BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
175
Dün
:
4633
Toplam
:
15018642
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR GÜZEL HABER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
6 Aralık 2014 günkü Yozgat Gazetesinde şöyle bir haber vardı;
Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde esnaflık yapan hayırsever bir vatandaş her yıl olduğu gibi bu yılda köylere dört bin adet çam fidanı dağıttı.

İlçede esnaflık yapan Abdullah Karataş, isimli vatandaş, köylere 10 yıldır fidan dağıtımında bulunduğunu söyledi. Karataş, "Bu işler gönül işi, biz bu fidan dağıtımını Allah rızası için yapıyoruz. Köylere dağıttığımız bu fidanların kurumaması için muhtar ve köy halkına büyük görevler düşüyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda köylerimize dört bin adet fidan dağıtımı yaptık. Fidanların bakımı ve sulamasını zamanında yaparlarsa kısa sürede büyüyerek köylerimizin ve doğanın yeşil bir görünüme kavuşmasına vesile olacaklar." dedi.

Yazıkaplancı köyü muhtarı Yalçın Güngör’de Abdullah Karataş’a teşekkür ederek, "Sağ olsun sayın Karataş her yıl köyümüze ve çevre köylere fidan dağıtıyor. Bu yıl ben yüz çam alarak köyümüzün mezarlığına, okul bahçesine uygun olan yerlere dikimini yaptım. Bu tür fidan dağıtımlarının ağaçlandırma çalışmalarına büyük katkısı sağlıyor." diye konuştu.

Değerli okurlar, bundan güzel zekât olabilir mi? Düşünün bir kere, verilen zekât, alan tarafından tüketilmiyor. Yani yenilip içilmiyor, giyilip eskitilmiyor. Gittikçe büyüyor. Sadece bir kişiye, bir aileye veya bir hayır kurumuna faydalı olmuyor. Gittikçe büyüyen bir arazide gölgesi ile oksijeni ile yağmuru ve nemi ile daha sonra kerestesi ile yüzlerce insana, hayvana hatta belki de bir coğrafyaya fayda sağlıyor. Ne yüce bir düşünce. Çam ağacı yaz kış yapraklarını dökmeyen bir ağaç yani hiç durmadan canlılar için elzem olan oksijeni üretiyor. Olgun bir mavi ladin’in aynı anda yüz kişinin soluduğu oksijeni ürettiğini okumuştum. Sayın Abdullah Karataş Bey tek başına ormanlar yaratıyor.

Bende apartmanımıza yönetici olunca yedi dönüm kadar olan bahçemizi ağaçlandırmak istedim. 1993 yılında orman bölge müdürlüğünden adedi beş liradan aldığımız 5 adet çam ile adedi yirmi liradan aldığımız iki adet mavi Ladin’i bahçemize dikmiştik. Geçen yirmi iki yılda kocaman oldular. Daha sonra Kuşadası’ndan aldığım altı adet limon Selvi’yi arabamın bagajında getirip diktim. Onlarda kocaman oldular. Elimizi sürünce limon kokuyorlar. İlan panosuna “çocuklar sizin de bir dikili ağacınız olsun” duyurusuyla onların ebeveynlerinden getirdikleri küçük meblağlarla yüzden fazla ağacığımız oldu. Bahçemiz şimdi çam ormanı görüntüsünde hem oksijen üretiyor hem yanımızdaki yoldan geçen araçların gürültüsünü kısmen de olsa önlüyor.

Bu vesile ile kısa bir bilgi arz etmek istiyorum. Ülkemizde yıllarca ceviz ağacı dikilmemiş. Kendiliğinden yetişen ceviz ağaçları da sincapların kargaların sayesinde olmuş. Nedeni hurafe bir korku, “ceviz diken çabuk ölür”. Bir korku da “ceviz ağacının dibinde uyunmaz” inanışından geliyor. Ceviz ağacı sülfür gazı salgılar. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için aşağı doğru çöker ve cevizin altında oturanı sersemletir. Bu söz oradan geliyor. Halkta yanlış bir kanaat olarak yerleşmiş. Üstelik sülfür gazının ozon tabakasını tamir etme özelliği var. Sırf bu sebepten dolayı dünyadaki ceviz ağacının sayısının artırılması gerekiyor. Ülkemiz içinse ceviz önemli bir gelir kaynağı. Cevizin gövdesi mobilya yapımında kullanılırken yaprakları da tababette kullanılmaktadır. Dünyanın en kaliteli cevizleri bu topraklarda yetişiyor. Ve biz tükettiğimiz cevizin yarısından fazlasını Amerika'dan satın alıyoruz. Ne acı değil mi? Ceviz ağacı gövdesi en kaliteli ağaçtır. Ülkemizde ceviz ağacının hızla azalmasının bir sebebi Avrupa'da başlayan ceviz dipçikli silah ve ceviz mobilya modasından dolayıdır. Bir de gizliden gizliye kesilen asırlık ağaçlar var ki onların hikâyesi çok şaşırtıcıdır. Belli bir yaşa ulaştığında sökülen yaşlı ceviz ağaçlarının kökleri arasında geniş ve düz bir taş çıkınca "hazinelerin yerini belli etmek için koymuşlar" efsanesi yayılır. Yalova, Düzce, Kastamonu ve Trabzon'da yüzlerce asırlık ceviz sökülür. Tabi ki hazine bulunmaz. Çünkü bu taş, ceviz ağacının kökü, dibe doğru uzamasın yanlara yayılıp daha çok su ve mineral alabilsin diye için konuluyordu.
Ben gazetedeki haberden Sayın Karataş’ı bu yönüyle tanıdım. Meğer ilçede 15 adet de çeşme yaptırmış. Sarıkaya'da 30 yıldır esnaflık yaptığını belirten Sayın Karataş, çeşme kültürünün yaşatılması gerektiğini belirterek "İmkânlarım ölçüsünde topluma yararlı işler yapmaya gayret ediyorum. Küçükken nohut, mercimek yolmaya babam ve kardeşlerimle tarlaya giderdik. Getirdiğimiz bidondaki su bitince ben tekrar 2 kilometre uzaklıktaki köyümüze gidip tarlada çalışan babam ve kardeşlerim için su getiriyordum. Kendi kendime çok düşündüm bu bölgede neden bir çeşme yapılmasın diye. Çok şükür geç de olsa yıllar sonra bu dileğimi yerine getirdim." diyor, tevazu ile.

Yaptırdığı çeşmelerden en fazla bölgede otlatılan hayvanların faydalandığını ifade eden Sayın Karataş, "Bölgemizde bir araziye yaptığımız çeşmeden Karakışla, Menteşe, Doğansaray, Emirbey ve Kürkçü köylerinin hayvanları faydalanıyor. Bunların yanı sıra uçan kanatlılar ya da sürüngen gibi birçok canlı yine bu sudan içiyor. En büyük sevap bu olsa gerek. İnşallah rabbim ömür verdiği sürece bu tür çeşme yaptırmaya devam edeceğim." diyerek hayır hasenat yaparak arkalarında bırakmak isteyengönlü geniş insanlarımıza da örnek oluyor.

Gösterdiği azim ve duyarlılıktan dolayı Sayın Abdullah Karataş Bey’i kutluyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. İnanıyorum ki Allah ve peygamber katında da karşılığını bulacaktır. Sağlıklı bir ömür diliyorum. Elleri dert görmesin.

14.02.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00