BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
163
Dün
:
4633
Toplam
:
13784832
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
VE RODOS (1)
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlarım, bu yazım bir gezi yazısı, ya da diğer adıyla seyahatname. Seyahatname, bir yazarın gezdiği, gördüğü yerleri edebi bir üslûpla anlattığı yazı türüdür. Anlattıklarımı, daha doğrusu yazdıklarımı bu çerçeve içinde değerlendirmenizi rica edeceğim. Gördüklerimi sizlere daha iyi anlatabilmek için fotoğraflarla belgeledim. Onları da sizlerle paylaşmak için köşeme koydum. Bu zahmetlerim için yazı işleri müdürümüz Sayın Erdoğan Budak Bey’e peşin teşekkürlerimi arz ediyorum.

Rodos adasında yaşayan akrabalarımızın bir kaç yıldır ısrarlı davetlerine icabet etmek için dünürlerimiz, çocuklarımız ve ikiz erkek torunlarımızla ailecek düştük yollara. Rodos adasına Marmaris’ten katamaran tipi feribotla geçiliyor, Feribot sabah 09.15 de kalktığından bizde iki gün öncesinden 17 Eylül 2015 Perşembe günü Volkswagen minibüsümüzle Marmaris’e geldik. 1971 yılında benimle İş Bankası Bayrampaşa şubesinde, 1974 yılında yedek subaylık hizmetimi yaparken de eşimle Yeşildirek şubesinde birlikte çalışan İş Bankası emekli müdürü değerli kardeşim Cengiz Nişancı tanıdığı bir pansiyondan bize 3 oda rezerve ettirmişti. Bozburun koyunda bizi karşıladı pansiyonumuza yerleşmemize yardımcı oldu iki gün doyasıya birlikte olduk. Aile efradı iki gün burada deniz banyosu yaptılar. İki gün sonra 19 Eylül 2015 Cumartesi günü minibüsümüzü limanının oto parkına bırakarak çıkış işlemlerimiz için gümrük binasına yürüdük.

Saat 09.15 de kalkması gereken, 440 yolcu kapasiteli “Marmaris Ekspresi” isimli katamaran feribot 25 dakika gecikme ile 09.40 da Marmaris’ten hareket etti. Gümrük işlemleri için saat 08.00 de burada olun denmişti. Biz 07.30 da olduk. Pasaport kontrolunda beklerken birisi bize chek in (gemiye biniş kartı alınması) yaptırdınız mı dedi ve hangi binada yaptıracağımızı işaret etti. Oradaki memurlar henüz gelmemişlerdi. Tabiatıyla kuyruk oluşmuştu. 08.00 de gelip işlemimizi yaptılar. İşimiz bitince tekrar pasaport kontrolünde sıraya girdik. Bizde, bizden sonra gelenlere “chek in yaptırdınız mı” diye sorarak engin bilgimizi gösterdik. Pasaport kontrolünden geçtikten sonra valizlerimiz ve çantalarımızla alanda ikinci bir binaya yollandık. Orada ikinci bir kontrol yapılıp pasaportlarımız damgalandıktan sonra gemiye “önce valizlerimiz” sonra biz alındık (nedense). Yerler numarasız, erken gelen cam kenarı yerleri kaptı. Bizde öyle yaptık zira gemi daha boştu. Türkiye’den ve çoğunluğu İzmir’den olan Rumların yüksek sesle ve hiç bitmeyen konuşmalarını başımız şişerek ama Türklere mahsus engin sabrımızla katlanarak saatin 09.15 olmasını bekliyoruz. Bazı tv. dizilerinde kulağıma hoş gelen endaksi, kalimera, ela ela gibi kelimelerle Rumcayı Fransızca gibi bir musiki lisan gibi düşünürdüm meğer pekte öyle değilmiş. Lise yıllarımda karşımdaki kişinin anlamsız konuşmasına “ortoporlo portapranga diye nazire yapardım (ne demekse) şimdi bunun benzeri bağıra çağıra konuşmalar kulağımızı tırmalıyor. Kalkma saatimiz geldi ama sonradan gelen Rumlar da bu saatten sonra akın akın gelmeye başladılar hem de salına salına yürüyerek. Saat 09.30 oldu, gemi personelinden birisini görsem soracağım “Muğla’dan, İzmirden yolda olan var mı?” diye. Geminin oturma yerleri dolmuş ki sonradan gelenler ayakta kaldılar. Anlaşılan bayram dolayısıyla fazla yolcu almışlar. Gemiye bindiğimizden beri geminin yanında bir uçtan bir uca sabah yürüyüşü yapan kaptan nihayet gemiye bindi, demek kalkacağuz. Kalktık, saat 9.40. Bir saatlik bir yolumuz varmış. Saat 11.00 de Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'de fethettiği ve 400 yıla yakın bir süre Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalan Rodos adasının başkenti Rodos şehrinin limanına girip bağlandık.

