BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
257
Dün
:
4936
Toplam
:
13340893
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Eisenhower,Celal Bayar ve Altından çıkan Çapanoğlu
capanoglukadir@yahoo.com.tr
CELAL BAYAR

Merhum Celal Bayar, ABD Başkanı Eisenhower’ın davetlisi olarak 28 Ocak–27 Şubat 1954 tarihleri arasında tam bir ay Amerika’dadır. Sohbet sırasında Devlet Başkanı Eisenhower, “ Ekselans, çok karıştırma altından Çapanoğlu çıkar” esprisi yapar. Şaşıran Bayar, bu deyimi nereden işittiğini sorar. Eisenhower, “Avrupa’da Nato Başkumandanı iken Türklerin kendi aralarındaki konuşmalarında çok işitmiştim oradan aklımda kalmış” diye cevap verir

III.Selim ve II. Mahmut’un Ayn-ül Ayan (Ayanların en gözdesi) diye vasıflandırdıkları Çapanoğlu Süleyman Bey, 1806'dan beri devam eden Rus harbine de asker göndermişti. Savaşlara başkomutan olarak bizzat katılan oğlu Mehmet Celalettin Paşa da 1811 de Ruslara esir düşer. Süleyman Bey oğlunun kurtarılması için Padişahtan yardım ister. Padişahın birkaç müracaatına Çar I. Aleksandr cevap vermez. Bunun üzerine Süleyman Bey, Padişahtan izin isteyerek Çar’ şu mealde bir mektup gönderir. “Çar Hazretleri, Bir aya kadar oğlum Süleyman Bey Bozok'a döndü, döndü... Dönmedi, Yozgat'tan atıma biner, çıkar gelir oğlumu alırım” der. Mektubu alan Çar, “Bindirin bu Çapanoğlu Bey’ini hemen memleketine gönderin" emrini verir. Adamları "Aman Haşmetmeap, koca Padişahın mektuplarına cevap vermediniz ama Çapanoğlu Beyi’nin bir mektubuna hemen bu kararı verdiniz!" derler. Rus Çarı, "Siz Çapanoğlu'nu bilmezsiniz. O, Yozgat'tan bir atlı ile çıkar, Moskova'ya gelinceye kadar yüz bin atlı olur, başımıza bela olur!" diye cevap verir.

Çar I. Aleksandr, Mehmet Celalettin Paşaya altı atın çektiği çok güzel bir kupa (Fayton benzeri kapalı yaylı araba) hediye eder ve onunla Yozgat’a gelir. Bu kupa daha sonra Süleyman Bey ve çocukları tarafından kullanılmıştır. Değişik tarihlerde Yozgat’a gelen ünlü İngiliz Seyyah J.D.M.Kinneir, C.Texier, P.V.Tschıhatschff, H. Bart, F. Barnaby gibi seyyahlar, Süleyman Bey’in akşamüzeri gösterişli arabasıyla gezintiye çıktığını, bu arabanın, oğlu Halep Paşası Mehmet Celalettin Paşa’ya ait olduğunu ve altı at tarafından çekildiğini yazar.Çapanoğulları'nın bu hizmetlerine karşılık padişah, Süleyman Bey'e 1808'de Şarki Karahisar sancağı voyvodalığını, 1810 ve 1811 yıllarında Kayseri ve Kırşehir sancakları mütesellimliklerini tevcih etti. Yeğeni Ahmet Bey’e de 12 Ekim 1808'de kapucubaşılık payesi verdi. Bu iki olaydan anlaşılacağı üzere “Altından Çapanoğlu çıkar” deyimin yaratılmasına sebep olan Çapanoğlu Süleyman Bey’in ünü Amerika’dan Rusya’ya kadar yayılmıştı.

