BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
212
Dün
:
4633
Toplam
:
14854573
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
RAMAZAN BAYRAMINDA MUTLU OLMAK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bahar bir tek bizim köye gelirdi. Ya da ben öyle zannederdim. “Dünyanın en güzel yeriydi bizim köy” diye başlayan değerli Rıfat hocamın bu güzel yazısını okuyunca aklıma geldi.
1959 yılı Ramazan Bayramını iki kardeş annemle birlikte Ankara da Şerife Halamlarda geçirmiştik. O sırada bulunduğumuz Amasya’ya döndüğümüzde her zaman yaptığımız gibi mahalle arkadaşlarımızla yine Halkalı Evliyanın türbesinde oturup sohbet ederken arkadaşımız Muzaffer sormuştu Ankara Amasya’dan büyük mü diye.
Nasıl anlatmalıydım, Ankara Amasya’dan ne kadar büyük? İşin kolayına kaçtım. “Bu bizim Şehirüstü Mahallesi, Amasya’nın bir mahallesi değil mi?” Diye sordum. Evet, cevabını alınca işte “Amasya da Ankara’nın bir mahallesi kadar” dedim. Tahmin edebildi mi bilemiyorum.
Muzaffer benden küçüktü hayatta ise sağlıklı bir ömür diliyorum. Ankara da bayramı bitip de Amasya’ya müteveccihen otogardan çıkıp çiseleyen yağmur altında Ankara caddelerinden ağır ağır geçerken ben ağlayacak gibi olmuştum. Halamlar o zamanların Ankara’sının ünlü Saraçoğlu evlerinde otururlardı. Bayramı onlarda geçirmemiz için davet etmiş bizde büyük bir heyecanla gelmiştik. Eniştemiz rahmetli Tahir Sebük Yargıtay Başkanı idi. Kuzinimiz Nurçin’in (İstanbul’daki Nur mağazalarının sahibi) pırıl pırıl giysili arkadaşları, Ankara’nın tertemiz asfalt yolları, gıcır gıcır Amerikan otomobilleri, çift boynuzlu troleybüsleri çok hoşumuza gitmişti.
Geceleri geç saatlere kadar sokakta kalabiliyor Nurçin’in arkadaşları ile hiç bilmediğimiz oyunlar oynuyorduk. Çok mutluyduk. Tek şikâyetimiz babamızınbize bayramda giymemiz için yaptırdığı ayakkabılar idi.
Amasya’nın toprak yollarında kolay eskimesin diye manda derisinden yeşil renkli iki çift ayakkabı yaptırmıştı. Yaşadığımız yerde yeşil rengin bir önemi yoktu nihayetinde sokakta oynarken giydiğimiz herhangi bir ayakkabı idi. Ama Ankara da o cicili bicili çocukların yanında çok dikkat çektiğinden her gün siyaha boyuyorduk ama boya deriye nüfuz edemediğinden günün sonunda yine alttan yeşil renk görünmeye başlıyordu.
İlk birkaç gün öyle geçtiyse de derisinin sertliğinden bükülmeyen ayakkabılar ayağımızı vurunca topallamaya başlamıştık. Ancak bundan sonra ayakkabılarımızı eline alarak inceleyen halam,ayakkabıların esneyip bükülmediğini görünce babama çok kızmıştı ama kimse kimsenin ev halini bilemezdi ki.
Öbür kuzenim Cengiz Divanlıoğlu(Emekli Danıştay 9. daire başkanı), biriktirdiği bayram harçlıkları ile yassı bir fener almıştı. 9 volt yassı pil ile çalışan fenerin ışığını yakıp halının kenarındaki çizgilerde kara yolu gibi yürütüyordu. Bizde heveslendik, almak için annemizden para istedik. Fiyatını sordu, 2,5 lira dedik.Çok pahalıymış, bir tane alın ikiniz oynayın diyerek 2,5 lira verdi. Yanlış hesaplamıştık içine de birdepil alınacaktı. Şimdi hatırlamıyorum kaç para idi onun parasını da halam vermişti. İçimdeki burukluktan dolayı ben bir kere olsun elime almadım. Kardeşim Haluk(Emekli Türkiye Gemi San. Personel Daire Bşk. Ö.1997), Cengiz ile birlikte halının kenar çizgilerini yol yapıp gezdirip oynadılar. Her iki fenerin pili bitince oyunda bitti.
Bu fener çok uzun yıllar evimizde durdu ama bir daha içine pil konmadı. Sonunda bir köşede boş durmaktan paslanıp atıldı. Bir daha da yıllarca pilli fenerimiz olmadı ama duvarda asılı ve haznesi her daim dolu bir gaz lambamız hep oldu.

