BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
213
Dün
:
4633
Toplam
:
14611816
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
AL BODU’YUN HAYRINI GÖR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Önceki bir yazımızda “Bir Yiğit Beyzade Çapanoğlu Halit Bey’i” anlatmaya çalışmış ve bir güreş olayından kısaca bahsetmiştik. Kaynak kişiler Yozgat’ın Saray Köyü’nden 1918 doğumlu Süleyman Arslaner ve 1928 doğumlu Cemil Kılıçaslandır. Bana nakleden kişi; Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü koro müdürü sevgili kardeşim Habib Coşkunsoy. Habib kardeşim, Yozgat folkloru konusunda bir hazine, bir derya. (bkz. Önceki yazılarımdan “iki kitap üç insan ve Ceritzade Hüsnü Efendi ağıtı.”). Arama motoru Google’a ismini yazarsanız bugüne kadar neler yaptığı görürsünüz. İnşallah önümüzdeki günlerde de yine arka arkaya yayınlayacağı kitapları kütüphanemize kazanacağız. Bu kitapların orijinal kopyaları bende. Habib kardeşim, böyle yüreği insan sevgisi, Yozgat sevgisi dolu hümanist bir insan. Yolu açık olsun.

Buyurun olayın gerçek hikâyesine. Kayseri Beylerinden birisi Çapanoğlu Halit Bey’i düğününe davet eder. O zamanki düğünler hele bir bey’in düğünü ise günlerce sürer çeşitli eğlenceler tertip edilirdi. (Dayım Yaşar Cerit’in düğünü sekiz gün sürmüştü. Bkz. Yozgat’ta bir düğün hikâyesi) Günlerce süren bu düğünler bizim çocukluk yıllarımıza kadarda sürdü geldi. Zaman içinde köylerden kente göçler ve büyük ailelerin yavaş yavaş ortadan kalkması ile bu göreneğimizde yok olup gitti.

Kayseri Bey’inin düğün davetine Halit Bey de, adet olduğu üzere ciritçileri ve güreşçileri ile birlikte icabet eder. Kendiside iyi ata binen ve cirit ustası olan Halit Bey’in ciritcileri, göz doldurup takdir edilirler. Aksilik buya götürdüğü güreşçilerin hepsi birer birer yenilirler. Kayserili Bey’in “Bodu” isminde babayiğit bir güreşçisi vardır ve karşısına çıkanın dakkada göbeğini güne getirmektedir.

Halit Bey’in keyfi kaçmış, üzüntüsü yüzünden belli olmaktadır. Yanındaki adamlarından birisi olan Hacı Hüseyin Onbaşının “Beyim, şu bizim Saraylı’yı da (Yozgat’ın Saray köyü) güreşe soksak” teklifine “ o adam pehlivan mı” diye sorar. Hüseyin Onbaşı,” Beyim, bilemem ama davul zurna çaldığından buyana yerinde duramıyor” diye cevap verince “Güreşmek istiyorsa çıksın güreşsin” der.

Saraylı Üseb (doğrusu Osep), çıkar ve doğrudan Kayserili Bey’in güreşçisine gider. Pehlivan Bodu, karşısına çıkan herkesi yenmenin kasıntısı ile Saraylı’ya sıkı bir elense çeker. Saraylı da aynı sertlikle cevap verir. Kısa süren bir güreşten sonra da Bodu’yu havaya kaldırıp öyle bir savurup atar ki adamcağızın poturu(*) Saraylının elinde kalır. O da poturu götürüp Kayserili Bey’in önüne bırakır. Bırakırken de “ Al Bodu’yun hayrını gör” der.

Gördüğü manzara karşısında Halit Bey’in keyfi yerine gelir. Birden ayağa kalkar, güreşçinin yanına gider kucaklayıp bir maşallah çeker. Yerine döndüğünde Hüseyin Onbaşı “Beyim maşallah çektiniz ama bizim Saraylı Üseb (Osep), Ermeni ” der. Bu arada “Halit Bey’in pehlivanı da Ermeniymiş fısıltıları kulağına gelince hepsine birden “ Babayiğit olsunda Ermeni olsun” diye cevap verir.
Derler ki; mahalli bir deyim olan “Al Bodu’yun hayrını gör” deyimi buradan gelmiştir.

İşte Halit Bey’in Ermeni güreşçisi olayının hikâyesi ve bir Yozgat deyimi.

(*)POTUR; Dizkapağına kadar geniş olarak inen ve alt kısmı dar bir çeşit pantolon. Güreşçilerin giydiği manda gönünden yapılan kispet.

16.01.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00