BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14611858
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
FRENK ÜZÜMÜ VE ÇAPANOĞLU MAHMUT BEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Çapanoğlu Mahmut Bey, Süleyman Bey’in oğullarından olup, Vezir Mehmet Celalettin Paşanın kardeşidir. Sultan II. Mahmut zamanında (1808 -1839) Sadr-ı Azam Silahtar Ali Paşa tarafından Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığına (bugün özel kalem md.) tayin edilen öbür kardeşleri Abbas Hilmi Paşa ve Hamza Beyler gibi Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığı yapmıştır (1835). “Rikâb-ı hümâyun” terimi ile padişahın huzuru, huzura kabul ve “Arz Odası” kast edilir. Fâtih devrine kadar divan toplantılarına padişah başkanlık ederken, Fatih’in Teşkilat Kanunnamesinden sonra divana padişahların başkanlık yapması usulünden vazgeçilerek, toplantılara veziriazamın başkanlık etmesi kanun olmuştur.

Teşkilât Kanunnamesi gereği Divân’a padişah başkanlık etmeyince, devlet işleriyle ilgili padişaha bilgi verilmesi için “Arz Odası” yapılmıştır. Divan-ı Hümâyun toplantılarından sonra padişaha bilgi vermek için arza odasına girilirdi. Haftada dört gün divan toplandığı zamanlar pazar ve salı padişaha arza girilirken, divan toplantıları iki güne düştüğünde sâdece salı günü arza girilmiştir. Önce yeniçeri ağası girer ve ocakla ilgili bilgi verirdi. O çıktıktan sonra Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri girerdi. Bunlardan sonra sadrazam ile Kubbealtı vezirleri, defterdar ve nişancı arza girerlerdi. Yeniçeri ağası eğer vezir rütbesinde ise, sadrazam girdiği sırada ikinci defa olarak arza girerdi.

Mahmut Bey, Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığından sonra Trablusşam ve Banyaluca (Bosna-Hersek’in Sırp bölgesi) Kaymakamlığına tayin edilir. Banyalucadaki görevi sırasında tanıdığı Frenk Üzümünü Yozgat’a getiren kişidir (yüz seksen yıl evvel). Siyah Frenk üzümü, klasik meyve ağaçlarına nazaran, kış soğuğuna daha fazla ihtiyaç duyar. Soğuk iklim isteyen bu bitkiyi konağının bahçe duvarı kenarının kuytu bir yerine dikerek yetiştirmiştir. Eski Yozgat’ın hemen her evinin bahçesinde duvar kenarlarında Frenk üzümü olurdu.

Siyah frenk üzümü (Ribes nigrum), Grossulariaceae familyasından anavatanı orta, kuzey Avrupa ve kuzey Asya olan bitkidir. Meyvesi en fazla 1 cm çaplı, neredeyse siyaha yakın çok koyu mor renkte, parlak kabuklu yenilebilen bir üzümcüktür. Türk mutfağında iç pilav ve aşurede kullanılır. Siyah Frenk üzümü, C vitamini bakımından Avrupa'daki tüm meyvelerin arasında en zenginidir (200 mg/100 g); Bir portakalın içerdiğinden beş kat daha fazla C vitamini barındırıyor. Kivi sadece 80 mg ve portakal 53 mg içerir.

Çoğunluğu kışın yaprağını döken, bazıları da her zaman yeşilliğini muhafaza eden bodur çalılardır. Kökleri saçak şeklinde olup, fazla derine inmezler. Dalları zayıftır. Her sene dipten yeni sürgünler meydana getirir. Meyveleri küçük salkımlar halindedir. Salkımlar üzerinde taneler yuvarlak ve çok parlak renklidir. Kabuk yarı saydam olduğundan, tanenin içerisindeki çekirdek fark olunabilir. Meyveler mayhoş ve tatlıdır. Başlıca dört çeşit tanınmış frenküzümü vardır: I-Küçük kırmızı frenküzümü, II-Büyük kırmızı frenküzümü, III-Siyah frenküzümü, IV-Sarı frenküzümü. Bunlardan en makbulü büyük taneli kırmızı frenküzümüdür.

Bu üzüm çeşidi tesirlidir ve suyu çoktur. Frenküzümleri iyice olgunlaştırdıktan sonra toplanmalıdır. Yemişi uzun salkım şeklinde olup, tadı mayhoştur 150 kadar türü vardır. Daha çok şurubu yapılarak kullanılır. İçeriğinde organik asitler vardır. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. Böbreklerdeki taşların düşürülmesine yardımcı olur. Karında toplanan suyu söker. Karaciğer şişliğini ve sarılığı giderir. Romatizma ve mafsal kireçlenmelerinde de faydalıdır. Sindirim yollarındaki iltihapları temizler. Şurubu, çok besleyicidir.

ABD’de çok popüler olan ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz de Frenk üzümünü tavsiye eden uzmanlardan. Yazdığı makalelerde ve televizyon programlarında Frenk üzümünü tavsiye eden Öz’e göre özellikle siyah Frenk üzümü görme sağlığını destekleyen muhteşem bir takviye. Öz’e göre siyah Frenk üzümü gece görüşünü iyileştirmeye yardımcı antosiyanozit bileşiği içeriyor. Bu kadar faydalı olan Frenk üzümü için minik bir uyarıda var; İştah açması sebebiyle diyet yapan kişiler kullanmamalıdır, aksi halde diyet yapmakta zorlanabilirler.


27.04.2015



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00