BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
195
Dün
:
4633
Toplam
:
14105481
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
AMASYA KALESİ MACERASI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar yine mübarek (bereketli) ramazan ayı geldi. Ramazan denince aklıma hemen Amasya gelir. Bizim çocukluğumuzun Amasya’sında ramazan ayı çok güzel ve renkli geçerdi. Şehir bandosu iftar ve sahur da kaleye çıkar o günlerin sessiz Amasya’sında bir saat günün sevilen şarkılarını çalardı. Bilhassa sahurda uzaktan gelen bu müzik çok hoşumuza giderdi. İftardan önce de elimizde yumurtalar ile fırında pide kuyruğunda olurduk.

1959-1961 yıllarında babamın memuriyeti dolayısıyla üç yıl kadar Amasya’da bulunmuştuk. Kardeşim Haluk ve ben Amasya lisesinde okuyorduk. Rahmetli babamız da İş Bankası şubesinin muhasebe şefiydi, müdür olmadığında yetkisi gereği şubeyi o temsil ederdi. Şubeyi teftişe iki genç müfettiş gelmişti. Şehri tanımak, çevreyi gezmek istiyorlarmış. Şube müdürü de annesinin rahatsızlığı nedeniyle Adana’ya gitmişti. Genç müfettişleri gezdirmek ve ağırlamak babama kalmıştı.


Bir Pazar günü, babam ve rahmetli kardeşim Haluk ile birlikte onları kral mezarlarına götürdük. Amasya’yı görenler bilirler, resimde görülen soldaki mezarları gezdikten sonra sağdakilere gitmek için orta boşluğa geldiğimizde yukardaki kale müfettişlere yakın gibi göründü. Buradan kaleye çıkabilir miyiz dediler. Rahmetli kardeşim hemen atılarak “çıkarız” diye cevap verince hadi çıkalım dediler. Müfettiş oldukları için babam itiraz edemedi sessiz kalmayı yeğledi.


Başladık kayalara tutunarak ortadaki yardan yukarı doğru tırmanmaya. En önde kardeşim Haluk, müfettişler arkasında ben onların arkasında babamın hemen bir adım önünde tek sıra tırmanıyoruz. Gözüm hep babamda çünkü 45 yaşındaki babamın yüksek tansiyonu var heyecanlanıp rahatsızlanmasından korkuyorum.

Önden gidenlerden ara sıra küçük taş parçaları geliyor. Bir yandan da onlardan korunmaya çalışıyoruz. Bir ara içimden babama vazgeçip dönsek mi acaba demeyi düşündüm ama aşağı inmek daha zor hatta imkânsız. Zira çıktığımız yer o kadar dik ki başımızı öne eğip nereye basacağımızı görmek mümkün değil. Babamın morali bozulmasın diye söylemekten vazgeçtim. Bu saatten sonra yukarı tırmanmak daha akıllıcaydı çünkü.

Çok yavaş ve saatler süren heyecanlı bir tırmanıştan sonra yukarıya ulaştık ki kale duvarları ile tırmandığımız kayalar arasında bir insan boyundan daha geniş rampa bir kumluk alan var. Haluk en önde ama kale duvarlarına erişmek için tutunacağı bir yer yok elinin altı kumluk. Ne yapacağımızı şaşırdık. Geri dönmemiz imkânsız. Kimden nasıl yardım isteyeceğiz. Hepimiz panikledik. Ne zaman aklıma gelse elim ayağım boşalıyormuş gibi olur. Müfettişlerden birisi Haluk’u ayaklarından yukarı doğru itmeyi akıl etti. Kardeşim, ancak o zaman kale duvarlarındaki taşlardan birini yakalayabildi. O, oraya çıkınca kendinden sonraki müfettişi elinden tutarak yukarı çekti. Sonra sıra ile birbirimizi yukarı çektik.

Sanırım hepimiz hayatımızda yaşayacağımız ender korkulardan birisini orada yaşadık. Kuvvetli esen rüzgâr altında bir süre Amasya’yı kuşbakışı seyrettikten sonra arka yoldan rahatça indik. O yol bile sanırım bir saatten fazla sürdü. Rahatça indik dediysem de geçirdiğimiz korku ve heyecanımız yol boyunca devam etti. Eve gelince babam Haluk'a bir hayli kızdı ve anneme beni göstererek “bu çocuk hiç yanımdan ayrılmadı” sonra Haluk'u göstererek “bunun umurunda değildi, babam, abim geliyorlar mı acaba diyerek bir kere dönüp bakmadı aldı başını gitti” dedi.

Müfettiş beylerden birisi ertesi günü babama şöyle söylemiş “dün sizin küçük oğlanın dolduruşuna geldik hayatımızın macerasını yaşadık, ne gündü ama.” Bu olaydan iki gün sonra babamda bir sırt ağrısı peyda oldu. Devam edince annem şişe çekti de rahatladı. Sonraki günlerde bizi fark eden Amasyalıların “bu deliler kim” dediklerini duyduk ama kendimizi ifşa edecek kadar da saf değildik.

Bizim bu amatör tırmanışımızdan aylar sonra kaleye tırmanmak isteyen iki turist düşerek hayatlarını yitirmişlerdi.

07.06.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00