BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
13780207
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
RODOS HAFIZ AHMET AĞA KÜTÜPHANESİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Daha önceki yazılarımda Rodos adasına yaptığımız seyahatimizi anlatırken gezimiz sırasında ziyaret ettiğimiz Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesinden de kısaca bahsetmiş, bunu ayrı bir yazı konusu yapacağımı yazmıştım. Çok değerli elyazması eserleri muhafaza eden bu tarihi kütüphane ile ilgili elde ettiğim bilgileri sizinle paylaşıyorum.

1840'ta kurulan Fethi Paşa Vakfı’nın mirası kütüphanenin kuruluşu 1793 lere kadar gidiyor. Rodos Kalesi içindeki Orologiou meydanında bulunuyor. Kütüphanenin vakfı içinde saat kulesi ile bunlara gelir temin eden 14 dükkân var. Yunanistan Kültür Bakanlığının 25 Ağustos 1948 tarihli kararıyla tescil edilmiş. Ahmet Ağa kütüphanesinin vakfiyesi günümüzde Sayın Yusuf Kıbrıslı Bey tarafından idare edilmekte. Vakıf mütevellisi ise İstanbul’da ikamet eden Sayın Cengiz Argoşe Bey’miş. Cengiz Argeşo Bey, Fethi Paşa'nın torununun torunu oluyor.



Baba Semih Argeşo ise, İstanbul Devlet Konservatuarı'nın kurucularından ve 40 yıl başkemancılık yapmış bir orkestra şefi. Aslında Semih Bey'in annesi Paşa'nın torunuymuş. Sülalenin en yaşlı üyesine vakfa başkanlık etme yetkisi veriliyor, o’da işlere koşuşturacak birini vekil tayin ediyormuş. 2002'ye kadar da bu vekil Rodos'taki Yunan veya Müslüman Türklerden seçilerek böyle yönetilmiş. Fakat bir önceki vekil, vakfı büyük bir vergi borcu altına sokunca Türkiye'deki akrabalar duruma el koyar. Cengiz Bey mütevelli tayin edilir. Cengiz Bey mütevelli olunca hemen restorasyon çalışmalarını başlatır. Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye İktisadi Kalkınma Ajansı (TİKA) desteğiyle başlayan proje tamamlanır. Bunun yanı sıra sandıklarda duran yüzyıllar öncesine ait el yazmaları raflara taşınır. Konya Eski Yazma Eserler Kütüphanesi'nden gelen bir ekip, bu nadide eserleri dijital ortama aktarır ve araştırmacıların hizmetine sunar. “Kütüphanede 2450 el yazması kitap ve üç değerli Kuran-ı Kerim muhafaza edilmekte. Bunun yanında dönemin en büyük ilim adamlarına ait 147 çeşit Kur'an-ı Kerim tefsiri var.”



Şimdi lütfen dikkat buyurunuz, Osmanlı hattatlarının 1401’de yazmaya başlayıp 53 yıl sonra 1454 yılında bitirdiği 615 yıllık el yazması Kuran-ı Kerim, de burada muhafaza ediliyor. Yusuf Kıbrıslı Bey’in anlattığına göre 1991'de bir dalgınlıktan faydalanılarak çalındıktan sonra Paris’te bir müzayede de satılmak üzere iken Interpol tarafından yakalanıp Rodos Adası’ndaki Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi’ne iade edilen Kuran-ı Kerim şimdi çelik kasa içinde saklanıyor (resimde). Camekân içinde sergilenen bazı Kuran sayfalarını fotoğrafladım. Kütüphane Fethi Paşa'nın, İstanbul'dan getirttiği kitaplarla zenginleştirilmiş



Girişte sağ duvarda ağaç levha üzerine kazınarak yazılmış vakfiye senedi asılı. Vakıf kurulurken, ilerde, şartlarda her hangi bir değişiklik yapılmamasını garantiye almak için vakfiye senedi ağaç levha üzerine kazınarak yazılmış ve bozulmaması içinde üzeri camla kaplanmış. Vallahi parmak ısırtacak bir düşünce. Onu da fotoğrafladım.

