BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
166
Dün
:
4633
Toplam
:
14471397
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR GÜZEL HABER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
6 Aralık 2014 günkü Yozgat Gazetesinde şöyle bir haber vardı;
Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde esnaflık yapan hayırsever bir vatandaş her yıl olduğu gibi bu yılda köylere dört bin adet çam fidanı dağıttı.

İlçede esnaflık yapan Abdullah Karataş, isimli vatandaş, köylere 10 yıldır fidan dağıtımında bulunduğunu söyledi. Karataş, "Bu işler gönül işi, biz bu fidan dağıtımını Allah rızası için yapıyoruz. Köylere dağıttığımız bu fidanların kurumaması için muhtar ve köy halkına büyük görevler düşüyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda köylerimize dört bin adet fidan dağıtımı yaptık. Fidanların bakımı ve sulamasını zamanında yaparlarsa kısa sürede büyüyerek köylerimizin ve doğanın yeşil bir görünüme kavuşmasına vesile olacaklar." dedi.

Yazıkaplancı köyü muhtarı Yalçın Güngör’de Abdullah Karataş’a teşekkür ederek, "Sağ olsun sayın Karataş her yıl köyümüze ve çevre köylere fidan dağıtıyor. Bu yıl ben yüz çam alarak köyümüzün mezarlığına, okul bahçesine uygun olan yerlere dikimini yaptım. Bu tür fidan dağıtımlarının ağaçlandırma çalışmalarına büyük katkısı sağlıyor." diye konuştu.

Değerli okurlar, bundan güzel zekât olabilir mi? Düşünün bir kere, verilen zekât, alan tarafından tüketilmiyor. Yani yenilip içilmiyor, giyilip eskitilmiyor. Gittikçe büyüyor. Sadece bir kişiye, bir aileye veya bir hayır kurumuna faydalı olmuyor. Gittikçe büyüyen bir arazide gölgesi ile oksijeni ile yağmuru ve nemi ile daha sonra kerestesi ile yüzlerce insana, hayvana hatta belki de bir coğrafyaya fayda sağlıyor. Ne yüce bir düşünce. Çam ağacı yaz kış yapraklarını dökmeyen bir ağaç yani hiç durmadan canlılar için elzem olan oksijeni üretiyor. Olgun bir mavi ladin’in aynı anda yüz kişinin soluduğu oksijeni ürettiğini okumuştum. Sayın Abdullah Karataş Bey tek başına ormanlar yaratıyor.

Bende apartmanımıza yönetici olunca yedi dönüm kadar olan bahçemizi ağaçlandırmak istedim. 1993 yılında orman bölge müdürlüğünden adedi beş liradan aldığımız 5 adet çam ile adedi yirmi liradan aldığımız iki adet mavi Ladin’i bahçemize dikmiştik. Geçen yirmi iki yılda kocaman oldular. Daha sonra Kuşadası’ndan aldığım altı adet limon Selvi’yi arabamın bagajında getirip diktim. Onlarda kocaman oldular. Elimizi sürünce limon kokuyorlar. İlan panosuna “çocuklar sizin de bir dikili ağacınız olsun” duyurusuyla onların ebeveynlerinden getirdikleri küçük meblağlarla yüzden fazla ağacığımız oldu. Bahçemiz şimdi çam ormanı görüntüsünde hem oksijen üretiyor hem yanımızdaki yoldan geçen araçların gürültüsünü kısmen de olsa önlüyor.

Bu vesile ile kısa bir bilgi arz etmek istiyorum. Ülkemizde yıllarca ceviz ağacı dikilmemiş. Kendiliğinden yetişen ceviz ağaçları da sincapların kargaların sayesinde olmuş. Nedeni hurafe bir korku, “ceviz diken çabuk ölür”. Bir korku da “ceviz ağacının dibinde uyunmaz” inanışından geliyor. Ceviz ağacı sülfür gazı salgılar. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için aşağı doğru çöker ve cevizin altında oturanı sersemletir. Bu söz oradan geliyor. Halkta yanlış bir kanaat olarak yerleşmiş. Üstelik sülfür gazının ozon tabakasını tamir etme özelliği var. Sırf bu sebepten dolayı dünyadaki ceviz ağacının sayısının artırılması gerekiyor. Ülkemiz içinse ceviz önemli bir gelir kaynağı. Cevizin gövdesi mobilya yapımında kullanılırken yaprakları da tababette kullanılmaktadır. Dünyanın en kaliteli cevizleri bu topraklarda yetişiyor. Ve biz tükettiğimiz cevizin yarısından fazlasını Amerika'dan satın alıyoruz. Ne acı değil mi? Ceviz ağacı gövdesi en kaliteli ağaçtır. Ülkemizde ceviz ağacının hızla azalmasının bir sebebi Avrupa'da başlayan ceviz dipçikli silah ve ceviz mobilya modasından dolayıdır. Bir de gizliden gizliye kesilen asırlık ağaçlar var ki onların hikâyesi çok şaşırtıcıdır. Belli bir yaşa ulaştığında sökülen yaşlı ceviz ağaçlarının kökleri arasında geniş ve düz bir taş çıkınca "hazinelerin yerini belli etmek için koymuşlar" efsanesi yayılır. Yalova, Düzce, Kastamonu ve Trabzon'da yüzlerce asırlık ceviz sökülür. Tabi ki hazine bulunmaz. Çünkü bu taş, ceviz ağacının kökü, dibe doğru uzamasın yanlara yayılıp daha çok su ve mineral alabilsin diye için konuluyordu.
Ben gazetedeki haberden Sayın Karataş’ı bu yönüyle tanıdım. Meğer ilçede 15 adet de çeşme yaptırmış. Sarıkaya'da 30 yıldır esnaflık yaptığını belirten Sayın Karataş, çeşme kültürünün yaşatılması gerektiğini belirterek "İmkânlarım ölçüsünde topluma yararlı işler yapmaya gayret ediyorum. Küçükken nohut, mercimek yolmaya babam ve kardeşlerimle tarlaya giderdik. Getirdiğimiz bidondaki su bitince ben tekrar 2 kilometre uzaklıktaki köyümüze gidip tarlada çalışan babam ve kardeşlerim için su getiriyordum. Kendi kendime çok düşündüm bu bölgede neden bir çeşme yapılmasın diye. Çok şükür geç de olsa yıllar sonra bu dileğimi yerine getirdim." diyor, tevazu ile.

Yaptırdığı çeşmelerden en fazla bölgede otlatılan hayvanların faydalandığını ifade eden Sayın Karataş, "Bölgemizde bir araziye yaptığımız çeşmeden Karakışla, Menteşe, Doğansaray, Emirbey ve Kürkçü köylerinin hayvanları faydalanıyor. Bunların yanı sıra uçan kanatlılar ya da sürüngen gibi birçok canlı yine bu sudan içiyor. En büyük sevap bu olsa gerek. İnşallah rabbim ömür verdiği sürece bu tür çeşme yaptırmaya devam edeceğim." diyerek hayır hasenat yaparak arkalarında bırakmak isteyengönlü geniş insanlarımıza da örnek oluyor.

Gösterdiği azim ve duyarlılıktan dolayı Sayın Abdullah Karataş Bey’i kutluyor, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. İnanıyorum ki Allah ve peygamber katında da karşılığını bulacaktır. Sağlıklı bir ömür diliyorum. Elleri dert görmesin.

14.02.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00