BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4601
Toplam
:
13177922
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gazetede köşe komşum ve değerli dostum Sayın Muhsin Köktürk, çocukluğundaki “Abdullanın Bostanında” bisiklete binmeyi nasıl öğrendiğini pek güzel anlatmıştı. Ben de aynı yerde benden on yaş büyük dayımın zorlamasıyla öğrenmiştim ve bu anımı Muhsin Bey’in yazısının yorum penceresine ilave etmiştim (Bkz. Muhsin Köktürk’ün yazısı; Abdullah’ın Bostanı). Bu gün elli yaşın üzerinde olan her Yozgatlının Abdullanın Bostanı ile ilgili birçok anısı vardır mutlaka.

Muhsin Bey’in tarifi ile zamanında Cirit oyunları oynan, 19 Mayıs gösterileri ve futbol karşılaşmaları yapılan bu geniş alan ismini Çapanoğlu Süleyman Bey’in (ö. 1228 - miladi 1813)' kethüdası (kâhyası) Köseyusuflu Abdullah Ağadan almaktadır.

Bu çok bilgili, iyi yetişmiş değerli insanı Süleyman Bey hemen fark eder ve onu Yozgat’a getirterek kendisine kâhya yapar. Böyle değerli bir insanı kâhyası yapan Süleyman Bey, Abdullanın Bostanı diye anılan bu yeri ona vermiş, o da içine güzel bir konak ve muhteşem bir bahçe yapmıştır.

Abdullah ağa, H.1210 / M.1795 yılında Yozgat’ın Köseyusuflu köyünde geniş bir avlunun ortasına bir cami ve yanına da medrese yaptırır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivindeki 1982 numaralı defterin 44. sahifesinde kayıtlı, 1216 Hicri tarihli Vakfiyeye göre avlunun doğu ve kuzey yönlerinde yer alan 24 adet medrese odaları da Cami ile beraber yapılmıştır. Yozgat ve havalisinin ilim ve kültür alanında büyük önemi olan bu Medresede devrin her türlü ilimleri yanında Hadis, Kur'an ve Tefsir ilimleri, ihtisas derecesine varan bir seviyede okutulmakta idi. Medresede dirayetli âlimler tarafından sayısız talebe yetiştirilmiştir. Medresedeki el yazması kitaplardan bir kısmını Çapanoğulları hadisesinde Yozgat müftüsü ve daha sonrada ilk mecliste mebus olan Mehmet Hulusi Efendi Yozgat müftülük kütüphanesine taşımıştır. Bir kısmını da 13 Aralık 1933 tarihinde Yozgat Maarif Müdürlüğü’ne atanan Cevdet Izrap İl Halk Kütüphanesine taşımıştır. Cevdet Izrap Bey (Ö.1960), Kütahya milletvekili iken, Atatürk’ü öldürmek için gönderilen İngiliz casusu Mustafa Sagir’in idamına karar veren 2 no.lu İstiklal Mahkemesi üyeliğini de yapmıştır. (bkz. Mustafa Sagir yazım). Mehmet Hulusi Efendinin aldıkları kitaplar ise daha sonra ailesi tarafından muhafaza edilememiştir. Ne olduğu hakkında bir bilgi yok maalesef. Köseyusuflu camiinde bulunan tarihi kilimler ve şamdanlar da 2007 Nisan ayında bir gece penceresi kırılmak suretiyle içeri girilip çalınmıştır.

Bugün tamamı yıkılan bu medrese odalarından bir tanesi avlunun doğu tarafından ayakta kalabilmiştir. Burası da diğer medrese odalarından birisidir. Son zamanlarda medresede kalan kitapların burada depolanmasından dolayı (yanlış olarak) kütüphanenin kitap deposu diye isimlendirilmiştir.

