BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
224
Dün
:
5063
Toplam
:
13449495
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CEBBÂRZÂDE (ÇAPANOĞLU) MEHMED ÂRİF BEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Şeyh Ahmed Muhtar er-Rufâî ona, “Kravatlı Evliy┠lakabını takmıştı. Osmanzâde Hüseyin Vassâf, onu şöyle tarif ediyor; “Uzun boylu, beyaz sakallı, mütenâsibü’l-endâm ( çok orantılı bir endam) idi. Sokağa çıkarlarsa setre pantolon, kolalı gömlek giyerler; temiz gezerlerdi. Hamzeviyyü’l-meşreb (yumuşak başlı), sünniyyü’l-mezheb (sünni mezhepli) idi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun, dağılma sürecine girdiği, içte ve dışta buhranların yaşandığı, devletin ve toplumun her alanında batılı anlamda reformların yapıldığı bir dönem olarak adlandırılan 1800-1920 yılları arasında Üsküdar’da yaşayan ve “Çapanzâde, Cebbârzâde” adlarıyla anılan Mehmed Ârif Bey, Temmuz 1828’de Rumelihisarı civarındaki Baltalimanı’nda doğmuştur.

Mekteb-i İrfan’da tahsil hayatına başlayan Ârif Bey, on dokuz yaşında bu okuldan mezun olmuştur. Daha sonra Babıali Mâliye Kalemi, Hazine-i Mâliye Bedelât Kalemi ve Nizâmiye Kâtipliği’nde memuriyetlerde bulunmuş ve 1880’de kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır.

Hem tasavvufî birikime son derece hâkim olmuş hem de ilmî derinliği ve üretkenliğiyle çok sayıda eser kaleme almış bir mutasavvıftır. Eserlerin çoğu şerh türünden olmakla beraber çok sayıda şiir içermektedir. Bu da Cebbârzâdenin “şârih” (şerh eden, ayrıntılı anlatan) olmasıyla birlikte aynı zamanda bir şair de olduğunun da göstergesidir. Hele kayıp eserlerinden sayılan Divançesi de şairliğine bir delildir. Şeyh Ebu’l-Vefâ’nın şiirine yaptığı şerhten hareketle Mehmet Arif Bey’in, tasavvuf bilgisine sahip olduğunu ve çok sayıda ayet ve hadise başvurduğunu söylemek mümkündür. “Bende sırr-ı irşâd (yol gösterme sırrı) yoktur” diye başkalarına yol gösterici olmaktan çekinmiş ise de, aksine herkesten bir şeyler öğrenme gayretinde bulunmuştur. Mehmet Arif Bey’in hayatıyla ilgili çok geniş bir bilgi bulunmamaktadır. Eserlerinin de çoğu kayıp ve kütüphanelerde rastlanmamaktadır. Hayatı ile ilgili en doğru ve detaylı bilgiler kendisiyle sık sık görüştüğünü, eserlerini okuduğunu ve feyizlendiğini de ifade eden Hüseyin Vassaf Beyin “Sefine-i Evliyasında” mevcuttur. Sefîne-i Evliyâ’da yer alan şu iki beyti, onun şairlik kudretinin de olduğunun göstergesidir:

Dil-beste olup aşk ile baksaydı sümbüle
Bülbül koparırdı yine ol demde gulgule
Çün bâd-ı sabâ bir daha vir goncadan güle
Gül-şen görünür âteş-i aşk bülbüle (Osmânzâde Hüseyin Vassâf, 2006: 214)2

Gönül bağlayıp âşk ile baksaydı sümbüle
Bülbül şamata koparırdı ol nefeste
Sabah rüzgârı goncadan bir gül ver
Çünkü aşk ateşi bülbüle gül bahçesi gibi görünür