Celal Bayar ile ilgili başka bir anıyı da arz edeyim; Merhum Bayar, Cumhurbaşkanlığı sırasında, Kayseri cezaevini ziyaret eder. Koğuşları dolaştığı sırada bir mahkûmun hiç oralı olmayıp yatağından kalkmadığını görür ve sinirlenir, yetkililer hasta olduğunu söyleyince, merakla iki kişinin katili olan mahkûmun yanına giderek hatırını sormak ister. Yatağına gelen kişinin önemli bir şahsiyet olduğunu anlayan mahkûm terslenerek "Şu pencereden Erciyes'in karını da görmesem burada çıldıracağım" deyince sinirlenir. Cezaevi müdürüne duvarların yükseltilmesini emreder. Gereği yapılır ve duvarlar yükseltilir Mahkûmlarla dağ arasına duvar girer.1960 ihtilal’i olur. Bayar da tutuklular arasındadır. Cezası kesinleşince, ünlü şairimiz Faruk Nafiz Çamlıbel ile Erciyes cezaevinde aynı koğuşa konur. Gardiyanlar Faruk Nafiz’e özel ilgi ve saygı gösterirler ama Celal Bayar'ın yüzüne bakan yoktur. Bir gün Faruk Nafiz Çamlıbel gardiyana "Şu duvarlar belli ki sonradan yükseltilmiş, kimin neresine battı da duvarlar yükseltildi acaba?"deyince, fırsat kollayan gardiyan gülerek, Celal Bayar'ın yüzüne bakar "Emri veren yabancınız değil, uzağınızda da değil, dibinizde, sizin koğuş arkadaşınız" diyerek kapıyı kapatır, sürgüyü çeker gider.

İSMET İNÖNÜ VE HAYDAR ALİYEV

İsmet Paşa bir akşam Başbakanlıktaki geniş bir salonda yirmi-otuz kadar parti ileri geleni ile toplantı halinde iken birkaç kez elektrikler kesilir. Ortalık yarı karanlık ve kasvetli bir hal alınca İsmet Paşa bu kasvetli sessizliği yenmek amacıyla “memlekete bol ışık lazım” şeklinde bir söz söyler. Salonda bulunanlardan bir kısmı sanki büyük bir vecize duymuşlar gibi paşaya hayranlık yarışına başlarlar. “Hakkınız var paşam”. “Elektrik ışığını köylere kadar yayacağız paşam”. “Sayenizde memleketi nura gark edeceğiz paşam” gibi cümlelerle yağcılık yarışına girerler.

Bu olay bana yıllar önce Azerbaycan televizyonunda izlediğim bir programı hatırlattı. Bakü de uzun süren bir elektrik kesintisi olmuş. Başkan Haydar Aliyev bütün bakanlar kurulunu toplamıştı. Dikdörtgen şeklindeki masanın başında yan oturan Aliyev, ilgili bakanlara sen diye eli ile işaret ediyor, ilgili bakan da önünü ilikleyip ayağa kalkarak kem küm ediyor konu hakkında bilgi vermeye çalışıyor ama Aliyev’i ikna edemiyor ve azarlanıyorlardı. İlgili müdür ise yan taraftaki kürsüde bekliyordu. Savunmalar bitince, Bakün’ün tek bir elektrik hattı ile beslendiği ortaya çıktı. Aliyev, önce bu güne kadar neden ikinci bir hat ile yedeklenmediğini sordu ve bakan dâhil tüm yetkilileri sert bir biçimde azarladı. Sonra kürsüde bekleyen müdüre döndü ve özetle şöyle dedi.”Hülasa, senin gibi genç bir mühendise çok fazla yetki verilmiş. Sende emrindekilere yeteri kadar hâkim olamamışsın. Bir amir maiyetindekileri avucunun içinde tutar. Bu seferlik bağışlıyorum.” Bu yargılamayı tüm Azerbaycan halkı ile bizde televizyondan naklen izlemiştik.

Kurban Bayramınız kutlu olsun.

Yazarın notu : Altından Çapanoğlu çıkar ve Çapanoğlu'nun abdest suyu deyimlerini sonraki bir yazımda anlatacağım.

03.10.2014

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00