BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
217
Dün
:
4936
Toplam
:
13343084
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Gazetede köşe komşum ve değerli dostum Sayın Muhsin Köktürk, çocukluğundaki “Abdullanın Bostanında” bisiklete binmeyi nasıl öğrendiğini pek güzel anlatmıştı. Ben de aynı yerde benden on yaş büyük dayımın zorlamasıyla öğrenmiştim ve bu anımı Muhsin Bey’in yazısının yorum penceresine ilave etmiştim (Bkz. Muhsin Köktürk’ün yazısı; Abdullah’ın Bostanı). Bu gün elli yaşın üzerinde olan her Yozgatlının Abdullanın Bostanı ile ilgili birçok anısı vardır mutlaka.

Muhsin Bey’in tarifi ile zamanında Cirit oyunları oynan, 19 Mayıs gösterileri ve futbol karşılaşmaları yapılan bu geniş alan ismini Çapanoğlu Süleyman Bey’in (ö. 1228 - miladi 1813)' kethüdası (kâhyası) Köseyusuflu Abdullah Ağadan almaktadır.

Bu çok bilgili, iyi yetişmiş değerli insanı Süleyman Bey hemen fark eder ve onu Yozgat’a getirterek kendisine kâhya yapar. Böyle değerli bir insanı kâhyası yapan Süleyman Bey, Abdullanın Bostanı diye anılan bu yeri ona vermiş, o da içine güzel bir konak ve muhteşem bir bahçe yapmıştır.

Abdullah ağa, H.1210 / M.1795 yılında Yozgat’ın Köseyusuflu köyünde geniş bir avlunun ortasına bir cami ve yanına da medrese yaptırır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivindeki 1982 numaralı defterin 44. sahifesinde kayıtlı, 1216 Hicri tarihli Vakfiyeye göre avlunun doğu ve kuzey yönlerinde yer alan 24 adet medrese odaları da Cami ile beraber yapılmıştır. Yozgat ve havalisinin ilim ve kültür alanında büyük önemi olan bu Medresede devrin her türlü ilimleri yanında Hadis, Kur'an ve Tefsir ilimleri, ihtisas derecesine varan bir seviyede okutulmakta idi. Medresede dirayetli âlimler tarafından sayısız talebe yetiştirilmiştir. Medresedeki el yazması kitaplardan bir kısmını Çapanoğulları hadisesinde Yozgat müftüsü ve daha sonrada ilk mecliste mebus olan Mehmet Hulusi Efendi Yozgat müftülük kütüphanesine taşımıştır. Bir kısmını da 13 Aralık 1933 tarihinde Yozgat Maarif Müdürlüğü’ne atanan Cevdet Izrap İl Halk Kütüphanesine taşımıştır. Cevdet Izrap Bey (Ö.1960), Kütahya milletvekili iken, Atatürk’ü öldürmek için gönderilen İngiliz casusu Mustafa Sagir’in idamına karar veren 2 no.lu İstiklal Mahkemesi üyeliğini de yapmıştır. (bkz. Mustafa Sagir yazım). Mehmet Hulusi Efendinin aldıkları kitaplar ise daha sonra ailesi tarafından muhafaza edilememiştir. Ne olduğu hakkında bir bilgi yok maalesef. Köseyusuflu camiinde bulunan tarihi kilimler ve şamdanlar da 2007 Nisan ayında bir gece penceresi kırılmak suretiyle içeri girilip çalınmıştır.

Bugün tamamı yıkılan bu medrese odalarından bir tanesi avlunun doğu tarafından ayakta kalabilmiştir. Burası da diğer medrese odalarından birisidir. Son zamanlarda medresede kalan kitapların burada depolanmasından dolayı (yanlış olarak) kütüphanenin kitap deposu diye isimlendirilmiştir.

Çapanoğlu Düriye Hanım eşi Haşmet Bey ve oğlu emekli konsolos Nafiz Haşmet Terken’in kabri de bu caminin haziresindedir. Burada kiraya verdiği tarlalarını görmeye gelen Haşmet Bey 1928 yılı Ağustos ayında camide bulunduğu sırada kalp krizi geçirerek vefat eder. Köylülerin “Beyimiz burada vefat etti buraya defnedilsin” talepleri üzerine aile de öyle karar verir. Oğlu emekli konsolos Nafiz Haşmet Terken Bey de “öldüğümde babamın koynuna koyun” diye vasiyet edince anneannemin ağabeyi benimde büyük dayım olan Nafiz Bey de babasının koynuna defnedilir(Ö.1973).

Bozok(Yozgat) İlmiye tarihinde iki önemli medrese vardır. Birisi Abdullah Ağanın yaptırdığı Köseyusuflu medresesi diğeri de 1898 Maarif Salnamesi'nde Yozgat şehir merkezindeki medreseler arasında gösterilen ve o tarihte 84 öğrencisinin bulunduğu meşhur Demirli Medresedir. 1753 yılında Çapanoğlu Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dönemi itibariyle bölgenin en mühim medreseleri arasındadır. Prof. Öcal Oğuz Hocam, 1 Mart 2006 tarih ve 5467 sayılı yasayla Yozgat’ta kurulmuş olan Bozok Üniversitesinin kuruluş tarihin, 1753 yılında tesis edilen demirli medreseden başlatılması gerektiğini söyler. Ne güzel ve ne isabetli bir tespit. Yozgat'ın gelişip bir şehir manzarası göstermesinde bu medresenin mühim bir rolü vardır. Osmanlının ilk Hariciye Nazırı Bozok’lu Mehmet Akif Paşa ile Çapanoğlu Edip ve Celal Beyler gibi birçok önemli şahsiyet Demirli Medreseden mezun olmuştur.

