BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
4633
Toplam
:
14652502
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
UMUDA YOLCULUK VE 768 YAHUDİ’YE MEZAR OLAN “STRUMA”
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar gün geçmiyor ki umuda yolculuk başlığı altında acı haberlerle karşılaşıyoruz. Ortadoğu cehenneminden kaçan yüzlerce Erkek, kadın, yaşlı, genç, çocuk, bebek denizlerimizde ölüp gidiyor. Ege ve Akdeniz sanki bir ölüm çukuru oldu. Kış aylarında hırçınlaşan denizin dalgaları bugüne kadar 800’den fazla kaçak göçmeni yuttu. O çürük lastik botlar ve hatta branda bezinden yapılıp üzeri boyanan sahte botları ve sahte can yeleklerini satanlar, ne yazık ki bizim yurdumuzun insanları. Suriyeli zavallı mültecileri bile bile ölüme gönderiyorlar!6 Ocak günü 32 mültecinin daha cesetleri Ayvalık sahilinde karaya vurdu. Bu insanlık dramına dünyanın gözleri kapalı! Tıpkı bundan 75 yıl önce yine bizim denizimizde yaşanan böyle bir faciaya gözlerini kapadıkları gibi. Evet, bundan 75 yıl önce de böyle bir facia yaşanmıştı.

Alman ordularının, Avrupa'nın birçok noktasında kontrolü ele geçirmeye başlaması ve bu bölgelerdeki Yahudileri toplama kamplarına göndermesi, genel bir huzursuzluk yaratmıştı. Yahudiler, yalnızca Alman egemenliği altında değil, henüz Nazi askerlerinin ayak basmadığı bölgelerde de yoğun baskı altındaydı. İkinci dünya savaşında Romanya ileittifak yapanNaziler Polonya'da yürürlüğe koydukları Yahudi karşıtı yasaların benzerlerini Romanya'da da yürürlüğe koymuşlardı. 1941 yılında Romanya’nın Yaş şehrinde 4 bin Yahudi'yi katletmişlerdi. Romanya Yahudileri için Filistin'e gitmekten başka çare kalmamıştı. Türkiye karasularını kullanarak Filistin'e kaçmayı planlayan Romanyalı zenginlerden ve entelektüellerden oluşan büyük bir Yahudi grubu birleştirdikleri para ile “Struma” isimli ve panama bandralı bir Bulgar gemisini kiralıyorlar. Gemi, 1830 model bir motora sahip, 46 metre boyunda ve hayvan taşımada kullanılan bir yük gemisiydi.Uydurma kaydırma kamaralar eklenmiş yolcu gemisi yapılarak satışa çıkarılmıştı. Suda durması bile bir mucize gibi görünen ve ancak 150-200 kişiyi taşıyabilecek ahşap döküntüsü bu gemi onlara bir kurtarıcı gibi gelmişti. Baskılardan ve ölümden kurtulmanın tek yolu İngiliz mandası altındaki Filistin’e gitmekti. Kapasitesinin 150-200 kişi arası olduğu ifade edilen bu gemiye 800'e yakın yolcu binmişti.

12 Aralık 1941'de Romanya'nın Köstence limanından 790 yolcu ve 10 mürettebatla kalkan Struma'nın motoru açık denizde arızalanıyor. Yolcuların aralarında topladıkları para ve mücevherler karşılığında, yakından geçen bir geminin mürettebatı arızayı onarıyor.Gemi zorlukla İstanbul’a kadar geliyorsa da ikinci bir motor arızası sebebiyle 15 Aralık'ta İstanbul Boğazı'nda, Sarayburnu açıklarında demir atmak zorunda kalıyor.

Gemi yolcuları bu ikinci arızanın giderilmesi için beklerken, Almanya'nın İstanbul büyükelçisi gemide salgın hastalık olduğu ihbarında bulunuyor ve Almanya tarafından yolcuların karaya çıkarılmaması konusunda baskı yapılıyor. Buna İngiltere’nin baskısı da eklenince Türk Hükümeti, ne geminin yola devam etmesine ne de yolcuların karaya çıkmasına izin vermiyor. Almanya ile müttefik olan Romanya da geminin geri dönmesine izin vermiyor.

