BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
5063
Toplam
:
13449493
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR ÇAPANOĞLU TORUNU, MEHMET SEFER ERONAT
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Hiç beklemediğimiz bir zamanda Kuşadası’nda vefat eden değerli kuzenim Mehmet Celalettin Çapanoğlu bir gece evinin balkonunda sohbet ederken içerden getirdiği bir kâğıdı bana uzattı. Kâğıtta bir şiir yazıyordu. Bu nedir diye sorduğumda; “Babam Bekir Çapanoğlu vefat ettiğinde kuzeni Sefer amcanın (Eronat) babam için yazdığı bir şiir. Bunu yıllardır saklarım, ikisi beraber büyümüşler. Babamın vefat ettiğini duyunca üzüntü ile bu şiiri yazmış. Sefer amca, babamın çok zeki olduğunu birlikte uyudukları geceler dersleri rüyasında tekrar ettiğini söylerdi” dedi…

Kimdi, Vezir Çapanoğlu Mehmet Celalettin Paşa’nın torunu Sefer Eronat?

Yozgat doğumludur. 1950'den önce tek partili dönemde 2 dönem Yozgat'ta Belediye Başkanlığı, 1957 ve 1960 yılları arası 11. Dönem Demokrat Parti Yozgat Milletvekilliği yapmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş, Niğde de Cumhuriyet Savcılığı, İzmir Çeşme de hâkimlik ve serbest avukatlık yapmıştır. Tek partili dönemde Yozgat Belediye başkanlığı yapar, iyi bir avukat olduğu gibi seçkin bir aile çocuğu ve reisidir, babası Kadızadeler ailesinden Kadı Osman Efendinin oğludur. Babası da kendisi gibi avukattır. Çalılı Köyü'nde üzüm bağları ve tarlaları vardır. Belediye başkanı olur olmaz kolları sıvar ve Yozgat'ı masaya yatırır. O günkü belediye meclisinin dışında akil insanlardan oluşan şehrin ileri gelenleri, esnaf, tüccar ve işadamlarını bir araya toplar. Düğün merasiminde, mevlit merasimlerinde ve arabaşı ziyafetlerinde kısacası halkın yoğun olduğu toplantılarda akil kişilerle Yozgat'ın geleceğine yönelik plan ve projeleri tartışır.

Yerköy bir kasaba hüviyetinde o zamanlar. Bir köyden ibaret. Treninin geçmesi ile Kırşehir ve Yozgat'ı birleştirerek Yerköy'ün il yapılması gündeme getiriliyor. Nedeni ise 1925 yılında treninin Yerköy'e gelmesi ve Yozgat merkezden olan göç. Bunu gören Yozgat Belediye Başkanı Sefer Eronat, bu olaya kendince önlemler almakta ve şehre kalıcı eserler yaparak göçü engellemeye gayret göstermektedir.

O günlerde Yozgat'ın nüfusu 7-8 bin kişi civarındadır. Küçük bir kasabayı andırmaktadır Yozgat.
İlk olarak, şimdiki spor salonunun ve Cumhuriyet Mektebinin bulunduğu yer, Anadolu Lisesi'nin bulunduğu yer ve İstiklal Lisesi'nin bulunduğu yerlerin tamamı mezarlıktır. Bu mezarlıkları Sarıtopraklık ve Yukarı Çatak Mahallesinde bulunan şimdiki yerlerine taşıyarak başlar işe. Saat Kulesi ve terminal arası yol sadece Lise binasının önünde tek şeritlidir. Güneyde şimdiki mevcut yolu birçok yerleri istimlâk ederek oluşturur.

Tarihi askerlik şubesi binasından başlayarak Endüstri Meslek Lisesi'ne doğru tek tip evler yaptırıyor. Valiliğin önü ve yeni yaptığı caddeye akasya ağaçlarıyla donatıyor. Doğaya da düşkün olan Eronat, tüm bunların yanında Çamlığın koruma altına alınmasını sağlıyor. O dönemde Büyük Camii üzerinde bulunan hayvan kesim yerini mezbahayı şehrin dışına Aşağı Kaynarca mevkiine çıkartıyor. Bununla birlikte gazhaneyi de şehir dışına çıkartıyor.

