BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
190
Dün
:
4633
Toplam
:
14106008
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
1915 YILININ 18 MARTI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Osmanlı Devleti, her türlü imkânsızlık ve yokluklara rağmen Birinci Dünya Savaşında 150.000 askerden oluşan ordusuna seferberlikten itibaren 2.700.000 takviye insanını da ilave ederek toplam 2.850.000 insanını silahaltına almıştır. Bu 2.850.000 insanımızın yaklaşık 1.000.000 u şehit ve yaralı olarak veya hastalıktan yok olup gitmiştir.

Her günü her iki taraf içinde kahramanlık destanı olan Çanakkale Savaşlarına katılan İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelandave Hint Ordusuaskerleri ile Kanada Güçleri Türklere karşı savaşmışlardır. İstiklal marşımızın ünlü şairi Mehmet Akif Ersoy, bu destansı savaşın büyüklüğünü anlatmak için onu Hz. Muhammet’in yaptığı Bedir savaşı ile mukayese etmiş “Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi” demiştir.

Atatürk, her okuduğumda tüylerimi diken diken eden, gözlerimi yaşartan Çanakkale’de ölen Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda) askerlerinin annelerine yazdığı ve dünya tarihine altın harflerle kaydedilen mektubunda şöyle hitap ediyordu;

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana, koyun koyunasınız.Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedir ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Avustralyalı bir anne de Mustafa Kemal`in mektubuna şu mektupla karşılık vermişti;

“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını alicenap sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana bir güzelim teselli verdi. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç şüphemiz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa, bizler de size “Ata” demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan Büyük Ata`ya bütün anneler adına sevgi, şükran, saygıyla.”

Çanakkale Savaşlarının en çok akılda kalan bu sahnelerinden ayrı olarak bende sizlere bu savaşlar sırasında en çok kayıp veren fakat ikinci planda kalan Fransızların bir kolunu kaybeden bacağı ve kalçası kırılan Generali HenriGouraud’un uzun anılarından bir özet arz etmek istiyorum.

Fransızların Çanakkale seferine katılımı müttefikleri İngilizlerin talebi üzerine olmuştur. Çanakkale’ye sefer kararı verildiğinde, Birinci Dünya Savaşı Batı Avrupa’da bütün şiddetiyle sürmekteydi ve Almanlar 800 kilometreye yayılan bir cephe boyunca, Paris’e 80 kilometre mesafeye kadar yaklaşmışlardı. İngilizlerin Almanlara karşı batı cephesine 5 tümenlik bir İngiliz desteği vaadine karşılık, Fransızlar da İngilizlerin genel komutası altında Çanakkale’ye asker göndermeye razı olmuşlardı.

Çıkarmanın başladığı gün Fransızlara verilen görev Boğazın Anadolu yakasındaki Kumkale’ye bir şaşırtma çıkarması yapmalarıydı. Bir başka deyişle Fransız çıkarmasının stratejik bir hedefi yoktu. 25 Nisan günü saat 06.30 sularında Fransız askerleri karaya çıkmaya başlarlar. Bunlara 5 bacası ile tanınan Rus muhribi Askold’da destek verir. Kumkale’de çok kanlı çarpışmalar olur. Kumkale’yi ele geçiren Fransızlara Türkler hiç durmadan saldırı düzenlerler ve çok kayıp verirler. Sonra saldırıyı bırakıp savunmaya geçerler ve Fransızları bu dar alanda hapsederler. Bu şekilde daha az kayıp verirler. Bir süre sonra Türklerin yeni bir saldırıya hazırlandıkları bir sırada Fransızlar bir gece aniden Kumkale’yi boşaltırlar. Fransızların 8-9 aylık süre içinde Çanakkale’de kaybettikleri asker sayısı 15.000 civarındadır. Bu sayı Avustralyalıların kayıplarının yaklaşık 3 mislidir. Yeni Zelanda’nın kaybının ise yaklaşık 5 mislidir.18 Mart günü isabet alarak birkaç dakika içinde batan Fransız Zırhlısı Bouvet ile beraber 600 civarında Fransız denizcisi de sulara gömülmüştür.

