BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
14638312
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT-YERKÖY KALKIYOR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
218 Kilometre olan Yozgat Ankara arasını iki saate aldığımız bu günlerden, 40 kilometre uzunluktaki Yozgat-Yerköy seyrüseferinin 1940 lı yıllarına hayali bir yolculuk yapalım. O yıllarda Yozgat'ın nüfusu 7-8 bin kişi civarında. Yozgat’tan Yerköy’e otobüs işletmeciliğini 30 yolcu kapasiteli iki otobüs ile “Yozgat Belediyesi” yapıyordu. Otobüsün birisi yedekte tutulur gerekirse başka işlere de tahsis edilirdi. Yozgat halkının “tomofil” diye adlandırdığı bu otobüsleri o yıllarda iki dönem belediye başkanlığı yapan rahmetli Sefer Eronat(*) Beyefendi almıştı. Bir Çapanoğlu torunu olan Sefer Bey Yozgat'ı Yozgat yapan isimlerdendir. Daha sonra 1957 ve 1960 yılları arası 11. Dönem Demokrat Parti Yozgat Milletvekilliği de yapmış, Yassıada'da yargılanmış, Kayseri cezaevinde yatmıştı.

Bkz.Yozgat Gazetesindeki köşem ”BİR ÇAPANOĞLU TORUNU, MEHMET SEFER ERONAT”

http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1972

Geceleri itfaiyenin garajında duran otobüslerden birisi, sabah saat 09.00 da saat kulesine yakın Pepe Haydar’ın hanının önünden kalkardı. Günde bir kere yapılan bu seferin yolcularına Kalıpçıların Mehmet Ağa bilet keserdi. Kalıpçı lakabı, ailenin fes kalıpçısı olduklarındandı. Yolcular otobüse bindikten sonra Mehmet Ağa nerede ineceklerini sorar ona göre ücret alırdı. Bilet ücreti gidiş dönüş 50 kuruştu. O yıllarda kâğıt elli kuruşluklar basılmıştı. Yerköy’e gideceği kesin olanlar daha önceden gidip Mehmet ağaya bilet kestirerek otobüsün yolcusu olmayı garantilerlerdi. Otobüs dolmuşsa Yozgat halkının “makine” diye adlandırdığı o yöne giden bir kamyon bulmak şansınıza kalıyordu. Bagaj kısmı otobüsün üstüydü. Arkadan merdivenle çıkılıyor yolda buraya yolcu da alınıyordu.

Sabah saat 09.00 da Yozgat’tan kalkan otobüs takriben iki saat süren bir yolculukla önce Sarıhacılı’da sonra Saray’da şosede duruyor yolcu indirip bindiriyordu. Otobüs yavaşlayınca Mehmet ağa uyarısını yapardı “Hadibağalım Sarıhacılı da inenler!” Otobüs Yerköy’e varıp yolcusunu indirdikten sonra tren istasyonun yakınına park ediliyor burada kalkış saati olan ve saat 17.00 de gelen treni bekliyordu.

Yazımızı Kalıpçı Mehmet ağa ile ilgili iki fıkra ile bitirelim. Mehmet ağa oldukça kısa boylu birisiydi. Milli mücadele sırasında yanında olan teğmeni yaralanıp düşer. Mehmet ağa onu sırtına alır ama zaten uzun boylu olan teğmenin ayakları yere sürünmektedir. O vaziyette onu cephe gerisine kadar taşır. Yıllar geçer uzun boylu teğmen, Albay rütbesi ile Çorum’a il jandarma kumandanı olur. Yozgat Lisesi Çoruma maç yapmaya gider ve Çorum Lisesini yener. Bu yenilgiyi hazmedemeyen Çorumlular sahaya girip Yozgat Lisesi talebelerini dövmeye kalkarlar. Jandarma kumandanı Albay, “ben Mehmet’imin hemşerilerini dövdürtmem” diyerek askere süngü tak emrini verip Yozgat lisesi talebelerini koruma altına alır.

Hocaların hocası Fazlı Bilecen hocamızda talebeleri ile birlikte maçtadır ve bu olayın şahididir. Bir gün hamamda Mehmet ağa ile karşılaşınca Tellak Enver’e şöyle seslenir. “Ula Enver, Mehmet’i iyi yıka ha! O, bizi Çorumda dayaktan kurtardı.” Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

(*)Devlet Tiyatroları sanatçıları olan ve ayrıca sinema ve dizi filmlerde de rol alan Zeynep Eronat ve Miraç Eronat kardeşler Sefer Eronat’ın torunlarıdırlar.

17.03.2016


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00