Göçü önlemek için yaptığı kalıcı eserler arasında Hükümet Binası, Er Eğitim alayı ve diğer resmi binalar yer almaktadır. Yerköy 1935'de nahiye, 1945'de de kaza olur. Yerköy'ün konumu tren istasyonuna o kadar elverişli ve kullanışlıdır ki İstanbul Erzurum hattının göbeğinde olması hasebiyle adeta yük indirme bindirme depo olarak kullanılmakta ve Yerköy'ün bir cazibe merkezi haline gelmesini sağlamakta.
Başkan Eronat, bu tehlikeyi de görerek Yozgat'ta tarım ve hayvancılık vazgeçilmez olduğu için bu alanlara daha çok önem verilmesi ve uygulanması için önlemler alır.

O dönemde Ramazan hatipleri Kayseri'den gelip dini bilgiler verirlermiş. Balta Nuri isminde halka irşat veren bir vaiz gelir Yozgat'a, "Yozgat'ı kurtarmak istiyorsanız, Yozgat'ın kenar mahallelerini, yukarı nohutlu, Keltepe, Kırıklı mevkii, E88'e inen vadinin çevresi olan cirit meydanı, Banderlioğlu mevkiilerini ve Katran deresine olan bölgeleri parselleyip halka bedava dağıtın. Şart olarak da herkes verilen arsalara bağ yapmasını isteyin" der. Bunun üzerine Başkan Eronat, tavsiyelere uyarak Belediye Meclisinden karar çıkartıp tellâliyeler ile halka duyuru yapar. 1 yıl içerisinde bağ evleri kurulur. İnsanlar bedava dağıtılan arsalarını alıp kar-kış demeden, dağ tepe demeden koyulurlar bağ evlerini yapmaya.

Su bulunmayan bölgelere ise insanlar omuzlarında kovalarla su çeker bağlarını yeşertmeye çalışırlarmış.
Bu konuyu Yılkı Atı romanı ile TRT Roman Başarı Ödülü (1971), Çelo romanı ile TDK Roman Ödülü (1973), Can Şenliği romanı ile Madaralı Roman Ödülü (1975) kazanan Abbas Sayar'da "Can şenliği" eserinde anlatır. Romanda, yaşlı bir köylü olan Hüseyin Ağa sıkıntılarını, yalnızlığını, bağında bekçilik ettiği Nail Bey'e anlattır ve Yozgat'ın bağlarını işler.

Eronat, zamanında kendisine göre iyi bir belediye başkanlığı yapmış, Yozgat'ı Yozgat yapan isimlerdendir. 1957'de milletvekili olan Eronat Yassıada'da yargılanmış, Kayseri cezaevinde yatmıştır. 1982 yılında da vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin Allah taksiratını affetsin. O günkü iradenin Kırşehir ile Yozgat'ı birleştirip Yerköy'ü vilayet yapma tehlikesini gören Eronat, ona göre önlemini almıştır. Yozgat'ın vilayetliğinin düşmemesi içi altyapıyı oluşturmuştur.

Rahmetli Sefer Bey, Televizyon dizilerinden tanıdığımız aktris Zeynep Eronat ve kardeşi Devlet Tiyatroları sanatçısı Miraç Eronat’ın da dedesidir.

Sefer Bey ile ilgili biri acı biri tatlı iki anıyı da sizlerle paylaşayım. Belediye reisliği yaptığı dönemlerde Yozgat’ta Müddeiumumî (savcı) olan zat’ın Çanakkale’ye tayini çıkar. Savcı bey kendince Yozgat gibi yoksul bir kentten daha mamur ve müreffeh olan bir batı şehrine gidecektir üstelik de tam kışın ortasında. Ama kılık kıyafeti buna pek uygun değildir. Çok samimi olduğu Sefer Bey’e şöyle bir teklifte bulunur; “Malum kışın ortasındayız. Yeni bir şehre gidiyorum ama benim paltom pek düzgün bir şey değil. Bir mahzuru yok ise kış boyunca paltonu bana ödünç verebilir misin?”

