BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
170
Dün
:
5063
Toplam
:
13454088
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
NASIL BİR ADAM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bu yazıyı 10 Kasım günü köşeme koyacaktım. O gün çeşitli yazarlardan ve sade vatandaşlarımızdan elbette daha güzel daha anlamlı makaleler, resimler, videolar yayınlanacağından daha sonraki bir gün sizlerle paylaşmayı uygun görmüştüm. Bu da benim 10 Kasım yazım, umarım beğenirsiniz.

Yozgat’ımızın canlı tarihi emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimle Yozgat Öğretmen evinde sohbet ediyoruz. Yılmaz ağabeyim, “Üç şey birbiri ile özdeşleşmiştir Yozgat, Çapanoğulları, Çamlık” dedi… Sohbet konumuz ne olacak? Ya bu üç şeyden birisidir ya da Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri üzerinedir. Yılmaz ağabeyim anlattı ben karışık duygular içinde kaydettim.

“Bizim köyümüz Yozgat’a 20 kilometre uzaktaki Gökçekışla köyü. Rahmetli Dedem Alibaz ağa da köyün büyüğüydü. Babam Yozgat’a bir gittiğinde elinde büyükçe üç adet taşbaskısı resimle geldi ve özenle dedemin odasına duvara astı. Kış soğuklarında bazı köylüler sabah ve yatsı namazlarını bizim evde misafir odasında kılarlardı. Evimize gelenler resimlere bakıp sorarlardı bunlar kim diye. Dedem de anlatırdı. Bu vatanımızı kurtaran Mustafa Kemal Paşa, yanındaki Fevzi Çakmak Paşa, onun yanındaki de İsmet Paşa. Dedem gururla anlatır, hepimiz büyük bir saygı ile bakardık. Bunları dinleye dinleye resimdekilere daha bir saygı duymaya başlamıştım. Üzerinde bir parça toz olsa hemen şapkamın üstü ile silerdim.

Rahmetli babam Hacı Abdullah Göksoy da meşhur Yozgat Demirli Medrese mezunuydu. 1960 lı yıllar. Küçük kardeşim Kaya Göksoy Ankara Üniversitesinde öğretim üyesiydi. Yaptığı bir Ankara ziyaretinde, uzaklardaki büyük bir bina dikkatini çeker. “Bu bina nedir” diye sorar. Kardeşim “Orası Anıtkabir” diye cevaplayınca. Babam, derin bir nefes alıp, “Varıp bir Fatiha okumayı çok isterdim” der. Kardeşim “Hadi gidelim baba orayı da görmeden gitme” der.

Anıtkabir’e vardıklarında, babam gördüklerinden çok etkilenir bir yandan Fatiha okur bir yandan gözlerinden yaşlar süzülür. Uzun bir süre Atatürk’ün mozolesinin başından ayrılmaz, ayrılamaz. Bu duygular içinde merdivenleri inerken de ara ara durur, geriye bakarak tekrar tekrar Anıtkabir’i seyreder. O sırada yanlarına bir asker yanaşır ve “Amca burada yatan adam nasıl bir adamdı biliyor musun?” diye sorar. Babam da ona, sen nerelisin diye sorar. İzmirliyim cevabını alınca “Senin burada yatan adamı benden daha iyi bilmen lazım. Bu adam, vatanımızı ırzımızı ve namusumuzu düşmandan kurtaran bir adamdı” diye iç çekerek cevap verir. Asker “Amca kusura kalma, böyle dönüp dönüp geri bakınca seni de onu sevmeyen sakallılardan birisi sanmıştım” der.

Çok eskilerde Yozgat’ın Çekerek ilçesi daha bucak iken Sorgun’dan Çekerek’e at ile giden posta Gökiniş köyünden geçerdi. Gökiniş köyü Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bir köydü. Postacı köyden geçerken eskiden tanıdığı Derviş Ali’ye “Duydunuz mu Mustafa Kemal Paşa ölmüş” der. Derviş Ali’nin beti benzi kül gibi olur. Dizlerine vurarak “Eyvahlar olsun Acemoğlu, bunu iyi demedin, yedi oğlum ölseydi de Mustafa Kemal ölmeseydi” der.

Atatürk Ankara civarında yaptığı bir gezide Kazan köyüne uğrar (şimdi ilçe) Satı isminde yaşlı bir kadın (sonra milletvekili oldu) Atatürk’ün yolunu keserek ayran ikram eder. Atatürk “kaç yaşındasın” diye sorar. Satı kadın 20 yaşındayım diye cevap verir. Atatürk tebessüm ederek nasıl oluyor da 20 yaşında oluyorsun deyince, Satı kadın “seni gördükten sonra yaşamaya başladım paşam” diye cevap verir.

Van’ın Santimaris köyünde dul bir kadının ineğini kurtlar parçalar. Olay tam da Atatürk’ün öldüğü günün ertesi günü olur. Kadıncağız ağlarken bir yandan da “Paşam sen öldün ineğimi kurtlar yedi” diye dövünmektedir. O sırada orada arkeolojik kazı yapan Amerikalılar kadının dövünürken neler söylediğini merak edip tercümana sorarlar. O da tercüme edince Amerikalı, şöyle söyler. “Bu güne kadar kadının ineği tesadüfen hayatta kalmış ama kadıncağız Atatürk’ün sayesinde güvence altında olduğuna inanmış. Bir lidere duyulan güvence ancak bu kadar olur.”

Yılmaz ağabeyimle yaptığımız bu güzel sohbeti yine Yılmaz ağabeyimden bir mizah ile bitirelim. “Babamın akrabalarından birisini Jandarmalar haksız yere dövmeye başlarlar. Dayanamayan babam eve girip mavzerini alır ve havaya ateş eder. Jandarmalar da hemen mevzi alırlar. Durum kötüye gitmektedir. Bu sırada köylülerden “Topal Faik” ortaya atılır ve topal ayağını jandarmalara doğru sallayarak “Biz de bu ayağı milli mücadelede vatana verdik. Köylüye bu zulmünüz niye diye ”bağırır. Jandarmalar hiçbir şey demeden ayağa kalkarlar ve köyü terk ederler. Babama sormuştum Faik ağanın ayağı hakikaten savaşta mı oldu diye. Güldü, yok dedi Faik askere bile gitmedi.”

16.11.2015


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00