BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
213
Dün
:
4633
Toplam
:
14477101
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CEBBÂRZÂDE (ÇAPANOĞLU) MEHMED ÂRİF BEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Şeyh Ahmed Muhtar er-Rufâî ona, “Kravatlı Evliy┠lakabını takmıştı. Osmanzâde Hüseyin Vassâf, onu şöyle tarif ediyor; “Uzun boylu, beyaz sakallı, mütenâsibü’l-endâm ( çok orantılı bir endam) idi. Sokağa çıkarlarsa setre pantolon, kolalı gömlek giyerler; temiz gezerlerdi. Hamzeviyyü’l-meşreb (yumuşak başlı), sünniyyü’l-mezheb (sünni mezhepli) idi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun, dağılma sürecine girdiği, içte ve dışta buhranların yaşandığı, devletin ve toplumun her alanında batılı anlamda reformların yapıldığı bir dönem olarak adlandırılan 1800-1920 yılları arasında Üsküdar’da yaşayan ve “Çapanzâde, Cebbârzâde” adlarıyla anılan Mehmed Ârif Bey, Temmuz 1828’de Rumelihisarı civarındaki Baltalimanı’nda doğmuştur.

Mekteb-i İrfan’da tahsil hayatına başlayan Ârif Bey, on dokuz yaşında bu okuldan mezun olmuştur. Daha sonra Babıali Mâliye Kalemi, Hazine-i Mâliye Bedelât Kalemi ve Nizâmiye Kâtipliği’nde memuriyetlerde bulunmuş ve 1880’de kendi isteğiyle emekliye ayrılmıştır.

Hem tasavvufî birikime son derece hâkim olmuş hem de ilmî derinliği ve üretkenliğiyle çok sayıda eser kaleme almış bir mutasavvıftır. Eserlerin çoğu şerh türünden olmakla beraber çok sayıda şiir içermektedir. Bu da Cebbârzâdenin “şârih” (şerh eden, ayrıntılı anlatan) olmasıyla birlikte aynı zamanda bir şair de olduğunun da göstergesidir. Hele kayıp eserlerinden sayılan Divançesi de şairliğine bir delildir. Şeyh Ebu’l-Vefâ’nın şiirine yaptığı şerhten hareketle Mehmet Arif Bey’in, tasavvuf bilgisine sahip olduğunu ve çok sayıda ayet ve hadise başvurduğunu söylemek mümkündür. “Bende sırr-ı irşâd (yol gösterme sırrı) yoktur” diye başkalarına yol gösterici olmaktan çekinmiş ise de, aksine herkesten bir şeyler öğrenme gayretinde bulunmuştur. Mehmet Arif Bey’in hayatıyla ilgili çok geniş bir bilgi bulunmamaktadır. Eserlerinin de çoğu kayıp ve kütüphanelerde rastlanmamaktadır. Hayatı ile ilgili en doğru ve detaylı bilgiler kendisiyle sık sık görüştüğünü, eserlerini okuduğunu ve feyizlendiğini de ifade eden Hüseyin Vassaf Beyin “Sefine-i Evliyasında” mevcuttur. Sefîne-i Evliyâ’da yer alan şu iki beyti, onun şairlik kudretinin de olduğunun göstergesidir:

Dil-beste olup aşk ile baksaydı sümbüle
Bülbül koparırdı yine ol demde gulgule
Çün bâd-ı sabâ bir daha vir goncadan güle
Gül-şen görünür âteş-i aşk bülbüle (Osmânzâde Hüseyin Vassâf, 2006: 214)2

Gönül bağlayıp âşk ile baksaydı sümbüle
Bülbül şamata koparırdı ol nefeste
Sabah rüzgârı goncadan bir gül ver
Çünkü aşk ateşi bülbüle gül bahçesi gibi görünür

