BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
174
Dün
:
4633
Toplam
:
14108727
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CESEDİ KÖPEKLERE YEDİRİLEN ŞAİR SABAHATTİN ALİ VE…“SABAHYILDIZI“ FİLMİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Leylim ley (Zülfü Livaneli), Hapishane Şarkısı ( Kerem Güney), Melankoli (Nuhket Duru), Son mektup, Mahpus yatayata biter/Aldırma Gönül, aldırma…Göklerde Kartal Gibiydim/ Kanatlarımdan vuruldum/ Mor çiçekli dal gibiydim/ Bahar vaktimde vuruldum ve…Bir gün kadrim bilinirse/ İsmim ağzına alınırsa/ Yerim soran bulunursa/ Benim meskenim dağlardır, dağlar…

Bu şarkıları duymayanınız var mı, sever misiniz, gibi sorular sorulsa koro halde vereceğiniz yanıtı duyar gibiyim. Peki, şarkıların söz yazarını tanır mısınız?Adı neydi? Gibi sorular karşısında toplumun yarısından çoğunun verimsizleşeceğini biliyorum. Şairler adına ne içler acısı durum; öyle değil mi? Meslekler listesinde din görevlilerinin, belediye işçilerinin, esnafın, hatta ayakkabı boyacılarının, semercilerin, tornacının… vs, vs meslekler listesinde adı geçer. Ama şairlerin adı geçmez. İçim acıyor! Ya sizin? Yukarıdaki şarkı sözleri Aydınımızın suyunu içen, havasını koklayan, ömründe ilk kez cezaeviyle Aydın’da tanışan ve ceza evindeyken Kuyucaklı bir delikanlıyla tanışıp, bu delikanlının verileri üzerine kurgulanan “KUYUCAKLI YUSUF” adlı romanın yazarı, genç bir Almanca öğretmeni, Sabahattin Ali’ye ait olduğunu gecikmeli olsa da bilelim…

“Kuyucaklı Yusuf”un edebiyatımızdaki önemi;
Sabahattin Ali, 1931 yılında ( 23 yaşında) Aydın/Sanat Mektebinde bir Almanca öğretmeniyken, her şair ve yazar gibi aykırı düşünceleriyle arkadaşlarınca dışlanır. Ve bir gün, öğrencilerine dağıttığı bir gazete yüzünden tutuklanıp, Aydın Cezaevine tıkılır. Sonra Konya Cezaevi ve daha sonra Sinop Cezaevini yurt belleyecektir. “Aldırma gönül, aldırma” şiirini Sinop Cezaevi’ndeyken yazacaktır.Aydın Cezaevinde tanıştığı Jandarma Bekir, Kuyucaklı Yusuf’un kişilikleri üstüne kurgulanan romanın ilk tümceleri : “1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler” şeklinde başlar. Bu romanı anne baba olarak okumadıksa bile, çocuklarımızın okuması için her Aydınlı özel bir çaba göstermelidir.

Cesedi köpeklere yem edilen Sabahattin Ali, Marko Paşa adlı derginin çıkaranları arasındadır. Tutuklama kararı sumen altında beklerken bir arkadaşının “Seni tutuklayacaklar, kaç” demesiyle, doğduğu topraklara, Bulgaristan’a kaçmak ister. Ordudan silah çalarken yakalandığı için kovulan bir astsubay (Ali Ertekin) emrindeki kamyonla Bulgaristan sınırları yakınında mola verirler. Sabahattin Ali, çıkardığı kitabı okumaya başlar. İşte tam o anda Kamyon şoförü tarafından başına odun vurularak öldürülür. Üstündeki kıymetli eşyaları çalınır, çırılçıplak cesedi köpeklere yem olmak üzere orada bırakılır (2 Nisan 1948).

Türkiye dışında, hiçbir ülkede bir şairin cesedi köpeklere yedirilmemiştir.Türkiye dışında hiçbir ülkede Sivas/Madımak’ta(2003-Temmuz) olduğu gibi, tamı tamına 38 yazar ve şair diri diri yakılmamıştır.

M. Emin Yurdakul, “Şairlerihaykırmayanbirmillet/ Sevenleri toprak olmuş öksüzçocukgibidir” diyedursun; günümüz Türkiye’sinin ‘ucube’ denilerek, yontuya, şiire, şaire bakış açısı budur.

Sabahattin Ali Aydın Lisesinde öğretmenlik yapmamıştır!!! 29 Kasım günü- benim gördüğüm kadarıyla – HABER-24 gazetesinin konuyu manşete taşıması alkışlanası bir davranıştır. Eleştirim yüzünden beni arayan gazete sahibini kutladım. Tekrar kutlamak isterim. Lakin haber ve film eleştiriye mahkûmdur.

Aydın Lisesi'nin eski binası olarak bilinen binanın merdivenlerinde bir grup arkadaşıyla Sabahattin Ali’nin toplu resminin gösterimi, yazarın Aydın Lisesi'nde öğretmenlik yaptığını göstermez. Aynı demir kapının benzeri ve aynı tarz merdivenler Sanat Mektebinin kuzeye bakan girişinde olduğu çok iyi bilirim. Ya da; Aydın Lisesi'nin eski binası Sanat Mektebinin bina inşası devam ederken, geçici şekilde bu okula analık yapmış olabilir ki, bu tez bence ağır basıyor.

Öğrencilik ve öğretmenlik hayatımın 33 yılı bu bina içinde geçen biri olarak bilirim ki, Kız Lisesi’nin binası zamanında tamamlanmadığı için, Cumhuriyet Kız Lisesinin öğrencilerine bir yıl Aydın Lisesi kucak açmıştır. Adnan Menderes Üniversitesi’nin, Orta Mahalledeki İsmet İnönü Orta Okulunda kurulduğunu kaç kişi anımsar? Aydın Lisesi’nin o eski binası uzun süre Adnan Menderes Üniversitesinin Rektörlük binası olarak kullanıldığını pek kişi anımsayacaktır. Yani, Aydın Lisesi’nin eski binası Sanat Mektebinin kuruluşu olan 1924 yılına kadar Erkek Sanat Mektebi’ne analık ettikten sonra,. 1948 yılında Aydın Lisesi’ne dönüşmüş olabilir. Bu tezlerden hangisi doğru olursa olsun, gerçek olan şudur ki, Sabahattin Ali, Aydın Lisesinde değil, Sanat Mektebinde öğretmenlik yapmıştır… Bu filmin Aydın Lisesi’yle ilintili görüntüleri konusunda kaygım olduğunu yapımcısı Sayın Metin Avdaç’la bizzat paylaştım… Aydın Lisesi’nde öğretmenlik yapan ünlü şairimiz Sabahattin Ali değil, Özdemir İnce’dir… (Ensemde patlayan tokadını nasıl unuturum?)

Yıllar önce Aydınlıların yapması gereken Kuyucak’taki görkemli heykeli ve “Deniz Yıldızı” adlı filmi, o dönemin Kuyucak Belediye Başkanı olan Sayın Ali Ulvi Akoğlu dâhil, hiçbir resmi kuruluştan yardım almaksızın Aydınlıların gösterimine sunan Sayın Metin Avdaç’ı yürekten kutluyorum.
3 Aralık 2014/ İ Z M İ R

Yazarın notu; Değerli okurlar, yukarda takdim ettiğim makale Aydın Yerel Gazetesinde değerli dostum araştırmacı yazar, şair ve öğretmen Sayın Mehmet Genç’in imzasıyla yayınlanmıştı. Çok beğendiğim bu yazısını iznini alarak ben de sizinle paylaştım.

01.04.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00