BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
187
Dün
:
4633
Toplam
:
14108754
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ŞERİFE HANIM İLE ÜMMÜ HANIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bir sohbet esnasında Çapanoğlu Arslan Bey’in gelini Seyhan Çapanoğlu anlatmıştı; Babaannesi Şerife Hanım ile Yozgat eşrafından Erbazlar’ın annesi Ümmü hala, bir gün Yozgat’ta birlikte çamaşır yıkayıp bahçeye astıktan sonra sinemaya giderler vefilmin büyüsüne kendilerini kaptırırlar. Bir süre sonra filmde yağmur yağmaya başlar. Önce farkında olmayan iki hanım, Şerife Hanımın “kalk Ümmü kalk çamaşırlar bahçede kaldı, hebisi ıslandı” feryadı ile kendilerini dışarı atarlar. Dışarıda yağmur yok ama yinede işi şansa bırakmamak için eve kadar soluk soluğa koşarlar.

Yine 1960’lı yılların başlarında Yozgatlı hemşerimiz bir aile ile Çanakkale de birlikte idik. Bizim gibi onlarda memuriyet dolayısıyla Çanakkale’deydiler. Yozgat’ın bir köyünde oturan annesini de biraz evlat sefası sürsün diye yanlarına almışlardı. Hayatında hiç sinemaya gitmemiş bu hanımı bir gece yazlık sinemaya götürürler. İki çocuğuna ve annelerine simit ve gazoz alırlar. Film başlayınca kadıncağız kendini sinemanın büyüsüne öylesine kaptırır ki bir kedi gelir usul usul elindeki simidi yer bitirir haberi bile olmaz. Gülerek anlatmışlardı.

Bu anılar beni çocukluk yıllarıma götürdü. 1950 li yıllarda 7-8 yaşımda iken ilk defa sinemaya gitmiştik. Çoluk,çocuk, anneler, nineler mahşeri bir kalabalık idi veya ilk defa gittiğimden bana öyle gelmişti. Yazımı okuyan gençler sakın bu günün sinemaları gibi hayal etmesinler. Yüzlerce kişiyi alacak kadar kocaman hangar gibi bir yer. Duvarlar beyaz badanalı. Sandalyeler, birbirine bağlanmış eski yazlık sinemalarda veya çay bahçelerinde kullanılan tahta basit iskemleler. Zemin düz, önünüze iri biri düşmüş ise filmi seyretmeniz biraz müşkül. Bir problem daha varmış. Büyüklerimizin sohbetlerinden aklımda kalmış. Sinemaya gidince pire ısırmasına tahammül etmek. Artık biriken tozdan mıdır yoksa “damda birlikte yatmışız, öküzü hoşça tutmuşuz, koyun deyi bu dağlarda sanki kendimizi gütmüşüz”lerle birlikte gelenlermidir bilemem. Zira Dayılı köyünden bir nedenle Yozgat’a gelmek zorunda kalan kağıt üzerindeki efendilerimiz,handa konaklayacak paraları olmadığından, mevsim yaz ise bahçeye serilen döşeklerde, kış ise ahırın sekisinde hayvanlarla birlikte yatarlardı.O zamanlar Yozgat’ta sanırım iki sinema vardı. Birisi Jandarma kışlası içinde askeri sinema birisi de şehirdeki Nur sineması idi. Sonra Yeni sinema açıldı. Her film değiştiğinde büyük bir panoya filmin afişleri yapıştırılır. Bu pano bazen iki kişi tarafından elde taşınır bazen de bir faytonun iki yanına asılarak dolaştırılırdı. Bir kişi elinde huniye benzeyen ve sac’tan yapılmış büyükçe bir megafonla anons yapardı. Anons yapan genellikle şöyle bağırırdı. “Alo alo, dikkat dikkat, duyduk duymadık demeyin. Bu akşamdan itibaren Nur Sinemasında yeni film başlıyor. Artistleri filan filan duyduk duymadık demeyin.”

