BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
195
Dün
:
4633
Toplam
:
14853007
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT MEBUSU HAYRULLAH EFENDİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Cennetmekân babaannem Esma Hanım’ın babası ve Yozgat eski evkaf müdürü olan Hayrullah Efendi, Yozgat mutasarrıfı olan büyük dayım Çapanoğlu Edip Bey ile birlikte 24 Temmuz 1908 Meşrutiyet Meclisine, İttihat ve Terakki Partisi adayları olarak Yozgat Sancağından Ankara Vilayeti Mebusu olarak aday gösterilmişlerdi. O zaman ki yasaya göre iki dereceli seçim vardı. Müntehib-i Sani denilen seçmenlerden (İki dereceli seçimler¬de, ikinci seçici, ikinci seçmen) Edip Bey 95 ve Hayrullah Efendi ise 73 oy alarak milletvekili seçilmişlerdi. 1908 de Yozgat, Çorum, Kırşehir, Kayseri, sancakları Ankara vilayetine bağlıydı.

Duygusal bir insan olan ve isteği dışında milletvekili seçilen Hayrullah Efendi, Sarıtopraklık mevkiinden Ankara’ya müteveccihen kurbanlarla uğurlanırken yaşlı gözlerle “ben oralara layık mıyım ki, gönderiyorsunuz” demişti.

Eşi Zehra Hanım da, anne tarafından Çapanoğlu olan Hayrullah Efendi, kaderin bir tecellisi olarak kızı Esma Hanımın da dedem Muhlis Bey ile evlenmesi neticesi ikinci kere akraba olacaktı. Muhlis Bey’in annesi Fitnat Hanım da Edip Bey’in ablasıydı. Böylece birkaç koldan akraba olan Hayrullah Efendi ve Edip Bey, mebuslukları süresince devlet merkezi olan İstanbul’un Beyoğlu semtinde, Galatasaray Lisesinin yanındaki bugünkü Çapanoğlu Sokağı’nda aynı apartmanın iki dairesinde üç yıl komşu olarak oturmuşlardı. Bu sokağın ismi buradan gelmektedir. Galatasaray Lisesi (Çapanoğlu Sokak.) 41.032532 enlem ve 28,980070 boylamda yer almaktadır. Semt/Mahalle olarak Kuloğlu Mah. ve Beyoğlu ilçesine bağlıdır. (Hayrullah Bey’in cebbar kızı babaannem Esma Hanım için bkz. “BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I 3” )

1908-1912 Meclis-i Mebusan’ına 281 milletvekili sayısı belirlenmiştir.

Ankara vilayeti sancaklarından seçilen mebuslar şunlardı;

Ankara vilayeti mebusları; Hac ı Mustafa Efendi, Kasım Nuri Efendi, Mahir Sait Bey, Talat Bey.

Yozgat sancağı mebusları; Çapanoğlu Edip Bey, Hayrullah Efendi.
Çorum sancağı mebusları; Ali Osman Bey, Mehmet Münir Bey.
Kayseri sancağı mebusları; Hacı Kasım Efendi, Ömer mümtaz Bey.
Kırşehir sancağı mebusları; Ali Rıza Bey, Mahmut Mahir Efendi.

Edip Bey, İttihat ve Terakki Partisini ve liderlerinin son zamanlardaki hukuksuzluklarını ve ahlaki davranışlarını şiddetle tenkit edip parti mensupları ile anlaşamadığı için milletvekilliğinden ihraç edilmiş, Hayrullah Efendi’de ikinci kez seçilememiştir. Çapanoğlu Edip Bey ve Hayrullah Efendi’den boşalan yerlere ise Köprülüzade Kazım Efendi ve Emekli Emniyet Gen. Müd. Şakir Bey seçilmişlerdir.

Hayrullah Efendi, 16 Ağustos 1909’da çıkartılan ve Türk tarihinin derneklerle ilgili ilk kanunu olan Cemiyetler Kanununun 18. Maddesi ile İstanbul’un bile satılabileceğine dikkat çeken ilk kişidir. Cemiyetler Kanunun ikinci bölümü, meclise sunulan layiha ve ilk görüşmelerde, 17.,18., 19., 20. ve 21. Maddelerin görüşülmesi sırasında da görüşlerini belirten Hayrullah Efendinin en ilginç yaklaşımı, 18.maddenin “İstanbul’u satmaya” yönelik bir adım olduğu şeklindeki değerlendirmesiydi. Yozgat Milletvekili Hayrullah Efendi, cemiyetlere bırakılan veya hibe edilen malların mutlaka hükümete bildirilmesini istiyordu. Çünkü haber verilmemesi halinde bırakılan para veya malların cemiyet tarafından elde edilememesi veya sahiplenememesi gibi bir durum ortaya çıkması ihtimali vardı. Vasiyet veya hibe edilen mal taşınmazsa veya cemiyetin görevini yerine getirmesinde işe yaramıyorsa, cemiyete bu malı satma hakkının verilmesinin doğru bulmadığını belirttikten sonra bu durumun sakıncalarına işaret eden Hayrullah Bey, cemiyet kendisine bırakılan taşınmazları hükümete haber vermeksizin, değerlendirmeye karar verip, bir de vakıfların mübadelesine izin verilirse yabancı bankalar tercih edilerek bu yapılar, rehin verilip karşılığında para alınacağını bu paraların ຦’si geri ödenemezse de eldeki bütün emlâkin kaybedilebileceğini ileri sürüyordu. Karahisar Milletvekili Ömer Feyzi Efendi, Hayrullah Efendi’nin bu konuşmasına hükümet içerisinde hükümet olur, sözleriyle destek vermiştir. Hayrullah efendinin bundan yüz küsur yıl önce yaptığı bu konuşmayı konunun önemine binaen aynen alıyorum;

