BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
179
Dün
:
4633
Toplam
:
14025229
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
NASIL BİR ADAM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bu yazıyı 10 Kasım günü köşeme koyacaktım. O gün çeşitli yazarlardan ve sade vatandaşlarımızdan elbette daha güzel daha anlamlı makaleler, resimler, videolar yayınlanacağından daha sonraki bir gün sizlerle paylaşmayı uygun görmüştüm. Bu da benim 10 Kasım yazım, umarım beğenirsiniz.

Yozgat’ımızın canlı tarihi emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimle Yozgat Öğretmen evinde sohbet ediyoruz. Yılmaz ağabeyim, “Üç şey birbiri ile özdeşleşmiştir Yozgat, Çapanoğulları, Çamlık” dedi… Sohbet konumuz ne olacak? Ya bu üç şeyden birisidir ya da Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri üzerinedir. Yılmaz ağabeyim anlattı ben karışık duygular içinde kaydettim.

“Bizim köyümüz Yozgat’a 20 kilometre uzaktaki Gökçekışla köyü. Rahmetli Dedem Alibaz ağa da köyün büyüğüydü. Babam Yozgat’a bir gittiğinde elinde büyükçe üç adet taşbaskısı resimle geldi ve özenle dedemin odasına duvara astı. Kış soğuklarında bazı köylüler sabah ve yatsı namazlarını bizim evde misafir odasında kılarlardı. Evimize gelenler resimlere bakıp sorarlardı bunlar kim diye. Dedem de anlatırdı. Bu vatanımızı kurtaran Mustafa Kemal Paşa, yanındaki Fevzi Çakmak Paşa, onun yanındaki de İsmet Paşa. Dedem gururla anlatır, hepimiz büyük bir saygı ile bakardık. Bunları dinleye dinleye resimdekilere daha bir saygı duymaya başlamıştım. Üzerinde bir parça toz olsa hemen şapkamın üstü ile silerdim.

Rahmetli babam Hacı Abdullah Göksoy da meşhur Yozgat Demirli Medrese mezunuydu. 1960 lı yıllar. Küçük kardeşim Kaya Göksoy Ankara Üniversitesinde öğretim üyesiydi. Yaptığı bir Ankara ziyaretinde, uzaklardaki büyük bir bina dikkatini çeker. “Bu bina nedir” diye sorar. Kardeşim “Orası Anıtkabir” diye cevaplayınca. Babam, derin bir nefes alıp, “Varıp bir Fatiha okumayı çok isterdim” der. Kardeşim “Hadi gidelim baba orayı da görmeden gitme” der.

Anıtkabir’e vardıklarında, babam gördüklerinden çok etkilenir bir yandan Fatiha okur bir yandan gözlerinden yaşlar süzülür. Uzun bir süre Atatürk’ün mozolesinin başından ayrılmaz, ayrılamaz. Bu duygular içinde merdivenleri inerken de ara ara durur, geriye bakarak tekrar tekrar Anıtkabir’i seyreder. O sırada yanlarına bir asker yanaşır ve “Amca burada yatan adam nasıl bir adamdı biliyor musun?” diye sorar. Babam da ona, sen nerelisin diye sorar. İzmirliyim cevabını alınca “Senin burada yatan adamı benden daha iyi bilmen lazım. Bu adam, vatanımızı ırzımızı ve namusumuzu düşmandan kurtaran bir adamdı” diye iç çekerek cevap verir. Asker “Amca kusura kalma, böyle dönüp dönüp geri bakınca seni de onu sevmeyen sakallılardan birisi sanmıştım” der.

Çok eskilerde Yozgat’ın Çekerek ilçesi daha bucak iken Sorgun’dan Çekerek’e at ile giden posta Gökiniş köyünden geçerdi. Gökiniş köyü Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bir köydü. Postacı köyden geçerken eskiden tanıdığı Derviş Ali’ye “Duydunuz mu Mustafa Kemal Paşa ölmüş” der. Derviş Ali’nin beti benzi kül gibi olur. Dizlerine vurarak “Eyvahlar olsun Acemoğlu, bunu iyi demedin, yedi oğlum ölseydi de Mustafa Kemal ölmeseydi” der.

Atatürk Ankara civarında yaptığı bir gezide Kazan köyüne uğrar (şimdi ilçe) Satı isminde yaşlı bir kadın (sonra milletvekili oldu) Atatürk’ün yolunu keserek ayran ikram eder. Atatürk “kaç yaşındasın” diye sorar. Satı kadın 20 yaşındayım diye cevap verir. Atatürk tebessüm ederek nasıl oluyor da 20 yaşında oluyorsun deyince, Satı kadın “seni gördükten sonra yaşamaya başladım paşam” diye cevap verir.

Van’ın Santimaris köyünde dul bir kadının ineğini kurtlar parçalar. Olay tam da Atatürk’ün öldüğü günün ertesi günü olur. Kadıncağız ağlarken bir yandan da “Paşam sen öldün ineğimi kurtlar yedi” diye dövünmektedir. O sırada orada arkeolojik kazı yapan Amerikalılar kadının dövünürken neler söylediğini merak edip tercümana sorarlar. O da tercüme edince Amerikalı, şöyle söyler. “Bu güne kadar kadının ineği tesadüfen hayatta kalmış ama kadıncağız Atatürk’ün sayesinde güvence altında olduğuna inanmış. Bir lidere duyulan güvence ancak bu kadar olur.”

Yılmaz ağabeyimle yaptığımız bu güzel sohbeti yine Yılmaz ağabeyimden bir mizah ile bitirelim. “Babamın akrabalarından birisini Jandarmalar haksız yere dövmeye başlarlar. Dayanamayan babam eve girip mavzerini alır ve havaya ateş eder. Jandarmalar da hemen mevzi alırlar. Durum kötüye gitmektedir. Bu sırada köylülerden “Topal Faik” ortaya atılır ve topal ayağını jandarmalara doğru sallayarak “Biz de bu ayağı milli mücadelede vatana verdik. Köylüye bu zulmünüz niye diye ”bağırır. Jandarmalar hiçbir şey demeden ayağa kalkarlar ve köyü terk ederler. Babama sormuştum Faik ağanın ayağı hakikaten savaşta mı oldu diye. Güldü, yok dedi Faik askere bile gitmedi.”

16.11.2015


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00