BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
178
Dün
:
4633
Toplam
:
14105479
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ASKIDA KAHVE VE SADAKA TAŞLARI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Çok eski bir İtalyan geleneğidir “askıda kahve.” Bu geleneğe göre herhangi biri bir kafeye girer ve “iki kahve biri askıda” diyerek sipariş verir. Adam iki kahve parası öder, bir kahve içerek çıkar. Askıda kahveler için kapının girişinde bir pano vardır. Garson panoya askıda kahve olduğunu belirten bir kâğıt iliştirir. Sonra maddi durumu müsait olmayan bir adam bu panodan bir kâğıt alır girer kafeye. Elindeki kâğıdı uzatıp “askıdan bana bir kahve” der. Garson bu adamın kahvesini de hazırlar aynı özenle ve içmesi için uzatır, adamın verdiği kâğıdı iptal eder. Ne kahve ısmarlayan kimse kime ısmarladığını bilir ne de kahvesini içen kişi hiç kimseye minnet duygusu yaşamaz. Askıda kahve panosunun da kafenin dışında olması kahve içmek isteyeni zor durumda bırakmaz. İçeri girip de askıda kahve var mı??? diye sormak zorunda kalmaz. Kapının girişindeki panodan görür olup olmadığını ve gönül rahatlığıyla girip kahvesini söyler. Bütün inceliğiyle düşünülmüş bir gönül alışverişi.

Bu gönül alıverişi bizde de yardımların en göze batmayanı ‘‘sadaka taşları’’ kullanarak yapılırmış. Bu taşlar bir buçuk-iki metre yüksekliğinde genelde mermerden olurmuş. Üst kısımlarının ortasına çanağa benzer bir oyuk açılır, sadaka verenler parayı buraya bırakırlarmış. İki metrelik taşların yanında, tepesine rahatça ulaşılabilmesi için birkaç basamakta konurmuş.

İhtiyacı olmasına rağmen başkasından istemekten veya dilenmekten çekinenler gecenin geç saatlerinde taşın yanına para almaya gelir ama bırakılan meblağın tamamını değil, ihtiyaçları kadarını alırlarmış. 17. yüzyıl İstanbul'unu anlatan bir Fransız gezgin, üzerinde para bulunan bir taşa tam bir hafta boyunca kimsenin gelmediğini yazmış.

Askıda kahve olayından esinlenen bazı yardımseverler bizde de “Asıda ekmek” olsa ne iyi olur diye bir fikir attılar ortaya. Fırıncılar derneği başkanıydı sanırım, “ bizde uygulama şansı olmaz, çok istismar olur” demişti. Başbakanın gezileri sırasında otobüsten attığı plastik çocuk oyuncaklarını ve hatta üçotuz paralık balonları kapmak için birbirinin üstüne çıkan koca koca adamları görünce dernek başkanına hak verdim.
Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birisi olan “sadaka taşları”, insan onurunun incinmeden yardım almasını sağlayan eski yardımlaşma sistemlerinden biri olarak bilinmektedir.

Sadaka taşlarının şekli ve boyutları çeşitli olmakla beraber yaygın bir biçimde görülen iki tipin ön plana çıktığı görülür. Birinci tip, genellikle beyaz (farklı renklerde olanları da mevcuttur.), silindir şeklinde ve çoğunluğu antik mermer sütunlardan oluşmaktadır. Büyük camilerin yanlarında bulunan sadaka taşları ise işlevinin yanı sıra bir sanat değeri taşımaktadır. İstanbul’da bulunan sadaka taşlarının toprak üstünde bulunan kısımları 120-140 cm. uzunluğunda ve 30- 70 cm. genişliğindedir. Silindir biçiminde uzanan bu sütunlar düz bir şekilde olup, tepe kısmında aşağı doğru hafif kavisleri bulunan 5-10 cm. genişliğinde bir çukur bulunmaktadır.

İkinci tipteki sadaka taşları ise, dikdörtgen şeklinde mermer, granit veya küfeki taşından oluşmaktadır. Bu tipteki sadaka taşları genel olarak sade olmakla birlikte çeşitli motiflerle süslenmiş örneklerine de rastlanabilmektedir.

Osmanlı döneminde yaygın olarak görülen bu sadaka taşlarında nakdi ve ayni yardımlar yapılmaktaydı. Nakdi yapılan yardımlarda paranın uçup kaybolmaması için kâğıt para yerine madeni paralar bırakılırsa da kâğıt uçmasın diye üzerine taş konurdu, Ayni yardım olarak ise giyim kuşam eşyaları ve çeşitli besinler yine bu sadaka taşının yanına bırakılırdı. Bu bağışlar, genellikle gece karanlığında veya kimsenin olmadığı bir zamanda, bu taşın tepesindeki çukura bırakılmasıyla gerçekleştirilirdi. İhtiyacı olduğu halde dilenmekten çekinen kimseler gecenin geç saatlerinde taşın yanına para almaya gelir ve kendisi için gerekli olan miktarı buradan temin ederdi.

