BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4633
Toplam
:
13790637
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
FENERSİZ YAKALANDIK – 30 AĞUSTOS ZAFERİNİN YILDÖNÜMÜ DOLAYISIYLE
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1898 yılı Niğde/ Bor doğumlu, emekli asker ve 1950 Niğde milletvekili Halil Nuri Yurdakul anlatıyor:


"Atatürk ani bir kararla bir torpido ile Ege ve Akdeniz'de seyahate çıkmış ve sabaha karşı Alaiye'de (Alanya) karaya ayak basmışlardı. Gelişlerinden kimseyi haberdar etmek istemiyordu Sabahın ilk saatleri idi. Ortalıkta kimseler yoktu Kahveler kapalı idi. Yol, iz soracak kimseye de tesadüf edemiyorlardı.
Atatürk:
--Şöyle gideriz, dedi; elbette birine rastlar, kendimizi bir yere misafir ettiririz. Yürümeye devam ettik. O sırada yanımızdan bir jandarma eri geçti. Sabahın erken saatinde beş kişilik böyle bir kafilenin sokak ortasında kararsız bir vaziyette yürüyüşü jandarmanın dikkatini çekmişti, durdu. Dikkatle hepimizi baştan aşağı süzdü. Süzmesiyle beraber olanca kuvvetiyle aksi yönde koşması bir oldu.
Atatürk:
--Jandarma bizi tanıdı. Haber vermeye gidiyor; mani olun durdurun, diye emir verdiler. Fakat mani olmak durdurmak kabil mi? Jandarma öyle koşuyordu ki 'dur, gitme!' diye bağırmamıza
rağmen asker sokaklardan birine dalıp kayboldu.
Atatürk;
-- İstediğimiz kadar saklanalım, artık hiç bir faydası yok. Biz bu sefer de fenersiz yakalandık, diye şaka yaptı. Hakikaten az sonra oranın bütün ileri gelenleri ve halk etrafımızı sarmıştı, gizliliğimiz kalmamıştı."
Kızı Leyla Doğan (Yurdakul) da şöyle anlatıyor: “Bozüyük'e gelen 70. inci Alay Kumandanı Halit Bey'i, Atatürk kompartımanına çağırmış, yanında yaveri olarak Muzaffer Kılıç ve babam da varmış. Atatürk Halit Bey'den durum hakkında bilgi aldıktan sonra; ‘Halit Bey, durumumuz çok vahim. Memleketimiz çok kötü anlar yaşamaktadır. Bir an önce askerlerimizi toplayıp Karaköy mevkiine gidiniz’ emrini verir. Halit Bey dışarı çıkınca babam, Atatürk'ün yanına gelerek selam verir.
- ‘Paşam ben günlerden beri Bozüyük ve Pazarcık'ta faaliyetteyim, buralardan kuvvet toplayacağım. Emir veriniz’ deyince. Atatürk, babamı baştan aşağı süzer ve sonra:
- ‘Oğlum, biraz evvel dinlediniz, size vereceğimiz bir tek kuvvetimiz yok, yalnız başınıza ne yapabilirsiniz?’ deyince, buna cevap olarak babam:
‘Paşa Hazretleri ben düşmanı Nazif Paşa hattında durdurmak için hazırlık yaptım’ diye cevap verir. Atatürk, hayretle ve müşfik bir gözle babamı süzer,
- ‘Çocuk, isminiz?’
- ‘Halil Nuri’
- ‘Tek başınıza bu iş nasıl olacak?’
- ‘Ben her şeyi hazırladım, Paşam siz emir veriniz.’
- ‘Ali Fuat Paşa ile temasa geçtiniz mi?’
- ‘Hayır Paşam.’
- ‘Öyle ise acele edin çocuk, Paşa ile temasa geçin’ der.
Ve Babam selam vererek yanından ayrılır.Ali Fuat Paşa ile temasa geçer. Büyük Taarruz öncesi Milli Savunmadan gelen gizli bir emirle, Yunan işgal bölgelerine köylü kıyafeti ile girip haber toplayacak gönüllü subaylar aranıyordur.Halil Nuri hemen müracaat eder. Yanına bir Rumca bilen, bir de muhabere subayı verilir. Bu üç kişi köylü kıyafetleri giyip yanlarına fotoğraf makinesi gibi birçok malzeme alarak eşeklere binip Yunanlıların işgal ettiği bölgelere giderler. Oradan buradan aldıkları kömür, odun, tezek, tuz gibi şeylerle ticaret yapıyor şekli içinde, o bölgeleri gece ve gündüz iyice tararlar.Yunan birliklerinin nerelerden nerelere kaydırıldığı, nerelere yığınak yapıldığı, bu birliklerin sayısı ve savaşma gücü hakkında bilgiler edinirler.Yunan komutanlığı ile cephe arasındaki telefon hattını bulurlar. Bir gece bu hattan orman içine paralel bir tel çekerek komutanlığın verdiği bütün emirleri günlerce dinlerler, tercüme edip not alırlar.
Bir müddet sonra üç Türk subayının köylü kıyafeti ile Yunanlıların işgal ettiği bölgeye girip istihbarat topladıklarını ve bunun araştırılmasını bildiren konuşmayı dinlerler.Bunun üzerine hemen telleri keserek oradan kaçarlar. Topladıkları askeri sırlar, Büyük Taarruz planlarının başarıyla hazırlanmasında çok yardımcı olmuştur.
Muzaffer Kılıç anlatıyor: “Atatürk'ü bu kadar müteessir ve ümitsiz görmemiştim. Hiçbir yerde duramıyor, devamlı kompartımanında dolaşıyordu.
Halil Nuri'den gelen raporu aldığı zaman alaka ile okudu çok memnun olarak bana döndü : ‘Çocuk, bir sigara ver. Bu çocuk vaziyeti kurtardı.’ dedi.” Bu fedakârane hizmet meclis kürsüsünden de dile getirilmiştir.

26.08.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00