BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
195
Dün
:
4633
Toplam
:
14844454
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
MUTLULUK VE BULUTLARDAKİ ATATÜRK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, insan yaşadıkça çok değişik şeylerden mutlu olabiliyor. Yaşadığımız güzel bir an, aldığımız bir hediye veya bir haber, sevdiklerimizle geçirdiğimiz birkaç saat, bir başarımız filan gibi. Bazen de hiç ummadığımız bir anda aldığımız bir haber bizi çok daha mutlu edebiliyor. 2011 yılından beri Yozgat Gazetesinde yayınlanan acizane yazılarımdan bazıları “birisi hariç” bana tarifi imkânsız mutluluklar yaşattı. Yazılarımda bazen anılarımda yaşattığım eski Yozgat’ı, ailemi, araştırmalarımı, yaşadıklarımı, yıllarca biriktirdiklerimi sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Bu paylaşımlarım hiç görmediğim, benden kilometrelerce uzaktaki sizlerle tanışmama ve hatta buluşmalarıma vesile oldu.

Çapanoğulları hadisesinde birlikte hareket eden “Piroğulları” ailesini anlattığım bir yazım yayınlandıktan bir yıl sonra torunlarından Sayın Şevket Piroğlu Amerika’dan aradı. Yine “Türkiye’nin ilk boks maçı” başlığıyla yayınladığım bir yazım yayınlandıktan çok sonra yazımın kahramanı Cemal Pehlivanın torunu Sayın Adanan Güçlü ile tanıştım. Bir yazımda sitayişle bahsettiğim ve 2008 yılında kaybettiğimiz değerli sanatçı, bir zamanların ünlü orkestrası “Üstün Poyraz Set”’in kurucusu Sayın Üstün Poyraz Beyefendi’nin (hakikaten beyefendi idi) oğlu Kaan Poyrazoğlu ile tanıştım. “Hacımirzaoğulları” ile ilgili yazımdan sonra çok sevdiğim çok değerli insan 12 Eylül sonrası önemli mahkemelerin başkanı veya üyesi Hakim Albay’ım Hikmet Hacımirzaoğlu’nu kaybettiğimizi öğrendim çok üzüldüm. Yozgat’ımızın önemli kişilerinden baba dostu otobüsçü “Seyit Taşan ve oğlu Necdet ağabey” ile ilgili anı yazımdan sonra torunları ile tanıştım. Zamanımızın evliya çelebisi, Yozgat lehçesinin piri, her organizasyonun sunucusu değerli kardeşim Sayın Rıfat Çakır ile hem İstanbul’u dolaştık hem saatlerce sohbet etme fırsatımız oldu.

Bunlardan birisi de “Bir Fotoğrafın Hikâyesi” başlıklı yazım oldu. Bu yazım sayesinde bu ilahi fotoğrafı bizlere bırakan Sayın Mustafa Kemal Aydoğan hocamızın oğlu Sayın Ahmet Yaşar Aydoğan Bey ile tanışma şerefine nail oldum. Bir fotoğrafın hikâyesine ondan aldığım taze bilgilerle devam ediyorum.
“Sayın Abdülkadir bey.. Ben o fotoğrafı çeken Mustafa Kemal Aydoğan'ın oğluyum. Kuzeniniz Zehra Gülcem Artam Hanım ile de bu vesile ile tanışmıştık. Kendisi sanıyorum anılarını yazdığı bir kitapta bu olaydan bahsetmek için benden izin istedi. Ben de tabi ki gururla dedim. Babam şu an 94 yaşında ve hayattadır. Sağlık durumları şimdilik idare ediyor, Allah sağlık versin diyoruz. Kışları İzmir’deler. Yazları Kuşadası İdareciler Sitesindeler. Gözleri görme özelliğini kaybetti diyebiliriz. Şekeri var ensülin oluyor. Bardağa düşecek son damlayı beklediğini, söylüyor.”

