BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
180
Dün
:
4633
Toplam
:
14025232
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
capanoglukadir@yahoo.com.tr
İyi ata binen, iyi cirit oynayan, güreş sporuna çok meraklı babayiğit bir insandı Halit Bey. At sevgisinin ta çocukluğundan geldiği, gündüzleri her arandığında, geceleri sık sık yatağından kalkıp kaybolduğunda, ahırda atların yanında otururken bulunduğu söylenirdi. Bu duruma alışkın olan aile bir seferinde onu at üstünde uyurken bulmuşlardı. Çevre illerde düzenlenen cirit oyunlarına ve güreş müsabakalarına da mutlaka adamları ile birlikte katılırdı. Gittikleri bir güreş müsabakasında güreşçileri yenilirler. Halit Bey’in üzüntüsü yüzünden belli olur. Adamlarından birisi “ beyim, bizim adamlardan Ermeni filancayı da güreşe soksak” teklifine “ o adam pehlivan mı” diye sorar. Adam,” bilemem ama davul zurna çaldığından beri yerinde duramıyor” diye cevap verince “güreşmek istiyorsa çıksın güreşsin” der. Ermeni meydana çıkar ve güreşçilerin en babayiğidi ile güreş tutup onu yenince Halit Bey’in keyfi yerine gelir. Ama etraftan Halit Bey’in pehlivanı da Ermeni imiş sataşmaları kulağına gelince onlara cevap olarak “ babayiğit olsunda isterse Ermeni olsun” demiştir.



Vezir Mehmet Celalettin paşanın torunu olan kardeşlerin en büyüğü olan Edip Bey; sırası ile Arapkir, İskilip, Sungurlu, Akdağmadeni, Keskin, Osmancık, Akşehir, Zile de kaymakamlık, Kayseri, Dersim, Çorum, Yozgat, Nâblus, İçel ve tekrar Yozgat’ta Mutasarrıflık yapmıştır. Emekli olduktan sonra Yozgat’taki konağına yerleşir. Kardeşi Celal Beyle birlikte Yozgat’ta önce İttihat ve Terakki partisinin kurucusudurlar. Daha sonra bu partide gördükleri olumsuzluklar üzerine ayrılırlar. Yozgat Müdafaa-ı Hukuk cemiyetinin de kurucusudurlar. Edip Bey iyi yetişmiş şair ruhlu bir insandır. Edip Bey divanı isminde bir şiir kitabı da vardır.
İkinci ağabey Celal Bey; Mekke, Tokat, Afyon, Amasya mutasarrıflıklarında bulunmuştur. Ağabeyi Edip Bey gibi iyi yetişmiş, dirayetli, bilgili, görgülü bir devlet adamıdır. O da emekli olup Yozgat’taki konağına yerleşir. Celal Beyinde bir şiir divanı vardır. Hatıralarını kaleme aldığı defteri dokuzuncu göbekten Çapanoğlu ve aynı zamanda kız kardeşi Fitnat hanımın da torunu olan Abdülkadir Çapanoğlu’nun (ben) kütüphanesinde korunmaktadır.

Kendisinden küçük kardeşi Salih Bey; Kardeşlerin en küçüğüdür. Ağabeyleri gibi dirayetli, bilgili, devlet tecrübesi olan ve ağır ceza reisliğinden emekli bir kimsedir. O da emekli olunca Yozgat’a yerleşir.
Bu sırada Yenihan da (Yıldızeli) Postacı Nazım isyanını bastırmakla görevlendirilen Kılıç Ali 1 Haziran 1920 günü Yozgat’a gelir. Bu sırada babası vaktiyle Edip ve Celal Bey’lerin babaları Çapanoğlu Hacı Osman Bey’in hizmetkârı Çerkez Kölemenlerinden Bekir ağanın oğlu olan Mehmet Hulusi Efendi(Akyol), Yozgat Müftüsüdür. Edip ve Celal Bey kardeşlere aralarındaki husumetten dolayı kin beslemektedir. Kılıç Ali’yi Çapanoğulları aleyhinde doldurur. Bir şeyden haberi olmayan Kılıç Ali, Çapanoğullarını cezalandırmak ister ve Kuvay-ı Milliye için Edip ve Celal beylerden 500 er altın iane vermelerini talep eder.

Kılıç Ali, Edip ve Celal beylerden ret cevabı alınca Çapanoğullarını konaklarında göz hapsine aldırarak kapılarına nöbetçiler diker. Bu askerler gereği kadar disiplinli olmadıklarından, evdeki hanımlara genç kızlara sözlü tacizde bulunmaya başlarlar. Bu olayı Avni Doğan Bey, Kurtuluş, Kuruluş ve Sonrası isimli kitabında bakınız nasıl anlatıyor; “Kılıç Ali’nin gönüllüleri (bu cümleyi dikkatinize sunuyorum) kim bilir kimin tahriki ile Celal ve Edip beylerin konakları önünde bağırıp çağırmaya ve sövüp saymaya başlarlar.” İki kardeş Edip ve Celal Beyler, yapılan bu ahlaksız taciz ve tahrik sonucu gururlarına yediremeyip kardeşleri Salih Bey ile akrabaları Vasıf Bey’i, büyük dedem Mahmut Celalettin Bey ve oğlu dedem Muhlis Bey’leri de alıp o gece Yozgat’tan ayrılıp Köhne’ye (Sorgun) giderler.

