BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
201
Dün
:
4633
Toplam
:
14638209
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İSKOÇ HAVASI VE SALVADOR ALLENDE
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Salvador Allende Gossens, (D.26 Haziran1908, Valparaiso, Şili - Ö. 11 Eylül 1973Santiago, Şili), Güney Amerika “Şili” de iktidara gelmeden önce bir Yahudi tüccar Skoç viskisi satıyordu. Öyle güzel satıyordu ki “Skoç viskisi Skoç havasıyla içilir” reklamı ile teneke kutulara bastığı havayı da beraberinde satıyordu. Skoç viskisini skoç havası koklayarak içmek isteyen saftirik Şili halkı da bu içi hava dolu tenekeleri bidolu para vererek aldılar.Allende iktidara gelince bu ve bunun gibi soytarılıklara son verdi.

Bunu neden anlattım?Yunanistan’da yapılan erken genel seçimlerde, henüz 16 yaşında bir lise öğrencisiyken tarihe “Önlük Hareketi” diye geçen öğrenci direnişinin önderlerinden olan AleksisÇipras’ın liderliğindeki Radikal Sol Koalisyon (SYRİZA)nınbüyük bir zafer kazandığını duyunca aklıma geldi.

Vahşi Kapitalizm, son yıllarda bizde de televizyonlarda değişik zayıflama aletleri, ilaçları, bitkileri, suları, hatta ayakkabıları, çamaşırları, titreyen korseler furyası aldı başını gidiyor. Daha öncede bal satışları furyası vardı. Çok vatandaşımız bundan çok zarar gördü. Maddi zarar görenlerin yanında sağlıkları tehlikeye girenler oldu. Dayı’mın nabız sayısı epey düşünce Çapa Hastanesinde kalp pili takıldı. Muayene sırasında doktorların ilk sorusu “televizyonlarda satılan baldan yediniz mi” olmuş. O baldan alıp yiyenlerin birçoğu kalp rahatsızlığı ve şeker koması ile hastanelere koşmuşlar. Bu reklamlar saniye ile satılan ve çok para tutan reklamlar. Bunları satanlar demek ki bu paraları kazanıyorlar. Bu reklamlara inanarak bunları alanlar bir faydasını görüyor mu acaba?Bilemem! Yorum sizin.Hele bir seferinde uyanığın birisi 20 liraya “Röntgen Gözlüğü” satıyorum diyerek verdiği banka hesabında yüz binleri götürmüştü. 20 TL. Karşılığında gönderdiği şey iki delikli ve ortasına renkli bir tüy takılmış karton parçasıydı. Şimdi daha da kötü şeyler üç otuz paraya satılıyor. Kameralı saatler, kameralı dolma kalemler, kameralı çakmaklar. Özel hayatımızın gizliliği diye bir şey kalmadı. Kimin yanında nasıl konuşacağımızı şaşırır hale geldik. Bu yetmezmiş gibi birde kızıl ötesi termal dürbünler satılıyor. Karşı apartmanda oturan kötü niyetli, ahlaksız, sapık kişi, duvarların ötesinde evimizde ne yaptığımızı gözetleyecek. Ve yolda giderken durdurup GBT kontrolü yapan devletimiz bunlarla ilgili hiçbir yasal düzenleme getirmiyor.

Ülkesinde bu soytarılıklara son veren Salvador Allende Gossens kimdi?

Şili’li devlet adamı ve batılı devletlerde serbest seçimle iktidara gelen ilk Marksist devlet başkanıydı. Ne var ki işçi sınıfının egemenliğinde bir cumhuriyet kurma amacını gerçekleştiremedi. Göreve başladıktan üç yıl sonra askerler, onun başkanlığını sürdürdüğü sosyalist iktidarı bir darbe ile ortadan kaldırdı
Burjuva bir ailenin oğlu olan Allende, liseyi bitirdikten sonra doğduğu kent olan Valparaiso´da tıp eğitimi gördü. Solcu politik gruplarda çalışarak kısa zamanda öğrenci liderliğine yükseldi. DiktatörCarlos İbanez´e karşı mücadelesinden dolayı tutuklandı ve 1932´de tıp diplomasını aldıktan sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. Bir yıl sonra tanınmış birkaç solcuyla birlikte Komünist Parti´nin Marksist alternatifi olarak gördüğü PartidoSocialista´yı (Sosyalist Parti) kurdu.

1937´den başlayarak milletvekili, 1967´den sonrada Senato Başkanı olan Allende,oyların mutlak çoğunluğunu (% 36,3´ü) kazandı. Altı hafta sonra hedefine ulaşarak Başkanlık Sarayı'na taşındı. Demokratik hukuk devleti, ayrıca parti, toplantı ve basın özgürlüğünden yana tavrıyla Hükümetteki “Hıristiyan Demokrat Partisi´nin oylarını da almıştı.

Allende, Şili´yi sosyalist bir topluma yani İşçi Sınıfının Cumhuriyeti´ne dönüştürmek istedi. Mallara el koyarak ve mülkü dağıtarak büyük sosyal farklılıklara karşı savaştı.15 yaşından küçük çocuklara, gebe ve emziren annelere parasız olarak günde yarım litre süt dağıttı. En düşük gelirleri üçte iki oranında yükseltti, buna karşılık devlet memurlarının ücretlerine bir üst sınır koydu.
Hemen tümüyle ABD´lilere ait olan bakır madenlerini ve yabancı işletmeleri devletleştirdi. 1970 Kasımında Küba ile diplomatik ilişkilerin yeniden kurması, ABD ile ayrıca bir sürtüşme nedeni oldu.
Her ülkede hainler ve satılmışlar oluyor. Allende'nin sosyal ve politik girişimlerinin başlangıçtaki başarılarına karşın bir yıl önce devletleştirmeyi oybirliğiyle kabul etmiş olan muhafazakârmuhalefet, ABD´nin baskısıyla 1972 Şubat´ında danışma koşulunu koydu ve Allende bundan sonraki devletleştirme işlemlerinde Parlamentonun iznini almak zorunda kaldığından politikasını sürdüremedi.

1973 Ağustos´unun sonunda Allende tarafından silahlı kuvvetlerin başkomutanlığına getirilen General AugustoPinochet ülkenin karışık durumundan yararlanarak 11 Eylül 1973 tarihinde bir darbe girişiminde bulundu. Bunu yaparken CIA'in yoğun desteğini gördü.Başkanlık Sarayı'na yapılan saldırılar sırasında Salvador Allende ‘ye teslim olması çağrısı yapıldı, fakat o askerlere teslim olmayı reddetti ve intihar etti.Kısa bir süre sonra, darbeciler, Allende'nin intihar ettiğini duyurdu. Resmi duyuruda otomatik tüfek ile intihar ettiğini ilan ettiler. Ölümünden önce, Fidel Castro'nun kendisine hediye ettiği ve elinde tuttuğu AK-47 marka silah ile birkaç kez fotoğraflanmıştı. Allende, bu silahla ölü bulundu.

Ölümünden sonra Pinochet anayasayı geçersiz kılarak askeri bir diktatörlük kurdu.
Yazımı sabırla sonuna kadar okuduysanız, Allende ileAleksisÇipras’ın ortak yönleri de dikkatinizden kaçmamıştır.Dilerim komşumuz Yunanistan’da böyle şeyler olmaz, AleksisÇipraz aynı akıbete uğramaz. Önce Yunanistan daha sonra da onu örnek alandiğer komşu ülkeler, siyasal ve ekonomik olarak istikrara kavuşurlar.

28.01.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00