BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
211
Dün
:
4633
Toplam
:
13791633
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İSTANBUL SERENCEBEY YOKUŞUNDAKİ ÇAPANOĞLU SIDIKA HANIM KONAĞI
capanoglukadir@yahoo.com.tr

Çapanoğulları hadisesinden sonra Atatürk tarafından Ankara’ya çağırılan Çapanoğlu kardeşler aileleri ile birlikte kaldıkları Aziziye’den (Kayseri Pınarbaşı) Ankara’ya gelirler. Burada bir sene kadar çok üzüntülü ve sıkıntılı bir yaşam sürerler. Hadiseyi bütün detayları ile inceleyen Atatürk, bu olayda hükümetin de gerekli çabayı göstermediği kanaatine vardığından Çapanoğlu kardeşleri muhakeme edilmeden af eder. Ancak Yozgat’a dönmelerine de izin vermez. Edip Bey’i Kayseri de, Celal Bey’i İstanbul’da, Salih Bey’i de Kırşehir’de ikamete zorunlu kılar. Salih Bey, ağır ceza hâkimliğinden emekli olduğundan Atatürk onun avukatlık yapmasına da izin verir. Atatürk’ün Çapanoğullarını yargılatmadan affetmesinde Karahisarı mebusu Şükrü Efendinin Meclis kürsüsünden yaptığı şu konuşma da etkili olmuştur. “Bu millet isyankâr değildir. Şurada Yozgat’ta isyan çıktı deniliyor. Bendeniz Yozgat isyanını tetkik ettim, sui idare(kötü yönetim) neticesidir. Bakınız efendim Yozgat isyanı yalnız sui idare neticesi de değil, bu Meclisin kendisini gösterememesi neticesidir. Bir İslam cemiyetinin, memalik-i Osmaniye ve İslamiye mümessillerinin burada toplandığını bildirememektir. Neden oraya muktedir adamlar göndermedik, biz daha doğrusu yalnız İcra Vekillerine değil kendimize de kabahat bulmalıyız.”

Celal Bey’in (1860-1935) İstanbul Beşiktaş’taki Serencebey yokuşunda ikinci eşi Ayşe Sıdıka Hanım’ın babasından kalan büyük bir konağı vardır. Ayşe Sıdıka Hanım saraylıdır. Babası sarayın hocalarındandır (öğretmen). Emekli olduktan sonra Yozgat’a yerleşen Celal Bey ve ailesi yazlarını denizi gören bu evde geçirmektedirler. Yozgat’ta ikametine müsaade edilmeyince, İstanbul’da ikamet edilmesine izin verilmesini talep eder ve öyle uygun görülür. İstanbul’a gelişlerini kütüphanemde muhafaza ettiğim kendi el yazısı ile yazdığı günlüğünde şöyle anlatıyor; “Heman iki seneyi mütecaviz bir müddet Aziziye de (Kayseri Pınarbaşı), bir sene kadar da Kayseri de kaldıktan sonra üç yüz otuz dokuz senesi (1923) Kânunuevvelin iptidalarında İstanbul’a geldim. Bizden üç beş ay sonra bütün aile halkı da Aziziye’ye gelmişdi. Bizden biraz evvel refika ile Aliye ile Reşid de İstanbul’a gelmişlerdi. Vazife-i askeriyesini ifa etmek üzere Süleyman’ı Kayseri’de bırakarak Mekki, Lütfiye ve ben de yukarda mezkûr tarihde refikayı takiben İstanbul’a geldik.

Yozgat hadisesinden mütevellid bu gurbetzedelik esnasında yârimiz bile ağyar (yabancı) olmuştu. İnsan denilen şu mahlûk-ı acibin insanlığı, ciddiyeti, samimiyeti ve fedakârlığı böyle bir zaman-ı felakette göstereceği muamele ve ahvaliyle ölçülür.
Felaket zamanlarında geçmedik hatırlarından hiç
Ânin çün bende artık hatır-ı ahbaptan geçtim.

Mutasarrıflıkla Kayseri’ye gelmiş olan Muammer Bey, iki seneden beri alınmamış olan tekaüd maaşımı derhal Kayseri’ye tahvile teşebbüs eylemek ve o sırada hulûl eylemiş olan bayramı da telgrafla tebrik etmek vefakârlığında bulunmuşdur ki, o vakitlerde şu hâl büyük olduğu kadar bir eseri insaniyet ve vefa-perverlikdi. Bunlara aid şükran borçlarımı Kayseri’de hîn-i mülakatta ifa eylemek istediğim halde buna dair bana söz söyletmedikten başka ellerimi tutup öperek evlatlık vazifesini ifaya çalışmak istedim demiştir.
………………………………………..

Şu hatıra yetmiş beş senelik bir ömrün bir emektar-ı devlet ve milletin muhtasaran mahsûl-i fikridir. Bu yetmiş beş senenin elli ve küsur senesi hidemât-ı devlet ve millet de geçmiştir. Yalnız yirmi küsur senesi Rumeli’de, Arabistan’da, Anadolu’da, uzak, yakın, mühim, ehem, mülhak, müstakil mutasarrıflıklarda geçmiştir.
………………………………………….

