BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
197
Dün
:
4633
Toplam
:
14650524
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gazetede köşe komşum ve değerli dostum Sayın Muhsin Köktürk, çocukluğundaki “Abdullanın Bostanında” bisiklete binmeyi nasıl öğrendiğini pek güzel anlatmıştı. Ben de aynı yerde benden on yaş büyük dayımın zorlamasıyla öğrenmiştim ve bu anımı Muhsin Bey’in yazısının yorum penceresine ilave etmiştim (Bkz. Muhsin Köktürk’ün yazısı; Abdullah’ın Bostanı). Bu gün elli yaşın üzerinde olan her Yozgatlının Abdullanın Bostanı ile ilgili birçok anısı vardır mutlaka.

Muhsin Bey’in tarifi ile zamanında Cirit oyunları oynan, 19 Mayıs gösterileri ve futbol karşılaşmaları yapılan bu geniş alan ismini Çapanoğlu Süleyman Bey’in (ö. 1228 - miladi 1813)' kethüdası (kâhyası) Köseyusuflu Abdullah Ağadan almaktadır.

Bu çok bilgili, iyi yetişmiş değerli insanı Süleyman Bey hemen fark eder ve onu Yozgat’a getirterek kendisine kâhya yapar. Böyle değerli bir insanı kâhyası yapan Süleyman Bey, Abdullanın Bostanı diye anılan bu yeri ona vermiş, o da içine güzel bir konak ve muhteşem bir bahçe yapmıştır.

Abdullah ağa, H.1210 / M.1795 yılında Yozgat’ın Köseyusuflu köyünde geniş bir avlunun ortasına bir cami ve yanına da medrese yaptırır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivindeki 1982 numaralı defterin 44. sahifesinde kayıtlı, 1216 Hicri tarihli Vakfiyeye göre avlunun doğu ve kuzey yönlerinde yer alan 24 adet medrese odaları da Cami ile beraber yapılmıştır. Yozgat ve havalisinin ilim ve kültür alanında büyük önemi olan bu Medresede devrin her türlü ilimleri yanında Hadis, Kur'an ve Tefsir ilimleri, ihtisas derecesine varan bir seviyede okutulmakta idi. Medresede dirayetli âlimler tarafından sayısız talebe yetiştirilmiştir. Medresedeki el yazması kitaplardan bir kısmını Çapanoğulları hadisesinde Yozgat müftüsü ve daha sonrada ilk mecliste mebus olan Mehmet Hulusi Efendi Yozgat müftülük kütüphanesine taşımıştır. Bir kısmını da 13 Aralık 1933 tarihinde Yozgat Maarif Müdürlüğü’ne atanan Cevdet Izrap İl Halk Kütüphanesine taşımıştır. Cevdet Izrap Bey (Ö.1960), Kütahya milletvekili iken, Atatürk’ü öldürmek için gönderilen İngiliz casusu Mustafa Sagir’in idamına karar veren 2 no.lu İstiklal Mahkemesi üyeliğini de yapmıştır. (bkz. Mustafa Sagir yazım). Mehmet Hulusi Efendinin aldıkları kitaplar ise daha sonra ailesi tarafından muhafaza edilememiştir. Ne olduğu hakkında bir bilgi yok maalesef. Köseyusuflu camiinde bulunan tarihi kilimler ve şamdanlar da 2007 Nisan ayında bir gece penceresi kırılmak suretiyle içeri girilip çalınmıştır.

Bugün tamamı yıkılan bu medrese odalarından bir tanesi avlunun doğu tarafından ayakta kalabilmiştir. Burası da diğer medrese odalarından birisidir. Son zamanlarda medresede kalan kitapların burada depolanmasından dolayı (yanlış olarak) kütüphanenin kitap deposu diye isimlendirilmiştir.

Çapanoğlu Düriye Hanım eşi Haşmet Bey ve oğlu emekli konsolos Nafiz Haşmet Terken’in kabri de bu caminin haziresindedir. Burada kiraya verdiği tarlalarını görmeye gelen Haşmet Bey 1928 yılı Ağustos ayında camide bulunduğu sırada kalp krizi geçirerek vefat eder. Köylülerin “Beyimiz burada vefat etti buraya defnedilsin” talepleri üzerine aile de öyle karar verir. Oğlu emekli konsolos Nafiz Haşmet Terken Bey de “öldüğümde babamın koynuna koyun” diye vasiyet edince anneannemin ağabeyi benimde büyük dayım olan Nafiz Bey de babasının koynuna defnedilir(Ö.1973).

Bozok(Yozgat) İlmiye tarihinde iki önemli medrese vardır. Birisi Abdullah Ağanın yaptırdığı Köseyusuflu medresesi diğeri de 1898 Maarif Salnamesi'nde Yozgat şehir merkezindeki medreseler arasında gösterilen ve o tarihte 84 öğrencisinin bulunduğu meşhur Demirli Medresedir. 1753 yılında Çapanoğlu Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dönemi itibariyle bölgenin en mühim medreseleri arasındadır. Prof. Öcal Oğuz Hocam, 1 Mart 2006 tarih ve 5467 sayılı yasayla Yozgat’ta kurulmuş olan Bozok Üniversitesinin kuruluş tarihin, 1753 yılında tesis edilen demirli medreseden başlatılması gerektiğini söyler. Ne güzel ve ne isabetli bir tespit. Yozgat'ın gelişip bir şehir manzarası göstermesinde bu medresenin mühim bir rolü vardır. Osmanlının ilk Hariciye Nazırı Bozok’lu Mehmet Akif Paşa ile Çapanoğlu Edip ve Celal Beyler gibi birçok önemli şahsiyet Demirli Medreseden mezun olmuştur.