Çapanoğlu Düriye Hanım eşi Haşmet Bey ve oğlu emekli konsolos Nafiz Haşmet Terken’in kabri de bu caminin haziresindedir. Burada kiraya verdiği tarlalarını görmeye gelen Haşmet Bey 1928 yılı Ağustos ayında camide bulunduğu sırada kalp krizi geçirerek vefat eder. Köylülerin “Beyimiz burada vefat etti buraya defnedilsin” talepleri üzerine aile de öyle karar verir. Oğlu emekli konsolos Nafiz Haşmet Terken Bey de “öldüğümde babamın koynuna koyun” diye vasiyet edince anneannemin ağabeyi benimde büyük dayım olan Nafiz Bey de babasının koynuna defnedilir(Ö.1973).

Bozok(Yozgat) İlmiye tarihinde iki önemli medrese vardır. Birisi Abdullah Ağanın yaptırdığı Köseyusuflu medresesi diğeri de 1898 Maarif Salnamesi'nde Yozgat şehir merkezindeki medreseler arasında gösterilen ve o tarihte 84 öğrencisinin bulunduğu meşhur Demirli Medresedir. 1753 yılında Çapanoğlu Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dönemi itibariyle bölgenin en mühim medreseleri arasındadır. Prof. Öcal Oğuz Hocam, 1 Mart 2006 tarih ve 5467 sayılı yasayla Yozgat’ta kurulmuş olan Bozok Üniversitesinin kuruluş tarihin, 1753 yılında tesis edilen demirli medreseden başlatılması gerektiğini söyler. Ne güzel ve ne isabetli bir tespit. Yozgat'ın gelişip bir şehir manzarası göstermesinde bu medresenin mühim bir rolü vardır. Osmanlının ilk Hariciye Nazırı Bozok’lu Mehmet Akif Paşa ile Çapanoğlu Edip ve Celal Beyler gibi birçok önemli şahsiyet Demirli Medreseden mezun olmuştur.

İstanbul ile iyi geçindiğinden kısa sürede kuvvet ve servet kazanan Çapanoğlu Ahmed Paşa, gelirinin fazlasını Bab-ı Ali yanında halkın kendisine olan güvenini arttırmaya yönelik bilhassa devrin en önemli içtimai harcı olan din ile ilgili sahalarda sarf etti. 1749 yılında Yozgat'a yakın bir mesafede bulunan Saray köyüne yaptırdığı Caminin yanı sıra 1753 yılı sonlarında ise Yozgat'ta bir medrese ile vakıflar tahsis ettirdi. Yozgat'ın imarında ilk ve en önemli adım olan bu medreseye, 1754 yılında yine Ahmet Paşa tarafından bir kütüphane de kurulur. Değerli ağabeyim Dr. Ali Şakir Ergin Hocamın özel arşivinde bulunan bilgiler ile bazı özel kütüphanelerde bulunan el yazması eserler üzerindeki "Abdülcebbarzade Ahmet Paşa Kütüphanesi mührü veya kaydı” bu hususu teyit etmektedir. Maarif Vekâleti tarafından görevlendirilen İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Profesörü Allah’ın rahmeti üzerine olsun Ahmet Ateş Hocamız da (ö.1966 İstanbul), Anadolu’daki kütüphanelerde bulunan kıymetli el yazması kitapları tespit ediyor. Yozgat İl Halk Kütüphanesindeki kitapları da gözden geçirerek kıymetli olanları İstanbul Süleymaniye kütüphanesine nakledilmesini sağlıyor. Süleymaniye Kütüphanesinde Bozok Sancağından (Yozgat) gelen kıymetli kitaplarla ilgili müstakil bir bölüm bulunmaktadır. Demirli Medresenin kitabesi Yozgat Çapanoğlu Büyük Camii içindeki Çapanoğulları aile büyüklerinin bulunduğu türbenin içinde muhafaza edilmekteyken Prof. Hakkı Acun (Çapanoğlu) tarafından Yozgat Müzesine konulmuştur.

