BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4633
Toplam
:
13789657
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SAYIN YILMAZ GÖKSOY’UN ÜÇ SORUSU
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat’ımızın canlı tarihi,değerli emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyim aşağıda arz edeceğim üç konuyu yazmamı ve bu vesile ile yazımızı okuyacak bilim adamlarının dikkatine sunmamı istemişti.Değerli ağabeyimin emri başüzre diyerek arz ediyorum. Buyurun birlikte kulak verelim söylediklerine.

Yılmaz Göksoy ağabeyim Yozgat’ın Gökçekışla köyünden. Vaktiyle daha sütteyken bir manda yavrusunun (ki malak diye isimlendirilir) annesi ölüyor.Köylünün durumu malum, çaresizlikten malak’ı inek sütü ile besleyerek büyütüyor. Malak büyüyüp ergen hale geldiğinde yani toska(tosun’un karşılığı) olduğunda kızışma zamanı mandalara değil ineklere ilgi duyar ve dişi mandalara hiç yanaşmaz. Bütün köylünün şahit olduğu bu olaya köylü bir anlam veremese de Yılmaz ağabeyim bu olayın basit bir tercih olmadığı konusunu düşünür. İnek sütü ile beslenen malak’ın acaba gen yapısında değişiklik mi olmuştur. Buzağı, oğlak ve kuzu gibi geviş getiren hayvanlar dünyaya geldikleri zaman kendilerine özel yavru zarı yapısı nedeniyle anne kanından bağışıklık maddelerini almadan, yani bağışık olmayan bir biçimde dünyaya gelirler. Olumsuzlukmuş gibi görünen bu durum onlar için hayati bir önem taşır. Öte yandan bu hayvanlar, annelerinin doğumdan hemen sonra salgıladıkları özel bir süt içerisinde bulunan bağışıklık maddelerini alarak ancak bağışık hale gelebilirler. Doğumdan sonra anne hayvandan bir kaç gün süreyle salgılanan işte bu özel süte “ağız sütü” denir. Ağız sütü yavru hayvanı bulaşıcı hastalıklardan koruyan bağışıklık maddelerini içermesi nedeniyle son derece hayati bir önem taşımaktadır.

WHO (Dünya Sağlık örgütü), bebeklerin ilk 6 ay boyunca yalnızca anne sütü ile beslenmesini, sonrasında da ek gıdalarla desteklenerek, bebek 2 yaşına ulaşıncaya kadar anne sütü ile beslemeye devam edilmesini tavsiye etmektedir.

WHO anne sütü eksikliği ya da yokluğunda demir ile zenginleştirilmiş biberon mamalarını önermektedir. Anne sütünün verilmediği durumlarda, özellikle ilk 1 yıl, inek sütü hiçbir şekli asla kullanılmamalıdır diye ikaz ediyor. Buradan hareketle anne sütü ile beslenemeyen bebekler ile cinsel tercihleri farklı insanların bu yönden araştırılmasından bilim insanları bir sonuç çıkarabilirlermi diyor Yılmaz ağabeyim.

İkinci olarak; yoğun saçaklarıyla toprağa kök salarak erozyonu engelleyen, hayvanların doğal barınak ve yiyecek ihtiyacını karşılayan.Kabuğu soyulduktan sonra kavrulup toz edilerek kahvesi yapılan. Tatlandırılarak midevî ve ishal durdurucu olarak istifade edilen. Boya ve deri sanayiinde de kullanılanmeşe ağacının meyvesi "Meşe Palamudu" olarak adlandırılır. Olgunlaşan palamutlar kendiliğinden dökülür. Toplamada geç kalınması halinde; başta sincaplar, fareler gibi kemirgenlerle; keçiler, domuzlar, kargalar gibi diğer hayvanlarca tarafından hızla tüketilirler.Bir meşe ağacının palamut vermesi dikiminden itibaren yaklaşık 40-50 yıl sürmektedir. Hâlbuki Yozgat’ın Kuşçu köyünde bahçe kenarlarına dikilen palamutların 10- 15 yıl içinde hem de ceviz büyüklüğünde meyve verdikleri görülmüş.

Zamanından önce palamut veren bu ağaçlar yıllar sonra kesilirler. Daha sonra bu ağaçların palamutlarından yetiştirilen meşelerin palamut vermedikleri görülüyor. Bunun üzerine topçu köyünden yeni meşeler getirilip dikiliyor ve onlar palamut veriyorlar. Hâlbuki ormancılar bizlere şöyle tavsiye ederlerdi. “Topladığınız meşe palamutlarını seyahate çıktığınızda yanınıza alın ve yolda giderken nispeten taşlık olan yol kenarlarına atın. Kolayca köklenen palamutlar orada birer koca ağaç olur” Yılmaz Göksoy Hocam yine soruyor; vaktinden evvel hem de oldukça iri palamut veren bu meşelerin palamutlarından yetiştirilen meşe ağaçları neden meyve vermediler.Bu meşelerin vaktinden önce gelişmesinde Kuşçu köyünün toprağının bir rolü olmuş mudur? Bu toprakta yetişen meşelerin palamutları mutasyona mı uğramışlardı?

Üçüncü olarak; Bir tarihte bahçemdeki kuşburnu fidelerine gül aşılamıştım. Fideler çok narin olduklarından yanından geçen hayvanlar kırmasın diye de evin bacasından çıkan büzleri onların üzerine koymuştum. Yani fideleri isli büzlerin içinde koruma altına almıştım. Ancak sonra fark ettim ki aşılı yerlerde urlar oluşmuş. Yani buralarda kanser oluşmuş. Hâlbuki yeteri kadar güneş ve su alıyorlardı. Büzlerin içindeki is’in bu oluşumda bir etkisi olmuş mudur diye aklıma takılmıştır. Yani havadaki is canlılar üzerinde nasıl bir etki yapıyor. Kanser hastalığının bu kadar artmasında yiyeceklerimizden daha çok acaba soluduğumuz kimyasallar mı daha etkili oluyor. Çünkü geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında kimya sanayi, tüm sanayi ile karşılaştığında çok hızlı bir büyüme gerçekleştirmiş. 50 yıl önce yılda sadece 1.000.000 ton kimyasal üretilirken, bugün bu rakam 400.000.000 tona ulaşmıştır. Farklı kaynaklarda farklı rakamlar verilmekle beraber ve tüm dünyada ortalama 80.000 ila 100.000 arasında kimyasalın kullanıldığı tahmin edilmektedir. Bu kimyasalların büyük bir bölümü ticari ürünlerin karışımları olarak bulunmaktadırlar. 5.000 ila 7.000 arasında değişen sayıda kimyasalın zararlı olduğu bilinmektedir. Zararlı kimyasalların üç bini kanserojen etkili olup, bunların 20-30 kadarı insan kanserojeni olarak tanımlanmaktadır diyor değerli hocam Yılmaz Göksoy ağabeyim.


23.07.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00