Yıl 1958. Babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’deyiz. Ben ortaokul birinci sınıftayım, kardeşim ilkokul beşinci sınıfta. Mahallemizde 1928 model Ford marka bir otomobil var. Camında ihtiyar cici yazıyor. Sahibi komşumuz kısa boylu, güler yüzlü, yaşlıca bir amca. Biz çocuklar amcayı kızdırmak için bu otomobili bazen tamponundan ağaca bağlıyoruz, bazen egzost borusuna mısır koçanı tıkıyoruz. Yaptığımız şakadan haberi olmayan amca arabayı çalıştırıp gitmek istiyor ama araba gidemiyor. Bizde uzaktan izliyor, gülüyoruz. Ne ayıp! Bir gün kardeşimle okul dönüşü önümüze çıktı. Biz selam verip savuşmak istiyoruz çünkü suçluyuz. Ama o tatlı tatlı gülerek önümüzü kesti “ben sizin akrabanızım” dedi. Şaşırdık, “nasıl akraba oluyoruz” dedik. “Ben Yozgat Milletvekili Sefer Bey’in makam şoförüydüm” dedi. Bizde akşam babama anlattık. Gülerek, “Allah selamet versin” dedi. Niğde’den ayrılana kadar bu amcayı hep akraba bildik.

İşte Sefer Bey’in kuzeni Bekir Çapanoğlu’nun ölümü üzerine 11.11.970 günü kaleme aldığı şiiri;

ACI

Sarı arslan yelesinden dağılan bir haşmet idi,
Çapanoğlu bu alaylarda geçen dehşet idi
Koşuşurken derebeyler bu ufuktan oraya,
Geceler yüz bin atlıyla sefer eyler Tuna’ya,

Kara bir gün batışından daha hüsranlı idi.
Ölümün tarihi yok, başta ve sonlarda dedi,
Bu zekâ bir günü andırdı hayatımda sönüp,
Kapanan hatıralardan iki dala süzülüp.

O, nasıl çarpılarak düştü bu korkunç yatağa,
Bakıyorum, heyelanmış gibi sandım bu dağa.
Akıyor içlenerek bu hayatın o vefasız yoluna,
Ve o küskün hayatın bu şekilde sonuna.

Ona bey derdi görenler, işinin başta eri.
Doğuşundan beri ekmekte katık oldu teri,
Didinir hak diyerek, toprağa bir nurdu eli,
Çalışırdı vatan onsun diye gördüm göreli.

Kurtaramazdı gözyaşlarımız, söndü bir ah…
Çekerek bağrımızın en gizli yerinden o sabah,
Onu bir gizli vuruşla sarıvermişti ölüm,
O’ ki bir dağda açan sarı bir gülmüş, gülüm.

Bekir’im bak, sana dünya dolu rahmet dilerim,
Bu, hazin gönlümüzün nağmelerinden duyulur,
Bu gidiş çokça tuhaftır, yeri kimden sorulur?
Bize bir başka teselli gibidir yâd ederiz.

Yolu kesmişti kader, yerde ve göklerde sağır.
Onsuzda bu cihan var dediler, hayli ağır,
Bu kader böyle yazılmış, bunu insan silemez.
Ve bu beyhude tazallüm, giden elbet gelemez.

Unutulmaz acıdır bu, içim hicran doludur,
Yola düşmüş gibi bir gölgesi var, dost yoludur,
Sevilen dost ve güler yüzlü, açık sözlü adam,
Sana binlerce dua, yine binlerce selam.

Kaynakça: Ahmet Büyüksoy/“Merhaba Yozgat Gazetesi’

05.12.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00