BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
237
Dün
:
4936
Toplam
:
13343085
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’TA EĞİTİM VE MEDRESELER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1830 yılında 15.000 nüfusa sahip olan Yozgat, 18. yüzyıl Orta Anadolusunda kurulan fakat hızla gelişen bir cazibe merkezi olmuştu. Bilhassa savatçılıkta (gümüş işlemeciliği) önemli bir merkezdi. 1914 yılında nüfusu 77.187 kişiye ulaşan Yozgat’ın şehirleşme sürecine katkıda bulunan en eski eğitim kurumu 1753 yılında Çapanoğlu Abdülcabbarzade Ahmet Paşa tarafından yaptırılan Demirli Medrese ile kütüphanesi olmuştur. Yaşadığı dönemde Yozgat’ın münevver bir şehir olmasında ve kalkınmasında Çapanoğlu Süleyman Bey, oğulları Abdülfettah Bey (Kazasker, Mekke Kadısı), Abbas Hilmi Paşa (Sürre Alayı Emini) ile Mehmet Celalettin Paşa’nın (Vezir) ve torunları Agâh Efendi (Gazeteci, Atina elçimiz ve posta nazırı), Ahmet Şakir Paşa (Müşir=Mareşal) büyük rolü olmuştur. Değerli Prof. Öcal Oğuz Hocam Yozgat’taki Bozok Üniversitesinin kuruluş tarihinin Demirli Medreseden başlatılması gerektiğini söyler. Bu medreseden sonra Çapanoğullarının katkıları ile Yozgat’ta eğitim ve öğretim faaliyetleri gelişme göstermiştir. 1861 yılında Yozgat’a gelen seyyah George Perrot’un verdiği ilginç bir örnek Çapanoğulları’nın eğitime verdiği önemi göstermesi açısından dikkat çekicidir. Perrot,, Ankara’da bir gayr-i Müslim Doktor ile karşılaşır. Doktorun, “İtalya’da yaptığı eğitiminin masraflarını Çapanoğlu Süleyman Bey’in karşıladığını” söylediğinde çok şaşırır.

Bunda Osmanlı döneminin Demirli Medresesi ile Cumhuriyet döneminin ilk liselerinden birisi olma şerefini taşıyan “YOZGAT MEKTEB-İ SULTANİSİ” Yozgat Lisesinin (1895) de payı olduğu muhakkak.

“Sultani”, “Sultaniye”, denmesinin anlamı; Sultana hükümdara ait, sultanla, hükümdarla ilgili demektir. Her ne kadar Çapanoğulları tarafından yapıldı diye rivayet edilirse de (Çapanoğlu Ahmet Şakir Paşa’nın II. Abdülhamit’in Başyaveri olduğu dönemde) kimin tarafından yaptırıldığı hakkında eldeki kaynaklarda da maalesef kesin bilgi yok. Kraldan fazla kralcı valilerin Latin harflerine geçildiği dönemde eski Türkçe ile yazılan kitabeleri kırdırmalarında lisenin kitabesi de nasibini aldığından bu konuda bilgi eksikliği var. Hâlbuki bu kitabeler o binanın veya çeşmenin nüfus kâğıtlarıdır.

1890 yılında inşasına başlanılan okulun inşaatı bir türlü bitirilemez. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda milletvekili olan Çapanoğlu Edip Bey ve Anadolu Islahatı Umum Müfettişi olduğu dönemde Yozgat’a da gelen Müşir (Meraşal) Çapanoğlu Ahmet Şakir Paşanın çabaları sonucu gerekli tahsisat gönderilerek 1895 yılında tedrisata açılması sağlamıştır. Şimdi sosyal ve ekonomik açıdan Yozgat’tan çok ileri durumda olan komşu illerin çoğunda lise bulunmadığından okumaya hevesli çocuklar da hep Yozgat Lisesinden yetişmişlerdir. Dolayısıyla bu tarihe kadar ve bundan sonraki dönemde de okulların büyükçe bir kısmı, vakıflar tarafından yaptırılan ve giderleri vakıflar tarafından sağlanan okullar olmuştur.



Yukardaki resim Yozgat Mekteb-i Sultanisi’nin ve diğer Sultani mekteplerinin öğrencilerinin kayıt edildiği defterlerin her sayfasında bulunuyor ve sayfanın yarısını bu resim kaplıyordu (*).