Durumu haber alan Arapseyf nahiyesinde ki kardeşleri Halit Bey, 300 silahlı adamı ile Yozgat’ı basacağını Kılıç Aliye bildirince zoru gören Kılıç Ali Boğazlıyan’a çekilir. Bu arada yukarıda adı geçen Yozgat Müftüsü Mehmet Hulusi Efendi (Akyol) başta olmak üzere Yozgat’ta söz sahibi olmak isteyen bazı kişilerin gizli birliktelikler ve desiseler ile giderek artan tahriklerine Ankara Hükümetinin ilk başlardaki zafiyeti de dâhil olmak üzere, Anadolu’nun bu bölgesini ve Çapanoğullarını iyi tanıyamayan bazı komutanların da sorumsuzlukları, basiretsizlikleri, bilgisizlikleri eklenince iletişim kopukluğundan da kaynaklanan olaylar sonucu Çapanoğulları ailesi yalnız bırakılarak, bir başkaldırıya adeta itilirler.

23 Haziran 1920 günü Çerkez Etem 70 subay,1200 piyade,1300 atlı,4 adet kuvvetli dağ topu,1 adet sahra topu,8 adet makineli tüfek’ten mürekkep ordusu ile Yozgat’ı basar. Beyleri Yozgat’ta bulamayan Ethem 2000 kişilik bir kuvvetle peşlerine düşer. Alaca’ya vardığında kasabayı önce top ateşi ile bir güzel döver sonra bir süvari hücumuyla bir uçtan bir uca geçer. Çapanoğulları, Aynacıoğulları ve Deli Ömer çetesi ile yaptıkları iki saatlik çatışmada Çapanoğlu Beylerini ele geçiremez. Öğleye kadar süren kanlı çarpışma sonunda Çapanoğulları, 300 civarında kayıp verirler.

Alaca dönüşü tekrar toparlanan Çapanoğulları ile Arapseyf boğazında daha kanlı bir çarpışma olur. Bu çarpışma tam dört saat sürer. Olayı yaşayanlar; “Halit Bey çok yiğitti, her an kavganın ortasındaydı, altındaki atlar vuruldukça yorulmadan yılmadan dövüştü üç kere at değiştirdi” diye anlatırlardı. Her iki taraftan ölen sayısı 2000 kadardır. Çarpışmada canlarını kurtarabilen beyler, kaçıp Uzunyayla (Pınarbaşı) Çerkezlerine sığınmışlar onlar da Ethem’e karşı durarak kendilerine sığınan misafirlerini teslim etmeyeceklerini bildirmişlerdir (27 Haziran 1920).

Yiğit Halit Bey’in makûs talihi de bundan sonra başlar. Uzunyayla’ya (Kayseri/Pınarbaşı) sığınan beyler 1921 yılına kadar burada kaldılar. Eşleri ve çocukları Yozgat’ta Çerkez Etem’in yakıp yıkıp talan ettiği konaklardan arta kalanlarda yaşamlarını sürdürmeye devam ettiler.

Halit Bey çiftçilikle uğraşırdı, bu yüzden Arapseyf’de bıraktığı eşinin ve çocuklarının durumunu merak etmektedir. Aziziye de (Kayseri/Pınarbaşı) kaldığı günler endişe içinde geçmektedir. Huzursuzluğu had safhaya gelince ağabeylerine Arapseyf’e gitmek istediğini söyler. Onlar da yolların çok tehlikeli olduğunu söyleyerek vazgeçirmeye çalışsalar da sabırsızlanan Halit Bey, bir gece kardeşlerine haber vermeden, bindiği atın ayaklarına keçe sarıp gizlice kaçar. Kimseye görünmeden Yozgat Karatepe çiftliğindeki evine gelmeyi başarır. Ancak, bu topraklar çok hain yetiştirmiştir. Fırsattan istifade topraklarına göz diken Kambur Halil isimli bir köylü ihbar edince evi sarılır ve yakalanır. Oradan Arapseyf’deki evine getirilir. Muhtar Ali Kâhya’nın muhtarlık odasında ailesi ile bir süre görüşür.