Hamden, sümme hamden (şükür, yine şükür) asla leke dar (lekeli, ayıplanmış) olmadım. Müstakimâne (dosdoğru), namuskârâne, mesleğime kat’iyen halel getirmedim. Cenab-ı Hak da daima beni muhafaza buyurmak inayetini (lütfunu) diriğ buyurmadı(esirgemedi).
…………………………………………

Şundan ümidvârım ki, bulunduğum yerlerde hukuk-ı’ibadi (kul haklarını) elimden geldiği kadar siyânete(korumaya) çalıştım. Ve devletime, Hükümetime sâdıkane hizmet ettim. İnşallah bundan dolayı me’curum (sevap alırım). Şâyed bilemeyerek kusur etmiş olduğum noktalar varsa Cenab-ı Hak afv buyursun. Şu hatıram da evlâd ü ahfada yadigar olsun. 24 Cemaziyelahir Sene1354-10 Eylül 1351-23 Efrinci Eylül Sene 1935 İstanbul Beşiktaş Mahmud Celaleddin.

Celal Bey, Cidde, Mekke, Tokat, Çorum, Afyon, Amasya mutasarrıflıklarında bulunmuştur. Cidde’ye varışında 19 pare top atışı ile karşılanır. Ağabeyi Edip Bey gibi iyi yetişmiş, dirayetli, bilgili, görgülü bir devlet adamıdır ama Çapanoğulları hadisesinden sonra emekli maaşı da kesilmiştir. Tüm Yozgat’ı yağma eden Çerkez Etem Yozgat’taki konağı da yağmaladıktan sonra yakmıştır. Asıl büyük yağma ise Arapseyfi ve Karatepe çiftliğindeki konaklarda yapılmıştı. Bu konaklar da yağmalandıktan sonra yakılmış, çiftlikte beslenen yarış atları ve büyük ve küçükbaş hayvan sürüleri Ethem’in hempalarınca sürülüp götürülmüş Ankara pazarlarında satılmıştır. İstanbul’a yerleşen aile oldukça kalabalıktır. Birinci eşi Elmas Hanım'dan (1864-1918) olan çocukları, Düriye, Zeynep, Kebire, ikinci eşi Ayşe Sıdıka Hanımdan (1869-1934) olan çocukları, Osman Mekki, Süleyman Sabri, Mehmet Reşit, Aliye ve Lütfiye ile kalabalık bir aile maddi sıkıntı içindedir. İkinci eşi Ayşe Sıdıka Hanım’ın Eminönü’nde bulunan dükkânlarının kira gelirleri ile idare ederlerken çocuklarından Mehmet Reşit hastalanıp hastaneye yatırılır. Tedavi masraflarının altından kalkamayan aile konağı Emniyet Sandığına rehin göstererek bir miktar borç para alırlar. Borç vadesinde ödenemeyince Emniyet Sandığı haciz yoluna giderek evi satışa çıkarır. Celal Bey’in çocuklarından Kurtuluş Savaşı Gazisi Osman Mekki Bey, Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine bir mektup göndererek içinde bulundukları şartları anlatır. İsmet Paşanın emri ile borcun ödenmesi bir yıl ertelenirse de ödenmesi mümkün olamaz. Yan taraftaki komşusu, konağı kendisine satmalarını, eğer parayı tedarik ederlerse tekrar geri vereceğini teklif eder, uygun görülüp öyle yapılır. Konağın elden çıkmasına çok üzülen Ayşe Sıdıka Hanım bir süre sonra Eminönü’ndeki dükkânları satarak geri almak isterse de daha önce vaatte bulunan komşu razı olmaz. Bu dükkânlar da zaman içinde teker teker elden çıkarılmak zorunda kalınır
Celal Beyin Kızı Lütfiye Hanımefendi Halamız ile kızı Dr. Solmaz Yanar, Cerrahpaşa Hastanesine yakınlığı nedeniyle Aksaray semtinde ikamet ederlerdi. Bizde o yıllarda Laleli semtinde oturduğumuzdan vefatlarına kadar sık sık görüşme şansımız olmuştu. Lütfiye Halam, ne zaman cennetmekân anneannem Leyla Hanımla bir araya gelse “Kuzum Leyla Hanım Allah aşkına doğruyu söyle hiç isyanı babam çıkarmış olabilir mi” diye üzüntü ile sorardı. Yine fırsat buldukça bir araya geldiğimiz torunlarından 1983 yılında kaybettiğimiz gerçek bir beyefendi olan Yılmaz Çapan ağabeyim ile 2013 yılında kaybettiğimiz kardeşi Seval (Çapan) Ürkmez ablam da eskiden gelen bu alışkanlıkla Beşiktaş’ta otururlardı. Celal Bey’in ailesi ve çocukları ile torunlarının kabirleri de yine Beşiktaş’taki Yahya Efendi Kabristanındadır. Nur içinde olsunlar.

Kaynak: Kızı Lütfiye(Çapan) Yanar (1906- 15.09.1989)
Torunu Seval Ürkmez (ö. 13.02.2013)
Gelinleri Yüksel Çapan(Yılmaz Çapan eşi. Yılmaz Çapan (14.05.1926-06.07.1983)
Osmanlı Mutasarrıfı Çapanoğlu Mahmut Celâleddin (Celal) Bey'in Hatıraları: Prof. Dr. Hakkı Acun, Prof.Dr. Abdulkadir Dündar
Fotoğraf: Araştırmacı yazar Osman Karaca arşivi ( İstanbul Belediyesi fotoğraf arşivinden)

03.06.2016




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00