Fransız General Guouraud, 30 Ağustos zaferinden sonra ve daha sonra da Mudanya Mütarekesinden sonra iki defa Atatürk’e kutlama mesajı gönderir. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün arzusu üzerine Türkiye’ye gelerek kendisi ile görüşür.

Fransız Muhribi Bouvet’ten bahsedince İngilizlerin süper dretnot’uQueen Elizabeth’i anmadan geçmek olmaz. 15 inçlik (38 cm) lik topları ile müthiş bir savaş makinesiydi. Düştüğü yerde 10-12 metre çapında ve 3-4 metre derinliğinde çukurlar açan mermileri büyük bir gürültü ile patlıyordu. Her mermide 15.000 adet şarapnel parçası vardı. Toplarının sesi ile Çanakkale tabyalarının duvarlarını yıkabileceği söylenirdi. Türk Tabyalarının en güçlülerinden olan Anadolu Hamidiye’sinin bir mermi atabilmesi için geçen zaman içinde Qeen Elizabeth 6 mermi atabiliyordu.

18 Martta Savaş Hattı Gemileri
İngiliz Hattı (A hattı); Qeen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, İnflexible
İngiliz Hattı (B hattı); Vengeance, İrresistible, Albion, Ocean
Fransız Hattı (B hattı); Goulois, Charlemagne, Bouvet, Suffren
Koruma Gemileri; Majestic, Prince George, Swiftsure, Triumph
Yedek Gemiler; Canopus, Cornwallis

Batırılan düşman gemilerin isimleri şunlardır
1- Anadolu Hamidiye Tabyası tarafından ateş altına alınan Bouvet gemisi
2- Irresistable Gemisi isabet alarak önce akıntıya kapıldı daha sonra battı.
3-Irresistable gemisine yardıma gelen Ocean gemisi de isabet aldı ve Morto Körfezinde battı.

Ağır hasar alan gemiler ise şunlardır;
Inflexible Gemisi
Gaulois Gemisi
suffren Gemisi

Ben de bir anımı ilave edeyim. Çocuklarımız ve dünürlerimizle birlikte şehitlikleri ziyaretten dönüyorduk. Yol üztünde zeytin toplayan bir aile gördük. Dünür hanım bu aileden zeytin almak isteyince arabamızı durdurdum. Hep birlikte yanlarına gidip birkaç kilo kadar zeytin verebilirler mi sorduk. “ Sözümü olur istediğiniz kadar alabilirsiniz, torbanız var mı?” dediler. Yanımızda torba yoktu. “Koş kızım evden naylon torba al gel” diyerek kızlarını eve gönderdiler. Ayaküstü sohbet ederken ailenin bey’i bana bir avuç dolusu paslanmış mermi çekirdeği verdi. “Buyurun bunlarda hatıra olsun” dedi. Hepsini almayım size de kalsın dediğimde, bakın yerde bunlardan çok var dedi. O zaman dikkat ettik ki şöyle dikkatlice bakıldığında etrafımızda bu mermi çekirdeklerinden bir hayli var. Sonra aklımıza geldi. Müzede havada çarpışarak birbirine kaynayan mermiler görmüştük.

Evden gelen oldukça büyük naylon torba alabildiği kadarı ile dolduruldu. Dünür hanım “borcumuz ne kadar diye sorunca “Bir torba zeytinin borcumu olurmuş” diyerek bizi uğurladılar. Gönlü zengin Anadolu insanı.

Sonuç olarak; Amerikan sinema sanayiinin merkezi Hollywood, kovboy diye bilinen Amerikan sığır çobanlarının olağan maceraları üzerine yüzlerce film çevirirken “her 24 saati” “bir film” konusu olacak Çanakkale Savaşları devlet desteği ile neden bir süper prodüksiyon yapılmaz anlayabilmiş değilim.

16.03.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00