04.07.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR VALİ
İsmet Paşa'nın meşhur valisi de bir diğer validir.. Nevzat Tandoğan.. Köylüleri Ulus'tan aşağı salmayan sayın vali.. Kominizmi gerekirse biz getiririz deyip terör estiren vatandaşımız... vs. vs..
Gani Hasbekli -- 19.12.2013 05:42
Türkiye Millet Meclisi gizli celse zabıtları : 22/23 Nisan 1924
Yorumunuz Sn. Çapanoğlu'na önce teşekkür ediyorum. Yozgat'tan adam gibi adamların ve asalet timsali beyfendilerin de çıkmış olduğunu ve çıkmaya da devam ettiğini gayet güzel ilmi deliller de sunarak ortaya koymuş bulunuyorlar.. Mevlevi ruhaniyetten tevarüs edilmiş, çelebiliği de bir Türk-Osmanlı alameti farikası ve fevkaleda takdire şayandır... Ricamız şudur ki, lüften hatıratınızı ve yazılarınızı derhal kitaplaştırınız ki, kalıcı ve tarihe kaybolmadan da intikal edebilsinler.. Türkiye de korkunç bir kültür erezyonu var.. Yeni nesil keşke sizler gibi değerli insanları hergün dinlese ve ibret alsalar, kendilerini de ilim-irfan olarak geliştirseler.. (...) Öğrendik ki, Usat romanı da demek ki sizlerin değerli katkıları ile ortaya çıkmıştır.. Yozgat'ın geçmişinde iftihar sayfaları da var olduğunu kamuoyu önüne sermeniz de gerçekten çok önemli değerli bir katkıdır.. Dileriz ki sizlerin de bu kıymetli gayretlerinizle, Yozgat asli hüviyetini de yeniden döndürülür.. Cenabı mevladan size sağlık ve uzun ömür ihsan etmesi dileğiyle.. Sıratı müstakim ve selametle kalınız efendim...
Muharrem Keçikıranlı -- 19.12.2013 02:28
BENİM ÖĞRETMENİM
İyi egitim ve öğretim iyi öğretmenlerin elinde olur ki geçmişteki öğretmenler ya bir müzik aleti çalar, ya edebi eserler yazmaya çalışır yada resim tiyatro gibi hobiler le kendilerini geliştirmiş değerli insanlarda şimdi (kimseyi kınamıyorum ama)geçim derdi ile uğrasmak zorundalar ve kendilerine yeteri kadar zaman ayıramıyorlar.Buda çocuklarımıza eğitim öğretim de eksiklik olarak yansıyor.
Birde öğretmene verilen bir saygı vardı(şimdi yok maalesef) bizde karşı kaldırımda öğretmenlerimizi görsek kılık kıyafetimizi önce düzeltir sonra hazır olda selam verirdik.
Tesekkürler ve ellerinize saglık ,zevkle takıp ediyoruz sizleri
Kadir Ahmet Danıska -- 09.12.2013 11:37
BİR VALİ
Sayın ilgili,
Bir yazı yazdığınızda kimliğinizi de açıkça belirtmeniz, söylediklerinizin arkasında durduğunuz anlamına gelir. Kimliğin gizlenmesinin "şöhret peşinde olmamakla" bir ilgisi yoktur. Ayrıca, istibdat dönemlerinde takma isimle yazı yazmak durumunda kalan yazar ve şairlerimiz ise bunu başlarına bir felaket gelmemesi için yapmış olup daha sonra yazdıklarına sahip çıktılar.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 30.11.2013 10:35
24 KASIM
Değerli okurlarım aşağıda 33 yıl eğitime hizmet vermiş Nahile Biryıldırır öğretmenimizin aldığı emekli ikramiyesinin miktarını okuyacaksınız. Sadece 57 bin liracık. Nahile öğretmen diyorki 42 yıl çalışan öğretmende benimle aynı ikramiyeyi aldı. Ocak 2014 ayı itibariyle milletvekilleri maaşı 13.700 lira olacak. Çoğu emekli oldukları için 6.973 lira da emekli maaşı alacaklar. Böylece aylıkları 20.000 lirayı geçecek. Yani ikibuçuk aylık milletvekili maaşı Nahile öğretmenin 33 yılıık emeği ile eş oluyor. Ne diyelim ? Güle güle harcasınlar demekten başka bir şey diyemiyoruz. Ama öğretmene verilen değer hepimizi üzüyor. 80 yılda ne kadar ileri gitmişiz değilmi?
