BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
173
Dün
:
4633
Toplam
:
13790635
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KARINCAEZMEZ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, 40 lı yaşlarımdan itibaren dikkatimi çekmişti. Şehirlerimizin kasabalarımızın ileri gelen önemli kişilerini sık sık hatırlarız, doğal olarak. Ama yaşadıkları devirde pekte önemsemediğimiz kişileri de yıllar geçtikçe renkli kişilikleri ile daha çok hatırlamaya anmaya başlarız. Rahmetli Karınca ezmez Şevki Bey de bunlardan birisiydi. 1919 doğumlu Karınca ezmez ‘in gerçek adı Şevki Güney'di. Ona Karıncaezmez namını, devrin İstanbul emniyet amiri, sonradan içişleri bakanlığı da yapan Orhan Eyüboğlu vermişti. Çünkü Şevki aslen şofördü ve sürücülük hayatı boyunca bir tek kaza bile yapmamıştı. Yıllar boyu "İstanbul'un en kibar şoförü" seçilmesi boşuna değildi. En büyük özelliği, 40 yıl boyunca hep çiçekle dolaşmasıydı.

Dolmuş esnafı olmadan önce 15 yıl İETT'de şoförlük yapmıştı. Otobüsün şoför mahallini çiçek bahçesine çevirdiği için ve yakasından eksik etmediği sarı kırmızı çiçekler ile Kılık-kıyafet nizamnamesine uymadığı gerekçesiyle kapı önüne konulmuştu. Bu tarihten itibaren Taksim-Dolapdere, Taksim-Karaköy, Topkapı-Beşiktaş hattında, 1948 model Opel taksisiyle dolmuşçuluğa başlamıştı.

İETT'deki işini kaybetmesinden sonra eşi Mediha Hanım, kızı Sıdıka ve oğlu Nuri'yi de yanına alarak evi terk ediyor. Galatasaray yüzünden çocuklarıyla ilgilenmediği gerekçesiyle 18 yıllık eşine boşanma davası açıyor. Mahkemeye sarı-kırmızı tuhaf bir kıyafetle gelen Karıncaezmez ise davanın reddedilmesini istiyor. Karıncaezmez, hâkime “Maddi durumumun kötü olduğu doğrudur. Beni bu hale düşüren Galatasaray’a olan aşkımdır. Bu aşk beni maddeten yıkıyor. Fakat manen ben bir milyonerim” diyor. Hâkim, karşısında tepeden tırnağa sarı-kırmızı donanmış, "garip" bir adam görünce, huzur içinde onları boşuyor.

Ayakkabı ve çoraplarına kadar tüm giysilerini sarı-kırmızı renklerle donatılmış, elinde büyücek bir sarı-kırmızı bayrak, tribünleri coşturma görevini kendiliğinden üstlenmiş bir adam Karıncaezmez, maç başlamadan tribündeki yerini alır ve bayrağını dalgalandırarak halkı selamlardı. Etraftan yükselen yaşa-var ol sesleri onu öylesine mutlu ederdi ki, bir türlü yerine oturmaz, takımlar sahaya çıkana kadar bayrak sallardı. Galatasaray takımı sahada görününce, Karıncaezmez kolay kolay zapt edilemezdi. Ona tribünler dar gelir, elindeki o koskoca bayrakla korkulukların üzerine çıkar, aşığı olduğu takımı öyle selamlardı. Bağırıp çağırmazdı. Sadece 1.5 saat elindeki bayrağı dalgalandırırdı. Hayret edilecek nokta, o koca bayrağı dalgalandırmak için kendinde bulduğu güçtü. Maçın bitiminde, elinde bayrak, caddeleri taşıran kalabalığın önünde gider, kulüp merkezine kadar gelir ve burada vazifesi son bulurdu

3-2 yenildikleri bir Fenerbahçe maçında "uğursuz geliyor" diye onu tribün korkuluklarından aşağı attılar. Sağ kolu kırıldı. O sezon Karıncaezmez'i uğursuz diye stadyuma hiç sokmadılar. O da bunun üzerine her maç, stadyumun içini gören yamaçta, 45’er dakikadan iki devre, heykel gibi put kesilerek, kar, yağmur, çamur dinlemeden, sağ kolu havada futbolcuları selamladı. Bu hareketi aynı zamanda onu stadyuma sokmayanları protesto etmek içindi. Halbuki Karıncaezmez'e şampiyon kadro dediniz mi bir çırpıda sıralardı; "Kalede Nihat, Ali, Ergün, Muzaffer, Talat, Turhan, Mehmet, Ayhan, Gökmen, Metin, Uğur."
Karıncaezmez'in kırık kolu bir türlü kaynamadı. Fenerli bazı zorbalar nerede kıstırsalar dövüyorlar, sarı-kırmızı arabasını tahrip ediyorlardı. Kolu alçı içinde birkaç kere daha kırıldı, sonunda çürüdü, kangren oldu. Paşabahçe SSK Hastanesi'nde görevli Ergun Dizdaroğlu ile Ali Uras, onu kolunu keserek kurtardılar. Artık malum "selamını" veremeyecekti. Bu yüzden yaşama iyice küstü ve sessizce huzurdan çekildi.

Galatasaray'ın Mallorca'yı elediği maçtan bir gün önce, 23 Mart 2000 tarihinde, 81 yaşında hayata gözlerini yummuş, Turgay Şeren ve BJK amigosu Paşalı Birol'un da katıldığı bir törenle, Fatih Camii'nden kaldırılarak toprağa verilmişdi. Cenaze masraflarını. Galatasaray Kulübü üstlenerek ona sahip çıktı.

Ben de bir anımı anlatayım; Beyoğlu’nda Fransız sefarethanesinin alt köşesinde bir fotoğrafçı vardı ve vitrininde çok güzel bir Atatürk resmi asılıydı. Bir gece o resmin karşısında selama durmuştu. Kimlere ve nelere selam vermezdi ki: Tabii tesadüfen de olsa yan yana gelmiş sarı-kırmızı "her şeye ve her nesneye", ayrıca "üniformalı" herkese, bütün meyhanelere, heykellere, anıt yapılara selam dururdu. Mesela Galatasaray Lisesi'nin tam karşısında kolunu kaldırıp caddenin orta yerinde bir selam durdu mu trafik kilitlenirdi. Arabaların Beyoğlu'nda çift yönlü gidip geldiği o yıllar, şoförler bu kavşakta Karıncaezmez'e rastladıklarında kızmazlar, bunu fırsat bilip, camlarını siler, lastiklerini kontrol eder, bir sigara yakıp, dat-dat diye korna çalarak ona tempo tutarlardı.

Fotoğrafçıdaki Atatürk resmine ağlayarak şöyle hitap ediyordu. "Paşam kalk da şu Galatasaray’ın haline bir bak" O sırada caddenin karşısında yürüyen iki genç, "kova Galatasaray" diye bağırdılar. O da, onlara "Galatasaray'a kova diyenlerde sağ olsun" diye cevap vermişti. Çok üzülmüştüm. O günden sonra bir Beşiktaş sempatizanı olarak kendisini daha çok sevdim. 1948 model Opel arabası ile dolmuşçuluk yaparken sık sık bizim oturduğumuz Laleliden de geçerdi. Arabası dolu ise Beyazıt’tan Aksaray yönüne doğru hızla geçer, arabasına taktırttığı tuhaf ses çıkaran kornayı ağzına aldığı hortuma üfleyerek öttürürdü. Mekânın cennet olsun Kocamustafapaşa’lı Şevki baba.

25.04.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00