BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
185
Dün
:
4633
Toplam
:
14113583
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KARINCAEZMEZ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, 40 lı yaşlarımdan itibaren dikkatimi çekmişti. Şehirlerimizin kasabalarımızın ileri gelen önemli kişilerini sık sık hatırlarız, doğal olarak. Ama yaşadıkları devirde pekte önemsemediğimiz kişileri de yıllar geçtikçe renkli kişilikleri ile daha çok hatırlamaya anmaya başlarız. Rahmetli Karınca ezmez Şevki Bey de bunlardan birisiydi. 1919 doğumlu Karınca ezmez ‘in gerçek adı Şevki Güney'di. Ona Karıncaezmez namını, devrin İstanbul emniyet amiri, sonradan içişleri bakanlığı da yapan Orhan Eyüboğlu vermişti. Çünkü Şevki aslen şofördü ve sürücülük hayatı boyunca bir tek kaza bile yapmamıştı. Yıllar boyu "İstanbul'un en kibar şoförü" seçilmesi boşuna değildi. En büyük özelliği, 40 yıl boyunca hep çiçekle dolaşmasıydı.

Dolmuş esnafı olmadan önce 15 yıl İETT'de şoförlük yapmıştı. Otobüsün şoför mahallini çiçek bahçesine çevirdiği için ve yakasından eksik etmediği sarı kırmızı çiçekler ile Kılık-kıyafet nizamnamesine uymadığı gerekçesiyle kapı önüne konulmuştu. Bu tarihten itibaren Taksim-Dolapdere, Taksim-Karaköy, Topkapı-Beşiktaş hattında, 1948 model Opel taksisiyle dolmuşçuluğa başlamıştı.

İETT'deki işini kaybetmesinden sonra eşi Mediha Hanım, kızı Sıdıka ve oğlu Nuri'yi de yanına alarak evi terk ediyor. Galatasaray yüzünden çocuklarıyla ilgilenmediği gerekçesiyle 18 yıllık eşine boşanma davası açıyor. Mahkemeye sarı-kırmızı tuhaf bir kıyafetle gelen Karıncaezmez ise davanın reddedilmesini istiyor. Karıncaezmez, hâkime “Maddi durumumun kötü olduğu doğrudur. Beni bu hale düşüren Galatasaray’a olan aşkımdır. Bu aşk beni maddeten yıkıyor. Fakat manen ben bir milyonerim” diyor. Hâkim, karşısında tepeden tırnağa sarı-kırmızı donanmış, "garip" bir adam görünce, huzur içinde onları boşuyor.

Ayakkabı ve çoraplarına kadar tüm giysilerini sarı-kırmızı renklerle donatılmış, elinde büyücek bir sarı-kırmızı bayrak, tribünleri coşturma görevini kendiliğinden üstlenmiş bir adam Karıncaezmez, maç başlamadan tribündeki yerini alır ve bayrağını dalgalandırarak halkı selamlardı. Etraftan yükselen yaşa-var ol sesleri onu öylesine mutlu ederdi ki, bir türlü yerine oturmaz, takımlar sahaya çıkana kadar bayrak sallardı. Galatasaray takımı sahada görününce, Karıncaezmez kolay kolay zapt edilemezdi. Ona tribünler dar gelir, elindeki o koskoca bayrakla korkulukların üzerine çıkar, aşığı olduğu takımı öyle selamlardı. Bağırıp çağırmazdı. Sadece 1.5 saat elindeki bayrağı dalgalandırırdı. Hayret edilecek nokta, o koca bayrağı dalgalandırmak için kendinde bulduğu güçtü. Maçın bitiminde, elinde bayrak, caddeleri taşıran kalabalığın önünde gider, kulüp merkezine kadar gelir ve burada vazifesi son bulurdu

3-2 yenildikleri bir Fenerbahçe maçında "uğursuz geliyor" diye onu tribün korkuluklarından aşağı attılar. Sağ kolu kırıldı. O sezon Karıncaezmez'i uğursuz diye stadyuma hiç sokmadılar. O da bunun üzerine her maç, stadyumun içini gören yamaçta, 45’er dakikadan iki devre, heykel gibi put kesilerek, kar, yağmur, çamur dinlemeden, sağ kolu havada futbolcuları selamladı. Bu hareketi aynı zamanda onu stadyuma sokmayanları protesto etmek içindi. Halbuki Karıncaezmez'e şampiyon kadro dediniz mi bir çırpıda sıralardı; "Kalede Nihat, Ali, Ergün, Muzaffer, Talat, Turhan, Mehmet, Ayhan, Gökmen, Metin, Uğur."
Karıncaezmez'in kırık kolu bir türlü kaynamadı. Fenerli bazı zorbalar nerede kıstırsalar dövüyorlar, sarı-kırmızı arabasını tahrip ediyorlardı. Kolu alçı içinde birkaç kere daha kırıldı, sonunda çürüdü, kangren oldu. Paşabahçe SSK Hastanesi'nde görevli Ergun Dizdaroğlu ile Ali Uras, onu kolunu keserek kurtardılar. Artık malum "selamını" veremeyecekti. Bu yüzden yaşama iyice küstü ve sessizce huzurdan çekildi.

Galatasaray'ın Mallorca'yı elediği maçtan bir gün önce, 23 Mart 2000 tarihinde, 81 yaşında hayata gözlerini yummuş, Turgay Şeren ve BJK amigosu Paşalı Birol'un da katıldığı bir törenle, Fatih Camii'nden kaldırılarak toprağa verilmişdi. Cenaze masraflarını. Galatasaray Kulübü üstlenerek ona sahip çıktı.

Ben de bir anımı anlatayım; Beyoğlu’nda Fransız sefarethanesinin alt köşesinde bir fotoğrafçı vardı ve vitrininde çok güzel bir Atatürk resmi asılıydı. Bir gece o resmin karşısında selama durmuştu. Kimlere ve nelere selam vermezdi ki: Tabii tesadüfen de olsa yan yana gelmiş sarı-kırmızı "her şeye ve her nesneye", ayrıca "üniformalı" herkese, bütün meyhanelere, heykellere, anıt yapılara selam dururdu. Mesela Galatasaray Lisesi'nin tam karşısında kolunu kaldırıp caddenin orta yerinde bir selam durdu mu trafik kilitlenirdi. Arabaların Beyoğlu'nda çift yönlü gidip geldiği o yıllar, şoförler bu kavşakta Karıncaezmez'e rastladıklarında kızmazlar, bunu fırsat bilip, camlarını siler, lastiklerini kontrol eder, bir sigara yakıp, dat-dat diye korna çalarak ona tempo tutarlardı.

Fotoğrafçıdaki Atatürk resmine ağlayarak şöyle hitap ediyordu. "Paşam kalk da şu Galatasaray’ın haline bir bak" O sırada caddenin karşısında yürüyen iki genç, "kova Galatasaray" diye bağırdılar. O da, onlara "Galatasaray'a kova diyenlerde sağ olsun" diye cevap vermişti. Çok üzülmüştüm. O günden sonra bir Beşiktaş sempatizanı olarak kendisini daha çok sevdim. 1948 model Opel arabası ile dolmuşçuluk yaparken sık sık bizim oturduğumuz Laleliden de geçerdi. Arabası dolu ise Beyazıt’tan Aksaray yönüne doğru hızla geçer, arabasına taktırttığı tuhaf ses çıkaran kornayı ağzına aldığı hortuma üfleyerek öttürürdü. Mekânın cennet olsun Kocamustafapaşa’lı Şevki baba.

25.04.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00