33 yıl devlet hizmetinde bulunan Ârif Bey, emekli olduktan sonra Çengelköy Bekâr Deresi’ndeki Doktor İrfan Bey Köşkü’nü kiralayarak hayatının geri kalanını eser telifine vermiştir. Muharrem 1339 (Eylül 1921)’de oturduğu bu evde vefat etmiş ve masrafları “ceybi hümayundan”(padişahın özel bütçesi, hazinesi) karşılanmak suretiyle vasiyeti üzerine Nakkaştepe kabristanına defnedilmiştir (Bursalı Mehmed Tâhir, 2000: 346; İnal, 1988: 39).
Genellikle şerh türünde (ayrıntılı anlatım) eserler yazan Cebbârzâde Mehmet Arif Bey, kaynakların bildirdiğine göre 17 eseri vardır.
Bu eserleri şöyle sıralamak mümkündür:
1. Fıkh-ı Keydân Tercümesi
2. Atiyye-i Sübhâniyye Şerhu Gavsiyye-i Geylâniyye
3. Hazîne-i Nûr
4. Celb-i Sürûr ve Selb-i Küdûr
5. Kitâbu’l-Hakâyık
6. Şerh-i Gül-deste-i İsmet (İsmet-i Buhârî’nin Nutku)
7. Miftâhu Hazâinü Rahmaniyye fi- Memleketi Vücûdü’l-İnsâniyye
8. Şu’ûnatu Hak alâ mâ-Cerâ’s-sebak
9. Hazâinü Envâr ve Defâinü Esrâr
10. Tuhfe-i Şemsiyye
11. Vâridât-ı Seferiyye
12. Tuhfe-i Seyfiyye
13. İstid’â-yı Merhamet
14. Zeyl-i Vâridât-ı Seferiyye
15. İzâhu’l-Merâm alâ Delâlet-i Seyyidi’l-Enâm
16. Divançe-i Eş’âr
17.Dâfiu’z-Zulem Min Kulûbü’l-Ümem:

Dâfiu’z-Zulem Min Kulûbü’l-Ümem: Cebbârzâde’nin, Şeyh Ebu’l-Vefâ hazretlerinin “Evvel tevhîdi zikr et sonra cürmünü fikr et / Var yoluna doğru git dervîş olayım dersen” şeklinde başlayan şiirine yaptığı şerhtir. Bu eserin iki nüshası tespit edilebilmiştir. Bu nüshalardan biri Süleymaniye Kütüphanesi Aziz Mahmud Hüdâî 544 numarada kayıtlıdır (Turgut, 2009: 73). Diğer nüsha ise aşağıda tanıtılan ve bu çalışmaya konu edilen İstanbul Üniversitesi’ndeki nüshadır. Cebbârzâde’nin Şeyh Vefâ Nutku’nun şerhi olarak bilinen eseri, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi T 697 numarada kayıtlı yazmanın 49a-65a varakları arasında Dâfi’u’z-Zulem Min Kulûbü’l-Ümem adıyla yer almaktadır. Eserine besmeleden sonra Arapça bir dua ile giriş yapmıştır.

Vasiyeti üzere Nakkaştepe’ye defnolunan Cabbârzade Arif Bey’de unutulmayı hak etmeyen o eski Üsküdarlılardan biridir. Adının başında bulunan Cabbârzade künyesi, bu hazin hayat hikâyesinin aksine zengin ve hareketli bir tarihe işaret etmektedir. “Cabbârzâdeler”, aslında “Çapanzâde” veya “Çapanoğulları” adıyla bilinen ve bir zamanlar Bozok (Yozgat) Sancağı’nda hüküm sürmüş olan köklü bir âyan ailesidir. Muhtemelen Mamalu Türkmenleri’nden olan ailenin tarih sahnesinde ve vali olarak otorite sahibi olmuş bu ailenin adı, hem İslamlaşma sürecinin hem de güce dayalı faaliyetlerinin etkisiyle XVIII. Yüzyılın başlarından beri “Cabbârzâde” olarak da anılmaktadır.

Kaynakça:
Osmânzâde Hüseyin Vassâf, 2006: 212

Ahmet AKDAĞ- şeyh ebu’l-vefâ’nın tasavvufî bir şiirine cebbârzâde mehmed ârif bey tarafından yapılan şerh: dâfi’u’z- zulemmin kulûbü’l-ümem

Younıs Ahmed Adam Yahya- Cebbarzâde Muhammed Arif Bey ve Miftâhu Hazâini Rahmâniyye Fî Memleketi Vücûdi’l-insâniyye


04.08.2016



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00