BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
213
Dün
:
4633
Toplam
:
14013198
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
RAMAZAN BAYRAMINDA MUTLU OLMAK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bahar bir tek bizim köye gelirdi. Ya da ben öyle zannederdim. “Dünyanın en güzel yeriydi bizim köy” diye başlayan değerli Rıfat hocamın bu güzel yazısını okuyunca aklıma geldi.
1959 yılı Ramazan Bayramını iki kardeş annemle birlikte Ankara da Şerife Halamlarda geçirmiştik. O sırada bulunduğumuz Amasya’ya döndüğümüzde her zaman yaptığımız gibi mahalle arkadaşlarımızla yine Halkalı Evliyanın türbesinde oturup sohbet ederken arkadaşımız Muzaffer sormuştu Ankara Amasya’dan büyük mü diye.
Nasıl anlatmalıydım, Ankara Amasya’dan ne kadar büyük? İşin kolayına kaçtım. “Bu bizim Şehirüstü Mahallesi, Amasya’nın bir mahallesi değil mi?” Diye sordum. Evet, cevabını alınca işte “Amasya da Ankara’nın bir mahallesi kadar” dedim. Tahmin edebildi mi bilemiyorum.
Muzaffer benden küçüktü hayatta ise sağlıklı bir ömür diliyorum. Ankara da bayramı bitip de Amasya’ya müteveccihen otogardan çıkıp çiseleyen yağmur altında Ankara caddelerinden ağır ağır geçerken ben ağlayacak gibi olmuştum. Halamlar o zamanların Ankara’sının ünlü Saraçoğlu evlerinde otururlardı. Bayramı onlarda geçirmemiz için davet etmiş bizde büyük bir heyecanla gelmiştik. Eniştemiz rahmetli Tahir Sebük Yargıtay Başkanı idi. Kuzinimiz Nurçin’in (İstanbul’daki Nur mağazalarının sahibi) pırıl pırıl giysili arkadaşları, Ankara’nın tertemiz asfalt yolları, gıcır gıcır Amerikan otomobilleri, çift boynuzlu troleybüsleri çok hoşumuza gitmişti.
Geceleri geç saatlere kadar sokakta kalabiliyor Nurçin’in arkadaşları ile hiç bilmediğimiz oyunlar oynuyorduk. Çok mutluyduk. Tek şikâyetimiz babamızınbize bayramda giymemiz için yaptırdığı ayakkabılar idi.
Amasya’nın toprak yollarında kolay eskimesin diye manda derisinden yeşil renkli iki çift ayakkabı yaptırmıştı. Yaşadığımız yerde yeşil rengin bir önemi yoktu nihayetinde sokakta oynarken giydiğimiz herhangi bir ayakkabı idi. Ama Ankara da o cicili bicili çocukların yanında çok dikkat çektiğinden her gün siyaha boyuyorduk ama boya deriye nüfuz edemediğinden günün sonunda yine alttan yeşil renk görünmeye başlıyordu.
İlk birkaç gün öyle geçtiyse de derisinin sertliğinden bükülmeyen ayakkabılar ayağımızı vurunca topallamaya başlamıştık. Ancak bundan sonra ayakkabılarımızı eline alarak inceleyen halam,ayakkabıların esneyip bükülmediğini görünce babama çok kızmıştı ama kimse kimsenin ev halini bilemezdi ki.
Öbür kuzenim Cengiz Divanlıoğlu(Emekli Danıştay 9. daire başkanı), biriktirdiği bayram harçlıkları ile yassı bir fener almıştı. 9 volt yassı pil ile çalışan fenerin ışığını yakıp halının kenarındaki çizgilerde kara yolu gibi yürütüyordu. Bizde heveslendik, almak için annemizden para istedik. Fiyatını sordu, 2,5 lira dedik.Çok pahalıymış, bir tane alın ikiniz oynayın diyerek 2,5 lira verdi. Yanlış hesaplamıştık içine de birdepil alınacaktı. Şimdi hatırlamıyorum kaç para idi onun parasını da halam vermişti. İçimdeki burukluktan dolayı ben bir kere olsun elime almadım. Kardeşim Haluk(Emekli Türkiye Gemi San. Personel Daire Bşk. Ö.1997), Cengiz ile birlikte halının kenar çizgilerini yol yapıp gezdirip oynadılar. Her iki fenerin pili bitince oyunda bitti.
Bu fener çok uzun yıllar evimizde durdu ama bir daha içine pil konmadı. Sonunda bir köşede boş durmaktan paslanıp atıldı. Bir daha da yıllarca pilli fenerimiz olmadı ama duvarda asılı ve haznesi her daim dolu bir gaz lambamız hep oldu.

04.07.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00