İstanbul ile iyi geçindiğinden kısa sürede kuvvet ve servet kazanan Çapanoğlu Ahmed Paşa, gelirinin fazlasını Bab-ı Ali yanında halkın kendisine olan güvenini arttırmaya yönelik bilhassa devrin en önemli içtimai harcı olan din ile ilgili sahalarda sarf etti. 1749 yılında Yozgat'a yakın bir mesafede bulunan Saray köyüne yaptırdığı Caminin yanı sıra 1753 yılı sonlarında ise Yozgat'ta bir medrese ile vakıflar tahsis ettirdi. Yozgat'ın imarında ilk ve en önemli adım olan bu medreseye, 1754 yılında yine Ahmet Paşa tarafından bir kütüphane de kurulur. Değerli ağabeyim Dr. Ali Şakir Ergin Hocamın özel arşivinde bulunan bilgiler ile bazı özel kütüphanelerde bulunan el yazması eserler üzerindeki "Abdülcebbarzade Ahmet Paşa Kütüphanesi mührü veya kaydı” bu hususu teyit etmektedir. Maarif Vekâleti tarafından görevlendirilen İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Profesörü Allah’ın rahmeti üzerine olsun Ahmet Ateş Hocamız da (ö.1966 İstanbul), Anadolu’daki kütüphanelerde bulunan kıymetli el yazması kitapları tespit ediyor. Yozgat İl Halk Kütüphanesindeki kitapları da gözden geçirerek kıymetli olanları İstanbul Süleymaniye kütüphanesine nakledilmesini sağlıyor. Süleymaniye Kütüphanesinde Bozok Sancağından (Yozgat) gelen kıymetli kitaplarla ilgili müstakil bir bölüm bulunmaktadır. Demirli Medresenin kitabesi Yozgat Çapanoğlu Büyük Camii içindeki Çapanoğulları aile büyüklerinin bulunduğu türbenin içinde muhafaza edilmekteyken Prof. Hakkı Acun (Çapanoğlu) tarafından Yozgat Müzesine konulmuştur.

Dr. Ali Şakir Ergin Hocam da şöyle anlatmıştı; “Demirli Medrese, özellikle bir Tefsir İhtisas Medresesi olarak da anılmaktadır. Bilhassa medreselerin en mühimlerinden olan Köseyusuflu Medresesi'nden de buraya tefsir ihtisası için gelindiğine dair bilgilere sahibiz. Bu biraz da burada görev yapan müderrislerin ihtisas alanındaki şöhretleri ile ilgili olsa gerek. Bilhassa asrın başında Şeyhu'l-Ulema olarak meşhur olan Dedikhasanlı Mehmet Şakir Efendi'nin iki dönem verdiği tefsir derslerinin önemi özellikle vurgulanmaktadır. 1853 yılında Yozgat’ta doğan Dedikhasanlı Mehmet Şakir Efendi, Demirli Medrese ’de hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde Müderrislik yapmıştır. Kurulduğu yıllardan itibaren, mamur ve müreffeh bir şehir olan Yozgat'ın bu özelliğinden dolayı, şöhretli müderrislerin gelmesine Çapanoğlu ailesi önderlik yapmış ve burasının bir ilim merkezi haline getirilme gayretleri sonuç vermiştir.”

Demirli Medresenin kitabesinde şöyle yazıyor;

Bârekallah hoş neşât-efza bu cây-ı muhterem
Var ise budur cihanda söylene n bağ-ı irem
Melce-i erbab-ı hacet, mâ’den-i zevk ü safa
Görmemiş ma’mûre âlemde mislin çeşm-i Cem
Bâ husûs olmuş makarr-ı serdâr bu ebniye kim
İnsan-ı hâss u âma maksem lütf-u kesem
Ya’ni Ahmet Ağa ol zat-ı kerimü’ş – şanın
Okunur vasf-ı şerifinde ânın el hasenü’ş-şiyem
Yapdı bu âli makâma lâne-i irfânı kim
Yaraşır evc-i humây-ı ilme bu me’va(y) disem
Çün şuâ kutrunda dâir olsa bu devri (nüh) felek
San’at-ı inşad-ı hendesten çıka târih o dem
Sırr-ı vuâtı remz edip bu tarih-i elğâz ile
Dair eyle kutrun ahvâlini bilmektir ehem

Değerli okurlar, Abdullanın Bostanı ile başladığımız yazımızı Demirli Medrese ile bitirdik. Buda çok bilgili, iyi yetişmiş değerli insan Abdullah Ağanın kerametinden olsa gerek diyerek bitirelim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Demirli medrese hakkında daha fazla bilgi için bkz. Yozgat gazetesindeki köşem” Yozgat Lisesi-Çapanoğlu Süleyman bey ve Demirli Medrese”
Kaynakça
Kitap:
1- Ali Şakir Ergin; Vakıflar ve Yozgat’ta tarihi vakıf camileri. Anıl gurup matbaacılık Ankara 2014
2- Ali Şakir Ergin; Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı
3- Ali Şakir Ergin ve Yılmaz Göksoy hocalarımla sohbetlerim.


21.05.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00