BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
251
Dün
:
4633
Toplam
:
14477101
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR ÇAPANOĞLU TORUNU, MEHMET SEFER ERONAT
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Hiç beklemediğimiz bir zamanda Kuşadası’nda vefat eden değerli kuzenim Mehmet Celalettin Çapanoğlu bir gece evinin balkonunda sohbet ederken içerden getirdiği bir kâğıdı bana uzattı. Kâğıtta bir şiir yazıyordu. Bu nedir diye sorduğumda; “Babam Bekir Çapanoğlu vefat ettiğinde kuzeni Sefer amcanın (Eronat) babam için yazdığı bir şiir. Bunu yıllardır saklarım, ikisi beraber büyümüşler. Babamın vefat ettiğini duyunca üzüntü ile bu şiiri yazmış. Sefer amca, babamın çok zeki olduğunu birlikte uyudukları geceler dersleri rüyasında tekrar ettiğini söylerdi” dedi…

Kimdi, Vezir Çapanoğlu Mehmet Celalettin Paşa’nın torunu Sefer Eronat?

Yozgat doğumludur. 1950'den önce tek partili dönemde 2 dönem Yozgat'ta Belediye Başkanlığı, 1957 ve 1960 yılları arası 11. Dönem Demokrat Parti Yozgat Milletvekilliği yapmıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş, Niğde de Cumhuriyet Savcılığı, İzmir Çeşme de hâkimlik ve serbest avukatlık yapmıştır. Tek partili dönemde Yozgat Belediye başkanlığı yapar, iyi bir avukat olduğu gibi seçkin bir aile çocuğu ve reisidir, babası Kadızadeler ailesinden Kadı Osman Efendinin oğludur. Babası da kendisi gibi avukattır. Çalılı Köyü'nde üzüm bağları ve tarlaları vardır. Belediye başkanı olur olmaz kolları sıvar ve Yozgat'ı masaya yatırır. O günkü belediye meclisinin dışında akil insanlardan oluşan şehrin ileri gelenleri, esnaf, tüccar ve işadamlarını bir araya toplar. Düğün merasiminde, mevlit merasimlerinde ve arabaşı ziyafetlerinde kısacası halkın yoğun olduğu toplantılarda akil kişilerle Yozgat'ın geleceğine yönelik plan ve projeleri tartışır.

Yerköy bir kasaba hüviyetinde o zamanlar. Bir köyden ibaret. Treninin geçmesi ile Kırşehir ve Yozgat'ı birleştirerek Yerköy'ün il yapılması gündeme getiriliyor. Nedeni ise 1925 yılında treninin Yerköy'e gelmesi ve Yozgat merkezden olan göç. Bunu gören Yozgat Belediye Başkanı Sefer Eronat, bu olaya kendince önlemler almakta ve şehre kalıcı eserler yaparak göçü engellemeye gayret göstermektedir.

O günlerde Yozgat'ın nüfusu 7-8 bin kişi civarındadır. Küçük bir kasabayı andırmaktadır Yozgat.
İlk olarak, şimdiki spor salonunun ve Cumhuriyet Mektebinin bulunduğu yer, Anadolu Lisesi'nin bulunduğu yer ve İstiklal Lisesi'nin bulunduğu yerlerin tamamı mezarlıktır. Bu mezarlıkları Sarıtopraklık ve Yukarı Çatak Mahallesinde bulunan şimdiki yerlerine taşıyarak başlar işe. Saat Kulesi ve terminal arası yol sadece Lise binasının önünde tek şeritlidir. Güneyde şimdiki mevcut yolu birçok yerleri istimlâk ederek oluşturur.

Tarihi askerlik şubesi binasından başlayarak Endüstri Meslek Lisesi'ne doğru tek tip evler yaptırıyor. Valiliğin önü ve yeni yaptığı caddeye akasya ağaçlarıyla donatıyor. Doğaya da düşkün olan Eronat, tüm bunların yanında Çamlığın koruma altına alınmasını sağlıyor. O dönemde Büyük Camii üzerinde bulunan hayvan kesim yerini mezbahayı şehrin dışına Aşağı Kaynarca mevkiine çıkartıyor. Bununla birlikte gazhaneyi de şehir dışına çıkartıyor.