Dr. Ali Şakir Ergin Hocam da şöyle anlatmıştı; “Demirli Medrese, özellikle bir Tefsir İhtisas Medresesi olarak da anılmaktadır. Bilhassa medreselerin en mühimlerinden olan Köseyusuflu Medresesi'nden de buraya tefsir ihtisası için gelindiğine dair bilgilere sahibiz. Bu biraz da burada görev yapan müderrislerin ihtisas alanındaki şöhretleri ile ilgili olsa gerek. Bilhassa asrın başında Şeyhu'l-Ulema olarak meşhur olan Dedikhasanlı Mehmet Şakir Efendi'nin iki dönem verdiği tefsir derslerinin önemi özellikle vurgulanmaktadır. 1853 yılında Yozgat’ta doğan Dedikhasanlı Mehmet Şakir Efendi, Demirli Medrese ’de hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde Müderrislik yapmıştır. Kurulduğu yıllardan itibaren, mamur ve müreffeh bir şehir olan Yozgat'ın bu özelliğinden dolayı, şöhretli müderrislerin gelmesine Çapanoğlu ailesi önderlik yapmış ve burasının bir ilim merkezi haline getirilme gayretleri sonuç vermiştir.”

Demirli Medresenin kitabesinde şöyle yazıyor;

Bârekallah hoş neşât-efza bu cây-ı muhterem
Var ise budur cihanda söylene n bağ-ı irem
Melce-i erbab-ı hacet, mâ’den-i zevk ü safa
Görmemiş ma’mûre âlemde mislin çeşm-i Cem
Bâ husûs olmuş makarr-ı serdâr bu ebniye kim
İnsan-ı hâss u âma maksem lütf-u kesem
Ya’ni Ahmet Ağa ol zat-ı kerimü’ş – şanın
Okunur vasf-ı şerifinde ânın el hasenü’ş-şiyem
Yapdı bu âli makâma lâne-i irfânı kim
Yaraşır evc-i humây-ı ilme bu me’va(y) disem
Çün şuâ kutrunda dâir olsa bu devri (nüh) felek
San’at-ı inşad-ı hendesten çıka târih o dem
Sırr-ı vuâtı remz edip bu tarih-i elğâz ile
Dair eyle kutrun ahvâlini bilmektir ehem

Değerli okurlar, Abdullanın Bostanı ile başladığımız yazımızı Demirli Medrese ile bitirdik. Buda çok bilgili, iyi yetişmiş değerli insan Abdullah Ağanın kerametinden olsa gerek diyerek bitirelim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Demirli medrese hakkında daha fazla bilgi için bkz. Yozgat gazetesindeki köşem” Yozgat Lisesi-Çapanoğlu Süleyman bey ve Demirli Medrese”
Kaynakça
Kitap:
1- Ali Şakir Ergin; Vakıflar ve Yozgat’ta tarihi vakıf camileri. Anıl gurup matbaacılık Ankara 2014
2- Ali Şakir Ergin; Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı
3- Ali Şakir Ergin ve Yılmaz Göksoy hocalarımla sohbetlerim.


