BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
301
Dün
:
4936
Toplam
:
13342670
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
DURSUN OZAN ANLATIYOR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Rahmetli Dursun Ozan ağabeyimiz, Yozgat’ın hatırı sayılan, sevilen eski “Efendi”lerindendi. Yozgat Kültürünü iyi bilen eski Yozgat’ın yaşayan son iki canlı tarihinden birisi idi. İkinci canlı tarihi emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimiz çok şükür hayatta ve sağlıklı. Allah uzun ömür versin. Dursun Ozan ağabeyimiz bir süre Hayri İnal Konağının müdürlüğünü de yapmıştı.Yerel yemekler noktasındaki maharetiyle meşhurdu. Özellikle tandır kebabı, arabaşı çorbası ve telkadayıf yapımında kimse eline su dökemezdi.

Gurbetten gelip konağı ziyaret eden Yozgatlı hanımları arabaşı çorbasını ve hamurunu nasıl yaptıkları konusunda mutlaka imtihan ederdi. Babası BıçakçıSeyit Ozan da, Çapanoğlu Büyük camiinin müezzinliğini yapmış saygın bir kişiydi. Sesi çok güzeldi, ezanı çok güzel okuduğundan bilhassa sabah ezanlarını onun okuması istenirdi. Yılmaz Göksoy ağabeyim Bıçakçı Seyit Ozan ile ilgili şu anıyı aktarmıştı; Çapanoğlu Büyük camiinin aynı akran 3 müezzini vardı. Birisi Dursun Ozan’ın babası Bıçakçı Seyit Efendi, öbürü İğdecik’li Hamdi Efendi, birde Yassının oğlu, onun ismini bilmiyorum, Yassının oğlu derdik. Nöbetleşe müezzinlik yaparlardı. Bir gün Bıçakçı Seyit,bir iş dönüşü Ankara’dan gelenve yanında namaza duran Hamdi efendiye alçak sesle “ Hamdi bu gün sıra sende(müezzinlik sırası)” der. Oda yine fısıltı halinde “ konuşma namazın fasit oldu (bozuldu) der. Yassının oğlu da ikisine birden ikinizin de namazı fasit oldu deyince üçününnamazı da fasit olur.

Dursun ağabeyimizle 2008 yılında Hayri İnal konağında çok tatlı bir sohbetimiz olmuştu. O sohbetimizi iyiki kaydetmişim. Mekânı Cennet olsun, rahmetli babam ile ilgili bir anısını şöyle nakletmişti;
Allah rahmet eylesin baban Muammer Çapanoğlu ileaynı yaştaydık. Rahmetli şoförSeyitle birlikte çok ava giderlerdi. Ben de birkaç defa onlarla birlikte Saray taraflarına gitmiştim. İyi av yaparlardı, Gün zevkli ve neşeli geçerdi. Bir seferinde başımızdan komik bir olay geçmişti. Her zamanki gibi o günde hemen bütün gün dağ bayır dolaştık. Yorulunca mola verdik, av etleri ile kendimize güzel bir ziyafet çekmiştik.Muammer Bey’inChevrolet marka çok güzel bir kaptıkaçtısı vardı. Ava onunla gitmiştik.O yıllarda Yozgat Ankara yolu şose idi. Dönüşte yol üstüne selin getirdiği kum varmış oraya girince araba kaydı yol kenarında giden köylünün eşeğine çarpıp durduk. Arabadan indiğimizde köylü eşeğim öldü diye ağlıyordu. Muammer Bey, adamı teselli etmeye çalıştı. “Eşeğin öldüyse ya da bir yeri kırıldıysa parası neyse veririm yenisini alırsan üzülme” diyordu. Ama eşeği göremedik. Eşek nereye gitti diye aranırken köylü ağlayarak eşek makinenin üstünde dedi. Baktık hakikaten eşek arabanın üzerindeydi.Öldü müydü ölmedi miydi şimdi hatırlayamıyorum ama Muammer Bey adamı teselli etmek için epey bir para vermişti.

Dursun ağabeyimizin başından geçen bir olay da şöyle; Aralık ayında aldığı bir lahanayı soba yanmayan bir odada masa üstüne bırakır. Sonrasını yine tatlı sohbetinden dinleyelim. “Evde kızımla birlikte yaşarım. Ancak kızım il dışındaydı, uzun süre gelmedi. Ben de lahanayı bıraktığım yerden kaldırmadım. Bir süre sonra lahanaya baktığımda çürüdüğünü, yapraklarının ince kâğıt şeklini aldığını gördüm.Lahananın yapraklarını koparmaya çalıştığım sırada içinde yeşil bir sürgünün geldiğini gördüm, merak ettim. Yerinden kaldırmadım, bu sürgün zaman içinde büyüdü, filizlendi. Kabuk kısmı ise çürüme sürecine devam etti. Hayatımda ilk kez böyle bir durumla karşılaşıyorum. Çok şaşırdım, tanıdıklara gösterdim ’hormonlu’ veya ’genlerinin değiştirilmiş’ olabileceğini söylediler. "

Bu enteresan olaya Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Seyis Bey, “Beyaz baş lahananın özelliği, tepe tomurcuğundaki farklılaşma sonucu baş oluşturması. Bitkilerin, tohum elde edilebilecek döneme geçebilmesi için soğuklama ihtiyacını karşılaması gerekiyor. Burada ilginç olan ev ortamındaki bu bitki, soğuklama ihtiyacını bir şekilde karşılamış. Tüketilmediği için canlı olan beyaz baş zamanla kendisinde bulunan enerjiyle birlikte sürgünlerini geliştirmiş. Aslında bir doğa olayı ama asıl ilginç olanı ev ortamında gelişmesi diyerekaçıklık getiriyor.

Dursun Ozan ağabeyimizi 96 yaşında iken 9 Aralık 2013 tarihinde kaybettik. Ebedi istirahatgâhı Sarıtopraklık mezarlığında. Allah gani gani rahmet etsin. Nur içinde yatsın.

Yazımızı başka bir değerimiz rahmetli Süleyman Sökmen ağabeyimin “Kimler geldi kimler geçti” isimli uzun şiirinin bir kıtası ile bitirip onu da rahmetle analım.
Şimdi get Yozgat’ı tanıyamazsın
Eski bi dost bulup gonuşamazsın
Derdini birine danışamazsın
Kos kos geri dönenneri bi görsen

05.12.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00