BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
204
Dün
:
4633
Toplam
:
14611816
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
1915 YILININ 18 MARTI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Osmanlı Devleti, her türlü imkânsızlık ve yokluklara rağmen Birinci Dünya Savaşında 150.000 askerden oluşan ordusuna seferberlikten itibaren 2.700.000 takviye insanını da ilave ederek toplam 2.850.000 insanını silahaltına almıştır. Bu 2.850.000 insanımızın yaklaşık 1.000.000 u şehit ve yaralı olarak veya hastalıktan yok olup gitmiştir.

Her günü her iki taraf içinde kahramanlık destanı olan Çanakkale Savaşlarına katılan İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelandave Hint Ordusuaskerleri ile Kanada Güçleri Türklere karşı savaşmışlardır. İstiklal marşımızın ünlü şairi Mehmet Akif Ersoy, bu destansı savaşın büyüklüğünü anlatmak için onu Hz. Muhammet’in yaptığı Bedir savaşı ile mukayese etmiş “Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi” demiştir.

Atatürk, her okuduğumda tüylerimi diken diken eden, gözlerimi yaşartan Çanakkale’de ölen Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda) askerlerinin annelerine yazdığı ve dünya tarihine altın harflerle kaydedilen mektubunda şöyle hitap ediyordu;

“Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana, koyun koyunasınız.Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedir ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Avustralyalı bir anne de Mustafa Kemal`in mektubuna şu mektupla karşılık vermişti;

“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını alicenap sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana bir güzelim teselli verdi. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç şüphemiz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa, bizler de size “Ata” demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan Büyük Ata`ya bütün anneler adına sevgi, şükran, saygıyla.”

Çanakkale Savaşlarının en çok akılda kalan bu sahnelerinden ayrı olarak bende sizlere bu savaşlar sırasında en çok kayıp veren fakat ikinci planda kalan Fransızların bir kolunu kaybeden bacağı ve kalçası kırılan Generali HenriGouraud’un uzun anılarından bir özet arz etmek istiyorum.

Fransızların Çanakkale seferine katılımı müttefikleri İngilizlerin talebi üzerine olmuştur. Çanakkale’ye sefer kararı verildiğinde, Birinci Dünya Savaşı Batı Avrupa’da bütün şiddetiyle sürmekteydi ve Almanlar 800 kilometreye yayılan bir cephe boyunca, Paris’e 80 kilometre mesafeye kadar yaklaşmışlardı. İngilizlerin Almanlara karşı batı cephesine 5 tümenlik bir İngiliz desteği vaadine karşılık, Fransızlar da İngilizlerin genel komutası altında Çanakkale’ye asker göndermeye razı olmuşlardı.

Çıkarmanın başladığı gün Fransızlara verilen görev Boğazın Anadolu yakasındaki Kumkale’ye bir şaşırtma çıkarması yapmalarıydı. Bir başka deyişle Fransız çıkarmasının stratejik bir hedefi yoktu. 25 Nisan günü saat 06.30 sularında Fransız askerleri karaya çıkmaya başlarlar. Bunlara 5 bacası ile tanınan Rus muhribi Askold’da destek verir. Kumkale’de çok kanlı çarpışmalar olur. Kumkale’yi ele geçiren Fransızlara Türkler hiç durmadan saldırı düzenlerler ve çok kayıp verirler. Sonra saldırıyı bırakıp savunmaya geçerler ve Fransızları bu dar alanda hapsederler. Bu şekilde daha az kayıp verirler. Bir süre sonra Türklerin yeni bir saldırıya hazırlandıkları bir sırada Fransızlar bir gece aniden Kumkale’yi boşaltırlar. Fransızların 8-9 aylık süre içinde Çanakkale’de kaybettikleri asker sayısı 15.000 civarındadır. Bu sayı Avustralyalıların kayıplarının yaklaşık 3 mislidir. Yeni Zelanda’nın kaybının ise yaklaşık 5 mislidir.18 Mart günü isabet alarak birkaç dakika içinde batan Fransız Zırhlısı Bouvet ile beraber 600 civarında Fransız denizcisi de sulara gömülmüştür.

