BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
222
Dün
:
4633
Toplam
:
14477154
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KUNDURA TAMİRCİSİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1958 babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’deyiz. Ben ortaokul ikinci sınıfta okuyorum, kardeşim ortaokul birinci sınıfta. Bayram dolayısıyla yeni ayakkabı alınmıştı. Oda kardeşimin isteği üzerine. Ben ailemden hiçbir zaman böyle şeyler istemedim, isteyemedim. Bir kere istedim annem cevap olarak “istemek için hak etmek lazım” demişti. Benim okul yıllarım çok ızdıraplı geçti. Çalışkan bir talebe değildim karnemde en az dört zayıfım olurdu. Annem de bunu kastetmişti. Hak etmediğim için de bir daha bir şey istemedim. Kardeşime ne alınırsa bana da alındı.

O bayram babam bizi hem manifatura ve mefruşat hem de ayakkabı satan bir mağazaya götürdü ve ayakkabı beğenmemizi istedi. Ben hep fiyatı düşük olanları seçtim. Çünkü hem hak etmiyordum hem de tek maaşla evimizi geçindirmeye çalışan babama yük olmak istemiyordum. Kardeşim zevkine uygun olanları deniyordu. Babam olayı fark etti mağaza sahibine hissettirmeden “oğlum öbür ayakkabılara da baksana” dedi. Usulca “baktım bunlar güzel” dedim. Önümüz yaz olduğu için ince köseleli bir ayakkabı seçmiştim. Sanki kösele değil kâğıtmış. Bir ay ancak giyebildim. O zamanlar ana cadde hariç Niğde’nin tüm sokakları taşlı toprak, evleri dam idi. Belki birazda bundan olacak ayakkabımın altı eridi delindi. İçine karton koyarak idare ettim. Zira alınan bir ayakkabıyı bir yıl kadar giymek zorunda idik ama sonra burnunda bir çivi çıktı.

Yürürken başparmağıma batmaya başladı. Bir süre katlandım, parmağım yara oldu, yürüme zorluğu başladı. Dayanamadım, yakınımızdaki boş bir arsada bir sıra halindeki küçük barakalarda kundura, metal eşya, bisiklet vs. tamirleri yapan esnaf vardı. Uzun siyah sakalları olan temiz yüzlü bir kundura tamircisine gittim “ amca bunun burnunda bir çivi var onu kaç kuruşa çıkarırsın eve gidip para alayım” dedim. Şimdi İlkokul ikinci sınıfa giden torunlarım ceplerine harçlık konmazsa surat asıyorlar. Adam “otur şu peykeye, çıkar bakayım” deyince ayakkabımı çıkardım. Elini sokup çiviyi bulunca bana sertçe “ çorabını da çıkar bakayım” dedi. Parmağımın yaralı halini görünce çok kızdı, “Sen benim çocuğum olsaydın seni döverdim” dedi. Sonra çiviyi çıkardı, kimin çocuğu olduğumu, okulumu, kardeşimi filan sordu. Aramızda bir yakınlık doğdu.

Sokağa çıktığımda oynayacak kimse olmazsa dükkânına gidip ancak iki kişinin oturabileceği büyüklükteki peykesine oturup onunla sohbet etmeye başladım. Ben anlatırdım o ses çıkarmadan dinlerdi. O güne kadar hiç okuldan kaçmamıştım ama gidersem coğrafya öğretmeni mutlaka beni sözlü imtihan yapacaktı. Gidecek bir yer yoktu hep yaptığım gibi dükkâna gittim. Okula gitmediğimi anlayınca bir süre öylece yüzüme bakıp “Beni de okula yollasalardı bende şimdi bir yerde memur olurdum, Madem korkuyorsun bu günlük otur ama bir daha yapma ” dedi.

Bir gün o iş yapıyor bende seyrediyordum. Öğlen olmuştu, kâğıda sarılı ekmek ve yeşil sarmısak çıkardı buyur beraber yiyelim dedi. Soğan ekmek duymuştum ama sarımsak ekmek hiç duymamıştım. Yok, ben sarımsak yiyemem size afiyet olsun dedim. Tam ilk lokmasını alacaktı ki ezan okundu. “Aziz Allah, şefaat ya Resul Allah” diyerek ekmeğini tezgâhın üstüne bıraktı ezan bitene kadar da sessizce bekledi. O günden sonra ne zaman bir ezan sesi duysam hep o sakallı temiz yüzlü kundura tamircisi gözümün önüne gelir.

Niğde deki o bayramdan sonra yılda iki ayakkabı hakkımız oldu kışlık ve yazlık.

21.08.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00