BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
5063
Toplam
:
13454147
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CAHİLCE BİR TELEFON
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurları bu gün Babaannem Esma Hanım’ın babası ve 1908 Meşrutiyet Meclisinde Yozgat mebusu olan Hayrullah Efendiden ve onun mecliste yaptığı çok önemli bir konuşmasından bahsedecektim. Ama dün bir banka şubesinde eşimle birlikte sıramızı beklerken cep telefonumdan kendisinin Yozgatlı olduğunu ama Manisa’da ikamet ettiğini bildiren bir bayan aradı. Telefonumu internetten bulduğunu söyledikten sonra devam etti; “Biliyorsunuz biz Atatürk’ü sevmeyiz, Atatürk Yozgat’a geldiğinde Çapanoğlundan geceyi geçireceği bir kız istemiş onlarda” dedikten sonra bir süre sustu ve “bu doğru mudur “diye sordu. Başımdan sıcak sular döküldü sandım, bankanın salonu kalabalık, bir an ne diyeceğimi bilemedim, rengim kızarmış ki eşim sağlığımı merak ederek ne oldu diye heyecanlandı. Biraz kendimi toparlayarak “Hanımefendi bu tür söylentiler büyük bir yalan, bu yalanları uyduranlar da Atatürk düşmanı yobazlardır, ben şimdi bir bankadayım size sabit telefonumu vereyim lütfen bir saat sonra beni oradan arayın dedim. O da 0212 ile başlayan bir numaranız var o numaramı dedi. Evet, lütfen oradan arayın görüşelim dedim ama aramadı. Belki gösterdiğim tepkiden çekindi.

Arayan bu hanım gibi yıllar öncede 1974 yılında yedek subaylığımı yaparken tarih bilgisinden yoksun bir astsubay yılışarak bu yalanı yüzüme karşı anlatmıştı.Bu astsubaya, cevabını uygun birşekilde vermiş, arkadaşlarının yanında refüze etmiştim.Aradan 40 yıl geçmiş ama ne yazık ki halkımızı cahillikten ve bir o kadar da yobazlıktan ve bu ve bunun gibi yalanlardan kurtaramamışız. İnsan bu kadar ahmak olabilir mi? Allah’ın verdiği aklını hiç mi kullanmaz.

Değerli okurlar, Atatürk yıllar sonra bile ülkenin başına gelebilecekleri ta o zamanlar gördüğü için ülkeyi cahil din adamlarından kurtarmak ve medeni milletler seviyesine çıkarılmasında engel olmamaları için tekke ve zaviyeleri kapatmıştı. Bu düşüncesini de şöyle ifade ediyordu “Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz."
Buralardan nemalanan binlerce cahil ve yobaz ama din adamı geçinen ve halkın sırtından bedavadan yaşayan bir sürü asalak birden bire ortada kalıvermişlerdi. Bunların içinde Atatürk’e çok yakın olanlarda var. Biraz tarih okursanız göreceksiniz. İşte bu halkın sırtından bedava yaşayan asalaklar Allah’tan korkmadan her yerde Atatürk aleyhinde çok ayıp ve ahlaksız yalanlar uydurdular ve uydurmaya da devam ediyorlar.