Liman girişinde üzerlerinde geyik heykelleri olan sağlı sollu iki büyük sütun var. Geyik, Rodos adasının sembolü.
Aslında bu sütunların üzerinde Antik Çağda MÖ 280 yılında Dorlar tarafından yapılan, bir ayağı bir sütunda öbür ayağı öbür sütunda Yunan Güneş Tanrısı Helios (Colossos) heykeli varmış ve Antik Dünya'nın yedi harikasından biriymiş. Heykel M.Ö. 225 veya 226'da meydana gelen büyük Ege depreminde yıkılmış, birkaç asır yan yatmış halde kalmış. Sonra ne olduğu bilinmiyor. Fransız heykeltıraş Frederic Auguste Bartholdi, New York'ta bulunan Özgürlük Heykeli'ni Rodos Heykeli’nden esinlenerek yapmış. Bu heykelin bir biblosunu akrabalarımız bize hediye ettiler. Bibloya dikkat ederseniz bacakların arasından bir yelkenli geçiyor. Üzerinde geyik heykelleri olan bu sütunlara bakarken bayrak direğine çekili Yunan bayrağını görünce içim cız etti. Türkiye de gözümüz ay yıldızlı al bayrağımıza o kadar alışmış ki direkteki bu küçük Yunan bayrağı adeta kalbime saplandı. Hâlbuki daha göz açıp kapadığımız bir süre önce bizim bir vilayetimiz olan Rodos’ta ilk Türk gazetecesi ve posta nazırı “Çapanzade (Çapanoğlu) Agâh Efendi” yani benim dedem burada mutasarrıf imiş. 1882`de Rodos`a tayin ve 1883`te de Atina elçisi oluyor. Aynı göreve iki yıl sonra yani 1884 de Namık Kemal tayin oluyor. Bu adaları birer birer nasıl kaybettik? Birden şair Nedim’in Damat İbrahim Paşaya yazdığı kasidesi aklıma geldi “Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır” demişti. Ne güzel söylemiş. Ben bunları düşünürken limandan çıkan bir yat adeta “bana bak bana” dercesine kıçında gerekenden oldukça büyük Türk bayrağını dalgalandırarak yanımızdan geçmezmi. İnsan hakikaten bir hoş oluyor.

Valizlerimizi aldıktan sonra bizi bekleyen akrabalarımızın arabalarına doğru yürüyoruz. Çünkü biz, torunlarla birlikte 8 kişiyiz bu yüzden iki araba ile gelmişler. O ne! Limanda kıçtankara bağlı iki yat daha ve kıçlarında kocaman iki Türk bayrağı. Eminim sahipleri inadına böyle büyük bayrak asmışlar. Sonraki günlerde ada Türklerine sordum, evet inadına büyük bayrak takıyorlarmış. Yedi denizlerde Türk bayrağı gezdiren Barbarosun korsan kaptanları okyanusa açılan Amerikan gemilerini birer birer avlaynca Amerika Birleşk Devletleri, Osmanlı Devleti ile 5 Eylül 1795'te bir anlaşma yapmak zorunda kalır. Bu anlaşmaya göre Cezayir'deki Amerikalı esirlerin iadesi ve gerek Atlantik'te, gerekse Akdeniz'de ABD sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, ABD, 642.000 altın ve yılda 12.000 Osmanlı altını (216.000 dolar) ödeyecektir.(bkz.Yozgat gazetesindeki köşem de “ABD'YE VERGİ ÖDETTİREN İLK DEVLET”)

Anlaşmayı kimler mi imzalamış? ABD adına başkan George Washington ve dikkat buyurunuz Osmanlı devleti adına Mahruse-i Cezayir-i Garbta sahib-i devlet olan saadetlü Hasan Paşa yani Cezayir Dayısı Hasan Paşa.

Amma! Daha sonra Türklere karşı koyacak güçte savaş gemileri inşa edilmesi veya satın alınması için devlet, Başkan George Washington'a 700.000 altına yakın harcama yetkisi vermiş. İşte, Osmanlıların oluşturduğu bu deniz tehdidi, ABD donanmasının temellerinin atılmasına vesile olmuş. Nereden nereye, şimdi yatların kıçındaki büyük Türk bayrağı bile bizi mutlu etmeye yetiyor.

(Devam edecek)

10.10.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00