Yukarıda, kütüphanenin vakfı içinde saat kulesi ile bunlara gelir temin eden 14 dükkân var demiştik. Cengiz Argeşo Bey, vakıftan elde edilen cüzi gelirlerin çok bir şeyi karşılamadığını söylüyormuş. 17 tane dükkân vakfı beslese de Yunan hükümetinin 1992 yılından bu yana aldığı yüzde 41,6’lık vergi boynumuzu büküyor diyormuş. Bu zorlukların, Heybeli Ada'daki Ruhban Okulu'nun kapatılması ve politik çekişmelerden ileri geldiğini belirtiyormuş.



Avlusunda Hafız Ahmet Ağa'nın babası Hasan Ağa tarafından 1797'de yaptırılan bir çeşme ve bir kuyu bulunmaktadır. Ayrıca, Rodos'ta Osmanlı döneminde inşa edilmiş ve günümüze ulaşmayan çok sayıdaki yapının kitabeleri sergilenmekte. Avlu kapısı üzerinde kütüphanenin inşa kitabesi bulunuyor. Kütüphane binası, dikdörtgen planlı olup; iki odası bulunmaktadır. Odaların üzerleri yarım küre biçiminde iki kubbe ile örtülüdür. Yapıya beş basamaklı bir merdivenle çıkılıyor. Girişteki mekân okuma salonu, diğer bölüm ise kitap deposundan meydana gelmektedir.

Kütüphaneler güneşin doğuşundan bir saat sonra açılmakta ve batışından bir saat önce kapanmaktaymış Ahmet Ağa Kütüphanesinde, tatil günü Cuma günüymüş. Dini bayramlarda bayramlaşma burada yapılıyor. Bizde bayram namazından sonra önce Süleymaniye camiinde sonrada da buradaki bayramlaşmaya katıldık. Fethi Paşa'nın vakfiyesinde şu hizmetlerde var; "Müslüman, Hıristiyan ayırmaksızın fakirlere yardım edilecek, Kurban Bayramı'nda kurbanlar kesilip muhtaçlara dağıtılacak, Muharrem ayında aşure dağıtılacak, Kur'an okutulacak, her Ramazan Kadir Gecesi'nde Peygamberimiz (S.A.V)'in Sakal-ı Şerif'i ziyarete açılacak..." Sözün burasında Prof. Yaşar Nuri Öztürk Hocamızın şu açıklamasını yazıma koymayı uygun gördüm. Hocamız şöyle buyuruyor; “Sakal-i Şerif diye bir şey yoktur. Putperestliğin lüzumu yok. Bu tabir bile putperestliktir. Peygamberimiz kime sakalını verip de bunu saklayın demiştir. Peygamberi bu konuya alet ettikleri için bu şirkin en büyüğüdür. Peygamber’in bıraktığı en büyük mucize Kuran-ı kerimdir.” Fethi Paşa Vakfı'nın hizmetlerinden biri de Türkiye'den Rodos'a gidip araştırma yapmak isteyen talebelere, hocalara finans desteği sağlamak. Yılda 1,5 milyon civarında ziyaretçi bu kütüphaneyi ve saat kulesini ziyaret ediyormuş. Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi halen, Rodos Türklerinin önemli bir buluşma ve toplanma mekânı.

Dedemiz ilk Türk Gazetecisi ve Osmanlı Posta Nazırı “Çapanzade Agâh Efendi(Çapanoğlu)” 1882`de önce Rodos`a mutasarrıf tayin ediliyor 1883`te de Atina elçisi oluyor. Aynı göreve iki yıl sonra da yani 1884 de Namık Kemal tayin oluyor. Kayıtlar Namık Kemal’in bu kütüphanede çalışmalar yaptığını yazıyor.

Namık Kemal Çalışma yapar da ilk Türk gazetecisi Agâh Efendi yapmaz olur mu? Bu düşüncemi vakfın yöneticisi Yusuf Kıbrıslı Beyle paylaştım. Bu açıklamamdan o’da çok memnun oldu ve kütüphaneyi boş olarak resimleyebilmem için kapısını kapatıp bir süre içeri turist girmesini engelledi. Fırsattan istifade birçok yönden fotoğraf aldım. İşim bittikten sonra hayal ettim, acaba hangi sandalyede oturmuş, hangi kitapları veya belgeleri incelemişti. İnsan bazen geçmişe dönmeyi ne kadar fazla arzu ediyor.



29.03.2016


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00