HAYRULLAH EFENDİ (Yozgat)—Arkadaşlar, bu madde gayet mühimdir. Bu, âdeta İstanbul'u satmaya bir adımdır. Ben buna lüzumundan fazla bir ehemmiyet vermek istiyorum. İzah edeyim. Şimdi bu maddede nazarı ehemmiyete alınan nokta nedir? Emvali gayrimenkuledir. Bakın ne diyor. «Mal, gayrimenkule olduğu halde, ister Hükümetin... ilh, cemiyet kabul edemez» diyor. Vasiyet ve hibe edi¬len mal, gayrimenkul olduğu halde cemiyetin vazifesini İfa etmek hususunda lüzumu olmadığı halde yani bir fabrika falan yapmadığı halde bunu satar diyor. Bu mecburiyeti neden görüyor? Benden iyi bilirsiniz ki bir beldenin, bir kıt ‘anın sahibi hakikisi kimdir? Ben itikadımı, hissiyatımı söyleyeyim, bir kıt ‘anın sahibi hakikisi kimdir? Orada müsakkafat (üzeri damla örtülmüş yer) ve araziye malik olandır. Şimdi cemiyet, farz edelim birtakım emvali gayrimenkule tasarrufuna karar veriyor. Hükümete de haber vermiyor. Yakınlarda gelecek bir iş vardır. Şimdiden nazarı dikkatinizi celp ederim. Vakıfların itidali (aşırı olmama) meselesidir. Yarın bunun üzerine bir de vakfın istibdali (mübadele) meselesini zammediniz. Herkes yeddin deki icazetiyle vâkfın istibdaline müsaade verildi mi gelecek ecanib (yabancı) bankasına onu terhin edecek, rehin verip para alacak. Rehin verip para alan, yüzde ellisini ödeyemeyecek (Gürültü) Lütfediniz, eğer Hükü-metin haberi olmaksızın tasarruf ederse, bir gün elimizden bütün emlâk gider.

ÖMER FEYZİ EFENDİ (Karahisarı Şarki)— Hükümet içinde Hükümet olur.
HAYRULLAH EFENDİ (Devamla)—Yahut şu kadar sülüsânı(üçte ikisi) kimin? Sahibi bunlardır, siz ne söylüyorsunuz (Gürültü). Bendeniz daha izah edemiyorum. Çünkü pek o kadar izaha iktidarım yoktur, bu böyledir. Cemiyet bir mülk almıyor, emlak alıyor efendim. Bir cemiyetin eline İstanbul geçerse ne olur, bir şahsın eline geçerse ne olur? 16 madde bulunan birinci bölümün ilk maddesinde; “Cemiyet eşhas-ı müteaddide tarafından malûmat veya mesailerini sureti daimede bittevhit mukasemei rıbıhtan gayrı bir maksatla teşkil edilen heyetti r.” denilmektedir. Bu madde ile cemiyetin tanımı, çeşitli şahıslar tarafından, sorumluluğu paylaşılan ve kâr amacı gütmeyen, bu maksatla oluşturulan heyet olarak yapılmaktadır. Bu maddeye “suret-i daime” sözünün kişileri mahkûm etmek anlamına geleceği düşüncesiyle Serfice Milletvekili Yorgo Boşo Efendi itiraz ederek, ifadenin kanun metninden çıkartılmasını teklif etmiştir. Yozgat Milletvekili Hayrullah Efendi, Yorgo Efendi’nin itirazına, amacın önemli olduğunu, şahısların sadece araç olduğunu vurgulayarak cevap verdikten sonra birinci madde üzerinde oylamaya geçilmiş ve “suret-i daime” ifadesiyle birlikte bu madde kabul edilmiştir.