Ancak Vehbi Koç’un İçişleri Bakanı Faik Öztrak ve İstanbul Emniyet Müdürü İhsan Sabri Çağlayangil ile bir dizi görüşme yapıp Türk hükümeti nezdindeki girişimleri neticesi İngiliz hükümetinin onayıyla ve ABD'nin ricası üzerine Martin Segal ve ailesi gemiden indiriliyor. Segal, StandardOilCompany of New York isimli bir Amerikan petrol şirketinin Romanya müdürüdür.Vehbi Koç ise aynı şirketin Türkiye temsilcisidir.

9 hafta boyunca kıyıda demirli vaziyette bekleyen gemiye Kızılay ve İstanbul'daki Yahudi toplumu tarafından yardım malzemeleri ulaştırılır. Yardımları İstanbul'daki Yahudi toplumunun önderlerinden SimonBrod ve RifatKarako organize ediyordu.Bu arada Struma'nın arızalı olan motoru da tamir edilmek üzere sökülür.

Gemide kalan yolcuların akıbeti ile ilgili haftalar süren müzakereler sonuç vermeyince, 23 Şubat 1942'de Türk hükümeti, motoru olmayan gemiyi Karadeniz'de Şile açıklarına çektirir. Gece boyunca sürüklenen gemi, 24 Şubat sabahı büyük bir patlamanın ardından batar. 103' ü çocuk olmak üzere 768 kişi gemiyle birlikte sulara gömülür. Sadece David Stoliar adlı 20 yaşında bir yolcu ve IvanofDiko isimli ikinci kaptan sağ kurtulur. Stoliar ve Diko sabaha kadar bir tahta kirişe tutunarak soğuk suda hayatta kalmaya çalışırlar. Daha sonra tüm umutları tükenen Diko kendini akıntıya bırakır ve yaşamına son verir. Stoliar ise çaresizlikten bileklerini kesmek isterse de donmak üzere olan elleri çakıyı açamaz. Ölmek üzereyken 12 kürekli Türk Kurtarma Kayığı tarafından bulunup kurtarılır.

Uzun yıllar neden battığı bilinemeyen gemiden sağ kurtulan tek yolcu olan David Stoliar, İsrail Silahlı Kuvvetler Radyosuna verdiği bir demeçte; geminin bir Türk torpido botunun açtığı ateş ile batırıldığını iddia eder ama 1960'larda Sovyet arşivlerinden çıkan belgeler ışığında Sovyet denizaltısı Shch-213 tarafından torpido ile vurularak battığı anlaşılır. Aynı denizaltı 23 Şubat akşamı Türk kargo gemisi Çankaya'yı da vurarak batırmıştı. Çünkü Sovyet denizaltısı Nazi Almanya’sına stratejik malzeme akışını önlemek amacıyla Karadeniz'e giren tüm tarafsız ya da düşman gemilerini batırması yönündeki gizli talimatı yerine getiriyordu.Struma'nın batırılması hadisesi Sovyet askerî arşivlerine şu şekilde kaydedilmişti; Sc-213 denizaltısı ... 24.2.1942 sabahı korumasız vaziyetteki düşman gemisi Struma'yarastladı ... Gemi 1118 metreden başarıyla torpidolandı ve batırıldı ... Genç subaylar ... Gemi Komutanı ve astsubaylar ... ve torpidoyu ateşleyen Kızıl Filo denizcileri ...cesaret örneği sergilemişlerdir.

Yahudi yeraltı örgütlerden biri olan Lehi isimli örgüt, olayların sorumlusu olarak Filistin Yüksek Komiseri İngiliz HaroldMacMichael'ı gösterdi. Lehi üyesi iki genç, İngilizleri sorumlu gördükleri için LordMoyne'u öldürdüler.

09.01.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00