Fransız General Guouraud, 30 Ağustos zaferinden sonra ve daha sonra da Mudanya Mütarekesinden sonra iki defa Atatürk’e kutlama mesajı gönderir. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün arzusu üzerine Türkiye’ye gelerek kendisi ile görüşür.

Fransız Muhribi Bouvet’ten bahsedince İngilizlerin süper dretnot’uQueen Elizabeth’i anmadan geçmek olmaz. 15 inçlik (38 cm) lik topları ile müthiş bir savaş makinesiydi. Düştüğü yerde 10-12 metre çapında ve 3-4 metre derinliğinde çukurlar açan mermileri büyük bir gürültü ile patlıyordu. Her mermide 15.000 adet şarapnel parçası vardı. Toplarının sesi ile Çanakkale tabyalarının duvarlarını yıkabileceği söylenirdi. Türk Tabyalarının en güçlülerinden olan Anadolu Hamidiye’sinin bir mermi atabilmesi için geçen zaman içinde Qeen Elizabeth 6 mermi atabiliyordu.

18 Martta Savaş Hattı Gemileri
İngiliz Hattı (A hattı); Qeen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson, İnflexible
İngiliz Hattı (B hattı); Vengeance, İrresistible, Albion, Ocean
Fransız Hattı (B hattı); Goulois, Charlemagne, Bouvet, Suffren
Koruma Gemileri; Majestic, Prince George, Swiftsure, Triumph
Yedek Gemiler; Canopus, Cornwallis

Batırılan düşman gemilerin isimleri şunlardır
1- Anadolu Hamidiye Tabyası tarafından ateş altına alınan Bouvet gemisi
2- Irresistable Gemisi isabet alarak önce akıntıya kapıldı daha sonra battı.
3-Irresistable gemisine yardıma gelen Ocean gemisi de isabet aldı ve Morto Körfezinde battı.

Ağır hasar alan gemiler ise şunlardır;
Inflexible Gemisi
Gaulois Gemisi
suffren Gemisi

Ben de bir anımı ilave edeyim. Çocuklarımız ve dünürlerimizle birlikte şehitlikleri ziyaretten dönüyorduk. Yol üztünde zeytin toplayan bir aile gördük. Dünür hanım bu aileden zeytin almak isteyince arabamızı durdurdum. Hep birlikte yanlarına gidip birkaç kilo kadar zeytin verebilirler mi sorduk. “ Sözümü olur istediğiniz kadar alabilirsiniz, torbanız var mı?” dediler. Yanımızda torba yoktu. “Koş kızım evden naylon torba al gel” diyerek kızlarını eve gönderdiler. Ayaküstü sohbet ederken ailenin bey’i bana bir avuç dolusu paslanmış mermi çekirdeği verdi. “Buyurun bunlarda hatıra olsun” dedi. Hepsini almayım size de kalsın dediğimde, bakın yerde bunlardan çok var dedi. O zaman dikkat ettik ki şöyle dikkatlice bakıldığında etrafımızda bu mermi çekirdeklerinden bir hayli var. Sonra aklımıza geldi. Müzede havada çarpışarak birbirine kaynayan mermiler görmüştük.

Evden gelen oldukça büyük naylon torba alabildiği kadarı ile dolduruldu. Dünür hanım “borcumuz ne kadar diye sorunca “Bir torba zeytinin borcumu olurmuş” diyerek bizi uğurladılar. Gönlü zengin Anadolu insanı.

Sonuç olarak; Amerikan sinema sanayiinin merkezi Hollywood, kovboy diye bilinen Amerikan sığır çobanlarının olağan maceraları üzerine yüzlerce film çevirirken “her 24 saati” “bir film” konusu olacak Çanakkale Savaşları devlet desteği ile neden bir süper prodüksiyon yapılmaz anlayabilmiş değilim.

16.03.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00