BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
15018618
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SAÇ-I ŞERİF VE KUTSAL EMANETLER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu gün gazetelere göz atarken şöyle bir haber gördüm; Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, peygamberin saçının yıkandığı suların "paketleme" işlemlerine katıldı. Söz konusu fotoğraflar sosyal medyada tartışmalara neden oldu.

Cübbeli Ahmet Hoca adına açılan Facebook hesabında, Cübbelinin bir paketleme tesisinde çekilen fotoğrafları konularak "Cübbeli Ahmet Hoca efendiMevlit Gecesi dağıtılmak üzere hazırlattığı Sâc-ı Șerif (Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in saç-ı şerifinin yıkandığı su) sularının paketleme işlemine bizzat katılarak Mevlîd okudu" diye yazıldı.

Bu haberi okuyunca dünyaca ünlü Sümerolog’umuz Sayın Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ Hanımefendinin eşi merhum Kemal Çığ ile ilgili anlattığı bir olay aklıma geldi.

Merhum Kemal Çığ, 1970-78 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi'nin müdürüdür.70 yıllık hayatının 34 yılınıTopkapı Sarayı Müzesi'nde geçirmiştir. Atandığı 1944 yılı ile Müdür olarak emekli olduğu 1978 yılları arasında 26 yıl süreyle Kütüphane Şefliği ve Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği büyük müzecilerden birisidir. Türkiye'de çağdaş müzeciliğin olduğu kadar, Türkiye müzelerinin en büyük ve en önemlilerinden olan Topkapı Sarayı Müzesi'ni ve bu müzedeki Türk İslam sanatı eserlerini de çok iyi bilen sayılı müzecilerimizdendir. Gelelim yaşadığı olaya. Müdürlüğü esnasında o zamanın Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan Kutsal Emanetleri ziyaret etmek için randevu ister. Kemal Çığ gazetecileri getirmemek koşulu ile halka kapalı olan bir günde randevuyu verir. Kararlaştırılan günde büyük bir cemaat Kutsal Emanetler salonuna akın eder. Peygamberin hırkası olarak tanımlanan hırka çıkarılır. Gelenler büyük bir huşu içinde dualara, kuran okumalara başlarlar ve sonunda her ay bu ziyareti yapmaya karar verirler. İlmiye Çığ Hanımefendi diyorki;Salonda iş bitince eşim, ileri gelenleri kahve içmek için odasına davet ediyor. Tam kahveler bitmek üzere iken Kemal Çığ “hazır bütün din büyüklerimiz burada iken kafamı kurcalayan bir soruyu sizlere sormak istiyorum.” diyor ve sorusunu soruyor;

Benim bildiğime göre, Hz. Muhammet’in ağzından çıktığından bütün muhaddislerin (hadisçilerin) hemfikir olduğu 17 hadisten birisi şöyledir. Peygamberimiz, “Ya Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma” diyor. Şimdi sizin hırkaya ve diğer eşyalara dualar yapmanız bu Hadis’e karşı değil midir? Hepsi birden yerlerinden fırlarlar bir şey söyleyemeden oradan ayrılırlar. Fakat her ay gelmeyi istedikleri halde bir daha uğramamaları da sorunun yanıtı olmuştur.

İlmiye Çığ Hanımefendi devam ediyor. “Benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma” diye yalvaranHz. Muhammed,tıraş olurken kıllarını toplattırır mıydı? Dünyada yüzlerce “Sakal-ı Şerif” diye tanımlanan kıl var. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki "Kutsal Emanetler" diye saklanan birçok eşya, onun bunun saraya bahşiş almak için getirdikleri nesnelerdir. “Fatima Anamızın Seccadesi” denen seccade 17. asır halısı. “Peygamberin Teyemmüm Taşı” olarak saklanan bir Asur tableti. Buna benzer daha birçokları var.

Bunları bir kitap halinde toplayan ilk Müze Müdürü eşim Tahsin Öz’ün 1953 yılında basılan kitabı, ne yazık ki, zamanın hükümeti tarafından hemen toplattırıldı. Uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay geliyor insanımıza.
Ve ilmiye hanımefendi devam ediyor. Şimdi ben de bugünkü hocalarımıza soruyorum, böyle bir hadisi biliyor musunuz? “

Bu konu ile ilgili olarak Prof. Yaşar Nuri Öztürk Hocamız da bakın ne diyor; Sakal-ı Şerif diye bir şey yoktur. Putperestliğin lüzumu yok. Bu tabir bile putperestliktir. Peygamberimiz kime sakalını verip de bunu saklayın demiştir. Peygamberi bu konuya alet ettikleri için bu şirkin en büyüğüdür. Peygamberin bıraktığı tek mucize Kuran-ı kerimdir.


14.12.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00