Şimdi tarihsel sırasıyla Atatürk’ün paşalık yıllarına, Çapanoğullarına ve Atatürk’ün Yozgat’a ne zaman geldiğine bir göz atalım. Böbrek sancısının tuttuğu günlerde Pera Palasta istirahat ederken Sultan Vahidettin’in iki kızı Ulviye ve Sabiha Sultanlarda diğer prenseslerle oraya çay içmeye geliyorlardı.Bu sarışın ve yakışıklı paşayı çok beğenen Sabiha Sultan araya öbür prensesleri koyarak Mustafa Kemal Paşa ile tanışır. Sonunda Paşa ile evlenmek isteğini padişah babasının da izni ile yine prensesler vasıtasıyla iletir. Atatürk bu teklife önce biraz sıcak baksa da bu evliliğin elini kolunu bağlayacağını, kendisinin de saraya damat olan Enver paşanın durumuna düşeceğini görür ve teklifi reddeder.Bir padişahın kızı nasıl reddedilir. Vahidettin küplere biner. İşte Atatürk budur. Çapanoğlu sülalesine gelince. 1732 tarihinden itibaren Bozok yaylasında hüküm sürmektedirler. Osmanlı Devletinin en gözde ayanı (aynül ayan)olarak bu topraklarda 300 yıla yakın adeta sikke bastırmadan bir padişah gibi hüküm sürmüşlerdir. Osmanlının son zamanlarında da ailenin büyükleri olan kişiler değişik yerlerde mutasarrıflık, kaymakamlık, valilik, vezirlik, posta nazırlığı gibi görevlerde bulunmuşlardır. Milli mücadelenin başladığı 1920 yılında yani artık devletin Anadolu’da gücünün olmadığı bir dönemde Mustafa Kemal’in Ankara’da kurduğu hükümetle gerekli teması kuramayan Çapanoğlu beyleri kendilerini çekemeyen bazı kişilerinde etkisi ile adeta bir isyana itilmişlerdir.(Bkz.Yozgat gazetesindeki yazım. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1291 Tarafsız gerçek tarihçiler bu olayda ne Atatürk’ü ne de Çapanoğlu beylerini suçlayacak bir kanaate varamamışlar, olayı büyük bir talihsizlik olarak kabul etmişlerdir. Nitekim olaylar yatıştıktan sonra beyleri Ankara’ya çağıran Atatürk olayların gidişatını inceledikten sonra Çapanoğlu Beylerini yargılatmadan affetmiştir. Bunda Karahisarı mebusu Şükrü Efendinin meclisteki şu konuşmasının da etkili olduğunu düşünüyorum. Şöyle diyordu Şükrü Efendi; “Bu millet isyankâr değildir. Şurada Yozgat’ta isyan çıktı deniliyor. Bendeniz Yozgat isyanını tetkik ettim, sui idare neticesidir. Bakınız efendim Yozgat isyanı yalnız sui idare neticesi de değil, bu Meclisin kendisini gösterememesi neticesidir. Bir islâm cemiyetinin, memaliki Osmaniye ve islâmiye mümessillerinin burada toplandığını bildirmemektedir. Neden oraya muktedir adamlar göndermedik, biz daha doğrusu yalnız İcra Vekillerine değil kendimize de kabahat bulmalıyız.”

Çapanoğulları hadisesi 1920 Ağustosunda son buldu. Peki, Atatürk Yozgat’a ilk defa hangi tarihte geldi. Cumhuriyetin ilanından sonra 15 Ekim 1924 tarihinde. Yani Çapanoğulları hadisesinden dört yıl sonra. 29 Ocak 1923 tarihinde Latife Hanımla evlenmişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım’ın evliliği, 5 Ağustos 1925 günü sona erdi. Atatürk Yozgat’a teşrif ettiğinde neredeyse iki yıldır Latife Hanımla evliydi. Ve sonra 3 Şubat 1934 tarihinde ikinci defa teşrif ediyor. Bu teşriflerinde isyandan dolayı şehir ahalisi adına özür dileyen yakın arkadaşı Akdağlı Bahri Bey’e(Tatlıoğlu) şöyle demiştir. “Bırak Bahri. O konuyu kapat. Kapanmış bir yara, deşip de yeniden kanatma. O dönemi kendi içinde izah etmek gerekir. Her sözü bir vecize olan yüce insandan bir devri anlatan en güzel ve önemli cümle budur işte.
Şimdi bu köşemden şunu haykırmak istiyorum. Ne dünyanın en kibar ve centilmen insanı ve bin yılın lideri seçilen Atatürk, ne Çapanoğlu ailesi, nede vatanı için bunca şehit veren ve Atatürk’ün “ÜNLÜ SÜVARİLERİ HARP MEYDANLARINDA KAHRAMANCA DÖVÜŞEN, TÜRK YİĞİTLERİNİN HARMAN OLDUĞU DİYAR, BOZOK YAYLASININ KAHRAMAN EVLATLARI VAR OLUN” sözü ile yücelttiği Yozgat halkı yukarda bahsedilen böyle bir terbiyesizliğe hatta ahlaksızlığa alet edilemez.Bu terbiyesiz ve ahlaksız dedikoduları üretenleri de,bunu olur olmaz yerde dile getirenleri de şiddetle kınıyorum, Allaha havale ediyorum. Ayıptır, günahtır. Yüce Allah’ın gazabı onların üzerine olsun. Âmin.

13.04.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00