Göçü önlemek için yaptığı kalıcı eserler arasında Hükümet Binası, Er Eğitim alayı ve diğer resmi binalar yer almaktadır. Yerköy 1935'de nahiye, 1945'de de kaza olur. Yerköy'ün konumu tren istasyonuna o kadar elverişli ve kullanışlıdır ki İstanbul Erzurum hattının göbeğinde olması hasebiyle adeta yük indirme bindirme depo olarak kullanılmakta ve Yerköy'ün bir cazibe merkezi haline gelmesini sağlamakta.
Başkan Eronat, bu tehlikeyi de görerek Yozgat'ta tarım ve hayvancılık vazgeçilmez olduğu için bu alanlara daha çok önem verilmesi ve uygulanması için önlemler alır.

O dönemde Ramazan hatipleri Kayseri'den gelip dini bilgiler verirlermiş. Balta Nuri isminde halka irşat veren bir vaiz gelir Yozgat'a, "Yozgat'ı kurtarmak istiyorsanız, Yozgat'ın kenar mahallelerini, yukarı nohutlu, Keltepe, Kırıklı mevkii, E88'e inen vadinin çevresi olan cirit meydanı, Banderlioğlu mevkiilerini ve Katran deresine olan bölgeleri parselleyip halka bedava dağıtın. Şart olarak da herkes verilen arsalara bağ yapmasını isteyin" der. Bunun üzerine Başkan Eronat, tavsiyelere uyarak Belediye Meclisinden karar çıkartıp tellâliyeler ile halka duyuru yapar. 1 yıl içerisinde bağ evleri kurulur. İnsanlar bedava dağıtılan arsalarını alıp kar-kış demeden, dağ tepe demeden koyulurlar bağ evlerini yapmaya.

Su bulunmayan bölgelere ise insanlar omuzlarında kovalarla su çeker bağlarını yeşertmeye çalışırlarmış.
Bu konuyu Yılkı Atı romanı ile TRT Roman Başarı Ödülü (1971), Çelo romanı ile TDK Roman Ödülü (1973), Can Şenliği romanı ile Madaralı Roman Ödülü (1975) kazanan Abbas Sayar'da "Can şenliği" eserinde anlatır. Romanda, yaşlı bir köylü olan Hüseyin Ağa sıkıntılarını, yalnızlığını, bağında bekçilik ettiği Nail Bey'e anlattır ve Yozgat'ın bağlarını işler.

Eronat, zamanında kendisine göre iyi bir belediye başkanlığı yapmış, Yozgat'ı Yozgat yapan isimlerdendir. 1957'de milletvekili olan Eronat Yassıada'da yargılanmış, Kayseri cezaevinde yatmıştır. 1982 yılında da vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin Allah taksiratını affetsin. O günkü iradenin Kırşehir ile Yozgat'ı birleştirip Yerköy'ü vilayet yapma tehlikesini gören Eronat, ona göre önlemini almıştır. Yozgat'ın vilayetliğinin düşmemesi içi altyapıyı oluşturmuştur.

Rahmetli Sefer Bey, Televizyon dizilerinden tanıdığımız aktris Zeynep Eronat ve kardeşi Devlet Tiyatroları sanatçısı Miraç Eronat’ın da dedesidir.

Sefer Bey ile ilgili biri acı biri tatlı iki anıyı da sizlerle paylaşayım. Belediye reisliği yaptığı dönemlerde Yozgat’ta Müddeiumumî (savcı) olan zat’ın Çanakkale’ye tayini çıkar. Savcı bey kendince Yozgat gibi yoksul bir kentten daha mamur ve müreffeh olan bir batı şehrine gidecektir üstelik de tam kışın ortasında. Ama kılık kıyafeti buna pek uygun değildir. Çok samimi olduğu Sefer Bey’e şöyle bir teklifte bulunur; “Malum kışın ortasındayız. Yeni bir şehre gidiyorum ama benim paltom pek düzgün bir şey değil. Bir mahzuru yok ise kış boyunca paltonu bana ödünç verebilir misin?”

