BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
180
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT MEBUSU HAYRULLAH EFENDİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Cennetmekân babaannem Esma Hanım’ın babası ve Yozgat eski evkaf müdürü olan Hayrullah Efendi, Yozgat mutasarrıfı olan büyük dayım Çapanoğlu Edip Bey ile birlikte 24 Temmuz 1908 Meşrutiyet Meclisine, İttihat ve Terakki Partisi adayları olarak Yozgat Sancağından Ankara Vilayeti Mebusu olarak aday gösterilmişlerdi. O zaman ki yasaya göre iki dereceli seçim vardı. Müntehib-i Sani denilen seçmenlerden (İki dereceli seçimler¬de, ikinci seçici, ikinci seçmen) Edip Bey 95 ve Hayrullah Efendi ise 73 oy alarak milletvekili seçilmişlerdi. 1908 de Yozgat, Çorum, Kırşehir, Kayseri, sancakları Ankara vilayetine bağlıydı.

Duygusal bir insan olan ve isteği dışında milletvekili seçilen Hayrullah Efendi, Sarıtopraklık mevkiinden Ankara’ya müteveccihen kurbanlarla uğurlanırken yaşlı gözlerle “ben oralara layık mıyım ki, gönderiyorsunuz” demişti.

Eşi Zehra Hanım da, anne tarafından Çapanoğlu olan Hayrullah Efendi, kaderin bir tecellisi olarak kızı Esma Hanımın da dedem Muhlis Bey ile evlenmesi neticesi ikinci kere akraba olacaktı. Muhlis Bey’in annesi Fitnat Hanım da Edip Bey’in ablasıydı. Böylece birkaç koldan akraba olan Hayrullah Efendi ve Edip Bey, mebuslukları süresince devlet merkezi olan İstanbul’un Beyoğlu semtinde, Galatasaray Lisesinin yanındaki bugünkü Çapanoğlu Sokağı’nda aynı apartmanın iki dairesinde üç yıl komşu olarak oturmuşlardı. Bu sokağın ismi buradan gelmektedir. Galatasaray Lisesi (Çapanoğlu Sokak.) 41.032532 enlem ve 28,980070 boylamda yer almaktadır. Semt/Mahalle olarak Kuloğlu Mah. ve Beyoğlu ilçesine bağlıdır. (Hayrullah Bey’in cebbar kızı babaannem Esma Hanım için bkz. “BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I 3” )

1908-1912 Meclis-i Mebusan’ına 281 milletvekili sayısı belirlenmiştir.

Ankara vilayeti sancaklarından seçilen mebuslar şunlardı;

Ankara vilayeti mebusları; Hac ı Mustafa Efendi, Kasım Nuri Efendi, Mahir Sait Bey, Talat Bey.

Yozgat sancağı mebusları; Çapanoğlu Edip Bey, Hayrullah Efendi.
Çorum sancağı mebusları; Ali Osman Bey, Mehmet Münir Bey.
Kayseri sancağı mebusları; Hacı Kasım Efendi, Ömer mümtaz Bey.
Kırşehir sancağı mebusları; Ali Rıza Bey, Mahmut Mahir Efendi.

Edip Bey, İttihat ve Terakki Partisini ve liderlerinin son zamanlardaki hukuksuzluklarını ve ahlaki davranışlarını şiddetle tenkit edip parti mensupları ile anlaşamadığı için milletvekilliğinden ihraç edilmiş, Hayrullah Efendi’de ikinci kez seçilememiştir. Çapanoğlu Edip Bey ve Hayrullah Efendi’den boşalan yerlere ise Köprülüzade Kazım Efendi ve Emekli Emniyet Gen. Müd. Şakir Bey seçilmişlerdir.