18 Şubat 1324 tarihinde yine bir takrir verir. Bu takririnde Yozgat'a 8 saat bir me¬safeden Kengırı ve Kastamonu'ya doğru her yanda yeraltında tuz madenleri olduğu halde 60 paraya satıldığını. Yurt dışından ithal edilen ve zirai ve sınai faaliyet neticesi üretilen şekerin bile 60 paradan satıldığını, fukaranın yavan çorbasını tuzsuz bıraktığı gibi, senede bir kere olsun tuz verilmeyen hayvanat-ı ehliyenin ve bahusus ağnamın (koyunların) bu yüzden birçok hastalığa maruz kalmasıyla külli telefata sebebiyet verildiğinden bahseder. Görüşülmek üzere bütçe encümenine havale edilmesini ister.

REİS — Bunun nazarı dikkate alınıp alınmamasını arzu edenler elini kaldırsın. (Eller kalkar). Ekse¬riyet var. Bütçe Encümenine havale olundu.

Yine bir oturumda Meclis-i mebus ’anda bu kere memur fazlalığı konuşuluyor. Bir hatip şöyle söylüyor. Gerek İstanbul içinde, gerek vilâyâtta, zahmet buyurup da bir daireye gitseniz ne göreceksiniz orada? Her bir odada, odanın istiabından fazla olarak her bir masa önünde ikişer, üçer efendi göreceksiniz. O efendilerde birer yığın kâğıt içinde oturup kalıyorlar. Birisine müracaat ederseniz, falan efendi (burada yoktur diyor. Kendisi bugün gelmemişti, yarın geliniz. Yarın gidersiniz öteki masanın önüne. Her bir masa üzerine birer efendi güya tayin olunmuş, Haftada bir defa ya gelip, ya gitmez. İşte bu yolda devam ediyor umum işlerimiz. Herkes de aybaşında maaş istiyor. Biz o maaşları yetiştirmek için pek ağır faizli istikraz yapıyoruz. Kaldı ki, vilayâttaki ahalimiz açlıktan ölüyor bugün. Hayrullah Efendi de özetle şöyle cevap verir; Doğrudur söyledikleri. Lâkin bu doğru sözlerin zamanı mıdır, değil midir? Çünkü bendenizin fikrimce tensikattan (işten çıkarılma) bir şey çıkmaz. Bendenize kalırsa, maaş hususunu da tensik edelim, O da küçüklerin maaşına kendilerine dokun-mayalım, lâkin büyüklerin maaşlarını haddi layığına indirelim, bir zamana kadar. Ne zamana kadar? İkinci içtima ki Teşrinievveldir.

Hayrullah Efendi’nin değişik konularda 14 civarında takriri var ben sözü uzatmadan kendimce önemli gördüğüm birkaçını sizlerle paylaştım. Umarım bağışlarsınız.

Mebusluktan sonra Hicazdaki kutsal emanetlerin muhafazası için Cidde Vakıflar Müdürlüğüne tayin edilen Hayrullah Efendi, orada hırsızlık yapmak isteyen hain Araplar tarafından öldürülür. Hayrullah Efendinin 8 çocuğundan en büyüğü Boğazlıyan, Konya Ereğli Kaymakamlığı, Diyarbakır, Kastamonu, Samsun ve Ankara valiliği yapan Avni Doğan Bey’dir. (d. 1892, Yozgat ö. 14 Haziran 1965). Türk bürokrat ve siyasetçisidir. Mülkiye mezunu olup, Sivas Divân-ı Harbî Örfî Askerî Kâtipliği, TBMM II. Dönem Bozok, III., IV. ve V. Dönem Yozgat, VI.ve VII. Dönem Çankırı Milletvekilliği, II. Dönem Şark İstiklal Mahkemesi Üyeliği, II. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset İdâre Memurluğu, II., III. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset Kâtipliği, TBMM IX. Dönem Yozgat, XI. Dönem Ankara Milletvekilliği ile Kurucu Meclis Ankara İli Temsilciliği, XII Dönem Kastamonu Milletvekilliği ile 26. Hükümet Devlet Bakanlığı yapmıştır. Türkiye’de ilk sendika kurulmasında ve Hatay’ın Türkiye sınırları içine iltihak edilmesinde önemli çalışmaları olmuştur.

