BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4633
Toplam
:
14477220
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
NASIL BİR ADAM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bu yazıyı 10 Kasım günü köşeme koyacaktım. O gün çeşitli yazarlardan ve sade vatandaşlarımızdan elbette daha güzel daha anlamlı makaleler, resimler, videolar yayınlanacağından daha sonraki bir gün sizlerle paylaşmayı uygun görmüştüm. Bu da benim 10 Kasım yazım, umarım beğenirsiniz.

Yozgat’ımızın canlı tarihi emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimle Yozgat Öğretmen evinde sohbet ediyoruz. Yılmaz ağabeyim, “Üç şey birbiri ile özdeşleşmiştir Yozgat, Çapanoğulları, Çamlık” dedi… Sohbet konumuz ne olacak? Ya bu üç şeyden birisidir ya da Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri üzerinedir. Yılmaz ağabeyim anlattı ben karışık duygular içinde kaydettim.

“Bizim köyümüz Yozgat’a 20 kilometre uzaktaki Gökçekışla köyü. Rahmetli Dedem Alibaz ağa da köyün büyüğüydü. Babam Yozgat’a bir gittiğinde elinde büyükçe üç adet taşbaskısı resimle geldi ve özenle dedemin odasına duvara astı. Kış soğuklarında bazı köylüler sabah ve yatsı namazlarını bizim evde misafir odasında kılarlardı. Evimize gelenler resimlere bakıp sorarlardı bunlar kim diye. Dedem de anlatırdı. Bu vatanımızı kurtaran Mustafa Kemal Paşa, yanındaki Fevzi Çakmak Paşa, onun yanındaki de İsmet Paşa. Dedem gururla anlatır, hepimiz büyük bir saygı ile bakardık. Bunları dinleye dinleye resimdekilere daha bir saygı duymaya başlamıştım. Üzerinde bir parça toz olsa hemen şapkamın üstü ile silerdim.

Rahmetli babam Hacı Abdullah Göksoy da meşhur Yozgat Demirli Medrese mezunuydu. 1960 lı yıllar. Küçük kardeşim Kaya Göksoy Ankara Üniversitesinde öğretim üyesiydi. Yaptığı bir Ankara ziyaretinde, uzaklardaki büyük bir bina dikkatini çeker. “Bu bina nedir” diye sorar. Kardeşim “Orası Anıtkabir” diye cevaplayınca. Babam, derin bir nefes alıp, “Varıp bir Fatiha okumayı çok isterdim” der. Kardeşim “Hadi gidelim baba orayı da görmeden gitme” der.

Anıtkabir’e vardıklarında, babam gördüklerinden çok etkilenir bir yandan Fatiha okur bir yandan gözlerinden yaşlar süzülür. Uzun bir süre Atatürk’ün mozolesinin başından ayrılmaz, ayrılamaz. Bu duygular içinde merdivenleri inerken de ara ara durur, geriye bakarak tekrar tekrar Anıtkabir’i seyreder. O sırada yanlarına bir asker yanaşır ve “Amca burada yatan adam nasıl bir adamdı biliyor musun?” diye sorar. Babam da ona, sen nerelisin diye sorar. İzmirliyim cevabını alınca “Senin burada yatan adamı benden daha iyi bilmen lazım. Bu adam, vatanımızı ırzımızı ve namusumuzu düşmandan kurtaran bir adamdı” diye iç çekerek cevap verir. Asker “Amca kusura kalma, böyle dönüp dönüp geri bakınca seni de onu sevmeyen sakallılardan birisi sanmıştım” der.

Çok eskilerde Yozgat’ın Çekerek ilçesi daha bucak iken Sorgun’dan Çekerek’e at ile giden posta Gökiniş köyünden geçerdi. Gökiniş köyü Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bir köydü. Postacı köyden geçerken eskiden tanıdığı Derviş Ali’ye “Duydunuz mu Mustafa Kemal Paşa ölmüş” der. Derviş Ali’nin beti benzi kül gibi olur. Dizlerine vurarak “Eyvahlar olsun Acemoğlu, bunu iyi demedin, yedi oğlum ölseydi de Mustafa Kemal ölmeseydi” der.

Atatürk Ankara civarında yaptığı bir gezide Kazan köyüne uğrar (şimdi ilçe) Satı isminde yaşlı bir kadın (sonra milletvekili oldu) Atatürk’ün yolunu keserek ayran ikram eder. Atatürk “kaç yaşındasın” diye sorar. Satı kadın 20 yaşındayım diye cevap verir. Atatürk tebessüm ederek nasıl oluyor da 20 yaşında oluyorsun deyince, Satı kadın “seni gördükten sonra yaşamaya başladım paşam” diye cevap verir.

Van’ın Santimaris köyünde dul bir kadının ineğini kurtlar parçalar. Olay tam da Atatürk’ün öldüğü günün ertesi günü olur. Kadıncağız ağlarken bir yandan da “Paşam sen öldün ineğimi kurtlar yedi” diye dövünmektedir. O sırada orada arkeolojik kazı yapan Amerikalılar kadının dövünürken neler söylediğini merak edip tercümana sorarlar. O da tercüme edince Amerikalı, şöyle söyler. “Bu güne kadar kadının ineği tesadüfen hayatta kalmış ama kadıncağız Atatürk’ün sayesinde güvence altında olduğuna inanmış. Bir lidere duyulan güvence ancak bu kadar olur.”

Yılmaz ağabeyimle yaptığımız bu güzel sohbeti yine Yılmaz ağabeyimden bir mizah ile bitirelim. “Babamın akrabalarından birisini Jandarmalar haksız yere dövmeye başlarlar. Dayanamayan babam eve girip mavzerini alır ve havaya ateş eder. Jandarmalar da hemen mevzi alırlar. Durum kötüye gitmektedir. Bu sırada köylülerden “Topal Faik” ortaya atılır ve topal ayağını jandarmalara doğru sallayarak “Biz de bu ayağı milli mücadelede vatana verdik. Köylüye bu zulmünüz niye diye ”bağırır. Jandarmalar hiçbir şey demeden ayağa kalkarlar ve köyü terk ederler. Babama sormuştum Faik ağanın ayağı hakikaten savaşta mı oldu diye. Güldü, yok dedi Faik askere bile gitmedi.”

16.11.2015


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00