BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
206
Dün
:
4633
Toplam
:
14611816
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
DURSUN OZAN ANLATIYOR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Rahmetli Dursun Ozan ağabeyimiz, Yozgat’ın hatırı sayılan, sevilen eski “Efendi”lerindendi. Yozgat Kültürünü iyi bilen eski Yozgat’ın yaşayan son iki canlı tarihinden birisi idi. İkinci canlı tarihi emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimiz çok şükür hayatta ve sağlıklı. Allah uzun ömür versin. Dursun Ozan ağabeyimiz bir süre Hayri İnal Konağının müdürlüğünü de yapmıştı.Yerel yemekler noktasındaki maharetiyle meşhurdu. Özellikle tandır kebabı, arabaşı çorbası ve telkadayıf yapımında kimse eline su dökemezdi.

Gurbetten gelip konağı ziyaret eden Yozgatlı hanımları arabaşı çorbasını ve hamurunu nasıl yaptıkları konusunda mutlaka imtihan ederdi. Babası BıçakçıSeyit Ozan da, Çapanoğlu Büyük camiinin müezzinliğini yapmış saygın bir kişiydi. Sesi çok güzeldi, ezanı çok güzel okuduğundan bilhassa sabah ezanlarını onun okuması istenirdi. Yılmaz Göksoy ağabeyim Bıçakçı Seyit Ozan ile ilgili şu anıyı aktarmıştı; Çapanoğlu Büyük camiinin aynı akran 3 müezzini vardı. Birisi Dursun Ozan’ın babası Bıçakçı Seyit Efendi, öbürü İğdecik’li Hamdi Efendi, birde Yassının oğlu, onun ismini bilmiyorum, Yassının oğlu derdik. Nöbetleşe müezzinlik yaparlardı. Bir gün Bıçakçı Seyit,bir iş dönüşü Ankara’dan gelenve yanında namaza duran Hamdi efendiye alçak sesle “ Hamdi bu gün sıra sende(müezzinlik sırası)” der. Oda yine fısıltı halinde “ konuşma namazın fasit oldu (bozuldu) der. Yassının oğlu da ikisine birden ikinizin de namazı fasit oldu deyince üçününnamazı da fasit olur.

Dursun ağabeyimizle 2008 yılında Hayri İnal konağında çok tatlı bir sohbetimiz olmuştu. O sohbetimizi iyiki kaydetmişim. Mekânı Cennet olsun, rahmetli babam ile ilgili bir anısını şöyle nakletmişti;
Allah rahmet eylesin baban Muammer Çapanoğlu ileaynı yaştaydık. Rahmetli şoförSeyitle birlikte çok ava giderlerdi. Ben de birkaç defa onlarla birlikte Saray taraflarına gitmiştim. İyi av yaparlardı, Gün zevkli ve neşeli geçerdi. Bir seferinde başımızdan komik bir olay geçmişti. Her zamanki gibi o günde hemen bütün gün dağ bayır dolaştık. Yorulunca mola verdik, av etleri ile kendimize güzel bir ziyafet çekmiştik.Muammer Bey’inChevrolet marka çok güzel bir kaptıkaçtısı vardı. Ava onunla gitmiştik.O yıllarda Yozgat Ankara yolu şose idi. Dönüşte yol üstüne selin getirdiği kum varmış oraya girince araba kaydı yol kenarında giden köylünün eşeğine çarpıp durduk. Arabadan indiğimizde köylü eşeğim öldü diye ağlıyordu. Muammer Bey, adamı teselli etmeye çalıştı. “Eşeğin öldüyse ya da bir yeri kırıldıysa parası neyse veririm yenisini alırsan üzülme” diyordu. Ama eşeği göremedik. Eşek nereye gitti diye aranırken köylü ağlayarak eşek makinenin üstünde dedi. Baktık hakikaten eşek arabanın üzerindeydi.Öldü müydü ölmedi miydi şimdi hatırlayamıyorum ama Muammer Bey adamı teselli etmek için epey bir para vermişti.

Dursun ağabeyimizin başından geçen bir olay da şöyle; Aralık ayında aldığı bir lahanayı soba yanmayan bir odada masa üstüne bırakır. Sonrasını yine tatlı sohbetinden dinleyelim. “Evde kızımla birlikte yaşarım. Ancak kızım il dışındaydı, uzun süre gelmedi. Ben de lahanayı bıraktığım yerden kaldırmadım. Bir süre sonra lahanaya baktığımda çürüdüğünü, yapraklarının ince kâğıt şeklini aldığını gördüm.Lahananın yapraklarını koparmaya çalıştığım sırada içinde yeşil bir sürgünün geldiğini gördüm, merak ettim. Yerinden kaldırmadım, bu sürgün zaman içinde büyüdü, filizlendi. Kabuk kısmı ise çürüme sürecine devam etti. Hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaşıyorum. Çok şaşırdım, tanıdıklara gösterdim ’hormonlu’ veya ’genlerinin değiştirilmiş’ olabileceğini söylediler. "

Bu enteresan olaya Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Seyis Bey, “Beyaz baş lahananın özelliği, tepe tomurcuğundaki farklılaşma sonucu baş oluşturması. Bitkilerin, tohum elde edilebilecek döneme geçebilmesi için soğuklama ihtiyacını karşılaması gerekiyor. Burada ilginç olan ev ortamındaki bu bitki, soğuklama ihtiyacını bir şekilde karşılamış. Tüketilmediği için canlı olan beyaz baş zamanla kendisinde bulunan enerjiyle birlikte sürgünlerini geliştirmiş. Aslında bir doğa olayı ama asıl ilginç olanı ev ortamında gelişmesi diyerekaçıklık getiriyor.

Dursun Ozan ağabeyimizi 96 yaşında iken 9 Aralık 2013 tarihinde kaybettik. Ebedi istirahatgâhı Sarıtopraklık mezarlığında. Allah gani gani rahmet etsin. Nur içinde yatsın.

Yazımızı başka bir değerimiz rahmetli Süleyman Sökmen ağabeyimin “Kimler geldi kimler geçti” isimli uzun şiirinin bir kıtası ile bitirip onu da rahmetle analım.
Şimdi get Yozgat’ı tanıyamazsın
Eski bi dost bulup gonuşamazsın
Derdini birine danışamazsın
Kos kos geri dönenneri bi görsen

05.12.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00