BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
287
Dün
:
4936
Toplam
:
13340741
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
MUTLULUK VE BULUTLARDAKİ ATATÜRK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, insan yaşadıkça çok değişik şeylerden mutlu olabiliyor. Yaşadığımız güzel bir an, aldığımız bir hediye veya bir haber, sevdiklerimizle geçirdiğimiz birkaç saat, bir başarımız filan gibi. Bazen de hiç ummadığımız bir anda aldığımız bir haber bizi çok daha mutlu edebiliyor. 2011 yılından beri Yozgat Gazetesinde yayınlanan acizane yazılarımdan bazıları “birisi hariç” bana tarifi imkânsız mutluluklar yaşattı. Yazılarımda bazen anılarımda yaşattığım eski Yozgat’ı, ailemi, araştırmalarımı, yaşadıklarımı, yıllarca biriktirdiklerimi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bu paylaşımlarım hiç görmediğim, benden kilometrelerce uzaktaki sizlerle tanışmama ve hatta buluşmalarıma vesile oldu.

Çapanoğulları hadisesinde birlikte hareket eden “Piroğulları” ailesini anlattığım bir yazım yayınlandıktan bir yıl sonra torunlarından Sayın Şevket Piroğlu Amerika’dan aradı. Yine “Türkiye’nin ilk boks maçı” başlığıyla yayınladığım bir yazım yayınlandıktan çok sonra yazımın kahramanı Cemal Pehlivanın torunu Sayın Adanan Güçlü ile tanıştım. Bir yazımda sitayişle bahsettiğim ve 2008 yılında kaybettiğimiz değerli sanatçı, bir zamanların ünlü orkestrası “Üstün Poyraz Set”’in kurucusu Sayın Üstün Poyraz Beyefendi’nin (hakikaten beyefendi idi) oğlu Kaan Poyrazoğlu ile tanıştım. “Hacımirzaoğulları” ile ilgili yazımdan sonra çok sevdiğim çok değerli insan 12 Eylül sonrası önemli mahkemelerin başkanı veya üyesi Hakim Albay’ım Hikmet Hacımirzaoğlu’nu kaybettiğimizi öğrendim çok üzüldüm. Yozgat’ımızın önemli kişilerinden baba dostu otobüsçü “Seyit Taşan ve oğlu Necdet ağabey” ile ilgili anı yazımdan sonra torunları ile tanıştım. Zamanımızın evliya çelebisi, Yozgat lehçesinin piri, her organizasyonun sunucusu değerli kardeşim Sayın Rıfat Çakır ile hem İstanbul’u dolaştık hem saatlerce sohbet etme fırsatımız oldu.

Bunlardan birisi de “Bir Fotoğrafın Hikâyesi” başlıklı yazım oldu. Bu yazım sayesinde bu ilahi fotoğrafı bizlere bırakan Sayın Mustafa Kemal Aydoğan hocamızın oğlu Sayın Ahmet Yaşar Aydoğan Bey ile tanışma şerefine nail oldum. Bir fotoğrafın hikâyesine ondan aldığım taze bilgilerle devam ediyorum.
“Sayın Abdülkadir bey.. Ben o fotoğrafı çeken Mustafa Kemal Aydoğan'ın oğluyum. Kuzeniniz Zehra Gülcem Artam Hanım ile de bu vesile ile tanışmıştık. Kendisi sanıyorum anılarını yazdığı bir kitapta bu olaydan bahsetmek için benden izin istedi. Ben de tabi ki gururla dedim. Babam şu an 94 yaşında ve hayattadır. Sağlık durumları şimdilik idare ediyor, Allah sağlık versin diyoruz. Kışları İzmir’deler. Yazları Kuşadası İdareciler Sitesindeler. Gözleri görme özelliğini kaybetti diyebiliriz. Şekeri var ensülin oluyor. Bardağa düşecek son damlayı beklediğini, söylüyor.”

“Bulutlardaki Atatürk siluetinin fotoğrafını, 1953 yılında bir cumartesi günü resim öğretmeni olan babam Mustafa Kemal Aydoğan (D. 1920), İstiklal Marşı töreni esnasında Yozgat Lisesi bahçesinde hiç yanından ayırmadığı Rolloflex kutu makine ile çekmiştir. Bu makine yıllarca en iyi marka olarak tanınırdı. Fotoğrafta ayakta saygı duruşunda olan kişi de Lise Müdürü Rıfat Büke Beyefendidir. Fotoğrafın orijinalinde kenarda bir parmak görüntüsü de çıkmıştır. O da İstiklal Marşını yöneten müzik öğretmeninin parmağı imiş. Resmi önce o yıllarda Ankara da matbaası (Lale Matbaası) olan kardeşi Muammer Aydoğan’ın matbaasında basmak isterler. Amcamın, “bu resmi büyük ebada basarsak dağılır bunu ofset baskı yaparsak daha güzel olur” uyarısı üzerine yurt dışında bir yerde 100.000 adet ofset baskı yaptırırlar. O yıllarda Türkiye de ofset matbaa yokmuş. Babam bu resimleri, isteyen okullara ve resmi dairelere hiçbir ücret talep etmeden göndermişti. Daha sonra Yozgat’ta açılan ilk İmam Hatip Lisesine Müdür olarak atandı.”

“Fotoğrafı gören uzmanlar şöyle yorumlamışlardır; ATATÜRK Profili, arkasındaki bulut kümesinin en önünde ve ona birleşik olarak Türk Bayrağı ile aynı yöne bakmaktadır. Bayrağı tutan öğrenci, okul müdürü ve başöğretmen ATATÜRK aynı kare içinde bir araya gelmişler. Ünlü Amerikan dergisi LİFE bu fotoğraf ile ilgili röportaj yapmış ve fotoğraf Dünya Fotoğraf Tarihine geçmiştir. "BULUTLARDA ATATÜRK" fotoğrafı yurt içinde çeşitli sergilerde yer almıştır. Fotoğrafın bir örneği Anıtkabir Müzesinde yer almaktadır. Mili Eğitim Bakanlığı tarafından Okullardaki Atatürk Köşelerine (şimdilerde zorunluluğu kaldırıldı) önerilen fotoğraflar arasındaydı.”

Evet, olay aynen Sayın Ahmet Yaşar Bey’in ifade ettiği gibi olmuş. Babaannem rahmetli Esma Çapanoğlu’nun ve ağabeyi milli mücadeleden sonra eski Ankara valisi meşhur Avni Doğan Bey’in yeğeni rahmetli Gülten Erdik Hanımefendi, (Bkz. Yozgat gazetesindeki yazım “BÜYÜK SEL”) Yozgat Lisesi bahçesinde 1953 yılı bir cumartesi günü (bizim zamanımızda okullar cumartesi günleri yarım gün idi) bayrak töreni sırasında birden bulutlardaki bu oluşumu fark eder. Hemen hocası Mustafa Kemal Aydoğan Beyefendiye işaret eder. O da her daim yanında bulundurduğu fotoğraf makinesi ile bu enstantaneyi ölümsüzleştirir. Bana da Sayın Ahmet Yaşar Aydoğan gibi değerli bir dost kazandırır.





1954 yılı Yozgat Lisesi öğretmenleri; Birinci sıra soldan 1. Mustafa Kemal Aydoğan. İkinci sıra soldan 4. Açık renk elbiseli hanım eşi Makbule Aydoğan.

03.11.2014

Yazarın notu; Sayın Ahmet Yaşar Aydoğan sol köşesi soğuk mühürlü orjinal resmi bana hediye etmek lütfunda bulunmuştur.




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00