“Bulutlardaki Atatürk siluetinin fotoğrafını, 1953 yılında bir cumartesi günü resim öğretmeni olan babam Mustafa Kemal Aydoğan (D. 1920), İstiklal Marşı töreni esnasında Yozgat Lisesi bahçesinde hiç yanından ayırmadığı Rolloflex kutu makine ile çekmiştir. Bu makine yıllarca en iyi marka olarak tanınırdı. Fotoğrafta ayakta saygı duruşunda olan kişi de Lise Müdürü Rıfat Büke Beyefendidir. Fotoğrafın orijinalinde kenarda bir parmak görüntüsü de çıkmıştır. O da İstiklal Marşını yöneten müzik öğretmeninin parmağı imiş. Resmi önce o yıllarda Ankara da matbaası (Lale Matbaası) olan kardeşi Muammer Aydoğan’ın matbaasında basmak isterler. Amcamın, “bu resmi büyük ebada basarsak dağılır bunu ofset baskı yaparsak daha güzel olur” uyarısı üzerine yurt dışında bir yerde 100.000 adet ofset baskı yaptırırlar. O yıllarda Türkiye de ofset matbaa yokmuş. Babam bu resimleri, isteyen okullara ve resmi dairelere hiçbir ücret talep etmeden göndermişti. Daha sonra Yozgat’ta açılan ilk İmam Hatip Lisesine Müdür olarak atandı.”

“Fotoğrafı gören uzmanlar şöyle yorumlamışlardır; ATATÜRK Profili, arkasındaki bulut kümesinin en önünde ve ona birleşik olarak Türk Bayrağı ile aynı yöne bakmaktadır. Bayrağı tutan öğrenci, okul müdürü ve başöğretmen ATATÜRK aynı kare içinde bir araya gelmişler. Ünlü Amerikan dergisi LİFE bu fotoğraf ile ilgili röportaj yapmış ve fotoğraf Dünya Fotoğraf Tarihine geçmiştir. "BULUTLARDA ATATÜRK" fotoğrafı yurt içinde çeşitli sergilerde yer almıştır. Fotoğrafın bir örneği Anıtkabir Müzesinde yer almaktadır. Mili Eğitim Bakanlığı tarafından Okullardaki Atatürk Köşelerine (şimdilerde zorunluluğu kaldırıldı) önerilen fotoğraflar arasındaydı.”

Evet, olay aynen Sayın Ahmet Yaşar Bey’in ifade ettiği gibi olmuş. Babaannem rahmetli Esma Çapanoğlu’nun ve ağabeyi milli mücadeleden sonra eski Ankara valisi meşhur Avni Doğan Bey’in yeğeni rahmetli Gülten Erdik Hanımefendi, (Bkz. Yozgat gazetesindeki yazım “BÜYÜK SEL”) Yozgat Lisesi bahçesinde 1953 yılı bir cumartesi günü (bizim zamanımızda okullar cumartesi günleri yarım gün idi) bayrak töreni sırasında birden bulutlardaki bu oluşumu fark eder. Hemen hocası Mustafa Kemal Aydoğan Beyefendiye işaret eder. O da her daim yanında bulundurduğu fotoğraf makinesi ile bu enstantaneyi ölümsüzleştirir. Bana da Sayın Ahmet Yaşar Aydoğan gibi değerli bir dost kazandırır.





1954 yılı Yozgat Lisesi öğretmenleri; Birinci sıra soldan 1. Mustafa Kemal Aydoğan. İkinci sıra soldan 4. Açık renk elbiseli hanım eşi Makbule Aydoğan.

03.11.2014

Yazarın notu; Sayın Ahmet Yaşar Aydoğan sol köşesi soğuk mühürlü orjinal resmi bana hediye etmek lütfunda bulunmuştur.




Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR VALİ, BİR ÖĞRETMEN, BİR 10 KASIM
Sayın Çapanoğlu,
Bu güzel yazınız bana kendi öğretmenlerimi hatırlattı. Hepsinin mekânı cennet olsun. Onları kınayanlara acımaktan başka yapacak bir şey yok. Öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin mahiyetini idrak edemeyenler, onların ne kadar zor bir işi başarmak için gayret sarfettiklerini bilmeyenler, nihayet o kutsal mesleği de bir dönem ideolojik şaşırmışlıklara alet ettiler. Ben bu dönemlerin hepsini yaşadım, yakinen bilirim. O yüzden değil midir bu mesleğin artık giderek okul basıp öğretmen dövmeye, öldürmeye kadar varan her türlü saygısızlığın fütursuzca işlendiği bir çılgın gidişe muhatap edilmesi? Bu rezalette mesleğin onuruna yakışmayacak karakterdeki kifayetsiz öğretmenlerin de bu çorbada tuzu olması ayrı ve üzücü bir bahis.
Selam ve saygı ile.
A. Y. Ocak
Ahmet Yaşar Ocak -- 12.11.2018 11:17
29 EKİM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi, yazılarınız gibi yorumlarınız da edebi bir değer taşıyor. Antalya Seyahatnamesi yazımı tüm detaylarına kadar o kadar güzel anlatmışsınız ki ben de sizin yorumunuzu okuyunca fark ettim. Çok teşekkür ediyorum, eşimde size selam ve hürmetlerini iletiyor.

Değerli Yasin Ali Er Hocam yorumunuzdaki benim ile ilgili güzel duygularınız için çok teşekkür ederim, teveccühünüz. Dostluğunuzdan şeref duyuyorum. Sağ olun.

Değerli Muhsin Hocam, buyurduğunuz gibi Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiğiz, laik ve çağdaşız sonuna kadar da öyle olacağız. Allah bu millete zeval vermesin. Güzel dilekleriniz için de teşekkür ederim. Sağ olun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.11.2018 21:28
29 EKİM
Ne mutlu böyle bir günde doğduğunuz için. Size nice mutlu yıllar diliyorum. Ülkemizin sizin gibi Atatürkçü, cumhuriyetçi, çağdaş kalemlere gereksinimi var.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 31.10.2018 12:04
29 EKİM
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu Üstadım!
Doğum gününüzün Cumhuriyet Bayramı sabahına tevafuk edişi, sosyal paylaşım sitesinde de dikkatimi çekmişti.
Hayırlı bir günde hayırlı bir insanın doğuşu bizim de şansımız olmalı ki, sizi tanımak ve yazılarınızı okuyarak, birikiminizden istifade etmemiz mümkün oluyor.
Doğum gününüzü tekrar kutluyor, aileden ahirete göçenlere rahmet, size ve sevdiklerinize sağlıklı ömürler diliyorum.
İyi ki doğmuşsunuz güzel ADAM...
Yasin Ali ER -- 30.10.2018 12:53
ANTALYA SEYAHATNAMESİ
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum mu, sizinle beraber aynı yolculuğumu yaptım anlayamadım. Taaa ki kelle paşa çorbasına gelesiye... Öyle güzel anlatmışsınız ki hiç bir teferruatı üşenmeden atlamamış; tek tek zaman, mekan,saat, hız, mesafe, tanımlama ve çorbanın faydaları.

Bu yazıyı okuyan hem seyahat eder, hem de bilgilenir. Paça çorbasının faydalarını, esnafların kabalıklarını yerli yerinde sıralamışsınız. Yazı uzun fakat okumuyor, adeta gezdiriyor, o anı yaşatıyorsunuz. Bu nedenle yazının uzunluğu kimsenin gözünü korkutmasın... Bir şehir bu kadar derinlemesine rapor edile birdi. Doğa, kültür, hava durumu, sosyal yaşantı, ekonomi, çevre, hayvan sevgisi, yemek kültürü, insan davranışları, hayvan davranışları, tavukların yaşantıları, hindilerin farklılıkları....

Aynı güzergahta çalışan trafik polisleri bile sizin kadar yolların halini, ahvalini tanımlayacağını sanmıyorum..

Antalya nın iklimi ve sosyal yaşantısı, insanların soğukkanlı davranışları konusunda hem fikirim. Sevmediğim şehirlerden biridir.

Arı,duru hoş sohbet tadında, diğer yazılarınız gibi okundukça okunası bir yazı. Kaleminiz var olsun.

Eşiniz hanımefendiye ve sizlere hürmetler, selamlar...
Kadriye ŞAHİN -- 28.10.2018 22:50
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00