İstanbul ile iyi geçindiğinden kısa sürede kuvvet ve servet kazanan Çapanoğlu Ahmed Paşa, gelirinin fazlasını Bab-ı Ali yanında halkın kendisine olan güvenini arttırmaya yönelik bilhassa devrin en önemli içtimai harcı olan din ile ilgili sahalarda sarf etti. 1749 yılında Yozgat'a yakın bir mesafede bulunan Saray köyüne yaptırdığı Caminin yanı sıra 1753 yılı sonlarında ise Yozgat'ta bir medrese ile vakıflar tahsis ettirdi. Yozgat'ın imarında ilk ve en önemli adım olan bu medreseye, 1754 yılında yine Ahmet Paşa tarafından bir kütüphane de kurulur. Değerli ağabeyim Dr. Ali Şakir Ergin Hocamın özel arşivinde bulunan bilgiler ile bazı özel kütüphanelerde bulunan el yazması eserler üzerindeki "Abdülcebbarzade Ahmet Paşa Kütüphanesi mührü veya kaydı” bu hususu teyit etmektedir. Maarif Vekâleti tarafından görevlendirilen İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Profesörü Allah’ın rahmeti üzerine olsun Ahmet Ateş Hocamız da (ö.1966 İstanbul), Anadolu’daki kütüphanelerde bulunan kıymetli el yazması kitapları tespit ediyor. Yozgat İl Halk Kütüphanesindeki kitapları da gözden geçirerek kıymetli olanları İstanbul Süleymaniye kütüphanesine nakledilmesini sağlıyor. Süleymaniye Kütüphanesinde Bozok Sancağından (Yozgat) gelen kıymetli kitaplarla ilgili müstakil bir bölüm bulunmaktadır. Demirli Medresenin kitabesi Yozgat Çapanoğlu Büyük Camii içindeki Çapanoğulları aile büyüklerinin bulunduğu türbenin içinde muhafaza edilmekteyken Prof. Hakkı Acun (Çapanoğlu) tarafından Yozgat Müzesine konulmuştur.

Dr. Ali Şakir Ergin Hocam da şöyle anlatmıştı; “Demirli Medrese, özellikle bir Tefsir İhtisas Medresesi olarak da anılmaktadır. Bilhassa medreselerin en mühimlerinden olan Köseyusuflu Medresesi'nden de buraya tefsir ihtisası için gelindiğine dair bilgilere sahibiz. Bu biraz da burada görev yapan müderrislerin ihtisas alanındaki şöhretleri ile ilgili olsa gerek. Bilhassa asrın başında Şeyhu'l-Ulema olarak meşhur olan Dedikhasanlı Mehmet Şakir Efendi'nin iki dönem verdiği tefsir derslerinin önemi özellikle vurgulanmaktadır. 1853 yılında Yozgat’ta doğan Dedikhasanlı Mehmet Şakir Efendi, Demirli Medrese ’de hem Osmanlı döneminde, hem de Cumhuriyet döneminde Müderrislik yapmıştır. Kurulduğu yıllardan itibaren, mamur ve müreffeh bir şehir olan Yozgat'ın bu özelliğinden dolayı, şöhretli müderrislerin gelmesine Çapanoğlu ailesi önderlik yapmış ve burasının bir ilim merkezi haline getirilme gayretleri sonuç vermiştir.”

Demirli Medresenin kitabesinde şöyle yazıyor;

Bârekallah hoş neşât-efza bu cây-ı muhterem
Var ise budur cihanda söylene n bağ-ı irem
Melce-i erbab-ı hacet, mâ’den-i zevk ü safa
Görmemiş ma’mûre âlemde mislin çeşm-i Cem
Bâ husûs olmuş makarr-ı serdâr bu ebniye kim
İnsan-ı hâss u âma maksem lütf-u kesem
Ya’ni Ahmet Ağa ol zat-ı kerimü’ş – şanın
Okunur vasf-ı şerifinde ânın el hasenü’ş-şiyem
Yapdı bu âli makâma lâne-i irfânı kim
Yaraşır evc-i humây-ı ilme bu me’va(y) disem
Çün şuâ kutrunda dâir olsa bu devri (nüh) felek
San’at-ı inşad-ı hendesten çıka târih o dem
Sırr-ı vuâtı remz edip bu tarih-i elğâz ile
Dair eyle kutrun ahvâlini bilmektir ehem

Değerli okurlar, Abdullanın Bostanı ile başladığımız yazımızı Demirli Medrese ile bitirdik. Buda çok bilgili, iyi yetişmiş değerli insan Abdullah Ağanın kerametinden olsa gerek diyerek bitirelim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

Demirli medrese hakkında daha fazla bilgi için bkz. Yozgat gazetesindeki köşem” Yozgat Lisesi-Çapanoğlu Süleyman bey ve Demirli Medrese”
Kaynakça
Kitap:
1- Ali Şakir Ergin; Vakıflar ve Yozgat’ta tarihi vakıf camileri. Anıl gurup matbaacılık Ankara 2014
2- Ali Şakir Ergin; Osmanlı Devleti ve Bozok Sancağı
3- Ali Şakir Ergin ve Yılmaz Göksoy hocalarımla sohbetlerim.


21.05.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00