Yıl 1958. Babamın memuriyeti dolayısıyla Niğde’deyiz. Ben ortaokul birinci sınıftayım, kardeşim ilkokul beşinci sınıfta. Mahallemizde 1928 model Ford marka bir otomobil var. Camında ihtiyar cici yazıyor. Sahibi komşumuz kısa boylu, güler yüzlü, yaşlıca bir amca. Biz çocuklar amcayı kızdırmak için bu otomobili bazen tamponundan ağaca bağlıyoruz, bazen egzost borusuna mısır koçanı tıkıyoruz. Yaptığımız şakadan haberi olmayan amca arabayı çalıştırıp gitmek istiyor ama araba gidemiyor. Bizde uzaktan izliyor, gülüyoruz. Ne ayıp! Bir gün kardeşimle okul dönüşü önümüze çıktı. Biz selam verip savuşmak istiyoruz çünkü suçluyuz. Ama o tatlı tatlı gülerek önümüzü kesti “ben sizin akrabanızım” dedi. Şaşırdık, “nasıl akraba oluyoruz” dedik. “Ben Yozgat Milletvekili Sefer Bey’in makam şoförüydüm” dedi. Bizde akşam babama anlattık. Gülerek, “Allah selamet versin” dedi. Niğde’den ayrılana kadar bu amcayı hep akraba bildik.

İşte Sefer Bey’in kuzeni Bekir Çapanoğlu’nun ölümü üzerine 11.11.970 günü kaleme aldığı şiiri;

ACI

Sarı arslan yelesinden dağılan bir haşmet idi,
Çapanoğlu bu alaylarda geçen dehşet idi
Koşuşurken derebeyler bu ufuktan oraya,
Geceler yüz bin atlıyla sefer eyler Tuna’ya,

Kara bir gün batışından daha hüsranlı idi.
Ölümün tarihi yok, başta ve sonlarda dedi,
Bu zekâ bir günü andırdı hayatımda sönüp,
Kapanan hatıralardan iki dala süzülüp.

O, nasıl çarpılarak düştü bu korkunç yatağa,
Bakıyorum, heyelanmış gibi sandım bu dağa.
Akıyor içlenerek bu hayatın o vefasız yoluna,
Ve o küskün hayatın bu şekilde sonuna.

Ona bey derdi görenler, işinin başta eri.
Doğuşundan beri ekmekte katık oldu teri,
Didinir hak diyerek, toprağa bir nurdu eli,
Çalışırdı vatan onsun diye gördüm göreli.

Kurtaramazdı gözyaşlarımız, söndü bir ah…
Çekerek bağrımızın en gizli yerinden o sabah,
Onu bir gizli vuruşla sarıvermişti ölüm,
O’ ki bir dağda açan sarı bir gülmüş, gülüm.

Bekir’im bak, sana dünya dolu rahmet dilerim,
Bu, hazin gönlümüzün nağmelerinden duyulur,
Bu gidiş çokça tuhaftır, yeri kimden sorulur?
Bize bir başka teselli gibidir yâd ederiz.

Yolu kesmişti kader, yerde ve göklerde sağır.
Onsuzda bu cihan var dediler, hayli ağır,
Bu kader böyle yazılmış, bunu insan silemez.
Ve bu beyhude tazallüm, giden elbet gelemez.

Unutulmaz acıdır bu, içim hicran doludur,
Yola düşmüş gibi bir gölgesi var, dost yoludur,
Sevilen dost ve güler yüzlü, açık sözlü adam,
Sana binlerce dua, yine binlerce selam.

Kaynakça: Ahmet Büyüksoy/“Merhaba Yozgat Gazetesi’

05.12.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00