BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
251
Dün
:
4936
Toplam
:
13340896
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İSKOÇ HAVASI VE SALVADOR ALLENDE
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Salvador Allende Gossens, (D.26 Haziran1908, Valparaiso, Şili - Ö. 11 Eylül 1973Santiago, Şili), Güney Amerika “Şili” de iktidara gelmeden önce bir Yahudi tüccar Skoç viskisi satıyordu. Öyle güzel satıyordu ki “Skoç viskisi Skoç havasıyla içilir” reklamı ile teneke kutulara bastığı havayı da beraberinde satıyordu. Skoç viskisini skoç havası koklayarak içmek isteyen saftirik Şili halkı da bu içi hava dolu tenekeleri bidolu para vererek aldılar.Allende iktidara gelince bu ve bunun gibi soytarılıklara son verdi.

Bunu neden anlattım?Yunanistan’da yapılan erken genel seçimlerde, henüz 16 yaşında bir lise öğrencisiyken tarihe “Önlük Hareketi” diye geçen öğrenci direnişinin önderlerinden olan AleksisÇipras’ın liderliğindeki Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA)nınbüyük bir zafer kazandığını duyunca aklıma geldi.

Vahşi Kapitalizm, son yıllarda bizde de televizyonlarda değişik zayıflama aletleri, ilaçları, bitkileri, suları, hatta ayakkabıları, çamaşırları, titreyen korseler furyası aldı başını gidiyor. Daha öncede bal satışları furyası vardı. Çok vatandaşımız bundan çok zarar gördü. Maddi zarar görenlerin yanında sağlıkları tehlikeye girenler oldu. Dayı’mın nabız sayısı epey düşünce Çapa Hastanesinde kalp pili takıldı. Muayene sırasında doktorların ilk sorusu “televizyonlarda satılan baldan yediniz mi” olmuş. O baldan alıp yiyenlerin birçoğu kalp rahatsızlığı ve şeker koması ile hastanelere koşmuşlar. Bu reklamlar saniye ile satılan ve çok para tutan reklamlar. Bunları satanlar demek ki bu paraları kazanıyorlar. Bu reklamlara inanarak bunları alanlar bir faydasını görüyor mu acaba?Bilemem! Yorum sizin.Hele bir seferinde uyanığın birisi 20 liraya “Röntgen Gözlüğü” satıyorum diyerek verdiği banka hesabında yüz binleri götürmüştü. 20 TL. Karşılığında gönderdiği şey iki delikli ve ortasına renkli bir tüy takılmış karton parçasıydı. Şimdi daha da kötü şeyler üç otuz paraya satılıyor. Kameralı saatler, kameralı dolma kalemler, kameralı çakmaklar. Özel hayatımızın gizliliği diye bir şey kalmadı. Kimin yanında nasıl konuşacağımızı şaşırır hale geldik. Bu yetmezmiş gibi birde kızıl ötesi termal dürbünler satılıyor. Karşı apartmanda oturan kötü niyetli, ahlaksız, sapık kişi, duvarların ötesinde evimizde ne yaptığımızı gözetleyecek. Ve yolda giderken durdurup GBT kontrolü yapan devletimiz bunlarla ilgili hiçbir yasal düzenleme getirmiyor.

Ülkesinde bu soytarılıklara son veren Salvador Allende Gossens kimdi?

Şili’li devlet adamı ve batılı devletlerde serbest seçimle iktidara gelen ilk Marksist devlet başkanıydı. Ne var ki işçi sınıfının egemenliğinde bir cumhuriyet kurma amacını gerçekleştiremedi. Göreve başladıktan üç yıl sonra askerler, onun başkanlığını sürdürdüğü sosyalist iktidarı bir darbe ile ortadan kaldırdı
Burjuva bir ailenin oğlu olan Allende, liseyi bitirdikten sonra doğduğu kent olan Valparaiso´da tıp eğitimi gördü. Solcu politik gruplarda çalışarak kısa zamanda öğrenci liderliğine yükseldi. DiktatörCarlos İbanez´e karşı mücadelesinden dolayı tutuklandı ve 1932´de tıp diplomasını aldıktan sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. Bir yıl sonra tanınmış birkaç solcuyla birlikte Komünist Parti´nin Marksist alternatifi olarak gördüğü PartidoSocialista´yı (Sosyalist Parti) kurdu.

1937´den başlayarak milletvekili, 1967´den sonrada Senato Başkanı olan Allende,oyların mutlak çoğunluğunu (% 36,3´ü) kazandı. Altı hafta sonra hedefine ulaşarak Başkanlık Sarayı'na taşındı. Demokratik hukuk devleti, ayrıca parti, toplantı ve basın özgürlüğünden yana tavrıyla Hükümetteki “Hıristiyan Demokrat Partisi´nin oylarını da almıştı.

Allende, Şili´yi sosyalist bir topluma yani İşçi Sınıfının Cumhuriyeti´ne dönüştürmek istedi. Mallara el koyarak ve mülkü dağıtarak büyük sosyal farklılıklara karşı savaştı.15 yaşından küçük çocuklara, gebe ve emziren annelere parasız olarak günde yarım litre süt dağıttı. En düşük gelirleri üçte iki oranında yükseltti, buna karşılık devlet memurlarının ücretlerine bir üst sınır koydu.
Hemen tümüyle ABD´lilere ait olan bakır madenlerini ve yabancı işletmeleri devletleştirdi. 1970 Kasımında Küba ile diplomatik ilişkilerin yeniden kurması, ABD ile ayrıca bir sürtüşme nedeni oldu.
Her ülkede hainler ve satılmışlar oluyor. Allende'nin sosyal ve politik girişimlerinin başlangıçtaki başarılarına karşın bir yıl önce devletleştirmeyi oybirliğiyle kabul etmiş olan muhafazakârmuhalefet, ABD´nin baskısıyla 1972 Şubat´ında danışma koşulunu koydu ve Allende bundan sonraki devletleştirme işlemlerinde Parlamentonun iznini almak zorunda kaldığından politikasını sürdüremedi.

1973 Ağustos´unun sonunda Allende tarafından silahlı kuvvetlerin başkomutanlığına getirilen General AugustoPinochet ülkenin karışık durumundan yararlanarak 11 Eylül 1973 tarihinde bir darbe girişiminde bulundu. Bunu yaparken CIA'in yoğun desteğini gördü.Başkanlık Sarayı'na yapılan saldırılar sırasında Salvador Allende ‘ye teslim olması çağrısı yapıldı, fakat o askerlere teslim olmayı reddetti ve intihar etti.Kısa bir süre sonra, darbeciler, Allende'nin intihar ettiğini duyurdu. Resmi duyuruda otomatik tüfek ile intihar ettiğini ilan ettiler. Ölümünden önce, Fidel Castro'nun kendisine hediye ettiği ve elinde tuttuğu AK-47 marka silah ile birkaç kez fotoğraflanmıştı. Allende, bu silahla ölü bulundu.

Ölümünden sonra Pinochet anayasayı geçersiz kılarak askeri bir diktatörlük kurdu.
Yazımı sabırla sonuna kadar okuduysanız, Allende ileAleksisÇipras’ın ortak yönleri de dikkatinizden kaçmamıştır.Dilerim komşumuz Yunanistan’da böyle şeyler olmaz, AleksisÇipraz aynı akıbete uğramaz. Önce Yunanistan daha sonra da onu örnek alandiğer komşu ülkeler, siyasal ve ekonomik olarak istikrara kavuşurlar.

28.01.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00