BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
243
Dün
:
4936
Toplam
:
13343093
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SAN FRANCİSCO TATARALİ, CÜNEYT ÇAPANOĞLU İLE VEDALAŞIYOR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, 23.09.2015 tarihli Yozgat Gazetesindeki köşemde “Çapanoğlu Mehmet Muhsin Bey ve Hindistan’dan gelen mektup” başlığı ile bir yazı yayınlamıştım.(http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2226) Yazımızda adı geçen Mehmet Muhsin Bey’in oğlu Cüneyt Çapanoğlu hakkında da kısa bir bilgi vermiş ve onun Japonya’daki cami ve okul ve onların arsaları ile Müslüman mezarlarının korunması hakkında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına yazdığı dilekçeden de bahsetmiştim. Aşağıda Cüneyt Çapanoğlu’nun vefatından sonra Tataristan’ın başkenti Kazan’da çıkarılan “Azadlıq” dergisinde, “San Francisco Tatar halkı Cüneyt Çapanoğlu ile vedalaşıyor” başlıklı yazıyı sizlerle paylaşıyorum.

San Francisco Tatarali, Cüneyt Çapanoğlu ile vedalaşıyor

Amerika Türk-Tatar vakfının eski başkanı Cüneyt Çapanoğlu 73 yaşında iken San Francisco’da vefat etti. 9 Eylül Kolma şehrinin mezarlığında onun cenaze töreni geçti. Hüzün dolu haberler hep beklenmedik vakitte geliyor. Cüneyt Beyin vefat haberi onu tanıyan birçok insan için ansızın oldu.

Kendi memleketinde uluslararası taninmiş âlim son yıllarını ailesine ve San Francisco’daki Tatarlar cemiyetine adadı. Eşi Dilara Hanım ve vakfın başka aktif azalar ile Cüneyt Bey oradaki meclislerin temel organizatöründen oldu. Tatar dünyasının en tanınmışlardan olan bu derneğin hayatı son zamanlarda Çapanoğlu ailesi etrafında dönmüş oldu.

ATTA (Amerikan Türk Tatar Association) dernek başkanı iki yıllık pozisyondur. Cüneyt Efendi bu vazifeyi iki defa arka arkaya üzerine aldı ve emanetini sonra genç üyelere teslim etti. Başkan vazifesini şimdi Semsiye Apakay’in torunu Turan Apakay devam ettirmektedir. Başkanlıktan gitse de, Cüneyt Efendi genç idare mensuplarına yardım etti, organizasyon işlerini onlarla el ele beraber devam ettirdiler. O geniş gönüllü, yardımsever birisi idi.

Cüneyt Efendinin başkanlık yıllarını şimdi derneğin birçok üyesi sevgi dolu sözlerle hatırlamaktadır. Saban Tuylari, farklı dini ve milli meclisler, müzik gösterileri vs… SanFrancisco Tatarlarının Burligame şehrinde olan dernek binası hep dolu idi. Derneğin “Ay bilbilim” adında müzik grubu da var. Dilara Hanım onun yönetmen görevini yapıyor. Binada Pazar Okulu hizmet ediyor. Orada çocuklara yönelik Tatar dili dersleri veriliyor. Kendi maddi desteği ile Cüneyt Efendi öğretmenleri bizzat Kazan’dan getiriyordu. Tatar dersleri için gereken her şeyi, renkli resimli sözlükleri de kendileri yapmışlardı. Derneğin tatar ve İngiliz dillerinde bastığı ders kitapları da mevcuttur. Onları hazırlama, internetten dağıtma işlerini Cüneyt Bey bizzat kendisi yapıyordu.

Cüneyt Efendi, 27 Eylül 1941’de Tokyo’da doğuyor. Babası Mehmet Muhsin Çapanoğlu Türkiyeli. Annesi Ümmücihan Rusya Penza ilinin Yanguraz köyünden. Babası, oğlu doğmadan vefat ediyor, Cüneyt Bey, babasını hayatında görmemiş oluyor. Japonya’nın çetin siyasi vaziyetinin neticesinde küçük Cüneyt annesi ile birlikte önce Türkiye’ye, sonra da Amerika Birleşik Devletlerine göçüyor, okul yıllarını orada tamamlıyor. Meşhur California Berkeley Üniversitesinde okumaya başlıyor ve mezun olduktan sonra mühendis olarak ise başlıyor. Deniz altı petrol çıkartma cihazları uluslararası tanınmış ustası oluyor, birkaç patent basıyor.

Meslek olarak teknik islerle meşgul olsa bile, Cüneyt efendi sözel fenner: tarih, özellikle Tatar tarihi hakkında bilgi topluyor. Tatar tarihinin en ilginç yönlerini bulup, onları çok ilgi çekici şekilde anlatmayı seviyordu. Tatar millerinin bir zaman müstakil devlet olacağına inanıyordu, fakat onun için çaba sarf etmek lazım olduğunu tekrar tekrar söylüyordu.

Cüneyt Efendi kendisi de büyük cesaret sahibi idi. Çok ağır hastalık zamanında o, bir seneden fazla kendi sağlığını toparlamak için çok uğraştı. Karamsar düşüncelere hiç kapılmadı. Ölümünden birkaç gün önce yazdığı mektupları da hep ümit dolu idi. Yapmayı planladığı projeler arasında “Ay bilbilim” grubunun 10 yıllığına bağışlanan şarkılarından bir albüm çıkartmak idi.

Cüneyt Efendinin yapmaya çoktan niyet ettiği projelerinden başka birisi de Tataristan’da yaygın olan “Yetenek” hareketini Amerika Birleşik Devletlerinde devam ettirmek idi. Ülkenin farklı eyaletlerinde yaşayan Tatar gençleri bir araya toplamaktı. Maalesef bu proje gerçekleşemedi.

Cüneyt Efendinin ve Dilara Hanımın, Nuri (13), Ümit (13) ve Naile (5) adında birbirinden güzel çocuklar kaldı. Onlar büyüyünce babalarının miras olarak bıraktığı hayat çizgisinde gurur duyarak yürüyen evlat olacaklarını ümit ediyor Dilara Hanim.

Daha fazla bilgi için; http://www.azatliq.org/content/article/27234447.html

13.02.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00