın kardeşi) zamanında Yozgat’ın nüfus arttı. Çapanoğlu beylerinin en kuvvetlisi Süleyman Bey idi. Ermeni sanatkâr ve tüccarlarına çok cesaret vermiş, kendi yanında bile yaşamalarına müsaade etmişti. (Yazarın notu: İşte bunlardan birisi, Bozok Mutasarrıfı Çapanoğlu Süleyman Bey’in (ölm. 1813) hazinesini (Hazine-i Hassa) idare eden, harcamalarını yapan, kayıtlarını tutan, Çapanoğlu Büyük Camiinin inşasında da harcamaları titizlikle takip eden kişi, kâhyası yukarda bahsi geçen Yozgatlı Ermeni Ohan Çorbacı Aslanyan Efendiydi. Ohan Efendi, Agop Dilaçar’ın (Martayan) da anne tarafından büyük dedesi oluyordu. Dilaçar, Ohan Aslanoğlu’nun torununun oğludur. (bkz.)

http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2164

Değerli okuyucular, şu tesadüflerebakar mısınız? Çapanoğlu Mustafa Paşanın baş ustası Nağaş Simon. Onun torunu, Çapanoğlu Süleyman Bey’in hazinedarı Ohannes Aslanyan ve onunda torunu Mustafa Kemal paşaya Atatürk soyadını öneren Agop Martayan Dilaçar ve Yozgat.

Ermeniler Süleyman Bey’in izni ile ve onun sayesinde sanatları ile çok para kazandılar çok zengin oldular. Onun zamanında Kürtler, Çerkezler, Aleviler hepsi yan yanaydılar. Onun zamanında Kayseri’den, Amasya’dan, Sivas’tan Müslüman ve Hıristiyan nüfusu Yozgat’a davet etti. Çünkü onların ne kadar sanatkâr olduklarını bilgi sahibi olduklarını ve Yozgat’a ne kadar faydalı olacaklarını biliyordu. Süleyman paşa onları cesurca müdafaa etmiş ve dinlerine, inançlarına, geleneklerine saygı göstermiş isteklerine de karşılık vermişti. Yozgat’ı çok akıllıca yöneterek kısa zamanda gelişmesini sağlamıştı. Süleyman Bey Padişahların iktidarını tanıyormuş gibi yapıyordu ama aslında bağımsız bir bey idi. Şanı şöhreti Amasya’ya,Tarsus’a,Sivas’a, Tokat’a, Harput’a,Elazığ’a yayılmıştı. Lazım olduğunda yüz bin silahlı kişi toplayabilirdi.Çapanoğulları yörenin en geniş mal varlığına sahip ailesi sayılıyordu.

İşte, büyük usta Nağaş Simon’un torunu Hacı Ohan Efendi(1784-1874)Süleyman Bey’in zamanında beylerle ticarete başlayarak büyük servet yapmıştı. Bankalarla çalıştılar ve dünyaya açılmaya başladılar.OhanArslanyan Yozgat’ın ileri gelenleri arasındaydı. Aslanyan ailesi şehirde Çapanoğulları kadar tanınmış bir aileydi.Çapanoğlu ailesi himayesinde nüfuz ve otorite sahibi oldular. Ermeni cemaatine çok hizmetler vermişlerdi.Bunlar Ermeni cemaatinin de en çok bağış yapan üyeleriydiler. Ohan Çorbacı zamanında çok sayıda Ermeni sanatkâr ve tüccar geldi Yozgat’ın etrafındaki köylere yerleştiler.

Çok varlıklı olan OhanÇorbaçı sonraları Camii Kebir’in (Çapanoğlu camii) bütün aydınlatma giderlerini üstlenmiştir. Ohan Çorbacı,Sarıhamzalı ve Kavadya da kiliseler yaptırır ve Yozgat’ta yaşayan Türk ve Ermeni tüm ihtiyaç sahiplerine de yardımda bulunan hayırsever birisiydi. Yazarın notu: Sarıhamzalıda Tarihi Kocaçeşmenin ya¬nında da Koca Çeşme Köprüsü var Tarihini bilen yok Taş sütunlar üzerine ağaç atkılarla yapılmış Bu sütunların Kilise sütunları olduğu söyleniyor.