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 27.11.2013 12:11
24 KASIM
Sayın Abdulkadir Bey, 24 Kasım öğretmenler günü konulu yazınız bana hem öğencilik hemde öğretmenlik günlerimi yeniden yaşattı,varolunuz. Yazınızda en beğendiğim taraf öğretmenlerinizi yeteri kadar tanımadığınızı itiraf etmeniz oldu ama ben dahil o haşarılıklarımız arasında hangimiz öğretmenimzi tanımaya fırsat bulabilirdik ki? Yinede sizi tebrik ederim sizde iz bırakan hocalarınızı onları saygı ile, sevgi ile ve rahmetle anacak ve okuyucularınıza da anlatacak kadar tanıma gayreti içinde olduğunuz için. Bende güzel yazılrınızı takip etmeye gayret ediyorum. Ellerinize sağlık,kaleminize kuvvet diyorum. Saygılarımla
Em. Ör.Zehra Öztürk -- 27.11.2013 10:22
24 KASIM
'Paşam milletvekili maaşlarını ne kadar yapalım? Öğretmen maaşlarını geçmesin' Bu sözler, Atatürk'ün eğitim -öğretime, öğretmene verdiği önemi maddi sıkıntısı olmayan öğretmenin başı dinç olarak daha verimli çalışacağı görüşünde olduğu nu çok iyi anlatan sözler. Kadir Abicim otuzüç yıl çalışıp yeni emekli olmuş bir öğretmen olarak devletimizin verdiği emekli ikramiyesinin elliyedi bin TL olduğunu, (kırkiki yıl çalışan öğretmen arkadaşımın da aldığı miktar aynı]belirtmek isterim Günümüzde milletvekillerinin aldığı maaşla karşılaştırmasını tüm okurlara bırakıyorum Öğretmenler günü dolayısıyla sizde iz bırakan öğretmenlerinizi çok akıcı bir dille öyle güzel anlatmışsınız ki o yıllarınızı bizlere yaşattınız.Bedia Subaşı Öğretmeninizden bahsederken özgüveni olmayan içe kapanık öğrencilere öğretmenlerin uyguladıkları taktikleri çok güzel hissettirmişsiniz Veli öğretmen işbirliğinin, dayanışmasının önemini çok güzel vurgulamışsınız. Resim ve Sanat Tarihi öğretmeni Sayın Sırrı Divil Bey'in öğrencinin ilgisini derse çekebilmek ve derse motive edebilmek için uyguladığı yöntemleri, öğrencisinden ders alacak kadar alçakgönüllüğünü,ama saygısızlığa ödün vermeyişini ne güzel dile getirmişsiniz O dönem öğretmenlerin Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık ülküsüyle çalıştıklarını öyle güzel anlatmışsınız ki günümüzde sayılarının bir hayli azalması insanın canını acıtıyor Edebiyat Öğretmeniniz Süheyla Özbek Hanım'dan bahsederken öğrencinin gönlünde öğretmenin yeri daha güzel anlatılamazdı,Fazıl Bilecen Öğretmeninizden sözederken Yozgat Valisi Turgut Başkaya ile diğer valiyi karşılaştırmanız,öğretmen sınıfta aynı dersi verdiği halde bireysel farklılıklardan dolayı sonucun farklı olabileceğini bizlere anımsattı ellerinize dillerinize kaleminize sağlık.
Nahile BİRYILDIRIR -- 26.11.2013 00:46
24 KASIM
Otuz altı yıl öğretmenlik yaptım ama yazınızı okuyunca beni öğrencilik yıllarıma götürdünüz. Buruk acılarla anımsadığımız o güzel günler... Öğretmenine değer vermeyen bir ulusun gelişip yükselmesi mümkün mü? Sağılar Hocam.
Hasan -- 22.11.2013 12:40
BİR VALİ
Selam hocam yine zamanına denk getirip kaleminizi konuşturmuşsunuz saygılarımla, tekrar selamlar.
mahmut erdem -- 20.11.2013 14:01
BİR VALİ
Mehlika Filiz hanfendi, sözünüzde kimi kasdettiğinizi bilmiyorum fakat, benim gibi soyad yazmayanlar... isim duyurusunda, şöhret peşinde olmadıklarından fazlaca kimlik bilgisi vermiyor olabilirler mi acaba? Her şeyin altında bişey aramaktan gerçekleri göremez hale geldik.
çağdaş -- 19.11.2013 23:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00