BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14638747
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
MUTLULUK 2
capanoglukadir@yahoo.com.tr
13 Kasım 2014 saat 14.50 de cep telefonum çaldı. Tanımadığım bir numara arıyordu açtım. Bir bayan sesi “Abdulkadir Bey’le mi görüşüyorum” diye sordu. Evet, efendim buyurun cevabım üzerine “efendim ben Emine Esencan, emekli Vali Turgut Başkaya’nın kızıyım, sizi gazetedeki rahmetli babamla ilgili yazınız için rahatsız ettim dedi. “Estağfurullah çok memnun oldum çok teşekkür ederim, çok naziksiniz” dedim.

“40 yıl sonra babamla ilgili böyle bir yazı hem beni hem de annemi çok duygulandırdı. Size mail göndererek teşekkür etmek istemiştim ama telefon ile teşekkür etmeyi daha uygun bulduk” dediler.

Ben de bu ince düşünceleri için teşekkür ederken önümde açık olan bilgisayarımdan hemen yazımı buldum. Evet, “Bir Vali” başlıklı ve 15.11. 2013 tarihli ve tesadüfe bakınız bundan tam bir sene önce yazdığım bir yazım ile rahmetli Turgut Bey’den bahsetmiş ve onun ne kadar değerli bir insan olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Emine Hanımefendi, “Yozgat Gazetesini aradım, oradaki beyefendiden sizin telefonunuzu aldım ve size böyle ulaştım dedi ve devam etti. Rahmetli babam bizi de kendisi gibi yetiştirdi. Ben ilkokul üçüncü sınıfa kadar Yozgat’ta okudum. Küçükken her çocuğa sordukları gibi bize de sorarlardı, anneni mi babanı mı daha çok seviyorsun? Ben her zaman şöyle cevap verirdim; önce Atatürk’ü sonra İsmet Paşa’yı sonra annemi babamı seviyorum.”

Karşılıklı çok duygusal ve biraz uzunca bir sohbetimiz oldu. Telefonu kapattıktan sonra karmakarışık duygular içinde uzunca bir süre pencereden dışarı bakarak düşündüm. Emine Hanımefendi benden birkaç yaş küçükmüş, yani aşağı yukarı aynı yaştayız. Biz yaştakiler, Türkiye’nin en güzel yıllarında Atatürk ve vatan sevgisi ile büyüdük ve yaşadık. Hem dini bayramlarımızı hem milli bayramlarımızı coşku içinde kutlardık. Mahallemizin Bekçi babalarından başlayarak Öğretmenlerimiz, Kaymakamlarımız, Valilerimiz, Cumhuriyetimizin koruyucusu Savcılarımız, Hâkimlerimiz hepsi ne değerli insanlardı. Onları sokakta oynarken gördüğümüzde oyunumuzu bırakır yanımızdan geçişlerini saygı ile beklerdik. İlim sahibi, icat sahibi olmak bunları dil, din, ırk, milliyet ayırımı yapmadan başkalarının da istifadesine sunmak ne güzel. Onların, bize armağan ettiği teknoloji araçlarını, gerektiği şekilde ve amacına uygun olarak kullanabilmek, paylaşabilmek ne güzel. Elektrik, telefon, bilgisayar gibi buluşlar yapmak için çocuklarımızı nerede hangi okullarda okutmalıyız? Bizim insanımız hayatta en hakiki yol göstericinin merdiven altındaki kuran kurslarında olmadığını ilim ve fen okunan okullarda olduğunu ne zaman öğrenecek. İçim sızlayarak bunları düşünürken Avrupa ülkeleri toplu bir proje ile dünyamızdan beş yüz milyon kilometre uzaktaki bir kuyruklu yıldıza çamaşır makinesi büyüklüğündeki bir araştırma aracını başarı ile indirmiş. Hem de 10 yıl süren uzun bir yolculuktan sonra. Dünya nefesini tutmuş bekliyormuş, bizim haberimiz bile yok. Televizyon açık kendi çalıp kendi söylüyor. Ben yine ecnebilerin icat ettiği önümdeki bilgisayardan öğreniyorum.

Değerli okurlar; âcizane yazılarıma yorum göndermek lütfunda ve zahmetinde bulunan başta değerli okurum Sayın Suzan hanımefendi olmak üzere tüm okurlarıma teşekkür ediyorum. Sizlerden gelen her yorum, her telefon beni bir yandan derecesiz mutlu ederken bir yandan da motive(özgüven, moral) ediyor. Her yorumunuza ayrı ayrı teşekkür etmek isterim ama buna maddeten imkân yok, ama biliniz ki her seferinde binlerce kere teşekkür ediyorum. Sağ olunuz, sağlıkla kalınız.

24.11.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00