Hayrullah Efendi, 16 Ağustos 1909’da çıkartılan ve Türk tarihinin derneklerle ilgili ilk kanunu olan Cemiyetler Kanununun 18. Maddesi ile İstanbul’un bile satılabileceğine dikkat çeken ilk kişidir. Cemiyetler Kanunun ikinci bölümü, meclise sunulan layiha ve ilk görüşmelerde, 17.,18., 19., 20. ve 21. Maddelerin görüşülmesi sırasında da görüşlerini belirten Hayrullah Efendinin en ilginç yaklaşımı, 18.maddenin “İstanbul’u satmaya” yönelik bir adım olduğu şeklindeki değerlendirmesiydi. Yozgat Milletvekili Hayrullah Efendi, cemiyetlere bırakılan veya hibe edilen malların mutlaka hükümete bildirilmesini istiyordu. Çünkü haber verilmemesi halinde bırakılan para veya malların cemiyet tarafından elde edilememesi veya sahiplenememesi gibi bir durum ortaya çıkması ihtimali vardı. Vasiyet veya hibe edilen mal taşınmazsa veya cemiyetin görevini yerine getirmesinde işe yaramıyorsa, cemiyete bu malı satma hakkının verilmesinin doğru bulmadığını belirttikten sonra bu durumun sakıncalarına işaret eden Hayrullah Bey, cemiyet kendisine bırakılan taşınmazları hükümete haber vermeksizin, değerlendirmeye karar verip, bir de vakıfların mübadelesine izin verilirse yabancı bankalar tercih edilerek bu yapılar, rehin verilip karşılığında para alınacağını bu paraların ຦’si geri ödenemezse de eldeki bütün emlâkin kaybedilebileceğini ileri sürüyordu. Karahisar Milletvekili Ömer Feyzi Efendi, Hayrullah Efendi’nin bu konuşmasına hükümet içerisinde hükümet olur, sözleriyle destek vermiştir. Hayrullah efendinin bundan yüz küsur yıl önce yaptığı bu konuşmayı konunun önemine binaen aynen alıyorum;

HAYRULLAH EFENDİ (Yozgat)—Arkadaşlar, bu madde gayet mühimdir. Bu, âdeta İstanbul'u satmaya bir adımdır. Ben buna lüzumundan fazla bir ehemmiyet vermek istiyorum. İzah edeyim. Şimdi bu maddede nazarı ehemmiyete alınan nokta nedir? Emvali gayrimenkuledir. Bakın ne diyor. «Mal, gayrimenkule olduğu halde, ister Hükümetin... ilh, cemiyet kabul edemez» diyor. Vasiyet ve hibe edi¬len mal, gayrimenkul olduğu halde cemiyetin vazifesini İfa etmek hususunda lüzumu olmadığı halde yani bir fabrika falan yapmadığı halde bunu satar diyor. Bu mecburiyeti neden görüyor? Benden iyi bilirsiniz ki bir beldenin, bir kıt ‘anın sahibi hakikisi kimdir? Ben itikadımı, hissiyatımı söyleyeyim, bir kıt ‘anın sahibi hakikisi kimdir? Orada müsakkafat (üzeri damla örtülmüş yer) ve araziye malik olandır. Şimdi cemiyet, farz edelim birtakım emvali gayrimenkule tasarrufuna karar veriyor. Hükümete de haber vermiyor. Yakınlarda gelecek bir iş vardır. Şimdiden nazarı dikkatinizi celp ederim. Vakıfların itidali (aşırı olmama) meselesidir. Yarın bunun üzerine bir de vakfın istibdali (mübadele) meselesini zammediniz. Herkes yeddin deki icazetiyle vâkfın istibdaline müsaade verildi mi gelecek ecanib (yabancı) bankasına onu terhin edecek, rehin verip para alacak. Rehin verip para alan, yüzde ellisini ödeyemeyecek (Gürültü) Lütfediniz, eğer Hükü-metin haberi olmaksızın tasarruf ederse, bir gün elimizden bütün emlâk gider.

ÖMER FEYZİ EFENDİ (Karahisarı Şarki)— Hükümet içinde Hükümet olur.
HAYRULLAH EFENDİ (Devamla)—Yahut şu kadar sülüsânı(üçte ikisi) kimin? Sahibi bunlardır, siz ne söylüyorsunuz (Gürültü). Bendeniz daha izah edemiyorum. Çünkü pek o kadar izaha iktidarım yoktur, bu böyledir. Cemiyet bir mülk almıyor, emlak alıyor efendim. Bir cemiyetin eline İstanbul geçerse ne olur, bir şahsın eline geçerse ne olur? 16 madde bulunan birinci bölümün ilk maddesinde; “Cemiyet eşhas-ı müteaddide tarafından malûmat veya mesailerini sureti daimede bittevhit mukasemei rıbıhtan gayrı bir maksatla teşkil edilen heyetti r.” denilmektedir. Bu madde ile cemiyetin tanımı, çeşitli şahıslar tarafından, sorumluluğu paylaşılan ve kâr amacı gütmeyen, bu maksatla oluşturulan heyet olarak yapılmaktadır. Bu maddeye “suret-i daime” sözünün kişileri mahkûm etmek anlamına geleceği düşüncesiyle Serfice Milletvekili Yorgo Boşo Efendi itiraz ederek, ifadenin kanun metninden çıkartılmasını teklif etmiştir. Yozgat Milletvekili Hayrullah Efendi, Yorgo Efendi’nin itirazına, amacın önemli olduğunu, şahısların sadece araç olduğunu vurgulayarak cevap verdikten sonra birinci madde üzerinde oylamaya geçilmiş ve “suret-i daime” ifadesiyle birlikte bu madde kabul edilmiştir.