33 yıl devlet hizmetinde bulunan Ârif Bey, emekli olduktan sonra Çengelköy Bekâr Deresi’ndeki Doktor İrfan Bey Köşkü’nü kiralayarak hayatının geri kalanını eser telifine vermiştir. Muharrem 1339 (Eylül 1921)’de oturduğu bu evde vefat etmiş ve masrafları “ceybi hümayundan”(padişahın özel bütçesi, hazinesi) karşılanmak suretiyle vasiyeti üzerine Nakkaştepe kabristanına defnedilmiştir (Bursalı Mehmed Tâhir, 2000: 346; İnal, 1988: 39).
Genellikle şerh türünde (ayrıntılı anlatım) eserler yazan Cebbârzâde Mehmet Arif Bey, kaynakların bildirdiğine göre 17 eseri vardır.
Bu eserleri şöyle sıralamak mümkündür:
1. Fıkh-ı Keydân Tercümesi
2. Atiyye-i Sübhâniyye Şerhu Gavsiyye-i Geylâniyye
3. Hazîne-i Nûr
4. Celb-i Sürûr ve Selb-i Küdûr
5. Kitâbu’l-Hakâyık
6. Şerh-i Gül-deste-i İsmet (İsmet-i Buhârî’nin Nutku)
7. Miftâhu Hazâinü Rahmaniyye fi- Memleketi Vücûdü’l-İnsâniyye
8. Şu’ûnatu Hak alâ mâ-Cerâ’s-sebak
9. Hazâinü Envâr ve Defâinü Esrâr
10. Tuhfe-i Şemsiyye
11. Vâridât-ı Seferiyye
12. Tuhfe-i Seyfiyye
13. İstid’â-yı Merhamet
14. Zeyl-i Vâridât-ı Seferiyye
15. İzâhu’l-Merâm alâ Delâlet-i Seyyidi’l-Enâm
16. Divançe-i Eş’âr
17.Dâfiu’z-Zulem Min Kulûbü’l-Ümem:

Dâfiu’z-Zulem Min Kulûbü’l-Ümem: Cebbârzâde’nin, Şeyh Ebu’l-Vefâ hazretlerinin “Evvel tevhîdi zikr et sonra cürmünü fikr et / Var yoluna doğru git dervîş olayım dersen” şeklinde başlayan şiirine yaptığı şerhtir. Bu eserin iki nüshası tespit edilebilmiştir. Bu nüshalardan biri Süleymaniye Kütüphanesi Aziz Mahmud Hüdâî 544 numarada kayıtlıdır (Turgut, 2009: 73). Diğer nüsha ise aşağıda tanıtılan ve bu çalışmaya konu edilen İstanbul Üniversitesi’ndeki nüshadır. Cebbârzâde’nin Şeyh Vefâ Nutku’nun şerhi olarak bilinen eseri, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi T 697 numarada kayıtlı yazmanın 49a-65a varakları arasında Dâfi’u’z-Zulem Min Kulûbü’l-Ümem adıyla yer almaktadır. Eserine besmeleden sonra Arapça bir dua ile giriş yapmıştır.

Vasiyeti üzere Nakkaştepe’ye defnolunan Cabbârzade Arif Bey’de unutulmayı hak etmeyen o eski Üsküdarlılardan biridir. Adının başında bulunan Cabbârzade künyesi, bu hazin hayat hikâyesinin aksine zengin ve hareketli bir tarihe işaret etmektedir. “Cabbârzâdeler”, aslında “Çapanzâde” veya “Çapanoğulları” adıyla bilinen ve bir zamanlar Bozok (Yozgat) Sancağı’nda hüküm sürmüş olan köklü bir âyan ailesidir. Muhtemelen Mamalu Türkmenleri’nden olan ailenin tarih sahnesinde ve vali olarak otorite sahibi olmuş bu ailenin adı, hem İslamlaşma sürecinin hem de güce dayalı faaliyetlerinin etkisiyle XVIII. Yüzyılın başlarından beri “Cabbârzâde” olarak da anılmaktadır.

Kaynakça:
Osmânzâde Hüseyin Vassâf, 2006: 212

Ahmet AKDAĞ- şeyh ebu’l-vefâ’nın tasavvufî bir şiirine cebbârzâde mehmed ârif bey tarafından yapılan şerh: dâfi’u’z- zulemmin kulûbü’l-ümem

Younıs Ahmed Adam Yahya- Cebbarzâde Muhammed Arif Bey ve Miftâhu Hazâini Rahmâniyye Fî Memleketi Vücûdi’l-insâniyye


04.08.2016



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00