BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
4633
Toplam
:
14961218
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KUNDURA TAMİRCİSİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1958 babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’deyiz. Ben ortaokul ikinci sınıfta okuyorum, kardeşim ortaokul birinci sınıfta. Bayram dolayısıyla yeni ayakkabı alınmıştı. Oda kardeşimin isteği üzerine. Ben ailemden hiçbir zaman böyle şeyler istemedim, isteyemedim. Bir kere istedim annem cevap olarak “istemek için hak etmek lazım” demişti. Benim okul yıllarım çok ızdıraplı geçti. Çalışkan bir talebe değildim karnemde en az dört zayıfım olurdu. Annem de bunu kastetmişti. Hak etmediğim için de bir daha bir şey istemedim. Kardeşime ne alınırsa bana da alındı.

O bayram babam bizi hem manifatura ve mefruşat hem de ayakkabı satan bir mağazaya götürdü ve ayakkabı beğenmemizi istedi. Ben hep fiyatı düşük olanları seçtim. Çünkü hem hak etmiyordum hem de tek maaşla evimizi geçindirmeye çalışan babama yük olmak istemiyordum. Kardeşim zevkine uygun olanları deniyordu. Babam olayı fark etti mağaza sahibine hissettirmeden “oğlum öbür ayakkabılara da baksana” dedi. Usulca “baktım bunlar güzel” dedim. Önümüz yaz olduğu için ince köseleli bir ayakkabı seçmiştim. Sanki kösele değil kâğıtmış. Bir ay ancak giyebildim. O zamanlar ana cadde hariç Niğde’nin tüm sokakları taşlı toprak, evleri dam idi. Belki birazda bundan olacak ayakkabımın altı eridi delindi. İçine karton koyarak idare ettim. Zira alınan bir ayakkabıyı bir yıl kadar giymek zorunda idik ama sonra burnunda bir çivi çıktı.

Yürürken başparmağıma batmaya başladı. Bir süre katlandım, parmağım yara oldu, yürüme zorluğu başladı. Dayanamadım, yakınımızdaki boş bir arsada bir sıra halindeki küçük barakalarda kundura, metal eşya, bisiklet vs. tamirleri yapan esnaf vardı. Uzun siyah sakalları olan temiz yüzlü bir kundura tamircisine gittim “ amca bunun burnunda bir çivi var onu kaç kuruşa çıkarırsın eve gidip para alayım” dedim. Şimdi İlkokul ikinci sınıfa giden torunlarım ceplerine harçlık konmazsa surat asıyorlar. Adam “otur şu peykeye, çıkar bakayım” deyince ayakkabımı çıkardım. Elini sokup çiviyi bulunca bana sertçe “ çorabını da çıkar bakayım” dedi. Parmağımın yaralı halini görünce çok kızdı, “Sen benim çocuğum olsaydın seni döverdim” dedi. Sonra çiviyi çıkardı, kimin çocuğu olduğumu, okulumu, kardeşimi filan sordu. Aramızda bir yakınlık doğdu.

Sokağa çıktığımda oynayacak kimse olmazsa dükkânına gidip ancak iki kişinin oturabileceği büyüklükteki peykesine oturup onunla sohbet etmeye başladım. Ben anlatırdım o ses çıkarmadan dinlerdi. O güne kadar hiç okuldan kaçmamıştım ama gidersem coğrafya öğretmeni mutlaka beni sözlü imtihan yapacaktı. Gidecek bir yer yoktu hep yaptığım gibi dükkâna gittim. Okula gitmediğimi anlayınca bir süre öylece yüzüme bakıp “Beni de okula yollasalardı bende şimdi bir yerde memur olurdum, Madem korkuyorsun bu günlük otur ama bir daha yapma ” dedi.

Bir gün o iş yapıyor bende seyrediyordum. Öğlen olmuştu, kâğıda sarılı ekmek ve yeşil sarmısak çıkardı buyur beraber yiyelim dedi. Soğan ekmek duymuştum ama sarımsak ekmek hiç duymamıştım. Yok, ben sarımsak yiyemem size afiyet olsun dedim. Tam ilk lokmasını alacaktı ki ezan okundu. “Aziz Allah, şefaat ya Resul Allah” diyerek ekmeğini tezgâhın üstüne bıraktı ezan bitene kadar da sessizce bekledi. O günden sonra ne zaman bir ezan sesi duysam hep o sakallı temiz yüzlü kundura tamircisi gözümün önüne gelir.

Niğde deki o bayramdan sonra yılda iki ayakkabı hakkımız oldu kışlık ve yazlık.

21.08.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00