BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
201
Dün
:
4633
Toplam
:
14652639
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SOKAKTA ÜŞÜYEN BİR İNSANA PALTONUZU VERİR MİSİNİZ? NORVEÇ'TE YAPILAN SOSYAL BİR DENEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Norveç’te bir otobüs durağında böyle bir deney yapılıyor. Durakta ki bankta sırtında sadece bir kazakla oturan ve üşüme sesleri çıkaran 13-14 yaşlarında bir çocuk var. Çocuğun halini gören genç hanımlar, beyler hemen kendi üstlerindeki palto kaban gibi giysileri, ellerindeki eldivenleri çıkarıp ona veriyorlar. Bu deney Norveç halkının ne kadar yardımsever olduğunu anlatmaya çalışıyor. Hâlbuki ikliminin biraz sert olmasından dolayı uzun zaman Norveçliler için "Sert insanların ülkesi, onlar ile arkadaşlık yapılmaz..."denirdi. Bu olumsuz kanıya karşın, Norveç’te suç oranı çok düşük. World's Happiness Report'un 2013 raporuna göre 156 ülkede yapılan anket sonucu Norveç'in en mutlu ülke olduğu sonucuna ulaşılmış. Bunda sağlık, özgürlük ve sosyal desteğin büyük payı olduğu da belirtiliyor. Norveç'te samimi ve deneyimli insanlar bulmak çok kolaymış. Norveç'te kaldığınız süre boyunca Norveçliler ile çok iyi ilişkiler kurabilir ve onların kültürlerini rahatlıkla öğrenebilirmişsiniz. Geleneklerine oldukça bağlı yaşan Norveçliler kültürü, doğayı ve geleneklerini bir parçaları olarak görüyorlarmış. Bunun dışında sanata da büyük önem verirlermiş. Başkent Oslo'daki sanat müzeleri ile farklılıklarını ortaya koyarlarmış. Dünyada kişi başına en fazla kitap satın alınan ülke Norveç’miş.

Başlığımızda ne demiştik? “Sokakta üşüyen bir insana paltonuzu verir misiniz?” Buyurun Cennetmekân dedem Muhlis Çapanoğlunun kardeşi büyük amcam Rıza Çapanoğlunun hikâyesi. Polislik mesleğinin Yozgat’taki rutin yaşantısından sıkılan bekâr ve yakışıklı Çapanoğlu Rıza Bey istifa edip kendini yollara vurur. 1950 li yıllarda Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerde konser ve gösteri organizasyonları ve ünlü illüzyonist Zati Sungur ile o zamanın bazı meşhur sanatçılarının menajerliğini yapar. 1957 yılında babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’de bulunuyorduk. Zati Sungur ile birlikte Niğde’ye gösteriye gelmişlerdi. Ailecek davet edilmiş en önde izlemiştik. Annemde onları yemeğe davet etmişti. Rıza Bey amcamız, bir zamanlar İstanbul Vatan Caddesinde işletilen Lunapark aile gazinosunun da kurucularındandır. Parası pulu yerinde iken keyfince gezer dolaşır, boynundan eksik etmediği fuları ile çektirdiği fiyakalı resimleri gönderirmiş. Bu resimlerden bazıları benim arşivimde. Deniz bitip paralar suyunu çekince de soluğu Yozgat’ta ağabeyinin evinde alırmış. Yine bir kış günü Yozgat’a ağabeyi Çapanoğlu Muhlis Beyin yanına gelir. Yozgat’ın havası soğuktur ama Rıza Beyin paltosu yoktur. Muhlis Bey hemen ona güzel bir palto diktirir. O zaman hazır giysiler olmadığından paltonun dikilme süresinin bitmesini dört gözle bekler. Nihayet palto dikilir büyük bir keyifle paltoyu giyip terzi dükkânından çıkar Muhlis Bey’in Buğday pazarındaki yazıhanesine uğrar teşekkür eder. Akşama eve yine ceketle titreyerek gelir. Muhlis bey telaşla Rıza paltonu nerede unuttun diye sorar. El cevap, “Ağabeyciğim unutmadım, yolda gelirken önümde soğuktan büzülmüş giden bir adam gördüm. Adamın üstünde pırtı bir ceketten başka bir şey yok. Ağır ağır yürüyüp gidiyor. Valla onu görünce benim içim titredi. Yürüyüp adamı geçeceğim… Ama önünden bu pahalı palto ile nasıl geçeyim. Kendime yediremedim çıkarıp ona verdim. Sakın bana kızma ve de kusuruma bakma. Sen nasıl olsa bana yenisini diktirirsin ama o gariban böyle bir paltoyu ömründe göremez ”der. Muhlis Bey dedem çok üzülür ama her zamanki ağırbaşlı beyefendiliği ile bir şey demez. Rıza Bey amcamız bir kaç gün sonra paltosunu başka birisinin sırtında görünce yıkılır ve “kabahat sende değil sana o paltoyu veren dangalakta” diyerek söylene söylene eve gelir, gördüklerini babaannem Esma Hanım’a anlatır. Babaannemde olaya çok üzülür ama “aman Muhlis Bey duymasın” diye de tembih eder

08.02.2016


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00