Ohan Aslanyan, 65 yaşında ihtiyar birisiydi, çok zeki görünen sert tavırlı birisiydi. Bir sanatkâr değildi ama zenginliğinin bilincindeydi. Zira bu konak kimin diye sorduklarında Ohan Çorbacının, bu han kimin diye sorduklarında Ohan Çorbacının, bu köşk kimin diye sorduklarında hep Ohan Çorbacının derlerdi. Bu gün etnografya müzesi olarak kullanılan Nizamoğlu Konağı Ohan Çorbacının konağıydı.Çapanoğullarının sayesinde çok varlıklı biri olmuştu. Sanki Yozgat’ın bir bölümü bu zengin aileye aitti. Zaman zaman Süleyman Bey ile bir meclis yapar sorunları görüşürler fikir teatisinde bulunurlardı. Hem Tükler hem Ermeniler Ohan Çorbacıya çok saygı gösterirlerdi. Yaptırdığı Ermeni okullarının tüm giderlerini ve öğretmenlerin maaşlarını da Ohan Çorbacı karşılardı. Kendi uğraşı olarak Ermenilerin giydiği feslerin üzerine takmak için gümüş haçlar yapardı.

XIX. yy. ikinci yarısında,Ohan Arslanyan’ın (1784-1874) bağışıyla Ruhani Önderlik binasının avlusunda daha ziyade Yozgat Merkez Okulu diye anılan Ermeni okulu tesis edilir. Hayırsever Arslanyan kiliseden Taş Han köprüsüne uzanan yolun iki yanında yer alan dükkânları da inşa ettirir. Bu dükkânların geliri kilise ve okulun masraflarını karşılamak için kullanılır. Arslanyan, çorbacı konumuna ulaşmıştı, yani Çapanoğlu ailesi ile Yozgat Ermenileri arasındaki iletişimi sağlamaktaydı. Şehirde birçok inşaat yapıyor, Yozgat sancağının aşar vergisini devletten satın alıyordu.

Ermeniler Çapanoğullarının uyguladığı özendirici politikalarla şehre yerleşmişler ve kısa sürede Ermeni nüfusu büyük artış göstermişti.Ermeniler, Çapanoğullarının iyiliklerinden çok faydalandılar. Yozgat ve çevresinde 48 Ermeni köyü vardı bunların bazıları kendi dillerini bile kaybetmişlerdi ama geleneklerini korumuşlardı. (Nazar Bey babasının da Ermenice bilmediğini söyledi).Ermenilerin bulunduğu köyler şunlardı. Yozgat merkez, Akdağmadeni, Armağan, Alaca, Pöhrenk/Gümüşkavak, Karahallı, Karayakup, Karaçayır, Karabıyık, Kızılcaova, Kumkuyu, Danışman, Danyalyenbağ, Yahyalı, Elekçiler, Eğlence, Taşlıgedik, Terzili,İgdeli,İncirli, Ürneç/Konuklar, İkikariye, Göveçli, Gürden/Yazıkışla, Mağaroğlu/Şerefoğlu, Mansuroğlu, Melez, Menteşe, Uzunlu, Çat büyük, Çat küçük, Çat mırıklar, Çatak, Çakmak, Çokradan, Belören, Bebek, Boğazlıyan, Burunkışla, Rumdigin/Felahiye, Saatlı, Sarıhamza, Sazlı, Saray, Sığırkuyruğu, Sungurlu, Derihamza, Keller/ Yenipazar, Köhne/Sorgun, Kediler/Armağan, Kahya, Kürkçüler, Tahralı.