Sanırım çarşamba günleri sadece hanımlara ve tabi çocuklara da mahsus bir matine vardı. Şimdi tam hatırlayamıyorum, sinemalardan birisinde hem balkon hem de localar vardı. Localardan birisi Belediye Reisi’ne tahsis edilmişti. Kapısı kilitli olan bu loca başkanın ailesi veya misafirleri sinemaya giderlerse onlara açılırdı. İşte bir çarşamba günü bizde bu matinelerden birisine gitmiştik. Babaannem Esma Hanım hem Belediye Başkanı Fevzi Ayan’ın baldızı olduğundan hem de bir süre önce rahmetli olan Çapanoğlu Muhlis Bey’in eşi olması nedeniyle herkes tarafından tanınır sayılırdı. Hep birlikte sinemaya gittik. Sinema personeli babaannemi görünce hemen locayı açtılar. Kalabalık bir aile ortamında ben babaannemin kucağına, rahmetli kardeşim Haluk da anneannemin kucağına kurulduk. Üç kere zil çalıp da ortalık birden karanlık olunca biraz ürktüm, sonra alıştım. Film, hatırladığım kadarıyla vahşi ormanlarda vahşi hayvanlar arasında geçen siyah beyaz bir film idi o manzaraların da beni biraz tedirgin ettiğini hatırlıyorum. Zira bazı çocuklar ve hanımlarda filmin bazı yerlerinde benim gibi korkup çığlık filan atmışlardı. Bu arada bir iki kez elektrikler kesildi filme ara verildi. Yavaş yavaş içinde bulunduğumuz şartlara alışmıştık ki birden sinemanın ses sisteminden gümbür gümbürbir anons yapıldı.

“Sinemamızda bulunan Abdulkadir ve Haluk Çapanoğlu kardeşler müdüriyete gelsinler.” Hani müdüriyete gelmeleri rica olunur filan şeklinde değil resmen emir veriyor. Bir suç mu işlemiştik neler oluyordu? Annem de şaşırmıştı. Çok korktum. Hayatımda hatırladığım iki korkudan birisi budur. İkincisi, Ankara’dan Kırklareli’ne giderken eşyalarımızı yüklediğimiz kamyonla İzmit’e geldiğimizde ilk defa denizi görmüştük. Ben 9, kardeşim 8 yaşında idik. Annem kamyonla birlikte vapura bineceğimizi söyleyince içimize bir korku düşmüştü. Vapur bizim kamyonu nasıl taşıyacaktı? Batma ihtimali var mıydı? Gece Üsküdar’dan arabalı vapura binmiştik. Bizden başka daha birçok aracın da vapura bindiğini görünce korkumuz biraz geçmişti ama kardeşimin “ Hadi inelim de vapurun kenarından denize bakalım önerisi ile tam kamyondan inmiştim kikaptanın çaldığı düdük sesi aklımı başımdan almıştı. O zamana kadar hiç vapur düdüğü duymamıştım. Aman Allah’ım ne sesti o.

Babaannem Esma Hanım her zamanki cebbar tavrı ile elimizden tutup “Gelin bakalım neden çağırıyorlar anlayalım” diyerek elimizden tutup birlikte müdüriyete doğru yürüyorduk ki babamla karşılaştık. O yıllarda Muhlise Halamın (Bekir Çapanoğlu eşi) oğlu rahmetli Nejat ağabeyim Yerköy de Avukatlık yapıyordu. Bir keşif için kendi jipi ile Yozgat’a gelmiş. Bir sürede onlarda kalalım düşüncesi ile bizi Yerköy’e götürmek istemiş. Filmimiz yarım kaldı, babam annem ve biz iki kardeş jipe bindik Yerköy’e doğru yola koyulduk. Benden bir yaş büyük olan kuzenim Celalettin Çapanoğlu da (Bekir Bey oğlu) bir uzun hava tutturdu “ Bu dünyanın dört bucağı köhne bir meyhanedir, giden gelmez, gelen bilmez bu dünya bir misafirhanedir aman.” Değerli kuzenimi 70.yaş gününü kutladığımız 16 Nisan 2014 gününden 34 gün sonra kaybettik. Allahın rahmeti üzerine olsun. Nur içinde yatsın.

Yazarın notu: Bu yazıyı onun vefatından önce yazmıştım. Okuyunca gülmüş ve “Neleri hatırlıyorsun” demişti.

06.02.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00