Götürülmek için dışarı çıkarılan Halit Bey, kendisi ile birlikte dışarı çıkan ve avlunun bir köşesinde ağlaşan karısı, bacısı ve çocuklarını tek tek kucakladıktan sonra şöyle söyler; ”Adımız mahşere kadar yaşasın inşallah. Her “Çapanoğlu Halit” adını duyduğunda düşmanlarımızın ödü yarılsın, benzi sararsın, dostlarımızın yüreği genişlesin, şaduman olsun” der. Küçük oğlu Arslan’ı son bir defa daha kucaklayıp öptükten sonra, “Hadi oğlum, sizi Allah’a emanet ediyorum, sen Çapanoğlu Halit Beyin oğlusun Allah’tan başka hiçbir şeyden korkma. Korkma emi oğlum”der. Sonra bacısı Fitnat Hanıma (benim büyük babaannem) “Hakkını helal et bacı, gidip de dönmemek var. Çocuklarım ve anaları önce Allah’a sonra sana emanet” diyerek vedalaşır. Halit Bey, avlunun bir köşesinde ağlayan karısı Şerife Hanımdan tarafa döner, yutkunarak, sadece “Hakkınızı helal edin” diyebilir. Jandarmalara doğru yürür, kelepçeye kollarını uzatır…

Fitnat Hanım, yüreğinden kopup gelen bir ağıda başlar “Alay alay köyümüze geldiler/Her taraftan hanemizi sardılar/Ağ konağı ateşlere verdiler/Seyret yüce dağdan gör Çapanoğlu”.

Küçük oğlu Arslan; “Baba beni bırakma!” diye bağırarak gittikçe uzaklaşan babasının arkasından koşmaya çalışırsa da Şerife Hanım peşinden atılır, varıp yakalar, yerlerde debelenen oğlunu, kucağına alıp getirir.

Tutuklanan Halit Bey, İstiklal mahkemesinde yargılanmak üzere Amasya’ya götürülür. Amasya da iken adam öldürmekten tutuklu Amasya’nın Eraslan köyünden Kara Tahsin Ağa ile hapiste kader birliği yaparlar. Tahsin ağaya “Bunlar beni asacaklar biliyorum. Buradan çıktığında ailemi ziyaret etmeni ve onlara benim eğilmeden bükülmeden mahpusta kaderimi beklediğimi söylemeni istiyorum” der. Yargılanıp orada idam edilir (13 Haziran 1921). Hapislik cezası biten Kara Tahsin ağa doğruca Arapseyf’e gelir misafir olur, Halit Bey’in mesajını iletir. Ablası Fitnat Hanım üç kere Amasya’ya ziyarete gider ama cenazesini almaya korkudan kimse gidemez. Çok araştırmamıza rağmen mezarını maalesef bulamadık.

Uzunyayla’ya sığınan beyler 1921 yılına kadar burada kaldılar. Daha sonra Atatürk her gün imza atmaları şartı ile memleketlerin dönmelerine izin verir. Çok kısa süren bu durum onları aileleri ile birlikte Ankara’ya çağırması ile sona erer. Üç ay kadar Ankara da bulabildikleri kira evlerinde ve hanlarda çok sıkıntılı günler geçirirler. Her daim devletine sadakatte kusur etmeyen Çapanoğullarının neden böyle bir başkaldırıya kalkıştıklarını dikkatlice araştıran Atatürk mecliste Yozgat milletvekili Süleyman Sırrı İçöz’ün meclis kürsüsünden Çapanoğullarını suçlayan bir sürü iftirada bulunmasından sonra kürsüye gelerek, “Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek başkaldırıya katılan Çapanoğullarını memleketlerine dönmemeleri şartıyla yargılatmadan affetmiştir. Başkaldırıdan bir sene sonra affa uğrayan beylerden Edip Bey’in Manisa’da, Celal Bey’in İstanbul’da, Salih Bey’in de Avukatlık yapmasına müsaade edilerek Kırıkkale’de ikametlerine izin verilmiştir.

Kambur Halil’e nemi oldu? Deli Hacı onu saklandığı yüklüğün dibinde buldu çıkardı. İşte korktuğu başına gelmişti.

“Buyurun ağam!”
“Gel bakalım Kambur Halil. Seninle biraz işimiz var.”
Üstümü başımı giyeyim ağalar.”

Yürü lan! Sıçarım şimdi senin üstüne başına!”
“Yürü pezevenk!”

Harman yerinde bekleyen Aynacıoğlu’nun önünde gelip durdular. Kambur Halil Ayakta zor duruyordu.
Aynacıoğlu sinirden köpürüyordu. Elindeki mavzeri doğrultup peş peşe tetiğe bastı.

“Bu şerefsizin leşini ibreti âlem için buradan kaldırmayın! Ağasına, beyine hıyanet edenin sonu böyle olur.” (Siyami Yozgat/ USAT/ Yozgat isyanının romanı sayfa 438-444 Kambur Halil’in nasıl sorgulandığını bu sayfalarda okuyabilirsiniz.)

Yukarda “Makûs Talih” dedik ya! Anadolu’nun kaderciliği tarif eden bir deyimi vardır “toprak çekti” derler. Ama yinede insan söylemeden edemiyor “ah ne olurdu sende ağabeylerin gibi biraz daha sabretseydin”.

01.01.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00