Ve başka bir kitaptan bir buruk sitem. Hovsep Tokat (HOVSEP SARKİSYAN) 2015’te, İstanbul’da, Ermenice, Türkçe ve İngilizce dillerinde yayınlanan 200 sayfalık “Virane Kiğı” adlı çalışmasında şöyle yazıyor; “Bu mütevazı çalışmamı siyasi nedenlerle yurtlarından sürülen bütün milletlere ithaf ediyorum. İlkin İspanya’dan kovulan Yahudilere, Rusya’dan çıkarılan Çerkezlere, Balkanlar’dan ve Rusya’dan göç ettirilen Türklere, Anadolu’dan sürülen Rumlara, Süryanilere ve nihayet üç bin yıl Anadolu toprağını ekip biçen, demiri, bakırı, altını, gümüşü şekillendiren, zanaat gücünü tüm dünyaya yayarak, altı yüzyıl Osmanlı’yı onurlandıran, yollar, köprüler inşa eden, ancak bu yollarla köprülerin bir gün kendilerini dönüşü olmayan çöllere götüreceğini hiç düşünmeyen Ermeni milletine atfediyorum.”Yukardaki resim, yine Nazar Bey’deki kitaptan alınma ve 1915 de Yozgat’ta çekilen bir fotoğraf. Resim altında şöyle yazıyor; “Asker ve polis nezaretinde bilinmeyen bir yere.”

Ve bu özet yazımızı Nazar Bey’den iki anı ile noktalayalım. Fransa’dan gelen bir ablamız ile mezarlarımızın bulunduğu Çakmak köyüne gittik. Tepede bir köy ki araba zor çıkıyor. Mezarlığa gittik. Bizim mezarlarda öyle mermer filan yok. Mezar taşı yerine büyük kayalar var. O sırada öğle namazı vakti oldu. Bize eşlik eden iki kişi biz şurada bir namaz kılalım diye ayrıldılar. Yıllardır buralara kimse gelip gitmediğinden bende tek tek mezarların başına gidiyorum dua okuyorum ve tebeşirle de haç işareti çiziyorum. Biraz sonra o iki kişi yanıma geldi. Bende de sakal var ya “hacım” dediler sen çok akıllı bir adamsın, biz namaz kılarken gördük sen taşlara işaret koyuyorsun. Anladık sende harita var, tam yerini bulacaksın, ganimeti çıkaracaksın. Biz ırgatız, sen yeri göster biz kazalım sen bize payımız ver” dediler. Bunlar böyle söyleyince çok güldüm.

Ben her yıl iki kere Yozgat’a giderim. 40-50 kişi toplanıp hep birlikte gidiyoruz. Benim Nüfus kâğıdımda Yozgat yazmıyor. Bir gittiğimde Nüfus Müdürlüğüne gittim. Nüfus memuruna ben Yozgatlıyım ama kimliğimde Yozgat yazmıyor hiç olmazsa bir köşesinde Yozgat yapabilir misiniz dedim. Ben ısrar edincever TC numaranı bir bakayım dedi. Benim ikinci adresim Sarıkaya’da görünüyor. Nüfus memuru senin burada 10 senelik kaydın görünüyor git bi resim çektir gel dedi. Takım elbise de giymiştim, koşa koşa gittim resim çektirdim. Resmi verdim birkaç kuruşta para verdim yaptı kimliğimi. İşim bitince gitme de seninle konuşalım biraz dedi. Orada başka memurlarda vardı onlarda ilgilendiler. Memur, “ya, keşke sizler buradan gitmeseydiniz, burası böyle olmazdı” gibi sözler söyledi. Üzüldüm tabi ama elden ne gelir, hakikaten eski Yozgat çok güzel bir şehirmiş. Mesela bizim köyümüz Burunkışlada eskiden bağlar varmış, şimdi bir tane bile yok.


Yılmaz Göksoy ağabeyimden bir bilgi notu daha; Atları yönetmek için ağızlarına demirden gem ve iki ucuna da deriden dizgin takılır. Ama atlar bir nedenle parlayıp kontrolden çıkarak şuursuzca koşmaya başlarlar ve çatlayana kadar koşarlar. Yani ağzına takılı gem artık bir işe yaramaz. Buna “gemi azıya aldı” denir, çünkü farkında olmadan gem demirini azı dişleri arasında sıkıştırıp koşar.Burunkışla köyünün demirci ustalarının yaptığı çok özel bir gem sayesinde bunu yapamaz, parlayan atlara dahi hâkim oluna bilinirmiş. Bu yüzden Burunkışla gemi almak için çok uzaklardan dahi gelenler olurdu dedi değerli Yılmaz Göksoy Hocam.





Eski Yozgat’tan bir Enstantane “Yozgat ve çevre(Kamirk) Ermenilerinin köyleri tarih kitabından.

13.10.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00