BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
226
Dün
:
4633
Toplam
:
14933281
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
DELİBAŞOĞLU HAMZA BEY
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat’lı Delibaşoğulları’ndan Hamza Bey’in kardeşi rahatsızlanır. Doktorlar Yozgat’ta tedavi etmeye çalışırlarsa da mümkün olamaz. İstanbul’da Bakırköy’e Mazhar Osman Bey’e götürmesini tavsiye ederler.

Hamza Bey çaresiz kalmıştır. Kardeşini alıp İstanbul’a gelir. Bir otele yerleştikten sonra kardeşini hastaneye yatırmanın yollarını aramaya başlar. Başlar ama bütün çabasına karşın bir türlü hastaneye yatıramaz. Sıkıntı içinde çareler arar oraya buraya koşarken kendini zamanın en ünlü lokantası Abdullah’ın kapısında bulur. Sabahtan beri aç bilaç koşturmaktan acıktığının farkına varmamıştır.


Öğle yemeği için içeri girer ki bütün masalar dolu. Yorgun, bitkin ve bezgin bir halde sağa sola bakınırken bir kişinin tek başına yemek yediğini görüp o masaya yönelir. Yemeğini yemekte olan kişiyi selamünaleyküm diye selamlar. O’ da aleykümselâm diyerek mukabelede bulununca usulca masaya ilişir. Karşısında oturan kişinin iyi giyimli kerli ferli halinden bir İstanbul beyefendisi olduğu bellidir.

Hamza Bey, yerine yerleştikten ve bir nefes aldıktan sonra kahırlı bir ses tonu ile “Bu şehrin ne valisi var ne belediye başkanı, nede bir mesul kişisi” diye hafiften söylenmeye başlar.

Beyefendi ilgilenir “Bir sıkıntınız mı vardı?” diye sorar. Ona cevap vermeye çalışırken etrafına da bir göz atan Hamza Bey, lokantada yemek yiyen hemen herkesin göz ucuyla kendisine baktığını fark ederek içinden “ millet bu çoban da kim diye merak ediyor galiba” diye geçirir.

Beyefendiye, Yozgat’tan geldiğini kardeşinin hasta olduğunu. Yozgat’taki doktorların tedavi edemediklerini. Mazhar Osman’a yatırmak istediğini ama bir türlü yatıramadığını. Otel köşelerinde perişan olduklarını dilinin döndüğünce anlatmaya çalışır. Hamza Bey’in serzenişlerini sessizce dinleyen beyefendi cebinden çıkardığı kartvizitini Hamza Bey’e uzatır. Verirken de Mazhar Osman Bey’i tanıdığını bu kartvizit ile birlikte ona gitmesini, kendisine yardımcı olacağını söyler.

Hamza Bey ertesi günü kardeşini de alıp Mazhar Osman Bey’e gider epey uğraştıktan sonra kendisine ulaşır, elindeki kartviziti verir. Mazhar Bey kartı alır bakar şaşkınlıkla sorar “ sen vali beyi nereden tanıyorsun?”

Lokantadaki beyefendi, merhum Muhittin Üstündağ, 14 Temmuz 1928 – 4 Aralık 1938 tarihleri arasında İstanbul Valisi ve Belediye Başkanıdır.

29.11.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00