BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
5063
Toplam
:
13454170
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BENİM OĞLUM NEDEN ÖLDÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Basından ve sosyal paylaşım sitelerinden öğrendiğimiz kadarı ile Muhabere Başçavuş Halit Avcı kardeşimiz Süleyman Şah operasyonu sırasında kaza sonucu şehit olmuş. Fotoğraf çekerken üzerinde bulunduğu tankın tonlarca ağırlıktaki kapağı üzerine kapanmış. Daha bunun üzüntüsü küllenmeden Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde, nöbet tutarken cinnet getiren bir asker, piyade tüfeğiyle aynı mevzideki 3 askeri vurarak öldürdü haberi ile sarsıldık. Yetmedi Konya’da yine bir askeri uçağımız düştü Yozgatlı Hv. Plt. Kur. Bnb. Mustafa Tanış ile Hv. Plt. Kur. Yz. Mustafa Delikanlı şehit oldular. Milletçe yüreğimiz yandı.

Bir askerimiz bir subayımız “çeşitli” görevleri sırasında vefat ettiğinde en yakınlarının kurgulanmış gibi “vatan sağ olsun” dediklerine şahit oluyoruz. Ülkemiz yabancı bir ülke ile bir savaş halinde olsa, sınırlarımız düşman işgali tehlikesi altında olsa ve bir çarpışma sırasında şehit olsalar aileleri büyük acılarına rağmen hepimiz adına vatan sağ olsun diyebilirler. Yaşadığımız terörden dolayı gözünü kulağını, kolunu bacağını, öğretmen eşini asker kocasını, yirmi sene yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği, nelerinden kısarak üniversitelerde okuttuğu sonra bir gün kapısı çalınıp başınız sağ olsun denen evlatları için analar, babalar, bacılar, gardaşlar da vatan sağ olsun diyebilirler. Bunu anlayabiliyorum ama durup dururken kaza kurşununa kurban gidenler, kaza geçirenler, hastalanıp ölenler, devrilen bir askeri veya sivil araçta hayatını kaybeden çocuklarımızın, subaylarımızı aileleri nasıl böyle derler işte bunu anlayamıyorum.

Arka arkaya yaşadığımız bu acılar beni 1974 yılı Gaziantep’ine götürdü.Ben o günlerde Gaziantep Merkez Komutanlığı emrinde Askeri İnzibat Subayı idim. Bundan 40 yıl önce 15 Temmuz 1974 de Kıbrıs’ta Nikos Sampson darbe yapıp Makarios’u düşürünce Türk ordusu teyakkuz durumuna geçti. Kıbrıs’ı daha önceki eylemeleri ile asıl karıştırıcı olan Cumhurbaşkanı Makarios, 16-17 Temmuz tarihlerinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kendisinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukukî lideri olarak kabul edildiği toplantılarda "Kıbrıs’ın bağımsızlığının ortadan kalktığını ve halkının tehlike altına olduğunu" belirtti. EOKA'nın tanınan simalarından Nikos Sampson, yeni hükümetin geçici devlet başkanı olarak dünyaya ilan edildi. O da ertesi gün başkanlık yetkilerini kullanarak Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Vahameti fark eden Ecevit 20 Temmuz günü Türk ordusunu harekete geçirerek Kıbrıs’a çıkarma yaptı. 5.Zırhlı Tugay da bu olaylar olmadan çok önce konuşlanan iki mekanize piyade taburu zaten Kıbrıs çıkarma birliği olarak kurulmuştu. Bu iki mekanize piyade taburu hemen yola çıkmaya hazırlandı ve Kayseri’den giden Hava indirme tugayı ile Kıbrıs’a ilk gidenler de bunlar oldular.

Bu hazırlıklar sırasında şimdi hatırlayamıyorum tank mıydı, kariyer miydi bir zırhlı araç, kullanan er’in acemiliğinden veya heyecanından yolun kenarında duran bir jeep’e çarpıyor. Jeep deki astsubay olayı fark edip son anda atlıyor. Jeep’in şoförüolan er atlayamıyor ve feci şekilde eziliyor.

Olaydan birkaç gün sonra şehit askerin babası ve kardeşleri kalabalık bir gurup halinde cenazeyi teslim almaya geldiler. Merkez Komutanlığı ile Askeri mahkeme aynı binada idik. Hayranlıkla sevdiğim Hâkim Albay Hikmet Hacımirzaoğlu komutanım, (Nur içinde yatsın) onları Askeri Mahkeme bahçesi içindeki kameriye de kabul ederek hissi bir konuşma yaptı ve baş sağılığı dileğinde bulundu. Onlarda vatan sağ olsun deyip başları önlerinde perişan bir şekilde dinlediler. Bu manzara hepimizi çok duygulandırmış kısa bir süre sessiz kalmıştık. Sonra hep birlikte kalktık ve onları Nizamiyeye kadar uğurladık. Çok entelektüel ve kültürlü bir insan olan Hikmet Albayımla bir süre arkalarından baktık. Albayım birden geriye döndü, asabiyet içinde “ Vatan sağ olsunmuş, ulan bir kerede sorun be, sorun be, benim oğlum neden öldü diye sorun be” diyerek mahkeme binasına doğru yürüyüp gitmişti.

Yazarın notu: Rahmetli Hikmet Hacımirzaoğlu Albayım hakkında bkz. Eski yazılarımdan Çapanoğulları ile Hacımirzaoğulları ve Google dan daha fazla bilgi alabilirsiniz.

06.03.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00