BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4633
Toplam
:
14629918
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YAHUDİ OSMANLILAR ve KİRA KADINLAR [1]
capanoglukadir@yahoo.com.tr
“Kira” unvanının nereden kaynaklandığı sorusu tartışmalıdır. Avram Galante bu unvanın saraya dışarıdan malzeme getiren kadınlara verildiği kanısındadır. Ona göre Ege adalarında müfettişlik yaptığı dönemde Rum kökenli bazı satıcı kadınlara da bu unvan verilmekte idi.

Osmanlı da “Kira kadınlar” günümüzdeki “bohçacılık" olayının bir benzeriydi. Kumaşlar mücevherat vesaire satmak için kapı kapı dolaşan kadınlara bu isim verilirdi.“Kira” Rumca kadın demek olup Osmanlıda saraya mücevher ve kumaşlar getiren bohçacılara denirdi.Bu kadınlar ve bunların aileleri hem zenginlikleri hem de “Yahudi asıllı” olmalarından dolayı sarayda çok nüfuz sahibi olmuşlardı. Bu yazımızda kısaca da olsa bunu anlatmaya çalışacağız.

Padişah Yavuz Sultan Selim’in hanımı Hafza Sultan, Polonya Yahudi’si Helga’ydı. Helga Kanuni Sultan Süleyman’ın da annesiydi. Yani Kanuni Sultan Süleyman Yahudi bir anneden doğmuştu.

Kanuni’nin nikâhlı hanımı, Hürrem Haseki Sultan da (Roxolena) Ukrayna sınırları içerisinde bulunan Rohatyn kentinde doğmuş bir Yahudi asıllıydı. Bir Yahudi olan Kanuni Süleyman Yahudi geleneğini sürdürerek yine bir Yahudi ile evlenmişti.

Kanuni’nin Yahudi evliliği yapmasında İslam dinine göre bir sakınca yoktu. İslam dinine göre Müslüman bir erkek, “daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da size helaldir” (Maide, 5/5)âyeti kerimesi izni ile ehli kitap (Yahudi ve Hıristiyan) kadınlarla evlenebilirlerdi.

Kanuni Süleyman, Yahudi bir anneden doğmuş ve evlatlarına da Yahudi evlilikler yaptırarak “Tora” kanunlarını da yerine getirmiştir. “Tora” ve “Talmud”daki Yahudi kanunlarına göre Yahudi bir anneden doğan çocuk Yahudi’dir. Yahudi bir kadının Yahudi olmayan bir erkekten doğurduğu çocuk da Yahudi’dir. Karışık bir evlilikte çocuğun Yahudi olması, annesinin Yahudi olmasına bağlıdır.Anne Yahudi ise, çocuk da Yahudi’dir.Ama anne Yahudi değilse, çocuk da Yahudi değildir.

Dolayısıyla, Tora ve Talmud’daki Yahudi kanunlarına ve örflerine göre Kanuni Süleyman ileoğlu II.Selim ve onun oğlu III. Muratda Yahudi sayılmaktadır.

Kanuni Süleyman, Hürrem Sultan’dan olma oğlu padişah II.Selim’i, Yahudi dönmesi Raşel (Nurbanu Sultan) ile evlendirmiştir.

Hürrem Sultan da (Roxalana) kızı Mihrimah Sultan’ı, Yahudi asıllı olan Damat Rüstem Paşa ile evlendirmişti.

Hürrem, kızı Mihrimah Sultan'ı Vezir-i Azam Rüstem Paşa ile evlendirerek Vezir-i Azam'la bir ittifak oluşturdu. Kanuni Süleyman, Hürrem’den olmayan ama yeniçeriler tarafından çok sevilen oğlu Mustafa'yı kendisini tahttan indirmeyi planladığı inancıyla öldürttü. Mustafa’nın annesi Mahidevran sultan idi. Mahidevran’ın babası Kabardey Çerkez hükümdarı İda Mirzey annesi ise Mengli Giray kızı Nazcan Hatun idi, gerçek adı Malhurub idi. Hürrem Sultan'ın Yahudi olmayan Mustafa’yı ortadan kaldırma konusunda Kanuni’yi etkilediği inancı çok yaygındır.

Kanuni’nin Osmanlı donanmasına Kaptan-ı Derya'sı yaptığı Sinan Yusuf Paşada (1550-1553),Yahudi damat Rüstem Paşa’nın kardeşiydi. Sinan Paşa’nın Yahudiliği, Türkiye Yahudi Cemaati’nin gazetesi Şalom’da şöyle anlatılmaktadır; “The Great Jew (Ulu/Büyük Yahudi)”olarak adlandırılır. Açık denizlere yelken açtığında “Süleyman’ın Mührü” adı verilen Davud yıldızı olan sancağı gemisinin gönderine çekerdi.

Padişah II.Selim’in yerine geçen ve Nurbanu Sultan’dan olma oğlu III.Murat’ın eşi Safiye Sultanda bir Yahudi dönmesiydi. Osmanlı tarihinde ilk olarak Valide Sultan unvanını alan Nurbanu Sultandır.

Yahudiler II. Selim ve Muhteşem Süleyman zamanında saray idaresinde çok büyük bir ağırlığa sahip oldular, çok etkili görevlerde bulundular. Kanuni Süleyman, sarayda en yakınlarını bile Yahudilerden seçmişti. Yahudiler öylesine güç ve servete kavuştular ki, İsrail kralı Şelomo’dan sonra kendilerini temsil eden bu padişaha Kral Süleyman adını vermişlerdi. (Devam edecek)

26.02.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00