BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
179
Dün
:
4633
Toplam
:
13790635
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TAHTAKURUSU VE DOKTOR CİVANIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1954 yılının sıcak bir Ankara akşamında babam bizi Ankara, Samanpazarında bir çay bahçesi görünümündeki Esenpark aile gazinosuna götürmüştü. Rahmetli üstat Bayram Aracı, bazı geceler orada çalıp söylüyormuş. Neden bazı geceler? Rahmetli disipline edilemeyen sanatçılarımızdandı. Mukavele imzalardı ama uymazdı. Canı isterse gelir çalar canı istemezse uğramazdı yani bir garantisi yoktu. Bizim gittiğimiz gece de tesadüfen oradaydı. Sıcakta kan ter içinde kalana kadar çaldı söyledi, çaldı söyledi. Sonunda sazı ile hayvan sesleri çıkardıktan sonra meşhur tahtakurusu türküsü ile bitirdi, selam verip gitti… Ben en çok tahtakurusu yürüyüşlerini sevmiştim. Karı koca tahtakurusu, topal tahtakurusu hatta paraşütçü tahtakurusu evlerimizin duvarlarında geceyi bize zehir ettikleri yetmiyormuş gibi şimdide Bayram Aracının sazının sapında yürüyüp gitmişlerdi.

Tahtakurusu elinden ben bir bizarım
Onu görünce bilmem niye kızarım
Öfkelenip ona destan yazarım
Düşmanımız oldun tahtakurusu

Ta gündüzden bana dişini biler
Yavrularını üstüme elekten eler
Teklif tekalüfsüz koynuma girer
Sevgilim mi oldun tahtakurusu

İnsanlar, elinden kalmıştır naçar
Zayıfı az yoklar, şişmana geçer
Işığı görünce dörtnala kaçar
Cip arabası mı oldun tahtakurusu

Akşam olsa diye acele eder
Uyumuş mu diye bir kere dener
Bitler gibi yavrum kanımı emer
Asistan mı oldun tahtakurusu

Teni gayet naziktir, değince patlar
Bir gün göremezse hırsından çatlar
Eğer yer bulamazsa, tavandan atlar
Paraşütçü mü oldun tahtakurusu

Bu millet, bit pireden ziyade bu tahtakurusundan çok çekti. Bilhassa İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerimizin harcıâlem otel odalarının duvarları, ezilerek öldürülen onlarca tahtakurusunun kanlı süsleri ile doluydu. Parmağımızla ezip öldürdüğümüzde pis bir koku salardı. Bilmeyenler karpuz ile yeşil üzümü birlikte ağızlarına alıp da yerlerse aynı kokuyu duyarlar. Bu iki meyveyi bir kerecik olsun birlikte tatmanızı tavsiye ederim. O kadar da kötü değil en azından bizim yıllarca katlandığımız bu kokuyu sizde tanımış olursunuz.

Babamın memuriyeti dolayısıyla bulunduğumuz bir taşra kentinde ahşap bir sandalyeye çıkmış, başında beyaz yazlık fötr şapkası, boynunda üçgen bağlı mendili ile sakalları uzamış bir adam, önündeki bavula doldurduğu küçük paketlerden birisini elinde sallayarak bağırıyordu. “Bu gördüğünüz haşarat tozu, bit pire tahtakurusu, fil fare aslan yavrusu bilumum haşaratı kökünden temizler.” Maalesef temizleyemedi. Ahşap olan ne varsa gördüğümüz minik deliklerine gazyağı damlatırdık. Bu da çare olmazsa yak gitsin. En iyi çare şimdi her biri bir servete satılan meraklı zenginlerin antikacılardan topladığı Sarı Topuzlu, başucunda ayakucunda aynası yaldızlı siyah demir karyola sahibi olmaktı. O zamanlarda çok paraya satıldığından herkesin evinde olmazdı.

Yıllardır unuttuğumuz bu hayvancıklar bundan birkaç yıl önce torunlarımın evine habersizce çıkıp gelmişler. İkiz torunlarım anneanneleri ile karşılıklı yatmayı pek severler, sırayı da dikkatle takip ederler. Bizde kardeşimle öyle idik. Şişman teyzem Yozgat’tan Ankara’ya bizi ziyarete geldiğinde daha okula gitmeyen iki kardeş, birimiz bir yanına birimiz öbür yanına yatar onunla konuşa konuşa uykuya dalardık. O günlere dönmek için neler veririm… Efendim bir gün aniden torunlarımın ellerin de yüzlerinde kırmızı lekeler olmaya ve kaşınmaya başladılar. Hemen İstanbul’un en tanınmış ve birazda pahalı olan özel hastanesine götürdük. Bizimde tahmin ettiğimiz gibi zatı muhterem doktor hazretleri de alerji teşhisi koydu. Bir takım ilaçlar ve losyonlar verdi. İlaçları ve losyonları kullanıyoruz ama torunlarımın şikâyetleri devam ediyor. Hazreti doktora yeniden gittik. Dedik ki bu kırmızılıklar geçiyor ama yenileri çıkıyor. Buyurdular ki “el hak söyledikleriniz doğrudur. Çocuklara bir şey dokunuyor o yüzden de çıkanlar bir taraftan sönerken bir taraftan da yenileri çıkabilir. Biraz perhiz yapalım yedirdiklerimizi bir yere yazalım neyin dokunduğunu tespit edelim.”

Çocuklar her istediklerini yiyemeyince sık sık anneanne karnımız aç demeye başladılar. 15 gündür perhiz uygulamamız devam ediyor içimiz sızlıyordu ama verdiklerimize dikkat etmemiz gerekiyordu. Uzatmayım, bir gece Bey’i cildiye mütehassısı olan aile dostlarımızı ziyarete gitmiştik. Mevzuyu orada açınca ben bir göreyim dedi. Hemen çocuklara telefon edip çağırdım. Doktor dostumuz, bunun alerji ile bir alakası olmadığını bir böcek dalaması olduğunu, evi kontrol etmemizi önerdi.

Ertesi günü cep telefonum çaldı, eşim ağlayarak çocukların yattığı karyolanın yanındaki çekyatın fitillerinin arasında bazıları ölmüş onlarca böcek bulduğunu ne olduklarını bilmediğini anlatıyor ve hemen eve gelmemi istiyordu.

Acele ile geldim, hayretler içinde gördüm ki yıllardır unuttuğumuz tahtakuruları, tarih öncesinden çıkıp gelmiş dinozorlar gibi karşımdaydılar. Eşim haklı idi, hiç tahtakurusu görmemişti ama torunlarım açlıktan kurtulduğu için sevincinden ağlıyordu.

Hemen karar verdik. Bu ahşap çekyat atılacak yerine demir konstrüksiyonlu bir çekyat alınacak. İki gün ara ile evi baştan aşağı üç kere ilaçladım. Bizi yanıltan şey, çocuklarla birlikte yatan bizlerde böyle bir şey olmamasıydı. Akıllı tahtakuruları, bizi değil süt kuzusu torunlarımı tercih etmişler bizi kandırmışlardı.

Bu olay başımıza gelince internette araştırma yaptım. Tahtakuruları her yerde olabilirmiş. Değişik ambalajlar, market torbaları, paketlenmiş gıdalar vs. ile taşınabilirmiş. Çok doğru idi. Yaşadığımız olaydan bir hafta kadar önce ikiz torunlarıma oldukça kalabalık bir doğum günü kutlaması yapmıştık.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00