Bu taşların, genellikle, cami, tekke, medrese avluları, çeşme başları, üç beş semtin birleştiği köşelere, fakir, muhtaç, hasta insanların barındığı yapıların önlerine (Üsküdar’daki Miskinler Tekkesi gibi) dikildiği görülmektedir. Bunların dışında cellat mezarlıklarına da sadaka taşlarının dikildiği bilinir. Cellâtlar can almaları nedeniyle Osmanlı’da dışlanmış bir grubu oluşturmuşlardır. Bu sebeple genellikle yerleşim yerinden uzak mezarlıklarda, isimleri yazılmadan sadece mezar başlarında bir taş konularak defnedilmişlerdir. Belirli zamanlarda mezarlıkları ziyaret eden kişiler, cellât mezarlığı kenarına konan sadaka taşlarına para bırakarak cellâtların ailelerinin geçinebilmesi için sadakalarını buralara bırakmışlardır.

Sadaka taşları İstanbul’da;

- Üsküdar Doğancılar İmrahor Cami yanında, Karacaahmet Sultan Türbesi karşısında bulunan Fethi Ahmet Paşa Cami yanında ve yine aynı bölgede türbenin iki sokak arkasında kırılmış bir sadaka taşı parçası bulunmaktadır,

- Fatih’te Mehmet Ağa Camiinin yanında ve Aksaray Gazi Süleyman Paşa Çeşmesi’nin sol bitişiğinde,

- Kocamustafapaşa’da bulunan Sümbül Efendi’de dört tane, Kocamustafapaşa, Hekimoğlu Ali Cami avlusunda iki tane, yine aynı bölgede Yoluş Çeşme Sokağı yakınında yarısı toprak altında bulunan bir tane sadaka taşı bulunmaktadır.

- Edirnekapı’da Hoca Kasım Gürani Cami karşısında ve köşesinde günümüze sağlam olarak ulaşan sadaka taşları bulunmaktadır.

- Süleymaniye Cami avlusu içinde iki tane, Haliç yönündeki dükkânların arasında,

- Eminönü, Yeni Camiinin Sultan Hamam yönünde, Karaköy’de Arap Camiinin Perşembepazarı yönündeki giriş kapısında ve arka kısımdaki avluda, Karaköy, Kemankeş Mustafa Paşa Cami yanında,

- Laleli’de Laleli Camiinin, Aksaray tarafından girişinde ve Şehzadebaşı girişinde iki sadaka taşı ayrıca çıkış kapısına yakın bir yerde iki sadaka taşı bulunmaktadır.

- Nuruosmaniye Camiinin, Cağaloğlu tarafından girişte, Cağaloğlu’nda Hacı Beşir Ağa Çeşmesi karşı köşesinde,

- Eyüp Sultan’daki mezarlıkların arasında, Zal Mahmut Paşa Cami külliyesi avlusunda, Feshane tarafından girişte, yol üzerinde dikilmiş olan fidanların arasında sadaka taşları bulunmaktadır. Eyüp Sultan’da Cafer Paşa Medresesi avlusunda, Zalpaşa Caddesi üzerinde, Hatuniye Dergâhında, Nişancı Mustafa Paşa Cami bitişiğinde 2 adet, Piyer Loti’ye uzanan yol üzerinde, mezarlığın içinde 2 adet,

- Sultanahmet Cami’nin meydana açılan bahçe kapısının iki yanında, Ayasofya Cami girişinde sadaka taşları bulunmaktadır.

İzmir'in “sadaka taşları” Kurşunlu Camisi avlusunda, antik bir yapıdan geldiği belli olan ortası oyuk silindir sadaka taşı. Şeyh Camisi avlusundaki sadaka taşının hemen yanında toprağa gömülü toprak küp. Pazaryeri Camisi girişinde üzeri kırık granit sütun, kadınlar bölümü girişinde bulunan Roma Sunağı da aynı yerde sadaka taşı olarak kullanılırmış. Benzer bir sadaka taşını Naturzade Camii avlusunda görmek mümkün.

Yozgat’taki sadaka taşı, Yozgat Çapanoğlu Büyük camiinde Kuzey kapısı girişinde idi. Zaman içinde kaldırılmış.

Türk kültüründe bu taşların çok önemli bir yeri vardı. Aşağıda amaçlarına göre sıralanmış taşları isimleriyle birlikte okuyacaksınız.

I- Fonksiyonel Taşlar
1- Süzek Taşı
2- Nişan (Menzil) Taşı
3- Soku (Dibek) Taşı
4- Seten (Dibek) Taşı
5- Lo (Loğ) Taşı
6- Değirmen Taşı
7- Bulgur (El Değirmeni) Taşı
8- Çöpür Taşı
9- Taş Testi
10- Sancı Taşı
11- Seng-i İbret (İbret Taşı)
12- Seng-i Hürmet (Hürmet Taşı)
13- Anı Taşı
14- Ana Taşı
15- Kapı (Dayak) Taşı

II- Kutsal Taşlar
1- Hacer’ül Esvet Taşı
2- Şifa Taşı
3- Bereket Taşı
4- Bengü Taşı
5- Yad (Yada = Yağmur) Taşı
6- Teslim (Tılsım) Taşı
7- İstihare Taşı
8- Mezar Taşı
9- Musalla Taşı

III- Yardım Amaçlı Taşlar
1- Binek Taşı
2- Dinlenme Taşı
3- Sadaka Taşı
4- Yitik Taşı
5- Ezan Taşı

Ramazan-ı şerifiniz hayırlı, uğurlu, bereketli olsun. Allah tuttuğunuz oruçları kabul, tekrarına sağlıkla kavuşmanızı nasip etsin inşallah.

Kaynak: Prof. Hakkı Acun; Türk kültüründe taşlar.
Nidayi Sevim; Medeniyetimizde Toplumsal Dayanışma ve Sadaka Taşları

18.06.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00