18 Şubat 1324 tarihinde yine bir takrir verir. Bu takririnde Yozgat'a 8 saat bir me¬safeden Kengırı ve Kastamonu'ya doğru her yanda yeraltında tuz madenleri olduğu halde 60 paraya satıldığını. Yurt dışından ithal edilen ve zirai ve sınai faaliyet neticesi üretilen şekerin bile 60 paradan satıldığını, fukaranın yavan çorbasını tuzsuz bıraktığı gibi, senede bir kere olsun tuz verilmeyen hayvanat-ı ehliyenin ve bahusus ağnamın (koyunların) bu yüzden birçok hastalığa maruz kalmasıyla külli telefata sebebiyet verildiğinden bahseder. Görüşülmek üzere bütçe encümenine havale edilmesini ister.

REİS — Bunun nazarı dikkate alınıp alınmamasını arzu edenler elini kaldırsın. (Eller kalkar). Ekse¬riyet var. Bütçe Encümenine havale olundu.

Yine bir oturumda Meclis-i mebus ’anda bu kere memur fazlalığı konuşuluyor. Bir hatip şöyle söylüyor. Gerek İstanbul içinde, gerek vilâyâtta, zahmet buyurup da bir daireye gitseniz ne göreceksiniz orada? Her bir odada, odanın istiabından fazla olarak her bir masa önünde ikişer, üçer efendi göreceksiniz. O efendilerde birer yığın kâğıt içinde oturup kalıyorlar. Birisine müracaat ederseniz, falan efendi (burada yoktur diyor. Kendisi bugün gelmemişti, yarın geliniz. Yarın gidersiniz öteki masanın önüne. Her bir masa üzerine birer efendi güya tayin olunmuş, Haftada bir defa ya gelip, ya gitmez. İşte bu yolda devam ediyor umum işlerimiz. Herkes de aybaşında maaş istiyor. Biz o maaşları yetiştirmek için pek ağır faizli istikraz yapıyoruz. Kaldı ki, vilayâttaki ahalimiz açlıktan ölüyor bugün. Hayrullah Efendi de özetle şöyle cevap verir; Doğrudur söyledikleri. Lâkin bu doğru sözlerin zamanı mıdır, değil midir? Çünkü bendenizin fikrimce tensikattan (işten çıkarılma) bir şey çıkmaz. Bendenize kalırsa, maaş hususunu da tensik edelim, O da küçüklerin maaşına kendilerine dokun-mayalım, lâkin büyüklerin maaşlarını haddi layığına indirelim, bir zamana kadar. Ne zamana kadar? İkinci içtima ki Teşrinievveldir.

Hayrullah Efendi’nin değişik konularda 14 civarında takriri var ben sözü uzatmadan kendimce önemli gördüğüm birkaçını sizlerle paylaştım. Umarım bağışlarsınız.

Mebusluktan sonra Hicazdaki kutsal emanetlerin muhafazası için Cidde Vakıflar Müdürlüğüne tayin edilen Hayrullah Efendi, orada hırsızlık yapmak isteyen hain Araplar tarafından öldürülür. Hayrullah Efendinin 8 çocuğundan en büyüğü Boğazlıyan, Konya Ereğli Kaymakamlığı, Diyarbakır, Kastamonu, Samsun ve Ankara valiliği yapan Avni Doğan Bey’dir. (d. 1892, Yozgat ö. 14 Haziran 1965). Türk bürokrat ve siyasetçisidir. Mülkiye mezunu olup, Sivas Divân-ı Harbî Örfî Askerî Kâtipliği, TBMM II. Dönem Bozok, III., IV. ve V. Dönem Yozgat, VI.ve VII. Dönem Çankırı Milletvekilliği, II. Dönem Şark İstiklal Mahkemesi Üyeliği, II. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset İdâre Memurluğu, II., III. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset Kâtipliği, TBMM IX. Dönem Yozgat, XI. Dönem Ankara Milletvekilliği ile Kurucu Meclis Ankara İli Temsilciliği, XII Dönem Kastamonu Milletvekilliği ile 26. Hükümet Devlet Bakanlığı yapmıştır. Türkiye’de ilk sendika kurulmasında ve Hatay’ın Türkiye sınırları içine iltihak edilmesinde önemli çalışmaları olmuştur.

Kaynakça: T.B.MM TUTANAK DERGİSİ-MECLİS-İ MEBUSAN TUTANAKLARI
AZMİ ÇAPANOĞLU-TARİHSEL, HUKUKSAL, SİYASİ YÖNDEN MİLLİ MÜCADELE
AZMİ ÇAPANOĞLU- ORTA ANADOLU AYAKLANMALARI-YOZGAT İSYANI

18.04.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00