BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
4601
Toplam
:
13190717
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BENİM OĞLUM NEDEN ÖLDÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Basından ve sosyal paylaşım sitelerinden öğrendiğimiz kadarı ile Muhabere Başçavuş Halit Avcı kardeşimiz Süleyman Şah operasyonu sırasında kaza sonucu şehit olmuş. Fotoğraf çekerken üzerinde bulunduğu tankın tonlarca ağırlıktaki kapağı üzerine kapanmış. Daha bunun üzüntüsü küllenmeden Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde, nöbet tutarken cinnet getiren bir asker, piyade tüfeğiyle aynı mevzideki 3 askeri vurarak öldürdü haberi ile sarsıldık. Yetmedi Konya’da yine bir askeri uçağımız düştü Yozgatlı Hv. Plt. Kur. Bnb. Mustafa Tanış ile Hv. Plt. Kur. Yz. Mustafa Delikanlı şehit oldular. Milletçe yüreğimiz yandı.

Bir askerimiz bir subayımız “çeşitli” görevleri sırasında vefat ettiğinde en yakınlarının kurgulanmış gibi “vatan sağ olsun” dediklerine şahit oluyoruz. Ülkemiz yabancı bir ülke ile bir savaş halinde olsa, sınırlarımız düşman işgali tehlikesi altında olsa ve bir çarpışma sırasında şehit olsalar aileleri büyük acılarına rağmen hepimiz adına vatan sağ olsun diyebilirler. Yaşadığımız terörden dolayı gözünü kulağını, kolunu bacağını, öğretmen eşini asker kocasını, yirmi sene yemeyip yedirdiği, giymeyip giydirdiği, nelerinden kısarak üniversitelerde okuttuğu sonra bir gün kapısı çalınıp başınız sağ olsun denen evlatları için analar, babalar, bacılar, gardaşlar da vatan sağ olsun diyebilirler. Bunu anlayabiliyorum ama durup dururken kaza kurşununa kurban gidenler, kaza geçirenler, hastalanıp ölenler, devrilen bir askeri veya sivil araçta hayatını kaybeden çocuklarımızın, subaylarımızı aileleri nasıl böyle derler işte bunu anlayamıyorum.

Arka arkaya yaşadığımız bu acılar beni 1974 yılı Gaziantep’ine götürdü.Ben o günlerde Gaziantep Merkez Komutanlığı emrinde Askeri İnzibat Subayı idim. Bundan 40 yıl önce 15 Temmuz 1974 de Kıbrıs’ta Nikos Sampson darbe yapıp Makarios’u düşürünce Türk ordusu teyakkuz durumuna geçti. Kıbrıs’ı daha önceki eylemeleri ile asıl karıştırıcı olan Cumhurbaşkanı Makarios, 16-17 Temmuz tarihlerinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kendisinin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin hukukî lideri olarak kabul edildiği toplantılarda "Kıbrıs’ın bağımsızlığının ortadan kalktığını ve halkının tehlike altına olduğunu" belirtti. EOKA'nın tanınan simalarından Nikos Sampson, yeni hükümetin geçici devlet başkanı olarak dünyaya ilan edildi. O da ertesi gün başkanlık yetkilerini kullanarak Kıbrıs Helen Cumhuriyeti’ni ilan etti.

Vahameti fark eden Ecevit 20 Temmuz günü Türk ordusunu harekete geçirerek Kıbrıs’a çıkarma yaptı. 5.Zırhlı Tugay da bu olaylar olmadan çok önce konuşlanan iki mekanize piyade taburu zaten Kıbrıs çıkarma birliği olarak kurulmuştu. Bu iki mekanize piyade taburu hemen yola çıkmaya hazırlandı ve Kayseri’den giden Hava indirme tugayı ile Kıbrıs’a ilk gidenler de bunlar oldular.

Bu hazırlıklar sırasında şimdi hatırlayamıyorum tank mıydı, kariyer miydi bir zırhlı araç, kullanan er’in acemiliğinden veya heyecanından yolun kenarında duran bir jeep’e çarpıyor. Jeep deki astsubay olayı fark edip son anda atlıyor. Jeep’in şoförüolan er atlayamıyor ve feci şekilde eziliyor.

Olaydan birkaç gün sonra şehit askerin babası ve kardeşleri kalabalık bir gurup halinde cenazeyi teslim almaya geldiler. Merkez Komutanlığı ile Askeri mahkeme aynı binada idik. Hayranlıkla sevdiğim Hâkim Albay Hikmet Hacımirzaoğlu komutanım, (Nur içinde yatsın) onları Askeri Mahkeme bahçesi içindeki kameriye de kabul ederek hissi bir konuşma yaptı ve baş sağılığı dileğinde bulundu. Onlarda vatan sağ olsun deyip başları önlerinde perişan bir şekilde dinlediler. Bu manzara hepimizi çok duygulandırmış kısa bir süre sessiz kalmıştık. Sonra hep birlikte kalktık ve onları Nizamiyeye kadar uğurladık. Çok entelektüel ve kültürlü bir insan olan Hikmet Albayımla bir süre arkalarından baktık. Albayım birden geriye döndü, asabiyet içinde “ Vatan sağ olsunmuş, ulan bir kerede sorun be, sorun be, benim oğlum neden öldü diye sorun be” diyerek mahkeme binasına doğru yürüyüp gitmişti.

Yazarın notu: Rahmetli Hikmet Hacımirzaoğlu Albayım hakkında bkz. Eski yazılarımdan Çapanoğulları ile Hacımirzaoğulları ve Google dan daha fazla bilgi alabilirsiniz.

06.03.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00