Kaynakça: T.B.MM TUTANAK DERGİSİ-MECLİS-İ MEBUSAN TUTANAKLARI
AZMİ ÇAPANOĞLU-TARİHSEL, HUKUKSAL, SİYASİ YÖNDEN MİLLİ MÜCADELE
AZMİ ÇAPANOĞLU- ORTA ANADOLU AYAKLANMALARI-YOZGAT İSYANI

18.04.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Sayın Çapanoğlu,
Çok güzel yazmışsınız. Teşekkürler, saygı ve selamlar.
A. YAŞAR OCAK -- 15.11.2018 11:43
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Hocam yüreğinize sağlık, ne işimiz var idi İstanbul da memlekette iş ortamı bulunsaidi suyu havası yaşamı güzel olmazmış, idi sağlıklı kalın.
Adınız ve Soyadınız -- 14.11.2018 17:09
BİR VALİ, BİR ÖĞRETMEN, BİR 10 KASIM
Sayın Çapanoğlu,
Bu güzel yazınız bana kendi öğretmenlerimi hatırlattı. Hepsinin mekânı cennet olsun. Onları kınayanlara acımaktan başka yapacak bir şey yok. Öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin mahiyetini idrak edemeyenler, onların ne kadar zor bir işi başarmak için gayret sarfettiklerini bilmeyenler, nihayet o kutsal mesleği de bir dönem ideolojik şaşırmışlıklara alet ettiler. Ben bu dönemlerin hepsini yaşadım, yakinen bilirim. O yüzden değil midir bu mesleğin artık giderek okul basıp öğretmen dövmeye, öldürmeye kadar varan her türlü saygısızlığın fütursuzca işlendiği bir çılgın gidişe muhatap edilmesi? Bu rezalette mesleğin onuruna yakışmayacak karakterdeki kifayetsiz öğretmenlerin de bu çorbada tuzu olması ayrı ve üzücü bir bahis.
Selam ve saygı ile.
A. Y. Ocak
Ahmet Yaşar Ocak -- 12.11.2018 11:17
29 EKİM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi, yazılarınız gibi yorumlarınız da edebi bir değer taşıyor. Antalya Seyahatnamesi yazımı tüm detaylarına kadar o kadar güzel anlatmışsınız ki ben de sizin yorumunuzu okuyunca fark ettim. Çok teşekkür ediyorum, eşimde size selam ve hürmetlerini iletiyor.

Değerli Yasin Ali Er Hocam yorumunuzdaki benim ile ilgili güzel duygularınız için çok teşekkür ederim, teveccühünüz. Dostluğunuzdan şeref duyuyorum. Sağ olun.

Değerli Muhsin Hocam, buyurduğunuz gibi Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiğiz, laik ve çağdaşız sonuna kadar da öyle olacağız. Allah bu millete zeval vermesin. Güzel dilekleriniz için de teşekkür ederim. Sağ olun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.11.2018 21:28
29 EKİM
Ne mutlu böyle bir günde doğduğunuz için. Size nice mutlu yıllar diliyorum. Ülkemizin sizin gibi Atatürkçü, cumhuriyetçi, çağdaş kalemlere gereksinimi var.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 31.10.2018 12:04
29 EKİM
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu Üstadım!
Doğum gününüzün Cumhuriyet Bayramı sabahına tevafuk edişi, sosyal paylaşım sitesinde de dikkatimi çekmişti.
Hayırlı bir günde hayırlı bir insanın doğuşu bizim de şansımız olmalı ki, sizi tanımak ve yazılarınızı okuyarak, birikiminizden istifade etmemiz mümkün oluyor.
Doğum gününüzü tekrar kutluyor, aileden ahirete göçenlere rahmet, size ve sevdiklerinize sağlıklı ömürler diliyorum.
İyi ki doğmuşsunuz güzel ADAM...
Yasin Ali ER -- 30.10.2018 12:53
ANTALYA SEYAHATNAMESİ
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum mu, sizinle beraber aynı yolculuğumu yaptım anlayamadım. Taaa ki kelle paşa çorbasına gelesiye... Öyle güzel anlatmışsınız ki hiç bir teferruatı üşenmeden atlamamış; tek tek zaman, mekan,saat, hız, mesafe, tanımlama ve çorbanın faydaları.

Bu yazıyı okuyan hem seyahat eder, hem de bilgilenir. Paça çorbasının faydalarını, esnafların kabalıklarını yerli yerinde sıralamışsınız. Yazı uzun fakat okumuyor, adeta gezdiriyor, o anı yaşatıyorsunuz. Bu nedenle yazının uzunluğu kimsenin gözünü korkutmasın... Bir şehir bu kadar derinlemesine rapor edile birdi. Doğa, kültür, hava durumu, sosyal yaşantı, ekonomi, çevre, hayvan sevgisi, yemek kültürü, insan davranışları, hayvan davranışları, tavukların yaşantıları, hindilerin farklılıkları....

Aynı güzergahta çalışan trafik polisleri bile sizin kadar yolların halini, ahvalini tanımlayacağını sanmıyorum..

Antalya nın iklimi ve sosyal yaşantısı, insanların soğukkanlı davranışları konusunda hem fikirim. Sevmediğim şehirlerden biridir.

Arı,duru hoş sohbet tadında, diğer yazılarınız gibi okundukça okunası bir yazı. Kaleminiz var olsun.

Eşiniz hanımefendiye ve sizlere hürmetler, selamlar...
Kadriye ŞAHİN -- 28.10.2018 22:50
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00