BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
212
Dün
:
4633
Toplam
:
14108747
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TAHTAKURUSU VE DOKTOR CİVANIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1954 yılının sıcak bir Ankara akşamında babam bizi Ankara, Samanpazarında bir çay bahçesi görünümündeki Esenpark aile gazinosuna götürmüştü. Rahmetli üstat Bayram Aracı, bazı geceler orada çalıp söylüyormuş. Neden bazı geceler? Rahmetli disipline edilemeyen sanatçılarımızdandı. Mukavele imzalardı ama uymazdı. Canı isterse gelir çalar canı istemezse uğramazdı yani bir garantisi yoktu. Bizim gittiğimiz gece de tesadüfen oradaydı. Sıcakta kan ter içinde kalana kadar çaldı söyledi, çaldı söyledi. Sonunda sazı ile hayvan sesleri çıkardıktan sonra meşhur tahtakurusu türküsü ile bitirdi, selam verip gitti… Ben en çok tahtakurusu yürüyüşlerini sevmiştim. Karı koca tahtakurusu, topal tahtakurusu hatta paraşütçü tahtakurusu evlerimizin duvarlarında geceyi bize zehir ettikleri yetmiyormuş gibi şimdide Bayram Aracının sazının sapında yürüyüp gitmişlerdi.

Tahtakurusu elinden ben bir bizarım
Onu görünce bilmem niye kızarım
Öfkelenip ona destan yazarım
Düşmanımız oldun tahtakurusu

Ta gündüzden bana dişini biler
Yavrularını üstüme elekten eler
Teklif tekalüfsüz koynuma girer
Sevgilim mi oldun tahtakurusu

İnsanlar, elinden kalmıştır naçar
Zayıfı az yoklar, şişmana geçer
Işığı görünce dörtnala kaçar
Cip arabası mı oldun tahtakurusu

Akşam olsa diye acele eder
Uyumuş mu diye bir kere dener
Bitler gibi yavrum kanımı emer
Asistan mı oldun tahtakurusu

Teni gayet naziktir, değince patlar
Bir gün göremezse hırsından çatlar
Eğer yer bulamazsa, tavandan atlar
Paraşütçü mü oldun tahtakurusu

Bu millet, bit pireden ziyade bu tahtakurusundan çok çekti. Bilhassa İstanbul, Ankara gibi büyük kentlerimizin harcıâlem otel odalarının duvarları, ezilerek öldürülen onlarca tahtakurusunun kanlı süsleri ile doluydu. Parmağımızla ezip öldürdüğümüzde pis bir koku salardı. Bilmeyenler karpuz ile yeşil üzümü birlikte ağızlarına alıp da yerlerse aynı kokuyu duyarlar. Bu iki meyveyi bir kerecik olsun birlikte tatmanızı tavsiye ederim. O kadar da kötü değil en azından bizim yıllarca katlandığımız bu kokuyu sizde tanımış olursunuz.

Babamın memuriyeti dolayısıyla bulunduğumuz bir taşra kentinde ahşap bir sandalyeye çıkmış, başında beyaz yazlık fötr şapkası, boynunda üçgen bağlı mendili ile sakalları uzamış bir adam, önündeki bavula doldurduğu küçük paketlerden birisini elinde sallayarak bağırıyordu. “Bu gördüğünüz haşarat tozu, bit pire tahtakurusu, fil fare aslan yavrusu bilumum haşaratı kökünden temizler.” Maalesef temizleyemedi. Ahşap olan ne varsa gördüğümüz minik deliklerine gazyağı damlatırdık. Bu da çare olmazsa yak gitsin. En iyi çare şimdi her biri bir servete satılan meraklı zenginlerin antikacılardan topladığı Sarı Topuzlu, başucunda ayakucunda aynası yaldızlı siyah demir karyola sahibi olmaktı. O zamanlarda çok paraya satıldığından herkesin evinde olmazdı.

Yıllardır unuttuğumuz bu hayvancıklar bundan birkaç yıl önce torunlarımın evine habersizce çıkıp gelmişler. İkiz torunlarım anneanneleri ile karşılıklı yatmayı pek severler, sırayı da dikkatle takip ederler. Bizde kardeşimle öyle idik. Şişman teyzem Yozgat’tan Ankara’ya bizi ziyarete geldiğinde daha okula gitmeyen iki kardeş, birimiz bir yanına birimiz öbür yanına yatar onunla konuşa konuşa uykuya dalardık. O günlere dönmek için neler veririm… Efendim bir gün aniden torunlarımın ellerin de yüzlerinde kırmızı lekeler olmaya ve kaşınmaya başladılar. Hemen İstanbul’un en tanınmış ve birazda pahalı olan özel hastanesine götürdük. Bizimde tahmin ettiğimiz gibi zatı muhterem doktor hazretleri de alerji teşhisi koydu. Bir takım ilaçlar ve losyonlar verdi. İlaçları ve losyonları kullanıyoruz ama torunlarımın şikâyetleri devam ediyor. Hazreti doktora yeniden gittik. Dedik ki bu kırmızılıklar geçiyor ama yenileri çıkıyor. Buyurdular ki “el hak söyledikleriniz doğrudur. Çocuklara bir şey dokunuyor o yüzden de çıkanlar bir taraftan sönerken bir taraftan da yenileri çıkabilir. Biraz perhiz yapalım yedirdiklerimizi bir yere yazalım neyin dokunduğunu tespit edelim.”

Çocuklar her istediklerini yiyemeyince sık sık anneanne karnımız aç demeye başladılar. 15 gündür perhiz uygulamamız devam ediyor içimiz sızlıyordu ama verdiklerimize dikkat etmemiz gerekiyordu. Uzatmayım, bir gece Bey’i cildiye mütehassısı olan aile dostlarımızı ziyarete gitmiştik. Mevzuyu orada açınca ben bir göreyim dedi. Hemen çocuklara telefon edip çağırdım. Doktor dostumuz, bunun alerji ile bir alakası olmadığını bir böcek dalaması olduğunu, evi kontrol etmemizi önerdi.

Ertesi günü cep telefonum çaldı, eşim ağlayarak çocukların yattığı karyolanın yanındaki çekyatın fitillerinin arasında bazıları ölmüş onlarca böcek bulduğunu ne olduklarını bilmediğini anlatıyor ve hemen eve gelmemi istiyordu.

Acele ile geldim, hayretler içinde gördüm ki yıllardır unuttuğumuz tahtakuruları, tarih öncesinden çıkıp gelmiş dinozorlar gibi karşımdaydılar. Eşim haklı idi, hiç tahtakurusu görmemişti ama torunlarım açlıktan kurtulduğu için sevincinden ağlıyordu.

Hemen karar verdik. Bu ahşap çekyat atılacak yerine demir konstrüksiyonlu bir çekyat alınacak. İki gün ara ile evi baştan aşağı üç kere ilaçladım. Bizi yanıltan şey, çocuklarla birlikte yatan bizlerde böyle bir şey olmamasıydı. Akıllı tahtakuruları, bizi değil süt kuzusu torunlarımı tercih etmişler bizi kandırmışlardı.

Bu olay başımıza gelince internette araştırma yaptım. Tahtakuruları her yerde olabilirmiş. Değişik ambalajlar, market torbaları, paketlenmiş gıdalar vs. ile taşınabilirmiş. Çok doğru idi. Yaşadığımız olaydan bir hafta kadar önce ikiz torunlarıma oldukça kalabalık bir doğum günü kutlaması yapmıştık.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00