BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
209
Dün
:
4633
Toplam
:
15018654
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
KADINLARA SEÇME SEÇİLME HAKKI VE MERHUM TAYFUR SÖKMEN’DEN BİR ANI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar 5 Kasım 1934 yılında yürürlüğe giren bir kanunla “kadınlara seçme ve seçilme hakkı” tanınmıştı. Benim bu yazımda o günün ehemmiyetine binaen hazırlanmıştı. Yüce Atatürk’ümüzün bulutlardaki görüntüsü ile ilgili iki yazım arka arkaya yayınlanmak zorunda kalınca bu yazımın yayını biraz gecikti.

5 Kasım günü bakalım ne etkinlik var diyerek oturduğumuz Ataköy’den eşimle birlikte Bakırköy Özgürlük Meydanına geldik. Meydan her zamanki gibiydi. Değişik semtlerden alışveriş ve gezmek için gelen yoğun kalabalık günün hay huyu içinde bir yönden öbür yöne dalgalanıp duruyordu.

Hatay’ın ilk Cumhurbaşkanı olan Tayfur Sökmen anlatıyordu;
“1934 yılının Kasım ayı başıydı. Atatürk ile Ankara Kız Lisesi'nde medeni bilgiler dersindeyiz.”

Atatürk öğrencilere bazı sorular soruyor, cevaplar alıyordu.
Hiç unutamam sıra, Nigar ve Müjgan isimli iki genç kıza gelmişti. Soru milletvekili seçimi üzerineydi. Kızlardan birisi;

-“Biz niçin milletvekili olamıyoruz” diye sordu.
Atatürk;
-“Vatandaşın başlıca hakkı ve görevi nedir?” Diye sordu.
Genç kız hemen şöyle cevap verdi:
-“En büyük hak seçim ve en büyük görev de askerliktir” dedi.
Atatürk;
-“Peki, size seçim hakkı verelim, ama askerlik de yapacaksınız” dedi.
Genç kız aynı ciddiyetle yanıt verdi;

-“Eğer beklenen bu ise, biraz geç kalmış olmuyor musunuz? Ulus Meydanındaki anıtta mermi taşıyan benim annemdir” dedi.

Evet, Ankara Ulus Meydanındaki Ankara Zafer Anıtı heykel gurubu içindeki mermi taşıyan kadın Kara Fatma Hanımdı. 1888 doğumlu olup subay olan eşi Derviş beyle birlikte Balkan savaşına katılmış, birinci dünya savaşında ailesinden katılanlarla birlikte Kafkas savaşında savaşmıştı. Eşi Ermeniler tarafından şehit edilince de yanındaki kadınlarla savaşlara katılmayı sürdürmüştü. Mustafa Kemal Paşa Erzurum’a geldiğinde onu çağırıp görüşür. O da Mustafa Kemal Paşa’dan yeni görevler ister. Oğlunun, kızının ve kardeşlerinin de bulunduğu 350 kişilik müfrezesi ile Sakarya ve Başkumandanlık muharebelerine katılır. Afyon savaşında Yunanlılara esir düşer, Kendi gayreti ile kurtulup tekrar cepheye döner. Rütbesi Üsteğmenliğe yükseltilir.

Ankara Zafer Anıtı ile ilgili kısa bir bilgi arz edeyim;
Ankara'nın Altındağ ilçesinin Ulus Meydanında, Milli Mücadele kahramanlarının anısına Yenigün Gazetesi öncülüğünde Türk halkı tarafından cumhuriyetin ilk yıllarında yaptırılmıştır.
“Yenigün” adıyla da bilinen anıt, Anıtkabir inşa edilinceye kadar, Ankara’nın devlet merasimlerinin yapıldığı resmi olmayan simgesi olarak işlev görmüştür.

Türk Hükümetince açılan uluslararası yarışmada birinci olan Avusturyalı sanatçı Heinrich Krippel'e 1925 yılında sipariş edilen heykel, sanatçının Türkiye'de sipariş edilen en kapsamlı çalışmasıdır.
Eser, Viyana'da Birleşik Maden İşletmelerinde döktürüldü ve 24 Kasım 1927 tarihinde Ulus Meydanı'ndaki Sümerbank Genel Müdürlük Binası önüne yerleştirildi. Açılışını, Meclis Başkanı Kazım Paşa yaptı. Başbakan İsmet Paşa’nın da katıldığı törende baş konuşmacı, projeye önayak olan Yunus Nadi idi. Anıt, daha sonra meydan genişletme çalışmaları sırasında ilk yeri değiştirilerek bugünkü yerine taşınmıştır.

Atatürk, anıtta asker kıyafetleri içinde, adını zafer kazanılan savaşın yapıldığı meydandan alan “Sakarya” isimli atının üzerinde gösterilmiştir. Başkumandan, at üzerinde hücuma geçmiş bir asker olarak geleneksel pozda değil; ileriyi gören bir önder olarak canlandırılır.

Kaide üzerindeki kabartmalarda Türk halkının kökeni, kazandığı Kurtuluş Savaşı, Atatürk'ün Ankara'ya gelişi gibi konular anlatılmıştır. Anıtın dört yanına taş kaideler üzerine bronz dökümden üç figür bulunur. Bunların ikisi ülkesini koruyan ve gözeten Mehmetçiği, diğer biri ise Türk kadınını, halk arasında ulusal dayanışma kahramanı Kara Fatma olarak bilinen mermi taşıyan kadın anayı simgeler. Bu karakterler halkın Kurtuluş Savaşı sırasındaki milli birliğini ve dayanışmasını temsil etmektedir.

Kaide üzerinde yer alan ve anıtı izah eden dört kitabe, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna ilişkin askeri ve siyasi koşulları hatırlatır. Kaideyi çeviren kuşak üzerinde Atatürk'ün şu vecizesi alıntılanmıştır:
"Türk Milleti, muzaffer istihlâs ve istiklâl cidalini ve muazzam asrî inkılâplarını, en mânidar bir remz ile, en iyi ifade edebilecek şekli, yukarki hakiki timsalde bulur. Başkumandan Gazi Mustafa Kemal"
Kaidenin ön tarafında Namık Kemal'in Vatan Mersiyesi’nden Atatürk'ün hafifçe değiştirerek alıntıladığı bir satır yer alır: "Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."

Sağ tarafında ''Düşman ordusunu vatanın harimi ismetinde boğarak, behemehâl naili halâs ve istiklâl olacağız. 6 Ağustos 1919" vecizesi; sol tarafında "Düşmanın anâsırı asliyesi imha edilmiştir. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri. 1 Eylül 1922." hitabı bulunmaktadır.

Gelelim yazımızın asıl konusuna; 5 Kasım 1934 yılında yürürlüğe giren bir kanunla “kadınlara seçme ve seçilme hakkı” tanınmıştır.

Fransa 4 Ekim 1944'de, İtalya1946'da, Brezilya 1934'de, Filipinler 1937'de, Arjantin ve Meksika 1946'da, Japonya1945 te, Çin1947'de, Liberya 1947'de, Uganda' 1958'de, Nijerya 1960'da, İsviçre 7 Şubat 1971'de İsviçre'ye bağlı Appenzell kantonunda ise 1990' da kadınlar bu hakka sahip oldular.

Değerini bilen kadınlara kutlu olsun.

14.11.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00