BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
293
Dün
:
4633
Toplam
:
14477101
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GÖZLÜK, YA DA YABANCI DİL ÖLÜM SEBEBİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bu yazımda 1970 li yılların sonlarında ülkemiz haber bültenlerinde çok bahsi geçen bir siyasetçiyi anlatmaya çalışacağım. Bu siyasetçi 1979'dan 1997 Temmuzuna kadar Kamboçya’yı yöneten asıl adı “Saloth Sar” olan “Pol Pot”dur.

1925 yılında Kamboçya'nın bir parçası olan Kompong Thom şehrinde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Pol Pot, Fransa’da eğitim aldı. Fransa’da bulunduğu yıllarda Komünist Partisine katılmış olan Pol Pot 1953 yılında Kamboçya’ya döndü ve siyaset sahnesinde gözükmeye başladı. Bir taraftan öğretmenlik yaparken diğer taraftan da Kamboçya Komünist Partisine katıldı. 1963 yılında ise ormanlık bölgelere çekilerek Kızıl Kmerler (Fransızca: Khmer Rouge),olarak bilinen gerilla teşkilatını kurup organize etti.

Yaklaşık yüz yıl boyunca Fransız sömürgesi altında kalan Kamboçya 1953 yılına gelindiğinde Fransızlardan bağımsızlığını kazandı. Kralları Sihanouk yönetiminde yeni bir döneme giren Kamboçya 15 yıl huzur içinde yaşadı. O yıllarda bölgede sürüp giden ABD-Vietnam savaşı Kamboçya’yı da etkilemeye başladı. Vietnam’da bombalayacak yer bırakmayan ABD, Vietnam karşısında kaybettikçe Kamboçya topraklarını da bombaladı. Vietnam’a destek veren gerillaların desteğini kırmak için yapılan bu bombalamalar Kamboçya’da yaşamı alt üst etti. Köylerde yaşayan milyonlarca köylü, fakir insan şehirlere kaçmak zorunda kaldı. 1969'dan 1973'e kadar süren bombalamaların sonucunda ülkedeki pirinç üretimi beşte birine düştü.

Kızıl Kmerlerin lideri Pol Pot’un ülkedeki gücünün artmasına yol açan gelişme ise “1970 yılında Kamboçya’da yaşanan ABD destekli askeri darbe” oldu. Darbenin ardından Kral “Norodom Sihanouk” Pekin’e kaçmak zorunda kaldı. Pol Pot, askeri darbe sonucu iktidardan uzaklaştırılan kral Sihanouk ile işbirliğine girerek askeri idareye karşı hareket başlattı. 1975'te General Lon Nol yönetimindeki askeri idareyi devirerek başbakan oldu

Başbakan olmasına rağmen bütün idareyi elinde bulunduran Pol Pot, birliklerinin başkent Phnom Penh'i işgal etmesiyle asıl yüzünü gösterdi ve katliamlarını sergilemeye başladı. Şehirde yaşayan herkesi pirinç tarlalarında çalışmaya zorlayan Pol Pot, bütün okulları yıktırdı. Yaşlı-genç-çocuk-kadın-erkek ayırımı yapmaksızın yüz binlerce insanı işkence hanelere dönüştürülen okullarda, idareye karşı olduklarını itiraf ettirdikten sonra ölüm tarlalarına sürdü. Yeni bir ülke yeni bir halk yaratmak amacıyla faaliyete geçen Pol Pot şehirleri boşaltarak insanları köylere göçe zorladı. Ülkedeki üniversiteler, okullar, postaneler, fabrikalar, gazeteler, dergiler, fabrikalar, bankalar gibi kurumların hepsi kapatıldı, tahrip edildi. Yeni kurulan düzende paraya ihtiyaç yoktu ve para yürürlükten kaldırıldı. Merkez bankası ve tüm bankalar kapatıldı. Dış dünya ile bağlantıyı kesen Pol Pot parası ve eğitimi olan herkesi düşman gördü. Entelektüel olduğu düşünülen herkes öldürüldü. Devlet kurumlarında çalışan asker, bürokrat, diplomat, doktor, profesör, bilim adamı, din adamı, gazeteci, yazar kısaca eli kalem tutan okuma yazması olan ağır işkencelerden geçirildi ve katledildi. ‘Burjuva medeniyetini’ yok etmek iddiasındaki bu rejim pek çok kişiyi “gözlük kullandığı” ya da “yabancı dil bildiği” gerekçesiyle suçlayarak öldürdü. Pol Pot rejimi aileyi ve Budist inançları ortadan kaldırmaya çalıştı. Aile fertleri birbirinden koparılarak herkes pirinç tarlalarında çalışmaya zorlandı. Çocuklar kolektiflere emanet edildi. Toplanan çocuklar beyinlerinin yıkanması ile rejime sadık askeri güç haline getiriliyordu. Eskiye dair her şeyi imha eden Pol Pot hayata dair her şeyi sıfırdan başlatmayı planlıyordu. Bu yıkım dalgası tarihe sıfır Yılı olarak geçti. 3 yıl 8 ay içinde (1975-1979), ülke nüfusunun yaklaşık yarısı, “3 milyon kişi” katledildi. Öldürülenlerin sayısı o kadar çoktu ki yüklü bir cephane masrafı ortaya çıkmasın diye, insanlar maliyetsiz bir şekilde bıçak, çekiç, balta, kürek gibi araçlarla ya da dövülerek öldürüldü. Bebekler ölüm ağacı dedikleri bir ağaca başlarını vura vura öldürüldüler.