21.05.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
PAZARCI ESNAFI
Sevgili dostum. Pazarcı esnafı da içimizden birileri. İyi huylusunun yanında, huysuzu, soysuzu da var. İdeal olanı insan ilişkilerinde seviyeli davranmak. Ama bazılarında o anlayış ne gezer. Ben de bir ufacık katkıda bulunayım izninle:
İstanbul’da bir semt pazarı. Vakit ikindi sonrası. Bir balıkçı tezgahının önü kalabalık. Balıkçı da anasının gözü. Bağırıyor sıtma görmemiş sesiyle: “Hadi, canlı canlı…Denizden yeni çıktı bunlar. Canlı canlı!”
Bir yaşlı hanım yaklaştı satıcıya:
-Yavrum, balıklar taze midir?
Balıkçı:
-Canlı canlı dedik ya hanım teyze!
Yaşlı hanım munis bir sesle:
-Yavrum, bak ben de canlıyım. Ama taze miyim?
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 27.10.2017 16:23
PAZARCI ESNAFI
Sayın Çapanoğlu, Pazar alışverişleri biz hanımlar için çok önemli bir sosyal olay. Hem mutfak masrafını hem de sair ihtiyaçlarımız biraz daha ekonomik olarak halletmek için semt pazarlarından alış veriş yapmaya çalışıyoruz. Çok şükür bu güne kadar yazınızdaki gibi bir olay ile karşılaşmadım. Herkesin görgüsü, bilgisi, yetişme tarzı aynı değil. Bu yüzden de terbiyesizlik değil ama kaba davranışlar olabiliyor. Zamanla pazar yerinde efendi saygılı dürüst iyi niyetli beyleri ve hanım satıcıları tanıyor ve ahbap oluyorsunuz ve onlardan alışveriş yapmaya başlıyorsunuz. Son yıllarda pazarcı esnafı da gençleşmeye başladı. İş bulamayan gençler babalarına annelerine yardımcı oluyorlar bu da hem müşterilerin hem de satıcıların daha nazik olmasına katkı yaptı. Fiyat konusuna hiç girmeyeyim. Sanırım ne satan memnun nede alan. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 25.10.2017 10:46
CEVİZ AĞACI
Aziz dostum, Ceviz Ağacı’nı okudum. Nazım Hikmet’in “Ceviz Ağacı”nı hatırladım. Hani der ya Koca Nazım:
“Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.”
Bir hikayesi var bu Ceviz Ağacı’nın. O hikayeyi “Cevizlik”te anlatacağım. Bir atasözünde de ceviz gölgesi (koz gölgesi) kız gölgesi diye vasıflandırılır. Şöyle söyler atalar: “Dut gölgesi, it gölgesi; söğüt gölgesi, yiğit gölgesi; koz gölgesi, kız gölgesi.” Yani o ağır uykular sülfür gazından ileri geliyormuş. Gaz maz salgılarmış ceviz ağacı, bilemem. Koz (ceviz) gölgesi kız gölgesidir. Atalar öyle diyor. Nokta. Bu nokta işin esprisi be canım.
Ben de Cevizlik’te ceviz bahsine bir başka pencereden bakacağım.
Selam ve saygılar efendim.

Mustafa Topaloğlu -- 13.10.2017 18:56
CEVİZ AĞACI
Sayın Çapanoğlu, okuyucularınıza verdiğiniz değerden dolayı teşekkür ediyorum. Sizleri okumak, anlamak gerçekten büyük bir ayrıcalık. Bu gazetede yazanlar, okuyanlar büyük bir aile gibi. Veya bendeniz sizin aranızda kendimi öyle hissediyorum. Bu duygunun kaynağı sizleri az çok tanıyor olmamdan veya aynı memleketin hasretiyle yaşamanın ortak noktasından da olabilir. Nede olsa aynı sulardan içtik, aynı yollardan geçtik, doğruyu, yanlışı aynı kültürün eğrilen ipinden seçtik. Bir ailede insan bir birini anlayamıyor, bir birine değer vermiyorsa o çatı altında yaşayanlar aile olamazlar. Bu bakımdan bu gazetede anlatma, anlama ve değer verme anlayışı hakim olduğu için sizleri ve biz okuyucuları aile çerçevesinde görüyorum.

Biraz bu aileden uzak kalmak zorunda kaldım. Gözlerimden rahatsızım. Bilgisayardan okumak göz sorunumu artırıyor. Hazır Bilgisayar bozulmuşken format attırmayım gözlerim dinlensin istedim. Bu süreç yaz'a tekamül ettiğinden, malum yaz sıcağı buralarda daha sıkıcı geçiyor, serin yerlere kendimizi atıyoruz. Arada bir telefondan yazılarınızı takip ediyordum fakat oradan yazı yazmak çok zor olduğundan yazamıyordum. Çok şükür gazetemizden ayrı kalacak kadar tatlı telaşeler den başka sorunumuz yok.

Yazınızda bahsettiğiniz "Ceviz ağacı" Yozgat'ın her evinin bahçesinde bulunan dede mirası ağaçlardan biriydi. Ceviz ağacının bir özelliğini duymuştum. Etrafında yaşanan önemli hadiseleri veya şahısları gövdesine fotoğraflayıp kaydedermiş. Ne kadar doğru bilmiyorum. Bildiğim şu ki Yozgat'da ne bahçe kalmış nede geçmişi geleceğe taşıyan, her şeye tanıklık eden ceviz ağaçları.

Bir önceki yorumumda bahsetmiştim. Öldürdüler Yozgat'ı kaçırdılar insanları.

Selam ve saygılarımla
SUZAN -- 13.10.2017 02:58
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00