BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
220
Dün
:
4936
Toplam
:
13338710
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GİTME GÜZELLER GÜZELİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bütün şiirlerin, şarkıların mutlaka bir hikâyesi vardır. Okurken duygulandığımız bir şiir, dinlerken bizi başka âlemlere götüren bir şarkı, bir şairin, bir bestekârın ruhunda iz bırakan bir hadisenin bize ulaşan bir çığlığıdır. Şiirlerin, şarkıların en güzeli, en duygulu olanları hep sevgi üzerine yazılmıştır. Sevgiden bahseden bir şiiri veya şarkıyı dinlerken hep bir sevgiliye hitap ettiği düşünülür veya öyle sanılır. Bestekâr Ali Şenozan bakın ne diyor.”Dünyadaki sevgilerin en güzelini herkes kadın sevgisi zanneder. Oda güzeldir ama dünyadaki en güzel sevgi evlat sevgisidir. Bir gün bir yemek sırasında programı bitirmiştim yukarıya çıktım. Mehmet Erbulan saçı sakalı bir birine karışmış, kan çanağı içinde bir göz ve titreyen bir sesle, al baba, bu benim yavrumun son hatırası dedi. Apıştım kaldım. Aldık hikâyeyi (güfte) elimize ama nedir ne değildir diye bakarken arkadaşlar, “Sorma Ali ağabey, çocuğu 15 gündür komada” dediler. İşte bu beste bu yüce sevginin bestesidir.”

GİTME GÜZELLER GÜZELİ

Beni bırakıp burada
Gitme güzeller güzeli
Ermeden daha murada
Gitme güzeller güzeli

Garip gönlümün maralı
Gözyaşlı gönül karalı
Bırakıp beni yaralı
Gitme güzeller güzeli

Zeytin gözlüm melek yüzlüm
Tatlı dillim şirin sözlüm
Sürmelim sevgilim nazlım
Gitme güzeller güzeli

Gelmeden yolun ucuna
Ne dedim gitti gücüne
Dayanamam bu acına
Gitme güzeller güzeli

Evet, bu güzel şarkının sözleri TRT repertuarında 300 e yakın eseri olan merhum Mehmet Erbulan’a aittir.1934 yılında dünyaya gelen ve 1959’da Ses kayıt ve montaj teknisyeni olarak göreve başladığı TRT'den 1999 yılında emekli olan Erbulan 12 Mayıs 2006 günü solunum ve kalp yetmezliği nedeniyle 72 yaşında vefat etti. Bu gün ölümünün 9.yıldönümü. Milliyet Gazetesince çeşitli yıllarda düzenlenen ''Yılın En Çok Sevilen 10 Şarkısı'' yarışmasında söz yazarı ve güfteci olarak ödüller alan Erbulan'ın,''Bak yeşil Yeşil'' adlı şiir kitabı da bulunuyor. Bildiğiniz pek çok meşhur şarkıda onun imzası vardır. Pek çok şarkıcı onun şarkıları ile meşhur olmuştur. Şarkılarının çoğu ezberimizdedir ama yaratıcısı kimdir bilmeyiz, aklımıza gelmez, merakta etmeyiz. Gönül istiyor ki bunları seslendiren şarkıcıları zevkle dinlerken, onları alkış yağmuruna tutarken asıl bize bu duyguları tattıranların, bu kâmil insanların da kulaklarını çınlatalım. Aramızdan ayrılmışlarsa rahmet ve minnetle analım. Aşağıda rahmetli Mehmet Erbulan’ın şarkılarından bazılarını yazdım. Okuduğunuzda inanıyorum ki sizde bana bu sitemimde hak vereceksiniz. İşte ilk aklıma gelenler: Adını anmayacağım, Ağlama değmez hayat, Artık senin adını, Bak yeşil yeşil, Gözlerime bakma hiç, Mademki gidiyorsun, Neler ettin sen neler, Yüzüme bakma öyle, Arım, Balım, Peteğim, Her Halinle Her Şeyinle Güzelsin, Al Aşkını Çal Başına, Mavi Dünyam Benim, Aşkımla oynama kumar değildir, Aşkın kanununu yazsam yeniden, Aşkınla yana yana kül olsa da ocağım, Benim şu yollarda üzgün geçtiğim senin yüzünden, Bir kere baktın kalbimi yaktın, Böyle çatık kaşlı, Dinmiyor hiç bu akşam ne gözyaşım ne acım, Gözyaşım şarap olsa, İstanbul’u artık hiç sevmiyorum, Kapat gözlerini kimse görmesin, Madem gidiyorsun bırakıp burda beni, Mahzun kalbim günden güne aşkınla eriyor, Nereden gönül verdim sana, Ömrümce hep adım adım her yerde seni aradım, Şarkılardan fal tuttum ikimize kaç kere, Sen vefasız bir peri sen zalimin birisin.

Bu yazımı rahmetli Kuzenim Celalettin Çapanoğlunun Kuşadası’nda ki evinde meşk ederken şarkının hikâyesini bana anlatan ve Mehmet Erbulan’ı sevgi saygı ve rahmetleanmamıza vesile olan değerli kardeşim Kemanî Ramazan Uslu’ya armağan ediyorum. Okuyucu üzülmesin, Mehmet Erbulan’ın oğlu iyileşip sağlığına kavuşmuş. Şimdi lütfen “youtube”dan bu şarkıyı bulup bir kere de yukardaki anlatılanların duygusu içinde dinleyiniz.

11.05.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00