Yalnızca gerilla gücüne sahip olan Kızıl Kmerler, 1978 yılında Vietnam’la yaptıkları savaşta kısa sürede mağlup oldu ve Pol Pot rejimi yıkıldı. Vietnam ordusu 100 bin kişilik bir askeri güçle Kamboçya’yı işgal etti. Pol Pot ve ekibi Tayland’a kaçmak zorunda kaldı. Pol Pot'un 15 Nisan 1998'de kalp krizi sonucu öldüğü açıklandı. Ölümünden birkaç ay önce kendisiyle yapılan bir röportajda, milyonlarca insanın öldürülmesiyle alakalı vicdanen rahat olduğunu, bunları kendi başına yapmadığını açıklamıştı.

Müze haline getirilen milyonca kişinin gömüldüğü toplu mezarlar ve “ölüm ağacı” her yıl yine milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Bu yazımı hazırladığım sırada Tayland, Vietnam, Kamboçya, gezisinden yeni dönen değerli dostum Sayın Hakan Çokuslu, izlenimlerini şöyle anlattı; “Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh şehri. Katledilen insanların kemikleri de bu şehirdeki müzelerde. Rehberimiz dedi ki, “Kamboçya halkının büyük bir çoğunluğu yaşadıkları bu travmayı bu gün bile üzerlerinden atamadılar. Hâlâ Kızıl Kmerlerin ajanlarının aralarında dolaştıklarını düşünüyorlar ve Pol Pot rejimi aleyhinde o kötü bir rejimdi çok baskı vardı gibi bir şey söylemekten korkuyorlar.” Ancak, rehberimiz anlatıları sırasında çok açık bir şekilde şunu da söyledi. “Pol Pot rejimi çok iyi idi. Bir tek kusuru vardı çok adam öldürdü.” Kamboçya halkı bu gün bile şuna inanıyor. Pol Pot Vietnam’a yenilip Kamboçya halkı da Kralı yurt dışından getirdikten sonra, Pol Pot Tayland’a yakın bir köye çekilmiş, yani sürgün edilmemiş. Orada bir gölge kabine kurmuş ve ölene kadar sistemi takip etmiş. Hatta Kamboçya’nın bir ordusu varken Pol Pot’un da kendisini koruyan bir ordusu bile varmış. Yani kontrolü altında düzeni takip etmeye devam etmiş. Kamboçya halkı bu gün bile hem korkuyor hem de Pol Pot’a sempati duyuyor.

Pol Pot 3 milyon kişiyi öldürdükten sonra şöyle bir beyanat veriyor. “Evet, biraz aşırıya gittim, çok fazla insan öldü. Dolayısıyla yeni nesli yetiştirecek öğretmen kalmadı. Benim şimdi hocalara, öğretmenlere, akademisyenlere ihtiyacım var. Kimler bu işi yapabilecekse gelsin okulların başına geçsin.” Bu çağrıyı duyan ve katliamdan kurtulan bir kısım okumuş insan ortaya çıkınca onları da öldürtüyor. Bunları yaparken Mao’dan etkilendiği söyleniyor ama Mao ülkesinde böyle bir şey yapmadı. Enteresan bir şey daha söyleyeyim; Şu andaki kral, Pol Pot’un aksine romancı, şair, ressam, sanatsever ve sanatçı bir adam. Rejim, sembolik bir krallık. Parlamenter bir sistemle idare edilse de halkta hâlâ o korku devam ediyor. Çok turist çeken bir ülke, bu benim ikinci gidişim. O devri yaşamayan 20-21 yaşındaki rehberimizin anlatıları sırasında “ Pol Pot rejimi çok iyi idi. Bir tek kusuru vardı çok adam öldürdü” tekrarları özellikle dikkatimi çekmişti.

Katliamdan kurtulan iki yaşlı adam müzenin olduğu yerde kendilerine bir yer açmışlar, anılarını yazdıkları kitapları satıyorlar. Ziyaretçilerle sohbet ediyorlar. Fransız sömürgesi olmasına rağmen para olarak dolar geçiyor. Vietnam ve Tayvan da yabancı para geçmiyor. Kendi paraları ile alışveriş yapmak zorunda kalıyorsun.

Vietnam, bütün o tuzakları tünelleri aynen muhafaza etmiş. Yerin altı 30 kilometre tünel. Tüneller o kadar dar ki Amerikalılar o tünellere giremiyor. Amerika’nın Vietnam’da yaptığı katliama rağmen yine de bir Amerikan hayranlığı var. Sanırım Amerika oraya yatırımlar yapıyor. Alışveriş merkezlerinde olmayan Amerikan malı yok. Vietnam, Kamboçya’ya göre çok daha gelişmiş. Halkı çok sevecen, güler yüzlü, yardımsever. Birçok defa gidip gezilebilir.” Dostum Hakan Çokuslu’nun izlenimleri de böyle.

Anlaşılan odur ki insanlık, birinci ve ikinci dünya savaşının acılarını pek çabuk unutmuş. Daha başka acılara gebe.


30.05.2015



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00