1898 yılına gelindiğinde Yozgat’ta toplam 13 tane medrese vardır. Bu medreselerin 9 tanesi şehir merkezinde, 4 tanesi ise köylerdeymiş. Salnamedeki kayıtlarda Nazırzade Medresesi’ni Sultan Mahmut’un ikinci kadını Hoşyar Kadınefendi’nin yaptırdığı görülmektedir. Hoşyar Kadınefendi doğurduğu çocuklar sebebi ile ikinci kadınefendiliğe yükseltilir. Fakat önce çocuklarını daha sonra da Sultan II. Mahmut’u kaybetmesi üzerine inzivaya çekilerek günlerini ibadetle geçirmiş. Kendini hayır işlerine adayan Hoşyar Kadınefendi birçok bölgede medrese yaptırmış. Doğum yeri bilinmeyen Hoşyar Kadınefendi’nin medrese yaptırmak için Yozgat’ı tercih etmesi Çapanoğullarının saraydaki etkinliğine bağlı olmalıdır. (Bkz. Daha önceki yazılarımdan Çapanoğlu deyimleri)

Bu medreselerden başka iki tane de kütüphane vardı. Bu kütüphaneler Demirli Medrese ve Köse Yusuflu Medresesi bünyesinde bulunmaktaydı.
(Bkz. Eski yazılarımdan Abdullanın Bostan)

1753 yılında oluşturulan Demirli Medrese Kütüphanesi’nde 583 kitap 1834 yılında kurulan Köse Yusuflu Kütüphanesi’nde ise 365 elyazması kitap bulunmaktaydı. Medreselerin dışında vakıflar tarafından yaptırılan mahalle mektepleri ve devlet tarafından yaptırılan iptidai okulları (ilkokullar), bir rüştiye (ortaokul), bir idadi (lise) ve bir de Darülmuallimin (öğretmen okulu) bulunduğu görülmektedir.
1894-1895 yılına ait istatistiklerden Yozgat il genelinde bulunan iptidai (ilkokul) okulların toplam sayısı 300’ü bulmaktaymış. Bu okulların 164 tanesi eski tarzda eğitim veren mahalle mektepleri, 136 tanesi de yeni usulde eğitim veren mekteplermiş. Toplamı 300 olan bu iptidai mekteplerin 196 tanesi Sultan II. Abdülhamit döneminde yaptırılmış. 1890 yılında Eskipazar mahallesinde ve Medrese Mahallesinde yaptırılan iki mektebin bütün masrafları halk tarafından karşılanmış. 1893 yılına ait bir belgede ise, birçok iptidai mektebin halkın katkıları ile yapıldığı görülmekte.
İptidai okulların (ilkokullar) fazla olmasına rağmen, 1881-1882 Salnamesine göre biri şehir merkezinde diğeri de Akdağmadeni’nde olmak üzere rüştiye sayısı sadece ikidir. Fakat daha sonra Yozgat merkezde bir rüştiye daha açılarak 1905 istatistiklerinde şehirdeki rüştiye sayısı ikiye çıkmıştır. Bu rüştiyelerde okuyan öğrenci sayılarında çevre illere göre büyük farklılık görülmektedir.

1905-1908 yılı istatistiklerini göre Yozgat şehrinde 56 adet erkek okulu, 1 adet kız mektebi 6 adette karma okul görüyoruz.

Yozgat’ta da Gayr-i Müslimler kendi eğitim ihtiyaçlarını karşılayacak sayıda okullar açmışlar. Özellikle Ermeni çocuklarının eğitim-öğretimleri çok iyi bir şekilde yapılmaktadır. 1861 yılında Yozgat’a gelen Fransız seyyah George Perrot, Yozgat’ın zenginlerinden dediği Haci Ohannes’in çocukların eğitimine çok önem verdiğini, bu nedenle de okullara sürekli para yardımı yaptığını ifade etmektedir.

Perrot’dan onbeş yıl sonra yani 1876’da Yozgat’a gelen ve Çapanoğlu Süleyman Bey’e misafir olan İngiliz subayı seyyah Fred Burnaby de Ermenilerin eğitimleri konusunda benzer açıklamalar yaparak, Ermeni okullarının Türkiye şartlarının üzerinde eğitim verdiklerini ifade eder

Müslümanların ancak altıda biri kadar nüfusa sahip olan Ermenilerin okul sayısı Müslümanların okul sayısının yarısı kadardır. 1890 larda Ermenilerin okul sayısı 23 iken Müslüman Okulu sayısı ancak 50 kadardır. Bu sayılar da Ermenilerin eğitime verdikleri önemi ortaya çıkarmaktadır.

(*) Kayıt defteri sayfa resmi, araştırmacı yazar Sayın Osman Karaca’nın arşivinden alınmıştır.

17.08.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00